Zümer Suresi 53. Ayet — Elfaz
De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
1قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2يَاعِبَادِيَyā ǐbādiyeEY/HEY/AH kullarımNida Edatı+İsim+Zamirع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek
3الَّذِينَ(e)lleƶīneİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4اَسْرَفُواesrafūaşırı gidenMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıس ر فAşırı gitmek, haddi aşmak, israf etmek, savurganlık yapmak, müsrif olmak, saçıp savurmak, fazla harcamak, ölçüyü kaçırmak, gereksiz yere harcamak
5عَلٰٓىǎlākarşıHarf-i Cer
6اَنْفُسِهِمْenfusihimnefislerineİsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
7لَاlāaslaNehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
8تَقْنَطُواteḳneTūumut kesmeyinMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabق ن طÜmitsizliğe kapılmak, cesaretini kaybetmek, engellemek, umudu terk etmek
9مِنْmin-ndenHarf-i Cer
11اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
12اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
13اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
14يَغْفِرُyeğfirubağışlarMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek
15الذُّنُوبَƶ-ƶunūbesuçlarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmak
16جَمِيعًاcemīǎnbütünİsimج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.
17اِنَّهُinnehuçünkü OHarf-i Nasb+Zamir
18هُوَhuveOZamir
19الْغَفُورُl-ğafūruüstünü örtendirMarife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek
20الرَّحِيمُr-raHīmuçok esirgeyendirMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.