Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

يَاحَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

yā Hasraten ǎlā l-ǐbādi mā ye'tīhim min rasūlin illā kānū bihi yestehziūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاحَسْرَةًyā Hasratenح س رYorulmak, yorgun düşmek, bıkmak, yetersiz kalmak. Bir şeyi çıkarmak/sökmek/soymak/sıyırmak, soymak, süpürmek, batıp kaybolmak, alçak veya çekilmiş olmak, yorgun olmak, donuk veya sönük olmak, üzüntü veya keder veya pişmanlık ifade etmek, birini küçümsemek, birini rahatsız etmek veya sinirlendirmek, birini uzaklaştırmak, birinin üzüntü veya pişmanlık yaşamasına veya düşmesine neden olmak, tüy dökmek (kuşlar), yorgunluktan düşmek veya dökülmek, bir şeyi açığa çıkarmak, kaldırılmak veya temizlenmek.EY/HEY/AH dert
2عَلَىǎlā
3الْعِبَادِl-ǐbādiع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekşu kullara
4مَا
5يَأْتِيهِمْye'tīhimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonlara gelmez ki
6مِنْminhiçbir
7رَسُولٍrasūlinر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir resul
8اِلَّاillāmutlaka
9كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonlar
10بِهِbihionunla
11يَسْتَهْزِؤُ۫نَyestehziūneه ز اaşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67)alay ederlerdi

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yazıklar olsun kullara, onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmesinler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yazıklar olsun kullara, onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmesinler.

Adem Uğur

Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.

Ahmed Hulusi

Hüsran şu kullara! Kendilerine bir Rasul gelmeye görsün, hep Onun bildirdiğiyle alay ederlerdi.

Ahmet Tekin

Kendilerine gelen bir Rasul ile, ille de alay etmeye kalkışan kullara yazıklar olsun!

Ahmet Varol

Yazıklar olsun kullara! Onlara hiç bir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmesinler.

Ali Bulaç

Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Yazıklar olsun o kullara ki, ne zaman kendilerine bir peygamber gelse, muhakkak onu alaya alırlardı.

Ali Rıza Safa

Yazıklar olsun şu kullara; onlara gelmiş hiçbir elçi yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.

Bayraktar Bayraklı

Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ederlerdi.

Bekir Sadak

Kullara yaziklar olsun! Kendilerine hangi elci gelse, onu alaya aliyorlardi.

Celal Yıldırım

Yazık çok yazık o kullara ki, kendilerine ne kadar bir peygamber geldiyse, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O kullara yazıklar olsun! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onu mutlaka alaya alırlardı.

Diyanet İşleri

Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

Diyanet İşleri (eski)

Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.

Diyanet Vakfi

Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yazıklar olsun o kullara ki kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey!.. ne hasret o kullara ki kendilerine her gelen Resul ile mutlaka istihza ediyorlardı

Erhan Aktaş

Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her Resul'le alay ettiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her resulle alay ettiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine gelen her rasulle alay ettiler.

Fizilal-il Kuran

Yazık şu kullara! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.

Gültekin Onan

Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Hamdi Döndüren

Yazık şu kullara! Onlar, ne zaman kendilerine bir elçi gelse, onu mutlaka alay konusu yaparlar.

Hasan Basri Çantay

Ey kulların üzerine (çöken büyük) hasret (ve nedamet, hazır ol! Çünkü) onlar kendilerine herhangi bir peygamber (ve elçi) gelmeye dursun, ille onunla istihza ederlerdi.

Hasib Asutay

Yazıklar olsun şu kullara ki kendilerine gelen her elçiyle mutlaka alay ederlerdi.

Hayrat Neşriyat

Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine ne zaman bir peygamber gelse, mutlaka onunla alay ederlerdi.

İbni Kesir

Yazıklar olsun o kullara ki; kendilerine bir peygamber gelmeyedursun onu hemen alaya alırlardı.

Mehmet Okuyan

Ah, kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay etmiş olan kullara yazıklar olsun!

Muhammed Esed

Ah! Yazık şu insanlar(ın çoğun)a! Kendilerine hangi elçi geldiyse onu alaya aldılar!

Mustafa İslamoğlu

Vay gele şu kullarına başına! Ne zaman kendilerine bir elçi gelmişse onu alaya aldılar!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey o kullar üzerine (teveccüh edecek) hasret! (Tam zamanın). Onlara bir resûl gelmezdi ki illâ istihzâda bulunurlar olmuşlardı.

Ömer Öngüt

Ne yazık şu kullara! Kendilerine hangi peygamber gelse, onu hemen alaya alırlardı.

Suat Yıldırım

Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her resul ile, mutlaka alay ederlerdi.

Süleyman Ateş

Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay ederlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Yazık böyle kullara! Kendilerine ne zaman bir elçi gelse onu mutlaka hafife alırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yazık böyle kullara! Kendilerine bir elçi gelmeye görsün, hemen hafife alırlar.

Şaban Piriş

Yazıklar olsun o kullara! Ki, kendilerine bir peygamber gelmeyegörsün, onunla sadece alay ederlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir peygamber gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Ümit Şimşek

Yazıklar olsun o kullara! Ne zaman kendilerine bir peygamber gelecek olsa onu alaya alırlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Vay bu qulların halına! Onlara elə bir elçi gəlməyib ki, ona istehza etməsinlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Vay bu bəndələrin halına! Onlara elə bir peyğəmbər gəlməz ki, ona istehza etməsinlər! (Buna görə də əzaba düçar olarlar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wie sind die Diener zu bedauern! Es kommt kein Gesandter zu ihnen, ohne daß sie über ihn spotten.

Almanca — Der Edle Quran

O schade um die Diener! Es kommt kein Gesandter zu ihnen, ohne daß sie sich über ihn lustig machen würden.

Almanca — M. A. Rassoul

Wehe über die Menschen! Kein Gesandter kommt zu ihnen, den sie nicht verspotteten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Trauer um die Menschen! Niemals kam zu ihnen ein Gesandter, ohne daß sie ihn verspotteten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A great pity upon intellectual animate beings and servants! No Messenger do they receive as an envoy of Allah but they bombard him with foul epithets, mock him and laugh him to scorn.

Abdul Haleem

Alas for human beings! Whenever a messenger comes to them they ridicule him.

Abdullah Yusuf Ali

Ah! Alas for (My) Servants! There comes not a messenger to them but they mock him!

Abul A'la Maududi

Alas for My servants! Never does a Messenger come to them but they mock him.

Aisha Bewley

Alas for My slaves! No Messenger comes to them without their mocking him.

Al-Hilali & Khan

Alas for mankind! There never came a Messenger to them but they used to mock at him.

Ali Quli Qarai

How regrettable of the servants! There did not come to them any apostle but that they used to deride him.

Amatul Rahman Omar

Alas for (My) servants! not a single Messenger comes to (reform) them but they treat him lightly.

Arthur John Arberry

Ah, woe for those servants! Never comes unto them a Messenger, but they mock at him.

Bijan Moeinian

What a pity. Every time a Prophet was sent to them, they made fun of him.

E. Henry Palmer

Alas for the servants! there comes to them no apostle but they mock at him!

Edip-Layth

Alas for the servants. For every time a messenger went to them, they would ridicule him.

George Sale

O the misery of men! No apostle cometh unto them, but they laugh him to scorn.

Hamid S. Aziz

It was naught but a single Shout, and lo! They were still and silenced (extinct).

Mahmoud Ghali

Oh for the regrets of the bondmen! In no way does a Messenger come up to them except that they used to mock at him.

Marmaduke Pickthall

Ah, the anguish for the bondmen! Never came there unto them a messenger but they did mock him!

Mohamed Ahmed - Samira

Alas for men! No apostle ever came to them but they made fun of him.

Muhammad Asad

OH, THE REGRETS that [most] human beings will have to bear! Never has an apostle come to them without their deriding him!

Mustafa Khattab

Oh pity, such beings! No messenger ever came to them without being mocked.

Progressive Muslims

What sorrow for the servants. For every time a messenger went to them, they would ridicule him.

Sahih International

How regretful for the servants. There did not come to them any messenger except that they used to ridicule him.

Sam Gerrans

Oh, the sorrow for the servants! There came not to them a messenger save they mocked him.

Shabbir Ahmed

Ah, the anguish for the servants, they have to bear! Never has a Messenger come to them, but they did mock him!

Syed Vickar Ahamed

Ah! Sorrow on the part (My) servants! There has not come one messenger (of Allah) to them that they have not made fun of him!

Taqi Usmani

Alas for the slaves (of Allah)! No messenger came to them, but they have been mocking at him.

The Monotheist Group

What sorrow for the servants. For every time a messenger went to them, they would mock him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Hélas pour les esclaves (les humains)! Jamais il ne leur vient de messager sans quʹils ne sʹen raillent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hey wax li rewşa îbadan! Çiqas pêxemberek ji wan re hatibe, her wan tinaz pê kirine.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wee de dienaren! Er komt geen gezant tot hen of zij drijven de spot met hem.

Hollandaca — Salomo Keyzer

O, hoe ellendig zijn de menschen! Geen gezant kwam tot hen of zij lachten hem met verachting uit.

Hollandaca — Siregar

Wat jammer voor de dienaren, er komt geen Boodschapper tot hen, of zij drijven de spot met hem.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

О горе рабам! Ни один посланник не приходил к ним без того, чтобы они не предавали его поруганию.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ARMA människor! Aldrig någonsin har ett sändebud kommit till dem, utan att de har gjort narr av honom!