Sad Suresi 69. Ayet — Elfaz
"Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu."
1مَاmāyoktuHarf-i Nefi
2كَانَkāneMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3لِيَli yebenimHarf-i Cer+Zamir
4مِنْminhiçbirHarf-i Cer
5عِلْمٍǐlminbilgi(m)İsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
6بِالْمَلَاِbi l-meleitoplulukHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktası
8اِذْiƶsıradaZaman Zarfı
9يَخْتَصِمُونَyeḣteSimūnetartıştıklarıMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıخ ص مBir tartışmada mücadele etmek, sağlam/geçerli bir şekilde dava açmak/itiraz etmek, dinleyicinin iddiasından/talebinden vazgeçmesine neden olabilecek bir şey söylemek, bir tartışmada birini yenmek, karşı çıkmak, bir şeyi başka bir şeyin kenarına/yanına veya köşesine koymak.