Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ

ve āyetun lehumu l-erDu l-meytetu eHyeynāhā ve eḣracnā minhā Habben fe minhu ye'kulūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاٰيَةٌve āyetunا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ve bir ayettir
2لَهُمُlehumuonlar için
3الْاَرْضُl-erDuا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyetoprak
4الْمَيْتَةُl-meytetuم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölü
5اَحْيَيْنَاهَاeHyeynāhāح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekbiz onu dirilttik
6وَاَخْرَجْنَاve eḣracnāخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakve çıkardık
7مِنْهَاminhāondan
8حَبًّاHabbenح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.dane
9فَمِنْهُfe minhuve ondan
10يَأْكُلُونَye'kulūneا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryiyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve bir delildir onlara, ölü yeryüzünü dirilttik ve oradan taneler çıkardık da onları yerler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve bir delildir onlara, ölü yeryüzünü dirilttik ve oradan taneler çıkardık da onları yerler.

Adem Uğur

(Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.

Ahmed Hulusi

Ölü arz da onlar için bir işarettir! Onu dirilttik, ondan ürünler çıkardık da ondan yiyorlar. . .

Ahmet Tekin

Yeniden diriltmeye gücümüzün, kudretimizin yeteceğine onlar için bir delil de, ölü topraktır. Biz ona hayat verdik. Ondan taneler, tahıl, bakliyat çıkardık. Onlardan yeyip duruyorlar.

Ahmet Varol

Ölü toprak onlar için bir âyettir. Biz onu dirilttik ve ondan taneler çıkardık. Böylece ondan yerler.

Ali Bulaç

Ölü toprak kendileri için bir ayettir; biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.

Ali Fikri Yavuz

Hem ölü (kurumuş) arz, (kudretimize ve ölüleri dirilttiğimize delâlet eden) bir alâmettir onlara: Biz ona (yağmur sebebiyle) hayat verdik; ondan daneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

Ali Rıza Safa

Ölü toprak, onlar için bir kanıttır. Onu canlandırdık ve çekirdekler çıkardık; yesinler diye.

Bayraktar Bayraklı

Ölü toprak, onlar için bir delildir. Biz, ona can veririz ve ondan başak çıkartırız da onlar ondan yerler.

Bekir Sadak

Iste onlara bir delil: Olu yeri diriltir ve oradan taneler cikarariz da ondan yerler.

Celal Yıldırım

Diriltip içinden daneler çıkardığımız ölü toprak onlar için (varlığımızın ve kudretimizin) açık belgelerinden biridir, ondan yeyip geçinirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar için ölü toprak açık bir kanıttır. Ona can verdik ve ondan taneler çıkardık; işte bundan (yaptıkları yiyecekleri) yiyorlar.

Diyanet İşleri

Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.

Diyanet İşleri (eski)

İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler.

Diyanet Vakfi

(Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem ölü toprak onlara bir delildir. Biz ona hayat verdik ve onda taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem bir ayettir onlara ölü arz. Biz ona hayat verdik ve ondan habbeler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar

Erhan Aktaş

Ölü toprak, onlara bir ayettir. Onu canlandırdık ve ondan ürünler çıkardık. Böylece ondan yerler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ölü toprak, onlara bir ayettir. Onu canlandırdık ve ondan ürünler çıkardık. Böylece ondan yerler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ölü toprak, onlara bir ayettir. Onu canlandırdık ve ondan ürünler çıkardık. Böylece ondan yerler.

Fizilal-il Kuran

Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarırız da ondan yerler.

Gültekin Onan

Ölü toprak kendileri için bir ayettir; biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.

Hamdi Döndüren

İşte ölü toprak onlar için bir delildir. Onu yağmurla dirilttik, ondan tane çıkardık da ondan yiyorlar.

Hasan Basri Çantay

Ölü toprak — ki biz onu canlandırdık. İçinden dane (ler) çıkardık da ondan yeyip duruyorlar — onlar için bir ibret (bir delil) dir.

Hasib Asutay

Ölü toprak onlar için bir kanıttır. (8) Biz onu dirilttik, ondan tane çıkardık da ondan yiyorlar. (8. Öldükten sonra dirileceklerine.)

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki o ölü yeryüzü de (öldükten sonra dirilme husûsunda) kendileri için bir delildir. (Biz) onu dirilttik ve ondan dâneler çıkardık da bundan yiyorlar.

İbni Kesir

Ölü toprak, onlar için bir ayettir. Biz, onu dirilttik ve ondan taneler çıkardık, ondan yemektedirler.

Mehmet Okuyan

Ölü toprak onlar için bir delildir. Onu canlandırdık ve ondan ürünler çıkarttık; o (ürünler)den yiyorlar.

Muhammed Esed

Onlar, ölü toprağa can vermemizde ve beslenmeleri için topraktan ürünler çıkarmamızda (yaratma ve diriltme gücümüzün) işaretini görürler;

Mustafa İslamoğlu

Ölü toprakta dahi onlar için bir ders vardır: Onu Biz dirilttik, beslenmeleri için ondan tohumları Biz çıkardık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlar için ölmüş yer bir ibrettir. Onu hayata kavuşturduk ve ondan daneler (meydana) çıkardık da ondan yiyiverirler.

Ömer Öngüt

Ölü toprak da onlar için bir âyet (delil)dir. Biz onu (yağmurla) dirilttik de ondan pek çok taneler çıkardık, işte onlar bunlardan yerler.

Suat Yıldırım

Delil mi isterler? İşte ölmüş arz! Hayatı ona Biz veriyoruz. Oradan onların yiyecekleri habbeleri çıkarıyoruz. Kendileri de ondan yiyip dururlar.

Süleyman Ateş

Ölü toprak, onlar için bir ayettir, (ölüleri nasıl dirilteceğimize işarettir): Biz onu dirilttik, ondan dane çıkardık da ondan yiyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Ölü toprak onlar için bir ayet /göstergedir: O toprağı canlandırdık ve ondan tahıl çıkardık, sonra onlar o tahıldan yerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ölü toprak onlar için bir ayettir. Ona can verir, daneleri çıkarırız, sonra ondan yerler.

Şaban Piriş

Onlara bir ibret de ölü topraktır. Biz, onu diriltip, ondan yedikleri ekin çıkarırız.

Tefhim-ul Kuran

Ölü toprak kendileri için bir ayettir; biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle de onlar ondan yemektedirler.

Ümit Şimşek

Ölmüş yeryüzü de onlar için bir âyettir. Biz onu dirilttik ve ondan taneler çıkardık ki, yiyip duruyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Ölü toprak onlar için bir mucizedir. Onu dirilttik, ondan dane çıkardık; bak işte ondan yiyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ölü torpaq onlar üçün bir dəlildir. Biz onu yağışla dirildir, oradan taxıl çıxardırıq, onlar da ondan yeyirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ölü torpaq onlar üçün (qiyamət günü ölüləri dirildəcəyimizə) bir dəlildir. Biz onu (yağışla) dirildir, oradan (arpa, buğda, düyü və s. kimi) dənələr çıxardırıq, onlar da ondan yeyirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ein Zeichen für sie ist die ausgedörrte tote Erde, die Wir mit Wasser beleben und Korn daraus hervorbringen, von dem sie essen.

Almanca — Der Edle Quran

Und ein Zeichen ist für sie die tote Erde. Wir machen sie lebendig und bringen aus ihr Körner hervor, so daß sie davon essen (können).

Almanca — M. A. Rassoul

Und ein Zeichen ist ihnen die tote Erde. Wir beleben sie und bringen aus ihr Korn hervor, von dem sie essen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und eine Aya für sie ist die tote Landschaft, die WIR belebten und dann aus ihr Körner heraussprießen ließen, von denen sie essen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A blessing is being extended to them to contemplate, an outward and visible sign of an inward and spiritual grace: "the dead land which We revive and from its soil We cause grain to spring out for them to eat"

Abdul Haleem

There is a sign for them in the lifeless earth: We give it life and We produce grain from it for them to eat;

Abdullah Yusuf Ali

A Sign for them is the earth that is dead: We do give it life, and produce grain therefrom, of which ye do eat.

Abul A'la Maududi

Let the dead earth be a Sign for them. We gave it life and produced from it grain whereof they eat.

Aisha Bewley

A Sign for them is the dead land which We bring to life and from which We bring forth grain of which they eat.

Al-Hilali & Khan

And a sign for them is the dead land. We give it life, and We bring forth from it grains, so that they eat thereof.

Ali Quli Qarai

A sign for them is the dead earth, which We revive and out of it bring forth grain, so they eat of it.

Amatul Rahman Omar

The dead earth which We bring to life and from which We bring forth (a large variety of) grains, of which they eat, is an important sign for them.

Arthur John Arberry

And a sign for them is the dead land, that We quickened and brought forth from it grain, whereof they eat;

Bijan Moeinian

Look at the dead land around you that God brings it to life and produces the very food that you eat [how can you eat the food produced of a dead land and say it is impossible to bring a dead thing back to life?]

E. Henry Palmer

And a sign for them is the dead earth which we have quickened and brought forth therefrom seed, and from it do they eat;

Edip-Layth

A sign for them is the dead land, We revive it and produce from it seeds from which they eat.

George Sale

One sign of the resurrection unto them is the dead earth: We quicken the same by the rain, and produce thereout various sorts of grain, of which they eat.

Hamid S. Aziz

And all of them shall surely be brought before Us.

Mahmoud Ghali

And a sign for them is the dead earth. We give it life and bring out of it grain, so they eat from it.

Marmaduke Pickthall

A token unto them is the dead earth. We revive it, and We bring forth from it grain so that they eat thereof;

Mohamed Ahmed - Samira

There is a sign in the dead earth for them which We quicken, and produce from it grain which they eat.

Muhammad Asad

And [yet, ] they have a sign [of Our power to create and to resurrect] in the lifeless earth which We make alive, and out of which We bring forth grain, whereof they may eat;

Mustafa Khattab

There is a sign for them in the dead earth: We give it life, producing grain from it for them to eat.

Progressive Muslims

And a sign for them is the dead land, We revive it and produce from it seeds from which they eat.

Sahih International

And a sign for them is the dead earth. We have brought it to life and brought forth from it grain, and from it they eat.

Sam Gerrans

And a proof for them is the dead earth. We gave it life, and We brought forth from it grain, then they eat thereof;

Shabbir Ahmed

And yet, there is a Sign for them in the lifeless earth which We revive and We bring forth from it grain so that they eat thereof. (Divine Revelation can, likewise, revive dead nations and make them fruitful for humanity).

Syed Vickar Ahamed

And a Sign for them is (that when) the earth is dead: We give it life, and produce grain from it, from which you do eat.

Taqi Usmani

And a sign for them is the dead land. We gave it life and brought forth grain from it; so from it they eat.

The Monotheist Group

And a sign for them is the dead land, We revive it and produce from it seeds from which they eat.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Une preuve pour eux est la terre morte, à laquelle Nous redonnons la vie, et dʹoù Nous faisons sortir des grains dont ils mangent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Erda mirî (ya hişk û hola) ku em wê sax (û hêşîn) dikin û em jê heb û tene derdixin, vêca ew jê dixwin (û pê dijîn), ji bo wan nîşan û delîl e (ku Xwedê dikare ji goran jî miriyan sax rake).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En een teken voor hen is de dode aarde die Wij tot leven brengen en waaruit Wij zaadkorrels voortbrengen zodat zij ervan eten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Een teeken der opstanding voor hen is de verdroogde, doode aarde; wij verkwikken die door den regen, en doen daaruit verschillende soorten van granen voortkomen, waarvan zij eten.

Hollandaca — Siregar

En een teken voor hen is de dode aarde die Wij tot leven doen komen en waaruit Wij graan voortbrengen waarvan zij eten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И знамением (показывающим то, что Аллах воскресит умерших) для них [для многобожников] (является) неживая земля (на которой не было никаких растений); Мы оживили ее (ниспослав дождь) и вывели из нее (само растение и) зерно, которое едят они (и животные). {И Тот, Кто оживил землю растениями, оживит умерших в День Воскрешения.}

Rusça — Osmanov

Знамением для них служит высохшая земля. Мы ее оживили и взрастили на ней злаки, которыми они питаются.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ett tecken (på Guds allmakt) har de fått i den döda jorden, som Vi skänker nytt liv och där Vi låter brödsäd växa, som tjänar dem till föda;