(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
اِنَّٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ لِلنَّاسِ بِالْحَقِّ فَمَنِ اهْتَدٰى فَلِنَفْسِهِ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَمَا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَكِيلٍ
innā enzelnā ǎleyke l-kitābe li n-nāsi bi l-Haḳḳi fe meni htedā fe li nefsihi ve men Delle fe innemā yeDillu ǎleyhā ve mā ente ǎleyhim bi vekīlin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki biz, o kitabı, insanlara bildirmen için gerçek olarak indirdik sana, artık doğru yolu bulanın faydası kendine ve kim yolunu azıtır da azarsa zararı, gene kendine ve sen, onlara bir koruyucu değilsin.
Abdulkadir Gölpınarlı
Şüphe yok ki biz, o kitabı, insanlara bildirmen için gerçek olarak indirdik sana, artık doğru yolu bulanın faydası kendine ve kim yolunu azıtır da azarsa zararı, gene kendine ve sen, onlara bir koruyucu değilsin.
Adem Uğur
(Resûlüm)! Şüphesiz biz bu Kitab'ı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki biz sana O BİLGİyi insanlar için Hak olarak inzal ettik! Artık kim hakikate yönelirse kendi nefsi içindir! Kim de (hakikatten) saparsa sonucu sadece kendi aleyhine olarak sapar! Sen onların vekili değilsin!
Ahmet Tekin
Biz bu kitabı sana, gerekçeli, hikmete dayalı toplumda hakça düzeni gerçekleştirmen için, insanların iyiliği, kurtuluşu için indirdik. Artık kim hidayeti tercih eder, İslâm’da sebat ederse, kendi iyiliği, kurtuluşu için bunları yapmış olur. Kim de başına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşır, dalâleti, bozuk düzeni. helâki tercih ederse, yalnızca kendi felaketini hazırlamış, kendisi zarara, ziyana uğramış olur. Sen Allah’a karşı onları savunmaya, Allah adına da onlar üzerinde zor kullanmaya memur değilsin.
Ahmet Varol
Şüphesiz biz sana Kitab'ı insanlar için hak olarak indirdik. Kim hidayete ererse bu kendi lehinedir. Kim de sapıtırsa yalnız kendi aleyhine sapıtır. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Ali Bulaç
Şüphesiz, sana biz Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Ali Fikri Yavuz
(Ey Rasûlüm), Biz sana Kur’an’ı, insanlar için (hidayet bulsunlar diye) hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse, kendi menfaatınadır. Kim de saparsa, ancak kendi zararına sapmış olur. Sen, değilsin onların üzerine vekil...
Ali Rıza Safa
Kuşkusuz, insanlar için, Kitap'ı, gerçek olarak sana indirdik. Artık, kim doğru yolu bulursa, kendisi içindir. Kim de saparsa, yalnızca kendi yitimine yönelik sapmış olur. Sen, onların üzerine denetmen değilsin.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık, kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Bekir Sadak
Dogrusu Biz, insanlar icin Kitap'i gercekle sana indirdik; kim dogru yolda ise bu kendi lehinedir; sapitan da kendi aleyhine sapitmis olur. Sen onlara vekil degilsin. *
Celal Yıldırım
Şüphesiz ki biz, insanlar için sana, Kitab'ı hakk ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse kendi lehine gelmiş olur; kim de sapıtırsa, kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen onlar üzerinde (koruyucu) bir vekîl değilsin.
Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
Diyanet İşleri (eski)
Doğrusu Biz, insanlar için Kitap'ı gerçekle sana indirdik; kim doğru yolda ise bu kendi lehinedir; sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen onlara vekil değilsin.
Diyanet Vakfi
(Resûlüm)! Şüphesiz biz bu Kitab'ı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Biz bu kitabı sana, insanlar için hak ile indirdik. O halde kim doğru yola gelirse kendi lehinedir. Kim de saparsa, sırf kendi aleyhine olarak sapar. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz, insanlar için sana hak ile kitap indirdik. O halde kim yola gelirse kendi lehinedir; her kim de saparsa yalnızca kendi aleyhine olarak sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin!
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz insanlar için senin üzerine hakkıle kitab indirdik, o halde kim yola gelirse kendi lehinedir, her kim de saparsa sırf kendi aleyhine olarak sapar ve sen değilsin üzerlerine vekil
Erhan Aktaş
Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için "hakk" ile indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için "hakk" ile indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için "hakk" ile indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Fizilal-il Kuran
Biz, insanlar için bu Kitab'ı hak ile sana indirdik. Artık kim doğru yola gelirse kendi yararınadır; kim de saparsa kendi zararınadır. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Gültekin Onan
Şüphesiz, sana biz Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Hamdi Döndüren
Biz, sana Kitab’ı insanların yararlanması için gerçek olarak indirdik. Artık kim doğru yola gelirse, bu kendi yararınadır. Kim de doğru yoldan saparsa, o da kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin.
Hasan Basri Çantay
Şübhesiz ki biz o kitabı insanların faidesi için, hak (kın ikamesine bir sebeb) olarak indirdik sana. Artık kim doğru yolu ihtiyar ederse bu, kendi lehinedir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen (Habibim) onların üzerinde bir vekil değilsin.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için gerçek olarak indirdik. Artık kim doğru yola gelirse, kendi lehinedir. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin. (16) (16. Âyete göre Hz. Peygamber, dalalete sapanları zorla hidâyete sevk eden veya onlara bekçilik yapan kimse değildir.)
Hayrat Neşriyat
(Ey Resûlüm!) Şübhesiz ki biz sana Kitâb’ı, insanlar için hak ile indirdik. O hâlde kim hidâyete ererse, artık kendi lehinedir. Kim de dalâlete düşerse, ancak kendi aleyhine olarak sapmış olur. Çünki sen, onların üzerine vekil değilsin!
İbni Kesir
Şüphesiz ki Biz; kitabı sana insanlar için hak olarak indirdik. Kim hidayete ererse; bu, kendi lehinedir. Kim de sapıtırsa; kendi aleyhine sapıtmış olur. Ve sen, onların üzerinde vekil değilsin.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Kitabı sana, insanlarla ilgili bir amaç için biz indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse, (bu) kendi (iyiliği) içindir. Kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerinde asla vekil değilsin.
Muhammed Esed
Biz, insanlığ(ın kurtuluşu) için hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı indirdik sana. Kim (buna sarılarak) doğru yola ulaşmayı seçerse bu kendi lehinedir ve kim de (yoldan) saparsa yine kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların seçimlerini belirleme gücüne sahip değilsin.
Mustafa İslamoğlu
Hiç şüphe yok ki, bu ilahi kelamı insanlık için (gerçek) bir amaca mebni olarak sana Biz indirdik: Artık kim doğru yola seçerse bu kendi lehinedir; ama kim de saparsa sadece kendi aleyhine sapmış olur: zira sen onların tercihinden sorumlu değilsin.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, Biz senin üzerine insanlar için kitabı hak ile indirdik. Artık kim hidâyete ererse kendi nefsi içindir ve kim dalâlete düşerse artık şüphesiz ki, kendi nefsi aleyhine dalâlete düşmüş olur. Ve sen onların üzerine bir vekil değilsin.
Ömer Öngüt
Resulüm! Şüphesiz ki biz bu Kur'an'ı insanlar için sana hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi yararınadır. Kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Suat Yıldırım
Biz bu kitabı, insanların faydası için sana hak ve gerçek olarak indirdik. Artık kim doğru yola girerse kendi yararına olarak girer, kim de yoldan saparsa kendi aleyhine olarak sapar. Sen onlar üzerinde bekçi değilsin.
Süleyman Ateş
Biz Kitabı, insanlar için, sana hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse kendi yararınadır, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Süleymaniye Vakfı
Bu kitabı sana, tüm insanlar için gerçekleri içerir şekilde biz indirdik. Yola gelen, kendisi için gelir; yoldan çıkan da kendi aleyhine çıkar. Sen onların vekili değilsin.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bu kitabı insanlar için sana, tamamıyla gerçek olarak indirdik. Yola gelen, kendisi için gelir; yoldan çıkan da kendi zararına çıkar. Sen onların üzerinde vekil değilsin (onların yaptıklarından sorumlu değilsin).
Şaban Piriş
Biz, kitabı sana insanlar için "hak" olarak indirdik. O halde onu kim rehber edinirse kendisi için edinir. Kim de dalalette kalırsa, ancak kendi aleyhine kalır. Sen onlara vekil değilsin.
Tefhim-ul Kuran
Hiç şüphesiz, sana biz Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete erişirse, bu kendi lehinedir; kim de saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Ümit Şimşek
Biz sana kitabı bütün insanlar için hak ile indirdik. Kim doğru yolu tutarsa kendi yararınadır. Kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların hidayetinden sorumlu bir vekil değilsin.
Yaşar Nuri Öztürk
Kuşkusuz, bu Kitap'ı biz sana insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerine vekil değilsin.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz Kitabı sənə, insanlar üçün zəruri olan bir həqiqət kimi nazil etdik. Kim doğru yolla getsə, xeyri onun özünə olar, kim azğınlığa düşsə, ziyanı onun öz əleyhinə olar. Sən onların müdafiəçisi deyilsən.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Peyğəmbər!) Biz Kitabı (Qurʼanı) insanlar üçün sənə haqq olaraq nazil etdik. Kim doğru yolda olsa, özü üçün (öz xeyrinə) olar. Kim (haqq yoldan) çıxsa, zərəri özünə yetişər. Sən onlara vəkil deyirsən!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben dir das Buch mit der Wahrheit für alle Menschen herabgesandt. Wer zum rechten Weg findet, der tut es für sich selbst, und wer irregeht, der tut es gegen sich selbst. Du bist für sie nicht verantwortich.
Almanca — Der Edle Quran
Gewiß, Wir haben für die Menschen das Buch mit der Wahrheit auf dich hinabgesandt. Wer sich nun rechtleiten läßt, der (tut das) zu seinem eigenen Vorteil; und wer in die Irre geht, der geht nur zu seinem eigenen Nachteil in die Irre. Und du bist nicht (als) Sachwalter über sie (eingesetzt).
Almanca — M. A. Rassoul
Wahrlich, Wir haben dir das Buch mit der Wahrheit für die Menschen hinabgesandt. Wer dann rechtgeleitet ist, der ist es zu seinem eigenen Besten; und wer irregeht, der geht dann irre zu seinem (eigenen) Schaden. Und du bist nicht ihr Sachwalter.
Almanca — Muhammad Zaidan
Gewiß, WIR sandten dir die Schrift für die Menschen der Wahrheit gemäß hinab. Wer also Rechtleitung findet, (tut es allein) für sich selbst, und wer irregeht, (tut es ausschließlich) gegen sich selbst. Und du bist über sie kein Wakil.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
We have revealed to you O Muhammad the Book -the Quran- to relate its context of truth to the people in truth, and he who accepts the spirit of truth guiding into all truth will have profited his own soul and he who deviates into falsehood will have hurt himself. "And you O Muhammad are not there to watch over their innocence and folly.
Abdul Haleem
We have sent the Scripture down to you [Prophet] with the Truth for people. Whoever follows the guidance does so for his own benefit, whoever strays away from it does so at his own peril: you are not in charge of them.
Abdullah Yusuf Ali
Verily We have revealed the Book to thee in Truth, for (instructing) mankind. He, then, that receives guidance benefits his own soul: but he that strays injures his own soul. Nor art thou set over them to dispose of their affairs.
Abul A'la Maududi
(O Prophet), We revealed to you the Book with the Truth for all mankind. So he who follows the Right Way does so to his own benefit, and he who goes astray, shall hurt only himself by straying. You are not accountable on their behalf.
Aisha Bewley
We have sent down to you the Book for mankind with truth. So whoever is guided is guided to his own good and whoever is misguided, it is to his detriment. You are not set over them as a guardian.
Al-Hilali & Khan
Verily, We have sent down to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) the Book (this Qur’ân) for mankind in truth. So whosoever accepts the guidance, it is only for his ownself, and whosoever goes astray, he goes astray only for his (own) loss. And you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) are not a Wakîl (trustee or disposer of affairs, or guardian) over them.[1]
Ali Quli Qarai
Indeed We have sent down the Book to you for [the deliverance of] mankind with the truth. So whoever is guided is guided for his own sake, and whoever goes astray, goes astray to his own detriment, and it is not your duty to watch over them.
Amatul Rahman Omar
Behold! We have revealed to you the perfect Book, it comprises the truth and wisdom. (It is) for the good of mankind. So he who follows (this) guidance will do so for the good of his own soul, and he who goes astray will do so to its own detriment (and so will himself suffer the loss). You are not responsible for them.
Arthur John Arberry
Surely We have sent down upon thee the Book for mankind with the truth. Whosoever is guided, is only guided to his own gain, and whosoever goes astray, it is only to his own loss; thou art not a guardian over them.
Bijan Moeinian
I (God) have sent down this Qur’an through you (Mohammad) for the whole humanity. The one who recourse to it for guidance has done a favor to himself and the one who chooses the darkness has ruined himself. You (Mohammad) are not responsible for none.
E. Henry Palmer
Verily, we have sent down to thee the Book for men in truth; and whosoever is guided it is for his own soul: but whoso goes astray it is against them, and thou art not a guardian for them.
Edip-Layth
We have sent down to you the book for the people with truth. Then, whoever is guided is guided for himself, and whoever goes astray goes astray to his own loss. You are not a keeper over them.
George Sale
Verily We have revealed unto thee the book of the Koran, for the instruction of mankind, with truth. Whoso shall be directed thereby, shall be directed to the advantage of his own soul; and whoso shall err, shall only err against the same: And thou art not a guardian over them.
Hamid S. Aziz
Verily, We have revealed to you the Book with the truth for the sake of mankind; so whoever follows the right way, it is for the good of his own soul and whoever errs, he errs only to its injury; and you are not a custodian over them.
Mahmoud Ghali
Surely We have sent down upon you (The Prophet) the Book for mankind with the Truth. So whoever accepts guidance, then it is for his self, and whoever errs (away) then surely he errs away only against it; and in no way are you a constant trustee over them.
Marmaduke Pickthall
Lo! We have revealed unto thee (Muhammad) the Scripture for mankind with truth. Then whosoever goeth right it is for his soul, and whosoever strayeth, strayeth only to its hurt. And thou art not a warder over them.
Mohamed Ahmed - Samira
We have Sent down this Book to you with the truth for all mankind. So, he who comes to guidance does so for himself, and he who goes astray does so for his own loss; on you does not lie their guardianship.
Muhammad Asad
BEHOLD, from on high have We bestowed upon thee this divine writ, setting forth the truth for [the benefit of all] mankind. And whoever chooses to be guided [thereby], does so for his own good, and whoever chooses to go astray, goes but astray to his own hurt; and thou hast not the power to determine their fate.
Mustafa Khattab
Surely We have revealed to you the Book ˹O Prophet˺ with the truth for humanity. So whoever chooses to be guided, it is for their own good. And whoever chooses to stray, it is only to their own loss. You are not a keeper over them.
Progressive Muslims
We have sent down to you the Scripture for the people with truth. Then, whoever is guided is guided for himself, and whoever goes astray goes astray to his own loss. And you are not a keeper over them.
Sahih International
Indeed, We sent down to you the Book for the people in truth. So whoever is guided - it is for [the benefit of] his soul; and whoever goes astray only goes astray to its detriment. And you are not a manager over them.
Sam Gerrans
We sent down upon thee the Writ for mankind with the truth. And whoso is guided, it is for his soul; and whoso strays, he but strays against it. And thou art not a guardian over them.
Shabbir Ahmed
Behold, (O Prophet) We have revealed unto you this Book expounding the Truth for all mankind. Then whoever chooses to see the roadway is guided for his own good. And whoever chooses to be lost, he strays only to his own detriment. Neither are you a custodian over them, nor do you have power to determine their fate. (Wakeel = Advocate, guardian, warder, warden, defender, watcher, responsible, accountable).
Syed Vickar Ahamed
Surely, We have revealed the Book to you in Truth, for (teaching the whole) mankind. Then, he who receives guidance helps his own soul: But he who wanders away hurts his own soul. You (O Prophet!) are not set over them as a trustee over them (for their affairs).
Taqi Usmani
We have sent down to you the Book for the people with truth. So, whoever follows the guidance, it is for his own good, and whoever goes astray, he will go astray only to his own detriment - and you are not responsible for them.
The Monotheist Group
We have sent down to you the Book for the people with the truth. Then, whoever is guided is guided for himself, and whoever goes astray goes astray to his own loss. And you are not a keeper over them.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Nous tʹavons fait descendre le Livre, pour les hommes, en toute vérité. Quiconque se guide (le fait) pour son propre bien; et quiconque sʹégare, sʹégare à son détriment. Tu nʹes nullement responsable (de leurs propres affaires).
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Ya Muhemmed!) Bêguman me Quran ji bo mirovan, ji te re bi heqî hinartiye. Êdî kî rasterê bibe vêca ew ji bo xwe dibe û kî jî ji rê bikeve îcar ew li dijî xwe rêşaş dibe û tu li ser wan ne wekîl î (ku bi kotekî wan bînî riya rast).
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wij hebben tot jou het boek voor de mensen met de waarheid neergezonden. Wie zich de goede richting laat wijzen volgt het goede pad slechts tot zijn eigen voordeel en wie dwaalt, dwaalt slechts ten koste van zichzelf. En jij bent geen voogd over hen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Waarlijk, wij hebben u het boek van den Koran, tot onderrichting van den mensch, in waarheid geopenbaard. Wie daardoor gericht zal worden, zal gericht zijn ten voordeele zijner eigene ziel, en wie dwalen zal, zal slechts tegen zijne ziel dwalen; en gij zijt geen bewaker van hen.
Hollandaca — Siregar
Voorwaar, Wij hebben in Waarheid het Boek aan jou gezonden. Wie dan de Leiding aanvandt; het is ten gunste van zichzelf; maar wie dwaalt; hij benadeelt slechts zichzelf. En jij (O Moehammad) bent geen verantwoordelijke over hen.
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
Воистину, Мы ниспослали тебе истинное Писание для людей. Тот, кто идет прямым путем, [делает это] для себя. А тот, кто сбился с пути, [нанес] ущерб себе. И ты не ответчик за них.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
DET ÄR för människornas skull som Vi har uppenbarat Skriften för dig med sanningen. Och den som låter sig vägledas (vägleds) till nytta för sig själv, och den som går vilse, går inte vilse till skada för någon annan än sig själv. Du har inte satts att vaka över dem.