Zümer Suresi 41. Ayet — Elfaz
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
1اِنَّٓاinnāelbette bizHarf-i Nasb+Zamir
2اَنْزَلْنَاenzelnāindirdikMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.
3عَلَيْكَǎleykesanaHarf-i Cer+Zamir
4الْكِتَابَl-kitābeKitabıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
5لِلنَّاسِli n-nāsiinsanlar içinHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
6بِالْحَقِّbi l-Haḳḳihak ileHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmek
7فَمَنِfe meniartık kimİsti'nafiye Edatı+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
8اهْتَدٰىhtedādoğru yola gelirseMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
9فَلِنَفْسِهِfe li nefsihikendi yararınadırİsti'nafiye Edatı+Harf-i Cer+İsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
10وَمَنْve menve kim deBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11ضَلَّDellesaparsaMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.
12فَاِنَّمَاfe innemāşüphesizİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nasb+Engel Eki
13يَضِلُّyeDillusapmış olurMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.
14عَلَيْهَاǎleyhākendi zararınaHarf-i Cer+Zamir
15وَمَاve māve değil(sin)Bağlaç+Harf-i Nefi
16اَنْتَentesenZamir
17عَلَيْهِمْǎleyhimonların üzerindeHarf-i Cer+Zamir
18بِوَكِيلٍbi vekīlinvekilHarf-i Cer+İsimو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.