Nisa Suresi 80. Ayet — Elfaz
Kim peygambere itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.
1مَنْmenkimŞart Edatı
2يُطِعِyuTiǐita'at ederseMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.
3الرَّسُولَr-rasūleElçi'yeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
4فَقَدْfe ḳadmuhakkak kiSonuç Edatı+Kesinlik Edatı
5اَطَاعَeTāǎita'at etmiş olurMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.
6اللّٰهَ(a)llaheAllah'aLafza-i Celal
7وَمَنْve menkim deBağlaç+Şart Edatı
8تَوَلّٰىtevellāyüz çevirirseMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tefa''ul Bâbıو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak
9فَمَاfe māSonuç Edatı+Harf-i Nefi
10اَرْسَلْنَاكَerselnākebiz seni göndermedikMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
11عَلَيْهِمْǎleyhimonların üzerineHarf-i Cer+Zamir
12حَفِيظًاHafīZenbekçiİsimح ف ظBir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya almak), hatırlamak, savunmak, bir şeyin kaybolmasını engellemek, dikkatli veya uyanık olmak, bir şeye azimle/sürekli/sebatla kendini adamak, tetikte veya ihtiyatlı olmak, bir kişiyi kızdırmak veya kızmak.