Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz muhafazalıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.

فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَقَتْلِهِمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ بَلْ طَبَعَ اللّٰهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَلِيلًا

fe bi mā neḳDihim mīṧāḳahum ve kufrihim bi āyāti (a)llahi ve ḳatlihimu l-enbiyā'e bi ğayri Haḳḳin ve ḳavlihim ḳulūbunā ğulfun bel Tabeǎ (a)llahu ǎleyhā bi kufrihim fe lā yu'minūne illā ḳalīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَبِمَاfe bi māsebebiyle
2نَقْضِهِمْneḳDihimن ق ضYıkmak, bozmak, sözleşmeyi bozmak, bir şeyi iptal etmek, anlaşmayı ihlal etmek, çözmek/bükmekbozmaları
3مِيثَاقَهُمْmīṧāḳahumو ث قBirine güvenmek, dayanmak, bağlanmak.sözlerini
4وَكُفْرِهِمْve kufrihimك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretve inkar etmeleri
5بِاٰيَاتِbi āyātiا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerini
6اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
7وَقَتْلِهِمُve ḳatlihimuق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakve öldürmeleri
8الْاَنْبِيَٓاءَl-enbiyā'eن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberkastedilen/bilinen nebileri
9بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.yere
10حَقٍّHaḳḳinح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhaksız
11وَقَوْلِهِمْve ḳavlihimق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve demeleri(nden ötürü)
12قُلُوبُنَاḳulūbunāق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerimiz
13غُلْفٌğulfunغ ل فİçine koymak, bir kaplama ile donatmak, sıvamak, bulaştırmak, sünnetsiz, çevrelemek, zarfkılıflıdır
14بَلْbelhayır, fakat
15طَبَعَTabeǎط ب عMühürlemek/damgalamak/basmak/kazımak/baskı yapmak/damgalamak/şekillendirmek, kirletmek, paslandırmak, bir şeyin üzerini örtmek ve bir şeyin girmesini engellemek, bir şeye uyum sağlama/eğilim, uyuşuk/tembel/miskin olmak, utandırmak/onurunu kırmak, keskin zihin gücü olmamak, yani çok paslı kılıç gibi keskinliği olmamak, iyice/ağırca yüklemek, güçlü bir şekilde etki bırakmak.mühürlemiştir
16اللّٰهُ(a)llahuAllah
17عَلَيْهَاǎleyhāüzerini
18بِكُفْرِهِمْbi kufrihimك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkarlarından ötürü
19فَلَاfe lā
20يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanartık inanmazlar
21اِلَّاillāancak
22قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.pek az

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra sözlerinde durmayıp ahitlerini bozmaları, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve kalplerimiz kapalı, anlamıyoruz demeleri yüzünden cezalarını buldular; kalplerini, küfürleri yüzünden Allah kapamıştır, o yüzden de içlerinden ancak pek azı imana gelir.

Adem Uğur

Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kılıflanmıştır" demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı müstesna artık iman etmezler.

Ahmed Hulusi

Ahdlerinden dönmeleri, Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar etmeleri, Hakk'ın muradına karşı Nebileri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kılıflıdır" (şuurlarımız koza içindedir) demeleri yüzünden, yaptıklarının karşılığını verdik. Bilakis inkarları yüzünden anlayışlarını kilitledik! Artık pek azı hariç, iman etmezler!

Ahmet Tekin

Verdikleri kesin sözü, taahhüdü bozmaları, sözlerinden dönmeleri; Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haklı bir sebep ortada yokken peygamberleri öldürmeleri, 'Kalplerimiz, kafalarımız Hakka kapalıdır, Allah’a verdiği taahhüdü yemiştir, kaşarlaşmıştır' demeleri, aslında, küfürleri sebebiyle Allah’ın kalplerini, kafalarını anlayışsız hale getirmesindendir. Azıcık bir kesimi, çok az şeye iman edecekler.

Ahmet Varol

Sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: 'Bizim kalplerimiz örtülüdür' [26] demeleri yüzünden (Allah onları lanetledi). Hayır, aksine inkar etmelerinden dolayı Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık çok azı dışında onlar iman etmezler.

Ali Bulaç

Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerine karşı inkara sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: "Kalplerimiz örtülüdür" demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkarları dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar.

Ali Fikri Yavuz

Fakat onların ahidlerini (vardıkları o sağlam sözleri) bozmaları, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve “-kalblerimiz perdelidir”, demeleri sebebiyle kendilerine lânet ettik. Doğrusu Allah, onların kalbleri üzerine, küfürleri yüzünden mühür vurmuştur. Onun için, pek azı müstesnâ, onlar imana gelmezler.

Ali Rıza Safa

Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini inkar ettikleri, peygamberleri haksız yere öldürdükleri ve "Yüreklerimiz korunaklıdır!" dedikleri için. Evet! Allah, nankörlük ettikleri için, onların üzerine damga vurmuştur. Artık, çok azı dışında inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kılıflıdır" demeleri sebebiyle onları lanetledik, türlü belalar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildi; tam aksine inkarları sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı inanır.

Bekir Sadak

Sozlesmelerini bozmalari, Allah'in ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksiz yere oldurmeleri, «Kalblerimiz perdelidir» demelerinden oturu Allah, evet, inkarlarina karsilik onlarin kalblerini muhurledi, onun icin bunlarin ancak pek azi inanir.

Celal Yıldırım

Verdikleri kesin ve sağlam sözlerini bozmaları, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve «kalblerimiz kılıftır veya kılıflıdır» demeleri sebebiyledir ki, (kendilerini lanetledik). Belki küfürleri sebebiyle Allah onların kalblerini mühürledi de bu yüzden —azı müstesna— imâna gelmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve “Kalplerimiz kılıflanmıştır” demeleri sebebiyle... Dahası inkârları sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur. Pek azı müstesna artık iman etmezler.

Diyanet İşleri

Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz muhafazalıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.

Diyanet İşleri (eski)

Sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri, 'Kalblerimiz perdelidir' demelerinden ötürü Allah, evet, inkarlarına karşılık onların kalblerini mühürledi, onun için bunların ancak pek azı inanır.

Diyanet Vakfi

Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve «Kalplerimiz kılıflanmıştır» demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı müstesna artık iman etmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Verdikleri sözden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberlerini öldürmeleri ve «kalblerimiz kılıflıdır» demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik). Doğrusu Allah, inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Pek azı hariç onlar inanmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve "kalplerimiz kılıflı" demeleri sebebiyle, -Doğrusu Allah, inkarları yüzünden onların kalplerini mühürlemiştir de onun için pek azı dışındakiler iman etmezler-

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine misaklarını nakzetmeleri ve Allahın ayatına küfürleri ve Enbiyayı nahak yere katilleri ve "kalblerimiz gılıflı" demeleri sebebiyle -ki doğrusu Allah o kalblerin üzerini küfürlerile tab'etmiştir- de onun için iymana gelmezler meğer ki pek az

Erhan Aktaş

Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini küfrettikleri, nebileri haksız yere öldürdükleri ve "Bizim kalplerimiz örtülüdür." dedikleri için; evet Allah, küfürlerinden dolayı, onların kalplerini mühürlemiştir. Bu nedenle pek azı hariç, iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini küfrettikleri, nebileri haksız yere öldürdükleri ve "Bizim kalplerimiz örtülüdür." dedikleri için; evet Allah, Küfürlerinden dolayı, onların kalplerini mühürlemiştir. Bu nedenle pek azı hariç, iman etmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Verdikleri sözü bozdukları, Allah'ın ayetlerini inkar ettikleri, nebileri haksız yere öldürdükleri ve "Bizim kalplerimiz örtülüdür." dedikleri için; evet Allah, gerçeği yalanlayarak nankörlük ettiklerinden dolayı, onların kalplerini mühürlemiştir. Bu nedenle pek azı hariç, iman etmezler.

Fizilal-il Kuran

Yahudiler verdikleri sözlerinden caydılar. Allah'ın ayetlerini inkar ettiler, Peygamberlerini, sebepsiz yere öldürdüler ve 'Bizim kalplerimiz kılıçla kaplıdır' dediler. Oysa Allah kafirlikleri sebebiyle kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, pek azı dışında iman etmezler.

Gültekin Onan

Onların kendi sözlerini bozmaları, Tanrı'nın ayetlerine küfretmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: "Kalplerimiz örtülüdür" demeleri nedeniyle (onları lanetledik). Hayır, Tanrı, küfrettikleri için ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onlar, azı dışında inanmazlar.

Hamdi Döndüren

Verdikleri sözden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve “kalplerimiz perdelidir.” demeleri yüzünden (başlarına belâlar getirdik). Doğrusu Allah, inkârları yüzünden onların kalplerini mühürlemiştir. Bu yüzden, onların pek azı dışında, inanmazlar.

Hasan Basri Çantay

(Fakat) onların (verdikleri) o sağlam sözleri bozmaları, Allahın ayetlerini inkar ederek kafir olmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve "Kalblerimiz perdelidir" demeleri sebebiyle (dir ki biz kendilerine lanet etdik.) Hayır, Allah onların kalbleri üzerine, küfürleri yüzünden, mühür basmışdır. Artık onlar, birazı müstesna olmak üzere, iman etmezler.

Hasib Asutay

Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve 'Kalplerimiz kılıflıdır' demeleri yüzünden (onları cezalandırdık). Bilakis inkârları sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur. Pek azı dışında artık onlar iman etmezler. (61) (61. Yahut çok az şeye inanırlar.)

Hayrat Neşriyat

Fakat sözlerini bozmaları, Allah’ın âyetlerini inkârları, (Zekeriyyâ ve Yahyâ’ya yaptıkları gibi) peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: 'Kalblerimiz perdelidir (bir şey anlamayız)!' demeleri sebebiyle (onlara lâ'net ettik)! Bil'akis küfürleri sebebiyle Allah onların (o kalblerin) üzerine mühür vurmuştur. Bu yüzden, pek azı müstesnâ, îmân etmezler.

İbni Kesir

Sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberlerini haksız yere öldürmeleri, kalblerimiz perdelidir, demeleri yüzünden Allah, evet, inkarlarına karşılık onların kalblerini mühürledi, onun için bunların pek azı hariç inanmazlar.

Mehmet Okuyan

Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri ve “Kalplerimiz perdelidir!” demeleri sebebiyle (onları cezalandırmıştık). Aksine (dahası), küfürleri sebebiyle Allah onlara (kalplerine) mühür vurmuştur; azı hariç artık iman etmezler.

Muhammed Esed

Böylece, taahhütlerini çiğnedikleri, Allahın mesajlarını reddettikleri, peygamberleri haksız yere öldürdükleri ve "Kalplerimiz zaten bilgi ile doludur" diye böbürlendikleri için (onları cezalandırdık), hayır, aslında Allah, hakikati inkar etmelerinden dolayı onların kalplerini mühürlemiştir ve (şimdi) artık çok az şeye inanırlar;

Mustafa İslamoğlu

İşte böylece, taahhütlerini çiğnedikleri Allah'ın mesajlarını reddettikleri, peygamberleri haksız yere öldürdükleri ve "Kalplerimiz (bilgi ile) kaplıdır!" dedikleri için (onları cezalandırdık). Bilakis Allah inkarlarından dolayı onların kalplerini mühürlemiştir ve işte onlar (bu nedenle) inanmazlar; çok azı müstesna.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onlar ahidlerini bozmaları ve Allah Teâlâ'nın âyetlerini inkâr eylemeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve «Bizim kalblerimiz perdelidir,» demeleri sebebiyle (lânete uğramışlardır). Hayır, Allah Teâlâ onların kalblerini küfürleri sebebiyle mühürlemiştir. Binaenaleyh pek azı müstesna olmak üzere onlar imân etmezler.

Ömer Öngüt

Sözlerini bozmaları, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve: “Kalplerimiz perdelidir. ” demeleri sebebiyle (lânete uğramışlardır). Hayır! Tam aksine, küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur. Pek azı hariç, artık onlar iman etmezler.

Suat Yıldırım

(155-158) İşte sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve "kalplerimiz perdelidir" demeleri -ki kalpleri perdeli yaratılmış olmayıp, Allah inkârcılıkları sebebiyle kalplerini mühürledi de artık onlar pek az inanırlar- yine inkârları ve Meryem aleyhinde müthiş bir iftira atmaları ve "Biz Allah’ın resulü(!) Meryem oğlu Mesih Îsâ’yı katlettik!" demeleri yüzünden, onların başlarına belalar vererek cezalandırdık, kalplerini mühürledik. Oysa onlar Îsâ’yı öldüremediler, asamadılar da; öldürülen başkası idi, lâkin kendilerine ona benzer gösterildi. Îsâ hakkında ihtilâfa düşenler de bu hususta şüphe içindedirler. Bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tâbi olmaktan başka bir şeye dayanmazlar. Onu kesinlikle öldüremediler. Doğrusu Allah onu kendi katına yükseltti. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).

Süleyman Ateş

Sözlerini bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, haksız yere peygamberleri öldürmelerinden ve "Kalblerimiz kılıflı" demelerinden ötürü (başlarına belalar getirdik). Hayır, fakat inkarlarından ötürü Allah o kalblerin üzerini mühürlemiştir. Artık pek az inanırlar.

Süleymaniye Vakfı

Sözlerinden caymaları, kafirlik etmeleri /Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnmeleri, nebilerini bir gerçeğe dayanmadan itibarsızlaştırma çabaları ve "Bizim (bu sözlere) karnımız tok!" demeleri sebebiyle dışlandılar. Aslında kafirlikleri sebebiyle Allah, kalplerinde yeni bir yapı oluşturmuştur. Pek azı hariç artık onlar inanıp güvenmezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sözlerinden caymaları, Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelmeleri (kafirlik etmeleri), nebileri haksız yere öldürmeleri ve "Bizim gönüllerimiz tok!" demeleri yüzünden (cezalarını buldular). Hayır! Ayetleri görmezlikten gelmeleri sebebiyle Allah, kalplerinde bir huy oluşturmuştur. Artık pek az inanırlar.

Şaban Piriş

Verdikleri sözü bozmaları, Allah'ın ayetlerini tanımamaları ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve -Kalplerimiz perdelidir, demeleri sebebiyle evet, Allah kafirlikleri sebebiyle kalplerini mühürlediği için çok azı dışında onlar iman etmezler.

Tefhim-ul Kuran

Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerine karşı küfre sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: «Kalplerimiz örtülüdür» demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, küfürleri dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar.

Ümit Şimşek

Onların başlarına gelen ceza, ahitlerini bozmaları, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve 'Kalplerimiz örtülüdür' demeleri yüzündendir-ki, onların kalplerini inkârları sebebiyle Allah mühürlemiştir de onun için pek azı iman eder.

Yaşar Nuri Öztürk

Başlarına gelenler; ahitlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "kalplerimiz kılıflıdır" demeleri yüzündendir. Doğrusu, Allah küfürleri yüzünden kalpleri üzerine mühür basmıştır da pek azı müstesna, iman etmezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar bağladıqları əhd-peymanı pozduqlarına, Allahın ayələrini inkar etdiklərinə, peyğəmbərləri haqsız yerə öldürdüklərinə və: “Qəlblərimiz qapalıdır!”– demələrinə görə lənətə düçar edildilər. Xeyr, küfrləri üzündən Allah onların qəlblərini möhürləmişdir. Onlar olduqca az inanırlar (yaxud onların yalnız az bir hissəsi iman gətirir).

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Lakin onlar verdikləri əhdi pozduqları, Allahın ayələrini inkar etdikləri, peyğəmbərləri haqsız yerə öldürdükləri və: ″Ürəklərimiz pərdəlidir!″ - dedikləri ucundan (Allahın ləʼnətinə düçar oldular). Bəli, öz küfrləri üzündən Allah onların ürəklərinə möhür vurmuşdur (kilidləmişdir). Buna görə də onların yalnız az bir hissəsi iman gətirər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Weil sie ihre Verpflichtung brachen, die Zeichen Gottes leugneten und die Propheten unrechtmäßig töteten, zürnten Wir ihnen, auch deswegen, weil sie sagten: ʺUnsere Herzen sind fest verschlossen. ʺ In Wirklichkeit hat Gott ihre Herzen mit ihrem Unglauben versiegelt, und so glauben nur wenige unter ihnen.

Almanca — Der Edle Quran

(Verflucht sind sie) dafür, daß sie ihr Abkommen brachen und Allahs Zeichen verleugneten und (daß sie) die Propheten zu Unrecht töteten und (daß sie) sagten: ʺUnsere Herzen sind verhüllt.ʺ - Nein! Vielmehr hat Allah sie für ihren Unglauben versiegelt; darum glauben sie nur wenig,

Almanca — M. A. Rassoul

Als sie dann ihren Bund brachen und die Zeichen Allahs verleugneten und die Propheten widerrechtlich töteten und sagten: ʺUnsere Herzen sind hinter einem Schleierʺ, aber nein, Allah hat diese wegen ihres Unglaubens verschlossen, so daß sie nur wenig glauben.

Almanca — Muhammad Zaidan

(Sie wurden bestraft) infolge ihrer Verletzung ihres Gelöbnisses, ihres Kufrs ALLAHs Ayat gegenüber, ihres Tötens der Propheten zu Unrecht und ihrer Aussage: ʺUnsere Herzen sind verhüllt.ʺ - Nein, sondern ALLAH hat sie versiegelt, wegen ihres Kufrs, so verinnerlichen sie den Iman nicht, außer wenigen (von ihnen). -

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet, set to their discredit were such crimes that brought them within the measure of Allah's wrath:

Abdul Haleem

And so for breaking their pledge, for rejecting God’s revelations, for unjustly killing their prophets, for saying ‘Our minds are closed’- No! God has sealed them in their disbelief, so they believe only a little-

Abdullah Yusuf Ali

(They have incurred divine displeasure): In that they broke their covenant; that they rejected the signs of Allah; that they slew the Messengers in defiance of right; that they said, "Our hearts are the wrappings (which preserve Allah's Word; We need no more)";- Nay, Allah hath set the seal on their hearts for their blasphemy, and little is it they believe;-

Abul A'la Maududi

(They have incurred Allah's wrath) for their breaking the covenant, and their rejection of the signs of Allah, and for slaying Prophets without right, and for saying: 'Our hearts are wrapped up in covers' -even though in fact Allah has sealed their hearts because of their unbelief, so that they scarcely believe

Aisha Bewley

Because of the fact that they broke their covenant, and rejected Allah’s Signs, and killed the Prophets without any right to do so and said, ‘Our hearts are uncircumcised,’ Allah has stamped them with kufr, so they do not have iman except for very few.

Al-Hilali & Khan

Because of their breaking the covenant, and of their rejecting the Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) of Allâh, and of their killing the Prophets unjustly, and of their saying: "Our hearts are wrapped (with coverings, i.e. we do not understand what the Messengers say)" - nay, Allâh has set a seal upon their hearts because of their disbelief, so they believe not but a little.

Ali Quli Qarai

Then because of their breaking their covenant, their defiance of Allah’s signs, their killing of the prophets unjustly and for their saying, ‘Our hearts are uncircumcised. ’ Rather Allah has set a seal on them for their unfaith, so they do not have faith except a few.

Amatul Rahman Omar

Then because of their breaking their covenant and their denial of the Messages of Allâh and their antagonising the Prophets without a just cause and their saying, `Our hearts are uncircumcised (and so cannot hear). ' Nay, (the truth however is) Allâh has set a seal upon their hearts because of their disbelief so that they believe but a little.

Arthur John Arberry

So, for their breaking the compact, and disbelieving in the signs of God, and slaying the Prophets without right, and for their saying, 'Our hearts are uncircumcised' -- nay, but God sealed them for their unbelief, so they believe not, except a few --

Bijan Moeinian

They broke their covenant, killed the Prophets of God [who had done nothing but stand for the justice] and said that: "Our hearts are sealed [and cannot respond to the Lord’s appeals. ]" Only a few of them are true believers.

E. Henry Palmer

But for that they broke their compact, and for their misbelief in God's signs, and for their killing the prophets undeservedly, and for their saying, 'Our hearts are uncircumcised,' - nay, God hath stamped on them their misbelief, so that they cannot believe except a few,-

Edip-Layth

So, for the breaking of their covenant, and their rejection of God's signs, and their killing of the prophets without justice, and their saying, "Our hearts are covered with layers." Indeed, God has stamped upon their hearts because of their rejection; they do not acknowledge, except for a few.

George Sale

Therefore for that they have made void their covenant, and have not believed in the signs of God, and have slain the prophets unjustly, and have said, our hearts are uncircumcised; -- but God hath sealed them up, because of their unbelief; therefore they shall not believe, except a few of them: -

Hamid S. Aziz

But then because they broke their covenant, and for their disbelief in Allah's revelations, and for their killing the prophets undeservedly, and for their saying in defiance, "Our heart are uncircumcised, (Our heart are sufficient wrappings or forskins for Allah's Words)" - nay, Allah hath stamped on them their disbelief, so that only a few believe -

Mahmoud Ghali

So, for their breaking of their compact, and their disbelieving in the signs of Allah, and their killing of the Prophesiers (i. e. prophets) untruthfully and their saying, "Our hearts are encased." No indeed, (but) Allah has stamped upon them for their disbelief; so they do not believe except a few.

Marmaduke Pickthall

Then because of their breaking of their covenant, and their disbelieving in the revelations of Allah, and their slaying of the prophets wrongfully, and their saying: Our hearts are hardened - Nay, but Allah set a seal upon them for their disbelief, so that they believe not save a few -

Mohamed Ahmed - Samira

So (they were punished) for breaking the covenant and disbelieving the signs of God, and for killing the prophets unjustly, and saying: "Our hearts are enfolded in covers," (though) in fact God had sealed them because of their unbelief; so they do not believe except a few;

Muhammad Asad

And so, [We punished them] for the break­ing of their pledge, and their refusal to acknowledge God's messages, and their slaying of prophets against all right, and their boast, "Our hearts are already full of knowledge"- nay, but God has sealed their hearts in result of their denial of the truth, and [now] they believe in but few things -;

Mustafa Khattab

˹They were condemned˺ for breaking their covenant, rejecting Allah’s signs, killing the prophets unjustly, and for saying, "Our hearts are unreceptive!"[1]—it is Allah Who has sealed their hearts for their disbelief, so they do not believe except for a few—

Progressive Muslims

So, for the breaking of their covenant, and their rejection of God's signs, and their killing of the prophets without justice, and their saying: "Our hearts are layered over. " Indeed, God has stamped upon their hearts because of their rejection; they do not believe, except for a few.

Sahih International

And [We cursed them] for their breaking of the covenant and their disbelief in the signs of Allah and their killing of the prophets without right and their saying, "Our hearts are wrapped". Rather, Allah has sealed them because of their disbelief, so they believe not, except for a few.

Sam Gerrans

So, because of their violation of their agreement, and their denial of the proofs of God, and their killing of the prophets without cause, and their saying: “Our hearts are covered,” — nay, God sealed them for their denial, so they do not believe save a few —

Shabbir Ahmed

They incurred condemnation for breaking their Covenant, rejecting Allah's Revelations, and killing the Prophets wrongfully. And for saying, "Our hearts are wrapped up; we have made up our minds." Nay, Allah's Law sets the seal on their hearts because of their persistent denial. They lost their faculties of reasoning. So they do not see the Truth, except a few.

Syed Vickar Ahamed

(They have earned displeasure of Allah): Because they broke their holy promise; And they rejected the Signs of Allah; And they killed the prophets in defiance of the right; And they said, "Our hearts are the covers (which preserve Allah’s Word; We need no more);" — No! Allah has set the seal on their hearts for their blasphemy, and it is little that they believe—

Taqi Usmani

So, (they met their fate) for breaking their pledge, and for their disbelief in the verses of Allah, and for their slaying of the prophets unjustly, and for their saying, "Our hearts are sealed" - rather, Allah has set a seal over them for their disbelief, so they do not believe but a little

The Monotheist Group

So, for the breaking of their covenant, and their rejection of the revelations of God, and their killing of the prophets without right, and their saying: "Our hearts are shielded." Indeed, God has stamped upon their hearts because of their rejection; they do not believe, except for a few.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Nous les avons maudits) à cause de leur rupture de lʹengagement, leur mécréance aux révélations dʹAllah, leur meurtre injustifié des prophètes, et leur parole: ʺNos cœurs sont (enveloppés) et imperméablesʺ. En réalité, cʹest Allah qui a scellé leurs cœurs à cause de leur mécréance, car ils ne croyaient que très peu.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca ji ber ku soza xwe şikandin û ayetên Xwedê înkar kirin û bi zilmî pêxember kuştin û ji ber ku digotin: Dilê me tijeye. (Nexêr,) belkî ji ber kufra wan, Xwedê mohr li ser dilê wan daye, vêca hindik ji wan bawerî tînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar, vanwege het verbreken van hun verdrag, hun ongeloof aan Gods tekenen, het zonder enig recht doden van de profeten door hen en hun zeggen: ʺOnze harten zijn onbesnedenʺ -- welnee, God heeft ze verzegeld om hun ongeloof; zij geloven maar weinig --

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar omdat zij hun verbond hebben geschonden, en niet in Gods teekenen geloofd, de profeten onrechtvaardig gedood, en gezegd hebben: Onze harten zijn onbesneden, heeft God die dichtgezegeld, wegens hun ongeloof, daarom zullen zij niet gelooven, behalve eenigen van hen.

Hollandaca — Siregar

En (Wij vervloekten hen) wegens hun verbreken van het verbond en hun niet geloven in de Tekenen van Allah, en hun zonder recht doden van de Profeten. En (wegens) hun uitspraak ʺOnze harten worden bedekt,ʺ heeft Allah zelfs hun harten vergrendeld vanwege hun ongeloof En zij geloven niet behalve slechts weinigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (пало на них проклятие Аллаха) за то, что они нарушили свой завет, и были неверующими в знамения Аллаха и убивали пророков не имея (на это) права, и (за то, что) они говорили: «Сердца наши покрыты [закрыты чем-то] (и поэтому истина не доходит до них)». О, нет! Аллах запечатал их [их сердца] за их неверие, и становятся (из числа иудеев) верующими [принимают Ислам] только немногие.

Rusça — Osmanov

За то, что они нарушили свой завет; за их неверие в знамения Аллаха; за то, что они убивали пророков без права на то; за их слова: ʺСердца наши недоступны для верыʺ, - а это вовсе не так, это Аллах покарал их за неверие, ведь вера их ничтожна,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Men Vi straffade dem) därför att de bröt sitt löfte och förnekade Guds budskap och dödade profeterna mot all rätt, och på grund av deras (självbelåtna) ord ʺvåra hjärtan är tillslutnaʺ - nej, det är Gud som har förseglat deras hjärtan till följd av deras ständiga förnekande av tron; de tror bara på få ting -