Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.
عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِلِينَ
ǎlā sururin muteḳābilīne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | عَلٰى | ǎlā | üzerinde | |
| 2 | سُرُرٍ | sururin | س ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltuk | tahtlar |
| 3 | مُتَقَابِلِينَ | muteḳābilīne | ق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek | karşılıklı otururlar |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Karşılıklı tahtlara otururlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Karşılıklı tahtlara otururlar.
Adem Uğur
Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.
Ahmed Hulusi
Serirler (makamlar) üzerinde karşılıklı olarak otururlar.
Ahmet Tekin
Karşılıklı tahtlar üzerinde otururlarken ikram edilecek.
Ahmet Varol
Tahtlar üzerinde birbirlerine karşı (otururlar).
Ali Bulaç
Birbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar).
Ali Fikri Yavuz
Karşılıklı tahtlar üzerinde...
Ali Rıza Safa
Karşılıklı sedirler üzerinde.
Bayraktar Bayraklı
- Türlü meyveler vardır. Onlar nimet cennetlerindekarşılıklı koltuklardaağırlanacaklardır.
Bekir Sadak
(41-44) Iste bildirilen rizik ve meyveler onlaradir. Nimet cennetlerinde, karsilikli tahtlar uzerinde kendilerine ikram olunur.
Celal Yıldırım
Kanepeler üstünde karşılıklı otururlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Karşılıklı oturdukları tahtlar üzerinde.
Diyanet İşleri
Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.
Diyanet İşleri (eski)
(41-44) İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
Diyanet Vakfi
(41-44) Bunlar için bilinen bir rızık, türlü meyveler vardır. Naîm cennetlerinde karşılıklı koltuklar üzerine kurulmuş oldukları halde kendilerine ikram edilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Karşılıklı tahtlar üzerinde.
Elmalılı Hamdi Yazır
Karşılıklı tahtlar üzerinde
Erhan Aktaş
Karşılıklı tahtlar üzerinde.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Karşılıklı tahtlar üzerinde.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Karşılıklı tahtlar üzerinde.
Fizilal-il Kuran
Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.
Gültekin Onan
Birbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar).
Hamdi Döndüren
Tahtlar üzerine karşılıklı otururlar.
Hasan Basri Çantay
Birbiriyle karşılıklı tahtlar üzerinde.
Hasib Asutay
Karşılıklı tahtlar üzerinde.
Hayrat Neşriyat
(43-44) Naîm Cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerindedirler.
İbni Kesir
Karşılıklı tahtlar üzerinde.
Mehmet Okuyan
Nimet cennetlerinde tahtlar üzerinde karşılıklı (otururlarken onlara) meyveler ikram edilmiş olacaktır.
Muhammed Esed
mutluluk tahtları üzerinde birbirlerine (sevgi ile) bakışarak.
Mustafa İslamoğlu
muhteşem tahtlarda birbirlerini sevgi dolu gözlerle süzerek...
Ömer Nasuhi Bilmen
(43-46) Naîm cennetlerde. Birbirleriyle karşı karşıya tahtlar üzerinde. Onların üzerlerine ırmaktan bir bardak ile dolaşılır. Bembeyaz, içenler için lezzetli.
Ömer Öngüt
Tahtlar üzerinde karşılıklı oturmaktadırlar.
Suat Yıldırım
(43-47) Naim cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde otururlar. Kaynağından taze doldurulmuş, berrak mı berrak, içenlere pek hoş gelen, içinde zararlı ve sersemletici şey olmayan, sarhoş da etmeyen içecekler, dolu dolu kadehlerle etraflarında fır dönen hizmetçiler tarafından ikram edilir.
Süleyman Ateş
Tahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar.
Süleymaniye Vakfı
Sedirler üzerinde karşılıklı otururlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sedirler üzerine karşılıklı kurulurlar;
Şaban Piriş
Karşılıklı koltuklar üzerinde.
Tefhim-ul Kuran
Birbirlerine karşı, tahtlar üzerinde (otururlar).
Ümit Şimşek
Karşılıklı koltuklara kurulmuşlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Karşılıklı koltuklar üzerindedirler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar taxtlar üstündə bir-biri ilə üzbəüz oturacaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar taxtlar üstündə bir-biri ilə üzbəüz əyləşəcəklər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie werden einander auf Lagern gegenüber sitzen.
Almanca — Der Edle Quran
auf Liegen (ruhend), einander gegenüber,
Almanca — M. A. Rassoul
auf Ruhebetten einander gegenüber (sitzend)
Almanca — Muhammad Zaidan
auf Liegen einander gegenüber.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Seated on thrones of dignity facing each other.
Abdul Haleem
seated on couches, facing one another.
Abdullah Yusuf Ali
Facing each other on Thrones (of Dignity):
Abul A'la Maududi
They will be seated upon couches set face to face;
Aisha Bewley
on couches face to face;
Al-Hilali & Khan
Facing one another on thrones.
Ali Quli Qarai
[reclining] on couches, facing one another,
Amatul Rahman Omar
(They shall be seated) on thrones (of happiness and dignity), face to face.
Arthur John Arberry
upon couches, set face to face,
Bijan Moeinian
They will sit face to face in luxurious couches.
E. Henry Palmer
upon couches facing each other;
Edip-Layth
On furnishings which are opposite one another.
George Sale
leaning on couches, opposite to one another:
Hamid S. Aziz
On Thrones (of Dignity), facing each other.
Mahmoud Ghali
On settees, facing one another.
Marmaduke Pickthall
On couches facing one another;
Mohamed Ahmed - Samira
(Sitting) on couches, face to face,
Muhammad Asad
facing one another [in love] upon thrones of happiness.
Mustafa Khattab
facing each other on thrones.[1]
Progressive Muslims
On furnishings which are opposite one another.
Sahih International
On thrones facing one another.
Sam Gerrans
Upon couches, facing one another,
Shabbir Ahmed
Facing one another upon thrones of happiness.
Syed Vickar Ahamed
Facing each other on thrones (of dignity):
Taqi Usmani
facing each other on couches.
The Monotheist Group
On beds which are opposite one another.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
sur des lits, face à face.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Li ser textan, li pêşberî hev rûniştî ne.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
op rustbanken zitten zij tegenover elkaar,
Hollandaca — Salomo Keyzer
Leunende in tegenover elkander geplaatste zetels.
Hollandaca — Siregar
Op rustbanken tegenover elkaar.
Rusça (1)
Rusça — Ebu Adel
(сидя) на (расшитых) ложах (и беседуя) обратившись лицом друг к другу.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
På högsäten (skall de sitta) vända mot varandra.