Nisa Suresi 81. Ayet — Elfaz
Sana "baş üstüne" derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah, onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
1وَيَقُولُونَve yeḳūlūnederler kiİsti'nafiye Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
3فَاِذَاfe iƶāfakatİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
4بَرَزُواberazūçıkıncaMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibب ر زÇıktı/geldi/bayıldı/ileri gitti, yayınlandı, ortaya çıktı, belirgin/açık/aşikar hale geldi, belirgin/çıkıntılı hale geldi, ortaya koydu, üretmek/yayınlamak, açığa çıkardı, geride bırakmak/geçmek, bir şeyin ötesine geçmek, hoş/güzel görünüm ve zeka ile karakterize edilmiş bir adam, ağaçsız geniş arazi veya açık alan
5مِنْmin-danHarf-i Cer
6عِنْدِكَǐndikesenin yanın-İsim+Zamirع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.
7بَيَّتَbeyyetegeceleyin kurarlarMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıب ي تEv, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir
9مِنْهُمْminhumiçlerindenHarf-i Cer+Zamir
10غَيْرَğayratersiniİsimغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.
11الَّذِيelleƶīşeyinİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
12تَقُولُteḳūlusöylemiş olduğunMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
13وَاللّٰهُve(a)llahuAllahİsti'nafiye Edatı+Lafza-i Celal
14يَكْتُبُyektubuyazmaktadırMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
15مَاmāşeyleriİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
16يُبَيِّتُونَyubeyyitūnegeceleyin düşünüp kurduklarınMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıب ي تEv, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir
17فَاَعْرِضْfe eǎ'riDsen aldırmaİsti'nafiye Edatı+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.
18عَنْهُمْǎnhumonlaraHarf-i Cer+Zamir
19وَتَوَكَّلْve tevekkelve dayanBağlaç+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatab · Tefa''ul Bâbıو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.
20عَلَىǎlāHarf-i Cer
21اللّٰهِ(a)llahiAllah'aLafza-i Celal
22وَكَفٰىve kefāve yeterİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك ف يYeterli olmak, yetmek.
23بِاللّٰهِbi(a)llahiAllahHarf-i Cer+Lafza-i Celal
24وَكِيلًاvekīlenvekil olarakİsimو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.