(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir."

قُلْ يَاعِبَادِ الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْ لِلَّذِينَ اَحْسَنُوا فِي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَاَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةٌ اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

ḳul yā ǐbādi (e)lleƶīne āmenū tteḳū rabbekum li(e)lleƶīne eHsenū fī hāƶihi d-dunyā Hasenetun ve erDu (a)llahi vāsiǎtun innemā yuveffā S-Sābirūne ecrahum bi ğayri Hisābin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2يَاعِبَادِyā ǐbādiع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekEY/HEY/AH kullarım
3الَّذِينَ(e)lleƶīne
4اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan
5اتَّقُواtteḳūو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişikorkun
6رَبَّكُمْrabbekumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinizden
7لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselere vardır
8اَحْسَنُواeHsenūح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzel davranan(lara)
9فِي
10هٰذِهِhāƶihibu
11الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünyada
12حَسَنَةٌHasenetunح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzellik
13وَاَرْضُve erDuا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yeri
14اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
15وَاسِعَةٌvāsiǎtunو س عBol olmak, içine almak, kavramak, sarıp sarmalamak.geniştir
16اِنَّمَاinnemāancak
17يُوَفَّىyuveffāو ف يSona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm.ödenecektir
18الصَّابِرُونَS-Sābirūneص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabredenlere
19اَجْرَهُمْecrahumا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karödülleri
20بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.olmaksızın
21حِسَابٍHisābinح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.hesabı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ey inanan kullarım, çekinin Rabbinizden; bu dünyâda iyilik eden kişileredir iyilik ve Allah'ın yeryüzü, geniştir; sabredenlerin mükâfatları, sayısız bir sûrette ödenir.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.

Ahmed Hulusi

De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden (yaptığınız her şeyin sonucunu kesinlikle yaşatacağı için) korunun! Bu dünyada güzellikler, iyilik yapanlar (mümin - kafir fark etmez) içindir. . . Allah'ın arzı (Beyinin Esma özelliklerini açığa çıkarma kapasitesi) geniştir. . . Sadece sabredenlerde bunun karşılığı hesapsız açığa çıkarılır. "

Ahmet Tekin

Rasulüm, müslümanlara: 'Ey iman eden kullarım, Rabbinize sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan, müslüman idarecilere, askerî erkâna, müslümanlara, bu dünyada bir güzellik, bir ikrâm, devlet nimeti, her türlü nimet vardır. Allah’ın ülkesi, yeryüzü geniştir. Hürriyetlerinize sahip çıkın. Baskılara boyun eğmeyin. Hicret edip güç ve gönül birliği yaparak devletli yaşayın, özgürce Allah’a kulluk ve ibâdet edin. Ancak, sabrederek mücadeleye devam edenlere, tahammül gösterenlere, kararlı davrananlara da, hesapsız mükafat vardır.' diye benim adıma ilan et.

Ahmet Varol

(Tarafımdan) şöyle söyle: 'Ey iman eden kullarım! Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenlere iyilik vardır. Allah'ın arzı (yeri) geniştir. Ancak sabredenlerin ecirleri hesapsızca ödenecektir.'

Ali Bulaç

De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah'ın arz'ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, tarafımdan şöyle) söyle: “- Ey iman eden kullarım! Allah’dan, (emirlerine sarılıb yasaklarından sakınmakla) korkun. Bu dünyada (Allah’a itaat ederek) güzel ve iyi iş yapanlara, (ahirette) güzel bir mükâfat (cennet) vardır. Allah’ın arazisi geniştir; (daraldığınız yerden başka memleketlere hicret edebilirsiniz). Ancak (Allah yolunda) sabredenlere mükâfatları hesabsız verilecektir.”

Ali Rıza Safa

De ki: "Ey inanan kullar! Efendinize karşı sorumluluk bilinci taşıyın! Dünyada güzel davrananlara güzellikler vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Dirençli olanlara, kesinlikle hesapsız ödül verilecektir!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Ey Allah'ın inanan kulları! Rabbinize karşı gelmekten sakının! Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Yalnızca sabredenlere, ödülleri hesapsız ödenecektir."

Bekir Sadak

soyle de: «Ey inanan kullarim! Rabbinize karsi gelmekten sakinin; bu dunyada iyilik yapanlara iyilik vardir. Allah'in yarattigi yeryuzu genistir. Yalniz sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak odenecektir.»

Celal Yıldırım

De ki: Ey imân eden kullar! Rabbınızdan korkup (kötülüklerden, nankörlüklerden) sakının. Bu dünyada iyilikte bulunanlara iyilik vardır. Allah'ın arazisi geniştir. Ve elbette sabredenlere mükâfatları hesapsız verilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki (Allah şöyle buyuruyor): “Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar iyilik bulacaklardır. Allah’ın arzı geniştir. Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir.”

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir."

Diyanet İşleri (eski)

Şöyle de: 'Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir.'

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey Muhammed! Tarafımdan söyle: «Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbinize takva ile sığının. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Allah'ın toprağı geniştir. Ancak sabredenler mükafatlarına hesapsız erdirilir."

Elmalılı Hamdi Yazır

Tarafımdan söyle: ey iyman eden kullarım! Rabbınıza takva ile korunun, bu Dünyada güzellik yapanlara bir güzellik var ve Allahın Arzı geniştir, ancak sabredenlerdir ki ecirlerine hisabsız irdirilir

Erhan Aktaş

De ki: "Ey iman eden kullar! Rabb'inize karşı takvalı olun. Bu dünyada, iyi olanlar için iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ödülleri hesapsız ödenir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Ey inanan kullar! Rabb'inize karşı takvalı olun. Bu dünyada, iyi olanlar için iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ödülleri hesapsız ödenir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Ey inanan kullar! Rabb'inize karşı takvalı olun. Bu dünyada, iyi olanlar için iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ödülleri hesapsız ödenir.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! De ki: «Ey inanan kullarım! Rabb'inize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Ancak sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.»

Gültekin Onan

De ki: "Ey inanan kullarım, rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Tanrı'nın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir."

Hamdi Döndüren

De ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkun! Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenlere, mükâfatları hesapsız verilecektir.”

Hasan Basri Çantay

(Tarafımdan) söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbiniz (in azabın) dan korkun. Bu dünyada iyi hareket edenler için (mukadder) bir güzellik vardır. Allahın toprağı genişdir. Ancak sabredenlere ecirleri hesabsız ödenecekdir".

Hasib Asutay

(Resulüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yeri (toprağı) geniştir. (6) Yalnız sabredenlere ödülleri hesapsız ödenecektir. (6. Bundan ötürü kâfirlerin aralarından çıkıp hicret edin.)

Hayrat Neşriyat

(Tarafımdan kullarıma) de ki: '(Rabbiniz buyuruyor ki:) Ey îmân eden kullarım! Rabbinizden sakının! Bu dünyada iyilik edenlere, (âhirette de) iyilik (Cennet) vardır. Çünki Allah’ın arzı geniştir. (O gün) ancak, sabredenlere mükâfâtları hesabsız olarak verilecektir.'

İbni Kesir

De ki: Ey iman eden kullarım, Rabbınızdan korkun. Bu dünyada iyilik yapanlara, iyilik vardır. Ve Allah'ın arzı geniştir. Yalnız sabredenlere ecirleri, hesapsız ödenecektir.

Mehmet Okuyan

De ki: “(Allah şöyle diyor:) Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı takvâlı (duyarlı) olun! Bu dünyada güzel davrananlara güzel (karşılık) vardır. Allah’ın arzı (yeryüzü) geniştir. Ancak sabredenlere ödülleri hesapsız verilecektir.”

Muhammed Esed

De ki: "(Allah şöyle buyuruyor:) 'Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Bu dünyada iyi şeyler için gayret edenleri güzel bir son beklemektedir. (Unutmayın ki) Allah'ın arzı geniştir, (ve) elbette sıkıntılara göğüs gerenlere mükafatları hesapsız verilecektir!"

Mustafa İslamoğlu

(Ey Peygamber!) De ki: "(Allah şöyle buyurur): Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; akibet, bu dünyada iyilik yapanları (öte dünyada) güzellikler beklemektedir; iyi bilin ki Allah'ın arzı geniştir: şüphesiz sabredenlere, karşılıksız hesapsız verilecektir."

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Ey imân eden kullar! Rabbinizden korkunuz. Bu dünyada ihsanda bulunanlar için bir güzellik vardır. Ve Allah'ın ülkesi geniştir. Şüphe yok ki, sabredenler için mükâfaatları hesapsız olarak ödenecektir.»

Ömer Öngüt

De ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Sabredenlere ecir ve mükâfatları hesapsız ödenecektir. "

Suat Yıldırım

Benden naklen onlara de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyi işler yapanlar, mutlaka iyilik bulurlar. Allah’ın dünyası geniştir. Hak yolunda sabredenlere ücretleri sınırsız bir tarzda ödenir."

Süleyman Ateş

(Tarafımdan) De ki: "Ey inanan kullarım, Rabbinizden korkun. Bu dünya hayatında güzel davrananlara güzellik vardır. Allah'ın yeri geniştir. Ancak sabredenlere, ödülleri hesapsız ödenecektir."

Süleymaniye Vakfı

De ki (Allah, şöyle buyuruyor): "Ey inanıp güvenen kullarım, Rabbinize karşı yanlış yapmaktan sakının! Bu dünyada iyilik eden, iyilik bulur. Allah'ın toprakları geniştir. Muhakkak ki sabredenlere /duruşunu bozmayanlara ödülleri hesapsızca verilecektir."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara şöyle dediğimi bildir[1 "Ey inanıp güvenen kullarım, sizi yaratan Sahibinizden (Rabbinizden) çekinerek kendinizi koruyun. Bu dünyada iyilik eden, iyilik bulur. Allah'ın toprakları (yarattığı dünya) geniştir. Hesapsız ödül, sadece sabredenlere verilecektir."

Şaban Piriş

De ki: -Ey iman eden kullarım! Rabbinizden sakının! İyi kimseler için bu dünyada iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere, hesaba sığmayan ödüller verilecektir.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Ey iman eden kularım, Rabbinizden korkup sakının. Bu dünyada iyilik etmekte olanlar için bir iyilik vardır. Allah'ın arz'ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.»

Ümit Şimşek

Tarafımdan şunu söyle: Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için bir güzellik vardır. Allah'ın arzı da geniştir. Sabredenlere ise ödülleri hesapsız şekilde verilecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden korkun! Bu dünya hayatında güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik vardır. Allah'ın toprağı/yeryüzü geniştir. Sadece sabredenlere, ücretleri hesapsız ödenecektir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qullarıma Mənim bu Sözümü de: “Ey Mənim iman gətirən qullarım! Rəbbinizdən qorxun! Bu dünyada yaxşılıq edənləri yaxşılıq (Cənnət) gözləyir. Allahın yaratdığı yer üzü genişdir. Yalnız səbir edənlərə mükafatları hesabsız veriləcəkdir”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər! Mənim adımdan qullarıma) de: ″Ey Mənim iman gətirən bəndələrim! Rəbbinizdən qorxun. Bu dünyada yaxşılıq edənlərə (axirətdə) yaxşılıq (Cənnət) vardır. Allahın yeri genişdir (sizə bir çətinlik üz versə, başqa ölkələrə hicrət edə bilərsiniz). Yalnız (dünyada Allah yolunda çətinliklərə) səbr edənlərə (axirətdə) saysız-hesabsız mükafat veriləcəkdir!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺO Meine Diener, die ihr gläubig seid, fürchtet euren Herrn! Die Rechtschaffenen, die in diesem Leben gute Werke verrichten, bekommen guten Lohn. Gottes Erde ist weitläufig. Die Geduldigen erhalten ihren Lohn großzügig, ohne daß abgerechnet wird.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: O meine Diener, die ihr gläubig seid, fürchtet euren Herrn. Für diejenigen, die Gutes tun, gibt es hier im Diesseits Gutes. Und Allahs Erde ist weit. Gewiß, den Standhaften wird ihr Lohn ohne Berechnung in vollem Maß zukommen.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺO meine Diener, die ihr gläubig seid, fürchtet euren Herrn. Für diejenigen, die in dieser Welt Gutes tun, ist Gutes (bestimmt) Und Allahs Erde ist weit. Wahrlich, den Geduldigen wird ihr Lohn (von Allah) ohne zu rechnen gewährt werden.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag (in Meinem Namen): ʺMeine Diener, die den Iman verinnerlicht haben, handelt Taqwa gemäß ALLAH gegenüber!ʺ Für diejenigen, die Ihsan tun, ist in diesem Diesseits Schönes bestimmt. Und ALLAHs Erde ist weit. Doch nur denjenigen sich in Geduld Übenden wird ihre Belohnung ohne Berechnung vergütet.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them -to the Muslims- "O you people who have conformed to Allah's system of faith and worship: keep in awe of Allah and entertain the profound reverence dutiful to Him and do realize that those whose deeds in this world reflcct wisdom and piety shall be requited, the patient among them, unexpectedly and without measure. "

Abdul Haleem

Say, ‘[God says], believing servants, be mindful of your Lord! Those who do good in this world will have a good reward- God’s earth is wide––and those who persevere patiently will be given a full and unstinting reward.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "O ye my servants who believe! Fear your Lord, good is (the reward) for those who do good in this world. Spacious is Allah's earth! those who patiently persevere will truly receive a reward without measure!"

Abul A'la Maududi

Tell them (O Prophet): "O you servants of Mine who believe, have fear of your Lord. A good end awaits those who did good in this world. Allah's earth is spacious. Verily those who persevere shall be granted their reward beyond all reckoning."

Aisha Bewley

Say: ‘Slaves of Mine who have iman! have taqwa of your Lord. For those who do good in this world there is good and Allah’s earth is spacious. The steadfast will be paid their wages in full without any reckoning.’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "O My slaves who believe (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism), be afraid of your Lord (Allâh) and keep your duty to Him. Good is (the reward) for those who do good in this world, and Allâh’s earth is spacious (so if you cannot worship Allâh at a place, then go to another)! Only those who are patient shall receive their reward in full, without reckoning.[1]"

Ali Quli Qarai

Say, ‘[Allah declares:] "O My servants who have faith! Be wary of your Lord. For those who do good in this world there will be a good [reward], and Allah’s earth is vast. Indeed the patient will be paid in full their reward without any reckoning." ’

Amatul Rahman Omar

Say, `O My servants who believe! take your Lord as a shield. There is a good reward for those who do good in (the life of) this world. And (if you are persecuted for your faith know that) the earth of Allâh is vast and spacious (enough to provide you shelter). Certainly the patiently, persevering and steadfast will be given their reward beyond measure.'

Arthur John Arberry

Say: 'My servants who believe, fear your Lord. For those who do good in this world good, and God's earth is wide. Surely the patient will be paid their wages in full without reckoning.'

Bijan Moeinian

O’ Mohammad, say to my believing servants: "Always keep God in mind with the utmost respect. there is a good reward for those who choose righteousness. God’s earth is vast. [Emigrate to another place, if you are subject to persecution.] Those who endure hardship with patience [and practice their belief], will receive a limitless reward."

E. Henry Palmer

Say, 'O my servants who believe! fear your Lord! for those who do well in this world is good, and God's earth is spacious; verily, the patient shall be paid their hire without count!'

Edip-Layth

Say, "O servants who acknowledged, be aware of your Lord." For those who worked righteousness in this world will be a good reward, and God's earth is spacious. Those who steadfastly persevere will receive their recompense fully, without reckoning.

George Sale

Say, O my servants who believe, fear your Lord. They who do good in this world, shall obtain good in the next; and God's earth is spacious: Verily those who persevere with patience shall receive their recompense without measure.

Hamid S. Aziz

Say, "O my servants who believe! Be careful of (your duty to) your Lord; for those who do good in this world there is good, and Allah's earth is spacious; only the patient will be paid a reward without measure. "

Mahmoud Ghali

Say, (This is addressed to the Prophet) "O My bondmen who have believed, be pious to your Lord. For the ones who do fair (deeds) in this present (life) (Literally: this lowly (life), i.e., the life of this world) there is a fair (reward), and the earth of Allah is wide. Surely (the) patient will only be paid their reward in full without reckoning."

Marmaduke Pickthall

Say: O My bondmen who believe! Observe your duty to your Lord. For those who do good in this world there is good, and Allah's earth is spacious. Verily the steadfast will be paid their wages without stint.

Mohamed Ahmed - Samira

Tell them: "O my creatures who have come to belief, have fear of displeasing your Lord. There is good for those who do good in this world, and productive is God's earth. Only those who persevere will get their reward measureless."

Muhammad Asad

Say: "[Thus speaks God:] ‘O you servants of Mine who have attained to faith! Be conscious of your Sustainer! Ultimate good awaits those who per­severe in doing good in this world. And [remember:] wide is God’s earth, [and,] verily, they who are patient in adversity will be given their reward in full, beyond all reckoning!’"

Mustafa Khattab

Say ˹O Prophet, that Allah says˺, "O My servants who believe! Be mindful of your Lord. Those who do good in this world will have a good reward. And Allah’s earth is spacious. Only those who endure patiently will be given their reward without limit."

Progressive Muslims

Say: "O My servants who believed, be aware of your Lord. " For those who worked righteousness in this world will be a good reward, and God's Earth is spacious. Those who steadfastly persevere will receive their recompense fully, without reckoning.

Sahih International

Say, "O My servants who have believed, fear your Lord. For those who do good in this world is good, and the earth of Allah is spacious. Indeed, the patient will be given their reward without account."

Sam Gerrans

Say thou: “O My servants who heed warning: be in prudent fear of your Lord.” For those who do good in the World is good, and God’s earth is spacious. The patient will but be paid their reward without reckoning.

Shabbir Ahmed

Convey to them on My behalf, "O You servants of Mine who have attained belief! Be mindful of your Lord. Good is the reward for those who do good in this world, and spacious is Allah's earth. Verily, the steadfast will be given their reward in full, beyond account."

Syed Vickar Ahamed

Say: "O you my (people!) Servants who believe! Fear your Lord, for those who do good in this world, (the Reward) is good. Spacious is Allah’s earth! Those who patiently work hard will truly receive a reward without measure!"

Taqi Usmani

Say (on My behalf) "O My servants who believe, fear your Lord. Those who do good deeds in this world will have a good return, and the earth of Allah is wide. Certainly those who observe patience will be given their reward in full without measure.

The Monotheist Group

Say: "O My servants who believed, be aware of your Lord." For those who worked righteousness in this world will be a good reward, and the earth of God is spacious. Those who steadfastly persevere will receive their recompense fully, without reckoning.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺO Mes serviteurs qui avez cru! Craignez votre Seigneurʺ. Ceux qui ici-bas font le bien, auront une bonne (récompense). La terre dʹAllah est vaste et les endurants auront leur pleine récompense sans compter.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Gelî bendeyên ku bawerî anîne! Xwe Ji ezabê Xwedayê xwe biparêzin. Ji bo yên ku li vê dinyayê qenciyê dikin bihişt heye. Erda Xwedê fireh e. Bêguman mukafata sebirkêşan bêhesab tê dayîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺMijn dienaren, die gelovig zijn! Vreest jullie Heer. Voor hen die in dit tegenwoordige leven goed doen is er iets goeds en Gods aarde is wijd. Maar aan hen die geduldig volharden zal hun volle loon gegeven worden, zonder afrekening.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: o mijne dienaren, die gelooft! vreest uwen Heer. Zij, die goed in deze wereld doen, zullen goede belooning in de volgende ontvangen en Gods aarde is ruim. Waarlijk, zij die met geduld volharden, zullen hunne belooning, zonder maat ontvangen.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺO Mijn dienaren die geloven, vreest jullie Heer. Voor degenen die het goede doen in deze wereld is er goedheid, en de aarde van Allah is uitgegtrekt. Voorwaar, het zijn de geduldigen die hun beloning zonder berekening zal worden gegeven.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Посланник) (что Я говорю): «О, рабы Мои, которые уверовали, остерегайтесь (наказания) вашего Господа! Тем, которые творили добро в этом мире, (будет) добро (и в Вечной жизни) [Рай], и (ведь) земля Аллаха пространна (чтобы можно было переселиться туда, где можно свободно поклоняться Аллаху). Поистине, терпеливым [тем, которые терпели ради довольства Аллаха] будет дана их награда (в Вечной жизни) без счета [без ограничения]!»

Rusça — Osmanov

Передай [, Мухаммад, мои слова]: ʺО те из Моих рабов, которые уверовали! Бойтесь своего Господа. Тем, которые вершили в этом мире добро, уготовано добро [в будущей жизни]. Земля Аллаха обширна. Воистину, терпеливым воздается полностью безо всякого счетаʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg (Muhammad) till Mina troende tjänare: ʺFrukta er Herre! De som gör det goda i denna värld har gott att vänta (i nästa liv). Guds jord är så vid (att ni kan lämna ondskans rike för att få dyrka Gud i frihet). Bara de som håller ut skall få sin (fulla) lön och mer därtill.ʺ