Nisa Suresi 127. Ayet — Elfaz
Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: "Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor." Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair, size okunmakta olan ayetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir.
1وَيَسْتَفْتُونَكَve yesteftūnekesenden fetva istiyorlarİsti'nafiye Edatı+Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.
2فِيfīhakkındaHarf-i Cer
3النِّسَاءِn-nisā'ikadınlarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن س وKadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur.
4قُلِḳulide kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
5اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
6يُفْتِيكُمْyuftīkumsize hükmünü açıklıyorMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.
7فِيهِنَّfīhinneonlar hakkındaHarf-i Cer+Zamir
8وَمَاve māvardırBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
9يُتْلٰىyutlāokunan(ayet)lerMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.
10عَلَيْكُمْǎleykumsizeHarf-i Cer+Zamir
11فِيfīHarf-i Cer
12الْكِتَابِl-kitābiKitaptaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
13فِيfīhakkındaHarf-i Cer
15النِّسَاءِn-nisā'ikadınlarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن س وKadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur.
16الّٰتِيllātīonlar kiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
17لَاlāHarf-i Nefi
18تُؤْتُونَهُنَّtu'tūnehunneonlara vermiyorsunuzMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
19مَاmāolanıİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
20كُتِبَkutibeyazılmışMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
21لَهُنَّle hunnekendilerineHarf-i Cer+Zamir
22وَتَرْغَبُونَve terğabūneve istiyorsunuzİsti'nafiye Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabر غ بArzu etmek, özlem duymak, dilemek, genişletmek/bol yapmak. 'an ile - hoşlanmamak, sevmemek, arzu etmemek. Ba ve 'an ile (9:120) - kendi hayatlarını onun hayatına tercih etmek. İla ile - yalvarmak, yakarmak. raghbun - sevgi, özlem. raghibun - içtenlikle yalvaran kişi.
23اَنْenMasdar Harfi
24تَنْكِحُوهُنَّtenkiHūhunnekendileriyle evlenmekMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabن ك حBağlamak, düğüm yapmak, sözleşme yapmak, evlenmek, evlilik
25وَالْمُسْتَضْعَفِينَve l-musteD'ǎfīneve zavallıBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.
26مِنَminehakkındaHarf-i Cer
28وَاَنْve enve hakkındaBağlaç+Masdar Harfi
29تَقُومُواteḳūmūyerine getirmenizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
30لِلْيَتَامٰىli l-yetāmāöksüzlere karşıHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimي ت مYetim, babasız olmak, yalnız kalmak, yorgun, dul kalmak, ergenlik-erişkinlik öncesi babasız kalmak
31بِالْقِسْطِbi l-ḳisTiadaletiHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimق س طAdaletten sapmak, haksız/yanlış davranmak veya iş yapmak. Qasuta - adil davranmak. Qist - adalet, hakkaniyet. Qasit - haksız/adaletsiz davranan kişi. Aqsatu - daha adil. Aqsata (fiil 4) - adil olmak. Muqsitun - adaleti gözeten kişi.
32وَمَاve māİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
33تَفْعَلُواtef'ǎlūyapacağınızMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum
34مِنْminherHarf-i Cer
35خَيْرٍḣayrinhayrıİsimخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.
36فَاِنَّfe innemuhakkak kiSonuç Edatı+Harf-i Nasb
37اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
38كَانَkāneMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
39بِهِbihionuHarf-i Cer+Zamir
40عَلِيمًاǎlīmenbilirİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname