Nisa Suresi 32. Ayet — Elfaz
Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
1وَلَاve lāİsti'nafiye Edatı+Nehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
2تَتَمَنَّوْاtetemennevgöz dikmeyinMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tefa''ul Bâbıم ن يBirini denemek veya kanıtlamak, arabuluculuk yapmak, dilemek veya arzulamak.
3مَاmāşeylereİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4فَضَّلَfeDDeleüstün kıldığıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek
5اللّٰهُ(a)llahuAllah'ınLafza-i Celal
6بِهِbihionunlaHarf-i Cer+Zamir
8عَلٰىǎlākarşıHarf-i Cer
10لِلرِّجَالِli r-ricālierkeklere vardırHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.
12مِمَّاmimmāşeylerdenHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
13اكْتَسَبُواktesebūkazandıklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.
14وَلِلنِّسَاءِve li n-nisā'ive kadınlara vardırBağlaç+Harf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن س وKadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur.
16مِمَّاmimmāşeylerdenHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
17اكْتَسَبْنَktesebnekazandıklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müennes Gaib · İfti'âl Bâbıك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.
18وَسْـَٔلُواve selūisteyinİsti'nafiye Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek
19اللّٰهَ(a)llaheAllah'ınLafza-i Celal
20مِنْmin-ndanHarf-i Cer
21فَضْلِهِfeDlihilutfu-İsim+Zamirف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek
22اِنَّinnekuşkusuzHarf-i Nasb
23اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
24كَانَkāneMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
25بِكُلِّbi kulliherHarf-i Cer+İsimك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetli
26شَيْءٍşey'inşeyiİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
27عَلِيمًاǎlīmenbilendirİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname