Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

le ḳad Haḳḳa l-ḳavlu ǎlā ekṧerihim fe hum lā yu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَقَدْle ḳadandolsun
2حَقَّHaḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak oldu
3الْقَوْلُl-ḳavluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleo söz
4عَلٰٓىǎlāüzerine
5اَكْثَرِهِمْekṧerihimك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.onların çoğu
6فَهُمْfe humartık onlar
7لَا
8يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmazlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki onların çoğu hakkında şu söz gerçekleşmiştir: Onlardır inanmayanlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki onların çoğu hakkında şu söz gerçekleşmiştir: Onlardır inanmayanlar.

Adem Uğur

Andolsun ki onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki onların çoğunluğuna o söz (Cehennem, insanların ve cinlerin çoğuyla dolacaktır; sözü) Hak olmuştur! Bu sebeple onlar iman etmezler!

Ahmet Tekin

Andolsun ki, hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur’ân’a itibar etmedikleri için Allah’ın hükmü, ceza kararı, o gaflet içinde olanların çoğunun üzerinde, doğruluğu tartışılmayan haklı, gerekçeli, âdil bir hükümdür. Onlar iman etmeyecekler.

Ahmet Varol

Andolsun ki onların çoğu üzerinde söz hak olmuştur. Onlar artık iman etmezler.

Ali Bulaç

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.

Ali Fikri Yavuz

Doğrusu çoğunun üzerine azap gerçekleşmiştir. (Çünkü imanı istemiyecekleri, Allah tarafından biliniyor) artık onlar iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, sözü verilen, onların çoğu üzerine gerçekleşmiştir; onlar, artık inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

Bekir Sadak

And olsun ki, hukum cogunun aleyhine gerceklesmistir, bunun icin artik inanmazlar.

Celal Yıldırım

And olsun ki, hüküm, çoğu hakkında gerçekleşip sübut bulmuştur, artık inanmazlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Andolsun ki onların çoğu hakkında o söz (azap) gerçekleşecektir; çünkü onlar iman etmeyecekler.

Diyanet İşleri

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki onların çoğu cezayı hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, pek çoklarına karşı söz hak olmuştur da artık onlar imana gelmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için daha çoklarına karşı söz hakkolmuştur da onlar iymana gelmezler

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz hakk oldu. Artık onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz hakk oldu. Artık onlar inanmazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, onların çoğu üzerine söz hakk oldu. Artık onlar inanmazlar.

Fizilal-il Kuran

Andolsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.

Gültekin Onan

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur, artık inanmazlar.

Hamdi Döndüren

Andolsun onların çoğuna azap sözü gerekli oldu. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki bunların çoğunun üzerine o söz hak olmuşdur. Artık bunlar iman etmezler.

Hasib Asutay

Andolsun ki onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar inanmazlar.

Hayrat Neşriyat

Celâlim hakkı için, onların çoğunun üzerine (azab husûsundaki) söz hak olmuştur; artık onlar (küfürlerindeki inadları sebebiyle) îmân etmezler.

İbni Kesir

Andolsun ki; onların, çoğunun üzerine, söz hak olmuştur. Onlar, artık iman etmezler.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onların çoğuna (gafletlerine karşılık azap) sözü (azap vaadi) elbette gerçekleşmiştir. (Çünkü onlar) iman etmezler.

Muhammed Esed

Onların çoğuna karşı (Allah'ın gazap) sözü mutlaka gerçekleşecektir; çünkü onlar iman etmezler.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu, onlardan bir çoğu hakkındaki söz tahakkuk etmiştir: artık asla iman etmeyecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Andolsun ki, onların birçokları üzerine o söz (o azap emri) hak olmuştur. Artık onlar imân etmezler.

Ömer Öngüt

Andolsun ki onların çoğunun üzerine söz hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

Suat Yıldırım

Onların çoğunun hakkında ilahî hüküm hak olarak kesinleşti. Artık imân etmezler onlar...

Süleyman Ateş

Andolsun onların çoğuna o söz (cinlerden ve insanlardan bir kısmını cehenneme dolduracağım, sözü) hak oldu; artık onlar inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Onların çoğu için o söz /cezalandırma sözü hak oldu, çünkü onlar inanıp güvenmiyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan çoğu, bunun gerçek anlamda Allah'ın sözü olduğunu anladıkları halde inanmıyorlar.

Şaban Piriş

Çoğu için buyruk gerçekleşmiştir, onlar iman etmezler.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık onlar inanmazlar.

Ümit Şimşek

Onların çoğu için Allah'ın sözü bir hak olmuştur; artık iman etmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, onların çoğuna söz hak olmuştur, artık onlar iman etmezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onların əksəriyyəti barəsindəki söz gerçəkləşdi. Çünki onlar iman gətirmədilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

And olsun ki, onların əksəriyyəti barəsində o söz (əzəldən buyurduğumuz əzab hökmü) gerçək olmuşdur, çünki onlar (Allaha və Peyğəmbərinə) iman gətirməzlər. (Biz onların iman gətirməyəcəklərini Öz əzəli elmimizlə bilib lövhi-məhfuzda təsbit etmişik).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gottes Wort ist für die meisten unter ihnen in Erfüllung gegangen (da sie willentlich auf dem Unglauben beharren). So werden sie nie glauben.

Almanca — Der Edle Quran

Das Wort ist ja gegen die meisten von ihnen unvermeidlich fällig geworden, so glauben sie nicht.

Almanca — M. A. Rassoul

Bereits hat sich das Wort gegen die meisten von ihnen als wahr erwiesen; denn sie glauben nicht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, bereits ist das Wort gegen die Meisten von ihnen Rechtens, so verinnerlichen sie den Iman nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The prophecy of their aversion to the divine message by the majority has been fulfilled, for they decline to accept it.

Abdul Haleem

The verdict has been passed against most of them, for they refuse to believe.

Abdullah Yusuf Ali

The Word is proved true against the greater part of them: for they do not believe.

Abul A'la Maududi

Surely most of them merit the decree of chastisement; so they do not believe.

Aisha Bewley

The Word has been justly carried out against most of them so they have no iman.

Al-Hilali & Khan

Indeed the Word (of punishment) has proved true against most of them, so they will not believe.

Ali Quli Qarai

The word has certainly become due against most of them, so they will not have faith.

Amatul Rahman Omar

Surely, most of them merit the sentence of Our punishment for they would not believe.

Arthur John Arberry

The Word has been realised against most of them, yet they do not believe.

Bijan Moeinian

Although our message is proven to be true to most of them, still they do not believe.

E. Henry Palmer

Now is the sentence due against most of them, for they will not believe.

Edip-Layth

The retribution has been deserved by most of them, for they do not acknowledge.

George Sale

Our sentence hath justly been pronounced against the greater part of them; wherefore they shall not believe.

Hamid S. Aziz

That you may warn a people whose fathers were not warned, and so they are heedless.

Mahmoud Ghali

Indeed the Saying has already come true against most of them, so they do not believe.

Marmaduke Pickthall

Already hath the judgment, (for their infidelity) proved true of most of them, for they believe not.

Mohamed Ahmed - Samira

The sentence is surely justified against most of them, for they do not believe.

Muhammad Asad

Indeed, the word [of God’s condemnation] is bound to come true against most of them: for they will not believe.

Mustafa Khattab

The decree ˹of torment˺ has already been justified against most of them, for they will never believe.

Progressive Muslims

The retribution has been deserved by most of them, for they do not believe.

Sahih International

Already the word has come into effect upon most of them, so they do not believe.

Sam Gerrans

Binding has become the word upon most of them, so they do not believe.

Shabbir Ahmed

The Word is bound to come True that since most of them will deny the Message they will suffer the consequences.

Syed Vickar Ahamed

Indeed, the Word (Punishment of Allah) is proved true against the greater part (or most) of them: Still, they do not believe,

Taqi Usmani

The word has indeed come true about most of them, so they will not believe.

The Monotheist Group

The retribution has been deserved by most of them, for they do not believe.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

En effet, la Parole contre la plupart dʹentre eux sʹest réalisée: ils ne croiront donc pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, li ser pirên wan ezab pêwîst bûye, vêca ew bawerî nayînin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De uitspraak over de meesten van hen is bewaarheid; toch geloven zij niet.

Hollandaca — Siregar

Voorzeker, het woord (van bestraffing) is tegen de meesten van hen bewaarheid omdat zij niet geloven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И Я [Аллах] клянусь, что) уже оправдалось [подтвердилось] слово [обещание о наказании] над большинством их [тех, которые прожили всю жизнь в неверии и умерли будучи неверными], так, что они не уверуют.

Rusça — Osmanov

С большинством из них свершилось предопределенное, ибо они не уверовали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men (Guds) dom över de flesta av dem måste bli verklighet - de vill inte tro.