(Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.

وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ جَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالزُّبُرِ وَبِالْكِتَابِ الْمُنِيرِ

ve in yukeƶƶibūke fe ḳad keƶƶebe (e)lleƶīne min ḳablihim cā'ethum rusuluhum bi l-beyyināti ve bi z-zuburi ve bi l-kitābi l-munīri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve inve eğer
2يُكَذِّبُوكَyukeƶƶibūkeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.seni yalanlıyorlarsa
3فَقَدْfe ḳadelbette
4كَذَّبَkeƶƶebeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlamışlardı
5الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler de
6مِنْmin
7قَبْلِهِمْḳablihimق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekbunlardan önceki
8جَاءَتْهُمْcā'ethumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakonlara getirmişlerdi
9رُسُلُهُمْrusuluhumر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleonların resulleri
10بِالْبَيِّنَاتِbi l-beyyinātiب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık kanıtlar
11وَبِالزُّبُرِve bi z-zuburiز ب رKuyuyu kaplamak, iç duvar, bir parçanın diğerinin üzerine inşası, kontrol etmek/kısıtlamak/yasaklamak, engellenmek/alıkonulmak/tutulmak, iyi/ustalıkla/sağlam yazmak, okumak/ezberden okumak, büyük/cesur/yiğit olmak (insan), ortaya çıkmak, taşlar, anlayış/kısıtlama/akıl, yazılı bir şey, mezmurlar, Davut'un Kitabı, Musa/Davut/Muhammed'in kitapları birlikte, demir parçası, örs, sırtın üst kısmı, güçlü/iri, siyah çamurve kitaplar
12وَبِالْكِتَابِve bi l-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetve Kitap
13الْمُنِيرِl-munīriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakaydınlatıcı

Tüm mealler

Meal seçin (77 / 77 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve seni yalanlarlarsa gerçekten de onlardan öncekiler de, peygamberleri, onlara apaçık delillerle, sahîfelerle ve aydınlatıcı kitapla geldikleri halde yalanladılar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve seni yalanlarlarsa gerçekten de onlardan öncekiler de, peygamberleri, onlara apaçık delillerle, sahîfelerle ve aydınlatıcı kitapla geldikleri halde yalanladılar.

Adem Uğur

Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. (Oysa ki) peygamberleri onlara açık âyetler (mucizeler), sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

Ahmed Hulusi

Eğer seni yalanlıyorlarsa, gerçekten onlardan öncekiler de yalanlanmıştı. Rasulleri onlara apaçık deliller, zübur (hikmet bilgileri) ve aydınlatıcı bilgiler olarak gelmişti.

Ahmet Tekin

Seni yalanlıyorlarsa eğer, üzülme. Unutma ki, onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı. Oysaki Rasulleri onlara, apaçık âyetlerle, mûcizelerle, vahyin içeriğini açıklayan beyanlarla, tavsiyelerle, hak peygamber olduklarını tasdik eden delillerle, hikmet dolu sayfalarla, aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

Ahmet Varol

Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

Ali Bulaç

Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlandı; elçileri ise; kendilerine apaçık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, üzülme. Kureyşliler) seni tekzip ediyorlarsa onlardan öncekiler de (peygamberlerini) tekzip etmişlerdi. Onlara, peygamberleri mucizelerle, suhuf ile nurlu kitap ile (Tevrat ve İncil ile) gelmişlerdi.

Ali Rıza Safa

Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Üstelik elçiler, onlara açık kanıtlar, sayfalar ve Aydınlatıcı Kitap ile gelmişlerdi.

Bayraktar Bayraklı

Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Oysa ki peygamberleri onlara açık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

Bekir Sadak

Eger seni yalanci sayiyorlarsa bil ki, onlardan oncekiler de yalanlamislardi. Peygamberleri onlara belgeler, sayfalar ve nurlu kitaplar getirmislerdi.

Celal Yıldırım

Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de (kendilerine gönderilen peygamberleri) yalanlamışlardı. Peygamberleri, onlara açık belgelerle, mu'cizelerle, yazılı sahifelerle, aydınlatıcı kitapla gelmişlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Seni yalancılıkla itham ediyorlarsa, bil ki daha öncekiler de (peygamberlerini) yalancılıkla itham etmişlerdi. Peygamberleri onlara açık kanıtlar, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.

Diyanet İşleri (eski)

Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara belgeler, sayfalar ve nurlu kitaplar getirmişlerdi.

Diyanet Vakfi

Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. (Oysa ki) peygamberleri onlara açık âyetler (mucizeler), sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onlara peygamberleri mucizelerle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Seni yalanlıyorlarsa, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onlara peygamberleri, mucizeler, sayfalar ve nurlu kitapla gelmişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Seni tekzib ediyorlarsa bunlardan evvelkiler de tekzib etmişlerdi, onlara Peygamberleri beyyinelerle, suhuflarla ve nurlu kitab ile gelmişlerdi

Erhan Aktaş

Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların Resulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların resulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların rasulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

Fizilal-il Kuran

Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa bil ki, daha önceki milletler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara açık kanıtlar, kutsal sayfalar ve ışık saçan kitap getirmişlerdi.

Gültekin Onan

Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlandı; elçileri ise, kendilerine apaçık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

Hamdi Döndüren

Onlar seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların elçileri kendilerine apaçık mucizeler, hikmet dolu sayfalar ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

Hasan Basri Çantay

Eğer (Habibim) seni tekzib ediyorlarsa kendilerinden öncekiler de (peygamberlerini) tekzib etmiş (ler) dir. Halbuki onların peygamberleri kendilerine açık açık mu'cizeler, sahifeler ve nuur veren kitablar da getirmişlerdi.

Hasib Asutay

Eğer seni yalanlarlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Oysa elçileri onlara açık kanıtlar, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

Hayrat Neşriyat

Bununla berâber seni yalanlıyorlarsa, (bil ki) şübhesiz onlardan öncekiler de yalanlamıştı. (Hâlbuki) peygamberleri onlara mu'cizeler, sayfalar ve nûr saçan kitab getirmişti.

İbni Kesir

Şayet seni yalanlıyorlarsa; onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri, onlara apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitablarla gelmişlerdi.

Mehmet Okuyan

Seni yalanlarlarsa (üzülme), elbette onlardan öncekiler de kendilerine apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitabı getiren elçileri yalanlamışlardı.

Muhammed Esed

Ve eğer seni yalanladı(klarını görürsen aldırma), onlardan önce yaşamış olanlar(ın çoğu) da, elçileri kendilerine hakikatin bütün kanıtlarıyla ve ilahi hikmet yüklü kitaplarla ve aydınlatıcı vahiyle geldiklerinde hakikati yalanlamışlardı;

Mustafa İslamoğlu

Eğer seni yalanlıyorlarsa, unutma ki, bunlardan öncekiler de, elçileri kendilerine hakikatin apaçık delilleriyle, hikmet yüklü sayfalarla ve aydınlatıcı vahiy ile geldiklerinde yalanlamışlardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer seni tekzîp ediyorlarsa onlardan evvelkiler de (kendi peygamberlerini) muhakkak ki tekzîp etmişlerdi. Onlara peygamberleri açık hüccetler ile ve yazılı sahifeler ile ve aydınlatan kitaplar ile gelmişlerdi.

Ömer Öngüt

Şayet seni yalanlarlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara açık delillerle, sayfalarla ve nurlu bir kitap ile gelmişlerdi.

Suat Yıldırım

Eğer seni yalancı sayarlarsa, üzülme. Bu yeni bir şey değil. Onlardan öncekiler de gerçeği yalan saymışlardı. Resulleri onlara parlak deliller, kitaplar ve özellikle aydınlatıcı bir kitapla gelmişlerdi. (Amma nafile!)

Süleyman Ateş

Eğer (bunlar) seni yalanlıyorlarsa (üzülme çünkü) bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Elçileri onlara açık kanıtlar, sahifeler ve aydınlatıcı Kitap getirmişlerdi (yine de onları yalanladılar).

Süleymaniye Vakfı

Eğer seni yalanlıyorlarsa (bil ki) bunlardan öncekiler de (elçilerini) yalanlamışlardı. Halbuki onların elçileri belgelerle, zeburlarla ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer sana yalancı diyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de elçilerine yalancı demişlerdi. Halbuki elçileri onlara belgeler, sayfalar ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

Şaban Piriş

Eğer seni yalanlarlarsa, onlardan öncekiler de peygamberlerimiz onlara belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplarla geldiği halde onları yalanlamışlardı.

Tefhim-ul Kuran

Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlandı; peygamberleri ise, kendilerine apaçık olan ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

Ümit Şimşek

Seni yalanlıyorlarsa, şu bir gerçek ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık deliller, sayfalar ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Resulleri onlara açık seçik mesajlar, sayfalar ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər onlar səni yalançı hesab etsələr, bil ki, onlardan əvvəlkilər də elçiləri yalançı hesab etmişdilər. Halbuki elçiləri onlara aydın dəlillər, müqəddəs yazılar və nur saçan kitab gətirmişdilər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie dich der Lüge bezichtigen, so haben die Ungläubigen vor ihnen ihre Gesandten, die ihnen klare Beweise, Tafeln und das leuchtende Buch brachten, für Lügner erklärt.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn sie dich der Lüge bezichtigen, so haben bereits diejenigen, die vor ihnen waren, (die Gesandten) der Lüge bezichtigt. Ihre Gesandten kamen zu ihnen mit den klaren Beweisen und mit den Schriften und den erleuchtenden Büchern.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn sie dich der Lüge bezichtigen, so haben auch jene schon, die vor ihnen waren, (die Propheten) der Lüge bezichtigt. Ihre Gesandten kamen mit klaren Beweisen und mit den Büchern und mit der erleuchtenden Schrift zu ihnen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And if they -the infidels- do reject the divine message and accuse you of falsehood and regard you as someone who passes himself off as someone other than he is, then you must realize that similarly acted those who preceded them They received Messengers with the divine message carrying evidence sufficient enough to establish their authority to implement Our statutes and Our Scriptures as well as the Book of enlightenment and illumination.

Abdul Haleem

If they call you a liar, their predecessors did the same: messengers came to them with clear signs, scriptures, and enlightening revelation

Abdullah Yusuf Ali

And if they reject thee, so did their predecessors, to whom came their messengers with Clear Signs, Books of dark prophecies, and the Book of Enlightenment.

Abul A'la Maududi

If they give the lie to you now, those that went before them also gave the lie to their Messengers when they came to them with Clear Proofs, with Scriptures, and with the Illuminating Book.

Aisha Bewley

If they deny you, those before them also denied the truth. Their Messengers came to them with Clear Signs, and psalms and the Illuminating Book.

Al-Hilali & Khan

And if they belie you, those before them also belied. Their Messengers came to them with clear signs, and with the Scriptures, and the book giving light.

Ali Quli Qarai

If they impugn you, those before them have impugned [likewise]: their apostles brought them manifest proofs, [holy] writs, and illuminating scriptures.

Amatul Rahman Omar

And if they cry you lies, (remember) their predecessors (also) cried lies (to their Messengers of God) though their Messengers had brought to them clear proofs, the Scriptures and the illuminating Book.

Arthur John Arberry

If they cry thee lies, those before them also cried lies; their Messengers came to them with the clear signs, the Psalms, the Illuminating Book;

Bijan Moeinian

Never mind if they call you a liar. The nations before you also called their Prophets names and this in spite of the fact that they came with the miracles, the Psalms and the enlightening scriptures.

E. Henry Palmer

And if they called thee liar, those before thee called their apostles liars too, who came to them with manifest signs, and the Scriptures, and the illuminating Book.

Edip-Layth

If they deny you, then those before them have also denied. Their messengers went to them with proofs, and the Psalms, and the enlightening book.

George Sale

If they charge thee with imposture, they who were before them likewise charged their apostles with imposture. Their apostles came unto them with evident miracles, and with divine writings, and with the enlightening book:

Hamid S. Aziz

Surely We have sent you (Muhammad) with the truth as a bearer of good news and a Warner; and there is not a people but a Warner has gone among them.

Mahmoud Ghali

And in case they cry you lies, then (the ones) even before them already cried lies; their Messengers came to them with the supreme evidence (s), and the Scriptures (Zubur, sometimes understood to mean the Psalms) and the Supreme Enlightening Book.

Marmaduke Pickthall

And if they deny thee, those before them also denied. Their messengers came unto them with clear proofs (of Allah's Sovereignty), and with the Psalms and the Scripture giving light.

Mohamed Ahmed - Samira

If they call you a liar, so had those before them called their apostles liars, who had come to them with clear proofs, scriptures and the splendent Book.

Muhammad Asad

And if they give thee the lie - even so gave the lie to the truth [many of] those who lived before their time, [when] there came unto them their apostles with all evidence of the truth, and with books of divine wisdom, and with light-giving revelation;

Mustafa Khattab

If they deny you, so did those before them. Their messengers came to them with clear proofs, divine Books, and enlightening Scriptures.[1]

Progressive Muslims

And if they deny you, then those before them have also denied. Their messengers went to them with proofs, and the Psalms, and the enlightening Scripture.

Sahih International

And if they deny you - then already have those before them denied. Their messengers came to them with clear proofs and written ordinances and with the enlightening Scripture.

Sam Gerrans

And if they deny thee, then those before them denied; their messengers came to them with clear signs, and with the writings, and the Illuminating Writ;

Shabbir Ahmed

(O Prophet) if they deny you, those before them also denied. Their Messengers came to them with all evidence of the Truth, and with Books of Divine Wisdom, and the Scripture giving light.

Syed Vickar Ahamed

And if they (the people) deny (and reject) you, so, also did (reject) those before them, to whom came their messengers, with Clear Signs, and with Scripture (books of harsh prophecies), and the Book of Enlightenment.

Taqi Usmani

If they reject you, (it is not something new, because) those before them have (also) rejected (messengers). Their messengers came to them with clear proofs and with scriptures and with the enlightening book.

The Monotheist Group

And if they deny you, then those before them have also denied. Their messengers went to them with the proofs and the scriptures and the Book of Enlightenment.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et sʹils te traitent de menteur, eh bien, ceux dʹavant eux avaient traité (leurs Messagers) de menteurs, cependant que leurs Messagers leur avaient apporté les preuves, les Ecrits et le Livre illuminant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger ew bi te bawerî neyînin bêguman wan ên beriya wan jî bawerî neanîbû, digel ku (pêxemberên wan) mucîze, suhûf û kitêbên ronahîker ji wan re anîbûn.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien zij u van bedrog beschuldigen, zij die vóór hen waren beschuldigden hunne gezanten eveneens van bedrog. Hunne gezanten kwamen tot hen met duidelijke wonderen, met goddelijke geschriften en met het voorlichtende boek.

Hollandaca — Siregar

En als zij jou loochenen; zij loochenden ook degenen vóór hen: hun Boodschappers kwamen tot hen met duidelijke bewijzen, met de Schriften en met het verlichtende Boek.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om de kallar dig lögnare, (minns då att) andra som var deras föregångare och till vilka sändebuden kom med klara vittnesbörd och med nedtecknad visdom och uppenbarelser fyllda av (Guds) ljus, också beskyllde (dem) för lögn.