Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı.

وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَاءَهُمْ نَذِيرٌ لَيَكُونُنَّ اَهْدٰى مِنْ اِحْدَى الْاُمَمِ فَلَمَّا جَاءَهُمْ نَذِيرٌ مَا زَادَهُمْ اِلَّا نُفُورًا

ve eḳsemū bi(a)llahi cehde eymānihim le in cā'ehum neƶīrun le yekūnunne ehdā min iHdā l-umemi fe lemmā cā'ehum neƶīrun mā zādehum illā nufūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَقْسَمُواve eḳsemūق س مBölmek, düzenlemek, ayırmak, pay etmek, dağıtmak. Qasamun - yemin. Qismatun - bölme, ayrım, bölüştürme, pay etme. Maqsumun - bölünmüş/belirgin. Muqassimun (fiil 2) - yemin eden, pay eden kişi. Qasama (fiil 3) - yemin etmek. Aqsama (fiil 4) - yemin etmek. Taqasama (fiil 6) - birbirine yemin etmek. Muqtasimun (fiil 8) - bölen kişi. Istaqsama (fiil 10) - kura çekmek. Tastaqsimu - bölüşüm ararsın.ve yemin ettiler
2بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
3جَهْدَcehdeج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.bütün gücüyle
4اَيْمَانِهِمْeymānihimي م نSağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli.yeminlerinin
5لَئِنْle inandolsun eğer
6جَاءَهُمْcā'ehumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakkendilerine gelirse
7نَذِيرٌneƶīrunن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.bir uyarıcı
8لَيَكُونُنَّle yekūnunneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolacaklarına
9اَهْدٰىehdāه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.daha çok doğru yolda
10مِنْmin
11اِحْدَىiHdāا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.herbir
12الْاُمَمِl-umemiا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]milletten
13فَلَمَّاfe lemmāfakat
14جَاءَهُمْcā'ehumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgelince
15نَذِيرٌneƶīrunن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.bir uyarıcı
16مَا
17زَادَهُمْzādehumز ي دarttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazlaonların arttırmadı
18اِلَّاillābaşka bir şey
19نُفُورًاnufūranن ف رSavaştan kaçmak, herhangi bir işten çekilmek (savaştan olduğu gibi), yürümek, vahşileşmek, huysuzlaşmak.nefretten

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve bütün kuvvetleriyle adamakıllı ant içtiler Allah adına, onlara bir korkutucu gelirse ümmetler arasında doğru yolu bulan en mükemmel bir ümmet olacağız diye; fakat onlara korkutucu gelince de bu, ancak onların uzaklaşmalarını sağladı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve bütün kuvvetleriyle adamakıllı ant içtiler Allah adına, onlara bir korkutucu gelirse ümmetler arasında doğru yolu bulan en mükemmel bir ümmet olacağız diye; fakat onlara korkutucu gelince de bu, ancak onların uzaklaşmalarını sağladı.

Adem Uğur

Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed) gelince, bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.

Ahmed Hulusi

Var güçleriyle (billahi diye) Allah'a yemin ettiler ki, eğer onlara uyarıcı gelir ise, mutlaka (geçmiş ve gelecek diğer) ümmetlerin (herhangi) birinden daha çok hidayette olacaklardı. . . Kendilerine bir uyarıcı geldiğindeyse, (bu) onlarda nefretten başka bir şey artırmadı!

Ahmet Tekin

Onlar, peşpeşe Allah’a büyük yeminler ettiler: Kendilerine sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcı bir peygamber gelirse eğer, diğer ümmetlerin her birinden daha doğru yolda olacaklardı. Kendilerine bir uyarıcı, bir peygamber, Muhammed geldiği zaman bu onların sadece nefretlerini artırdı.

Ahmet Varol

Kendilerine bir uyarıcının gelmesi durumunda ümmetlerden herhangi birinden daha doğru yolda olacakları konusunda bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Ancak kendilerine uyarıcı gelince sadece onların haktan uzaklaşmalarını artırdı.

Ali Bulaç

Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyarıcı, korkutucu gelecek olsa, ümmetlerinin herhangi birinden mutlaka daha doğru olacaklarına dair, Allah'a and içtiler. Ancak onlara bir uyarıcı, korkutucu geldiğinde (bu) nefretlerinden başkasını artırmadı.

Ali Fikri Yavuz

(Mekke kâfirleri, Hz. Peygamber gelmeden önce) yeminlerinin en kuvvetlisi ile Allah’a yemin etmişlerdi ki, kendilerine azab ile korkutan bir peygamber gelirse, muhakkak (yahudi ve hristiyan) milletlerinin herhangi birinden daha çabuk doğru yolu bulacaklar. Fakat, kendilerine azap ile korkutan bir peygamber (Hz. Muhammed Aleyhisselâtü vesselâm) geldiği zaman, onlara, ancak hakdan uzaklaşmayı artırdı.

Ali Rıza Safa

Kendilerine bir uyarıcı gelirse, toplumların herhangi birinden daha çok doğru yol üzerinde olacaklarına ilişkin, tüm güçleriyle yemin ettiler. Fakat bir uyarıcı geldiği zaman, nefretlerinden başka bir şey artmadı.

Bayraktar Bayraklı

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse bütün toplumların en doğruları olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Ancak kendilerine bir uyarıcı gelince, bu, onların sadece haktan kaçmalarını arttırdı.

Bekir Sadak

(42-43) Kendilerine bir uyarici gelince, ummetler icinde en dogru yolda gidenlerden biri olacaklarina, and olsun ki, butun gucleriyle Allah'a yemin etmislerdi; fakat kendilerine uyaricinin gelmesi, yuryuzunde buyukluk taslamak ve kotu duzen kurmak ile ugrastiklarindan sadece nefretlerini arttirdi. Oysa pis pis kurulan ktu tuzaga ancak sahibi duser. Oncekilere uygulanagelen yasayi grmezler mi? Sen Allah'in yasasinda bir degisiklik bulamazsin. Sen Allah'in yasasinda bir baskalasma da bulamazsin.

Celal Yıldırım

Olanca yeminleriyle yemin edip, eğer kendilerine uyarıcı bir peygamber gelecek olursa, elbette, ümmetlerden en ileri olanından daha çok doğru yolu bulacaklarını (söylemişlerdi). Ne vakit ki, kendilerine uyarıcı peygamber geldi, (aksine) bu onların ancak nefretini artırdı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar kendilerine bir uyarıcı gelirse herhangi bir ümmetten daha fazla doğru yolu tutacaklarına dair var güçleriyle Allah adına yemin etmişlerdi. Ama onlara uyarıcı gelince bu sadece (haktan) uzaklaşmalarını arttırdı.

Diyanet İşleri

Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı.

Diyanet İşleri (eski)

(42-43) Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.

Diyanet Vakfi

Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed) gelince, bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Olanca güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi ki, kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse, mutlaka ilerideki ümmetlerin herhagi birinden daha doğru yolda olacaklardı. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman bu, onların sırf ürküntülerini artırdı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse kesinlikle ilerideki ümmetlerin en birincisinden daha kabiliyetli olacaklarına daha çok doğru yola gideceklerine dair Allah'a en ağır yeminleriyle yemin etmişlerdi. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman, bu onların yalnızca ürkekliklerini artırdı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeminlerinin en kuvvetlisiyle Allaha kasem de etmişlerdi ki: billahi kendilerine inzar edici bir Peygamber gelse her halde ilerideki ümmetlerin en birincisinden daha kabiliyyetli olacaklar, daha iyi yola geleceklerdi, fakat kendilerine inzar edici bir Peygamber geldiği vakıt onlara sırf bir ürküntü artırdı

Erhan Aktaş

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.

Fizilal-il Kuran

Onlar, Allah kendilerine uyarıcı gönderdiği taktirde herhangi bir milletten daha sıkı biçimde doğru yola bağlanacaklarına dair kesin bir dille Allah adına yemin etmişlerdi. Fakat kendilerine uyarıcı gelince bu olay nefretlerini arttırmaktan başka bir işe yaramadı.

Gültekin Onan

Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyarıcı, korkutucu gelecek olsa, ümmetlerinin herhangi birinden mutlaka daha doğru olacaklarına dair Tanrı'ya and içtiler. Ancak onlara bir uyarıcı, korkutucu geldiğinde (bu) nefretlerinden başkasını arttırmadı.

Hamdi Döndüren

Onlar, kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde, onun yoluna, diğer toplumlardan daha çok uyacaklarına dair olanca güçleriyle yemin ettiler. Fakat kendilerine uyarıcı (elçi) gelince, onların nefretlerini artırmaktan başka bir şey olmadı.

Hasan Basri Çantay

Onlar, kendilerine azab ile korkutucu (bir peygamber) gelirse her halde (diğer) ümmetlerden herhangi birinden daha ziyade doğru yolu tutacaklarını yeminlerinin bütün hızıyle Allaha andetmişlerdi. Fakat onlara azab ile korkutan (bir peygamber) gelince bu, onların (hakdan) uzaklaşmalarından başka bir şey attırmadı.

Hasib Asutay

Kendilerine bir uyancı (peygamber) gelirse, hiç şüphesiz herhangi bir milletten daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Ancak kendilerine bir uyarıcı gelince (bu,) onların (haktan) uzaklaşmalarından başka bir şeyi artırmadı.

Hayrat Neşriyat

Ve (o müşrikler) eğer kendilerine gerçekten bir korkutucu (peygamber) gelirse, o ümmetlerin her birinden, elbette daha doğru yolda olacaklarına dâir bütün güçleriyle Allah’a yemîn ettiler. Fakat kendilerine bir korkutucu gelince, (bu) onlara nefretten başka bir şey arttırmadı.

İbni Kesir

Var güçleriyle Allah'a yemin ettiler ki; kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa; muhakkak ki, ümmetlerin herhangi birinden daha doğru yolda olacaklardır. Fakat kendilerine bir uyarıcı gelince; onların sadece nefretlerini artırdı.

Mehmet Okuyan

Kendilerine bir uyarıcı gelmesi hâlinde, herhangi bir topluluktan daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı gelince bu, onların sadece gerçek(ler)den uzaklaşmalarını yani yeryüzünde kibirlenmelerini ve kötülük tuzağını (kurmalarını) artırdı. Oysa kötü tuzak, sadece sahibinin başına geçer. Onlar öncekilere (uygulanan Allah'ın) kanunundan başka ne bekliyorlar ki! Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın! Allah’ın kanununda asla bir sapma bulamazsın.

Muhammed Esed

Onlar, (hakikate her fırsatta muhalefet edenler,) eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, o'nun rehberliğine, (kendilerine gönderilen uyarıcıya tabi olan eski) toplumlardan daha çok bağlanacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler: İşte şimdi onlara bir uyarıcı geldi, ama (o'nun çağrısı) onların sadece muhalefetlerini artırdı,

Mustafa İslamoğlu

Bir de o (inkarcı)lar, kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde, doğru yolu bulmakta tüm toplumların önünde yer alacaklarına dair Allah adına var güçleriyle yemin ettiler; fakat onlara bir uyarıcı geldiğinde ise, bu onların sadece tepkilerine artırdı;

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Allah'a en kuvvetli yeminleriyle yemin ettiler ki, eğer onlara bir korkutucu (peygamber) gelecek olursa elbette ki, kendileri herhangi bir ümmetten daha ziyâde hidâyete ermiş olacaklardır. Vaktâ ki, kendilerine bir korkutucu geldi, onlara nefretten başka bir şey arttırmış olmadı.

Ömer Öngüt

Kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse, herhangi bir ümmetten daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, uzaklaşmalarından başka bir şeylerini artırmadı.

Suat Yıldırım

Kendilerini uyaracak bir peygamber geldiği takdirde, milletler içinde, hidâyette en ileri derecede yer alacaklarına dair var güçleri ile yemin ettiler. Ama kendilerine bir peygamber gelip uyarınca bu, onların sadece nefretlerini artırdı.

Süleyman Ateş

"Andolsun eğer kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, her milletten daha çok doğru yolda olacaklar" diye, yeminlerinin bütün gücüyle Allah'a yemin ettiler. Fakat kendilerine uyarıcı gelince, onlara Hak'tan uzaklaşmaktan başka bir katkı sağlamadı.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine bir uyarıcı gelirse bütün toplumlardan daha doğru bir yola girecekleri konusunda var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Ne zaman ki onlara bir uyarıcı geldi, bu onların sadece uzaklaşmalarını artırdı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine uyarıcı gelirse, toplulukların her birinden daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle yemin ettiler. Kendilerine uyarıcı gelince de sadece nefretleri arttı.

Şaban Piriş

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa, ümmetlerin içinde en doğru yolda giden biri olacaklarına dair tüm güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Onlara bir uyarıcı gelince, nefretle uzaklaşmaktan başka birşey yapmadılar.

Tefhim-ul Kuran

Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyarıcı, korkutucu gelecek olsa, ümmetlerin herhangi birinden mutlaka daha doğru yolda olacaklarına dair, Allah'a and içtiler. Ancak onlara uyarıcı, korkutucu geldiğinde, nefretlerinden başkasını artırmadı.

Ümit Şimşek

Kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde, başka hiçbir ümmetin erişemeyeceği kadar doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Kendilerine uyarıcı geldiğinde ise, bu onları haktan daha da uzaklaştırdı.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeminlerinin tüm gücüyle Allah'a ant içmişlerdi ki, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerin herhangi birinden çok daha doğru bir gidiş üzere olacaklar. Fakat uyarıcı onlara gelince, bu onlara nefretle kaçıştan başka bir katkı sağlamadı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar Allaha çox möhkəm and içdilər ki, özlərinə qorxudan bir peyğəmbər gəlsə, hər hansı ümmətdən daha çox doğru yolda olacaqlar. Onlara qorxudan peyğəmbər gəldikdə isə bu, onların ancaq nifrətini artırdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Məkkə müşrikləri) özlərinə (Allahın əzabı ilə) qorxudan bir peyğəmbər gələcəyi təqdirdə (yəhudi, xaçpərəst və başqaları kimi) hər hansı ümmətdən daha artıq doğru yolda olacaqları barədə Allaha çox möhkəm and içmişdilər. Amma onlara belə bir peyğəmbər (Muhəmməd əleyhissəlam) gəldikdə bu ancaq onların nifrətini artırdı (haqq yoldan daha da uzaqlaşdılar).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sie haben bei Gott hoch und heilig geschworen, daß sie sich - wenn zu ihnen ein Warner käme - besser rechtleiten lassen würden als die Völker einst, die ihre Gesandten der Lüge ziehen. Als dann ein Warner zu ihnen kam, steigerte sich ihre Abneigung gegen die Wahrheit.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie schworen bei Allah ihre festen Eide; wenn ein Warner zu ihnen käme, würden sie der Führung besser folgen als eines der anderen Völker. Doch als dann in der Tat ein Warner zu ihnen kam, so bestärkte sie das nur in ihrer Abneigung.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie schworen bei ALLAH ihre Eide mit Nachdruck, daß, wenn zu ihnen ein Warner käme, sie doch rechtgeleiteter als eine der Umam sein würden.ʺ Und als zu ihnen der Warner kam, dies mehrte sie an Nichts außer an Abneigung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The infidels make a solemn declaration with an appeal to Allah that if there comes to them a spectacle and warning they would regard him with more reverence than any other people and they would be more prepared than all others to acknowledge the message of truth guiding into all truth. Yet when there came to them the spectacle and the warning their mental attitude -pitifully- made them more averse.

Abdul Haleem

[The idolaters] swore their most solemn oath that, if someone came to warn them, they would be more rightly guided than any [other] community, but when someone did come they turned yet further away,

Abdullah Yusuf Ali

They swore their strongest oaths by Allah that if a warner came to them, they would follow his guidance better than any (other) of the Peoples: But when a warner came to them, it has only increased their flight (from righteousness),-

Abul A'la Maududi

Swearing by Allah their strongest oaths they claimed that if a warner came to them they would be better-guided than any other people. But when a warner did come to them, his coming only increased their aversion (to the Truth).

Aisha Bewley

They swore by Allah with their most earnest oaths that if a warner came to them they would be better guided than any other community. But then when a warner did come to them, it only increased their aversion,

Al-Hilali & Khan

And they swore by Allâh their most binding oath that if a warner came to them, they would be more guided than any of the nations (before them); yet when a warner (Muhammad صلى الله عليه وسلم) came to them, it increased in them nothing but flight (from the truth)

Ali Quli Qarai

And they swore by Allah with solemn oaths that if a warner were to come to them they would be better guided than any of the nations. But when a warner came to them it only increased them in aversion,

Amatul Rahman Omar

These people used to swear by Allâh by their most ardent oaths that if ever a Warner should come to them from Allâh they would be more rightly guided than anyone of the nations. But when a Warner did come to them this (coming of his) only increased them in aversion,

Arthur John Arberry

They have sworn by God the most earnest oaths that if a warner came to them, they would be more rightly guided than any one of the nations; but when a warner came to them, it increased them only in aversion,

Bijan Moeinian

The disbelievers used to swear to join the religion of God, if it is purified out of its man made amendments. But when a Prophet was sent to them with the authentic/ original religion of God, they plainly refused it!

E. Henry Palmer

They swore by God with their most strenuous oath, verily, if there come to them a warner they would be more guided than any one of the nations; but when a warner comes to them, it only increases them in aversion,

Edip-Layth

They swore by God in their strongest oaths, that if a warner came to them, they would be the most guided of all nations, but when a warner came to them, it only increased their aversion!

George Sale

The Koreish swore by God, with a most solemn oath, that if a preacher had come unto them, they would surely have been more willingly directed than any nation: But now a preacher is come unto them, it hath only increased in them their aversion from the truth,

Hamid S. Aziz

Surely Allah sustains the heavens and the earth lest they fail (deviate, collapse); and if they should fail, there is none who can uphold them after Him; surely He is the Forbearing, the Forgiving.

Mahmoud Ghali

And they have sworn by Allah their most earnest oaths that indeed in case a constant warner came to them, indeed they would definitely be more (rightly) guided than any one of the nations. Yet as soon as a constant warner came to them, in no way did it increase them in anything except in repulsion,

Marmaduke Pickthall

And they swore by Allah, their most binding oath, that if a warner came unto them they would be more tractable than any of the nations; yet, when a warner came unto them it aroused in them naught save repugnance,

Mohamed Ahmed - Samira

The unbelievers swore on oath emphatically that if an admonisher came to them they would be guided better than the other communities. But when the admonisher came to them their aversion for the truth increased,

Muhammad Asad

As it is, they [who are averse to the truth often] swear by God with their most solemn oaths that if a warner should ever come to them, they would follow his guidance better than any of the communities [of old had followed the warner sent to them]: but now that a warner has come unto them, [his call] but increases their aversion,

Mustafa Khattab

They swore by Allah their most solemn oaths that if a warner were to come to them, they would certainly be better guided than any other community. Yet when a warner did come to them, it only drove them farther away—

Progressive Muslims

And they swore by God in their strongest oaths, that if a warner came to them, they would be the most guided of all nations, but when a warner came to them, it only increased their aversion!

Sahih International

And they swore by Allah their strongest oaths that if a warner came to them, they would be more guided than [any] one of the [previous] nations. But when a warner came to them, it did not increase them except in aversion.

Sam Gerrans

And they swore by God their strongest oaths that if a warner came to them, they would be more guided than any of the communities; but when a warner came to them, it increased them only in aversion,

Shabbir Ahmed

Thus it is, yet - they used to swear by Allah with their most solemn oaths that if a Warner came to them, they would follow his guidance better than any nation ever could. But now that a Warner has come unto them, it arouses in them nothing but aversion.

Syed Vickar Ahamed

And they promised with their strongest words by Allah (Himself, they swore) that if a warner came to them, they would follow teachings better than any of the (other) peoples: But when a warner came to them, it has only increased their turning away (from righteousness)—

Taqi Usmani

They had sworn forceful oaths that if a warner would come to them, they would be more receptive to guidance than any other community. But when a warner came to them, it added nothing to them but aversion,

The Monotheist Group

And they swore by God in their strongest oaths, that if a warner came to them, they would be the most guided of all nations, but when a warner came to them, it only increased their aversion!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils ont juré solennellement par Allah, que si un avertisseur leur venait, ils seraient certes mieux guidés que nʹimporte quelle autre communauté. Puis, quand un avertisseur (Muhammad) leur est venu, cela nʹa fait quʹaccroître leur répulsion,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wan kafirên (Mekkeyê) bi (navê) Xwedê sonda asê xwar; eger ku pêxemberek ji wan re were, ew ê ji temamê umetan (cihû û filehan) bêhtir di riya rast de bin. Lê belê çi dema pêxember ji wan re hat, hatina wî ji bilî ku ew ji heqiyê dûr kirin pê ve tiştekî din li wan zêde nekir…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij hebben bij God dure eden gezworen dat zij, als tot hen een waarschuwer zou komen, zeker beter het goede pad op zouden gaan dan enige andere gemeenschap. Maar toen tot hen een waarschuwer kwam kregen zij alleen maar meer afkeer,

Hollandaca — Salomo Keyzer

De Koreïshieten hebben met een plechtigen eed bij God gezworen, dat indien er een prediker tot hen ware gekomen, zij volgzamer zouden zijn geleid geworden dan eenig ander volk; maar nu een prediker tot hen gekomen is, heeft dit slechts den afkeer van de waarheid in hen vermeerderd.

Hollandaca — Siregar

En zij zweren bij Allah de duurste eden: dat wanneer er een waarschuwer tot hen komt, zij zeker rechter geleid zullen zijn dan welk volk dan ook. Maar wanneer er dan cm waarschuwer tot hen komt noemt er niets voor hen toe dan afkeer.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И клялись они [неверующие курайшиты] Аллахом – величайшей их клятвой, что если придет к ним увещеватель [посланник от Аллаха], то они непременно станут прямее (в следовании Истине и подчинении Аллаху), чем любая (прежняя) община. Но после того, как пришел к ним увещеватель [пророк Мухаммад], это только увеличило в них отвращение (от Истины).

Rusça — Osmanov

[Мекканские многобожники] дали именем Аллаха величайшую клятву, что если к ним придет увещеватель, то они будут на более правильном пути, чем любая другая община. Когда же к ним явился увещеватель, то это только приумножило их отвращение [к истине

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De svor ju vid Gud sina högtidligaste eder att om en varnare kom till dem, skulle de följa hans vägledning bättre än något av de samfund (som varnades i äldre tid). Men när nu en varnare har kommit till dem, visar de allt större motvilja mot honom;