Sebe Suresi 53. Ayet — Elfaz
Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
1وَقَدْve ḳadoysa andolsunBağlaç+Kesinlik Edatı
2كَفَرُواkeferūinkar etmişlerdiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
3بِهِbihionuHarf-i Cer+Zamir
4مِنْminHarf-i Cer
6وَيَقْذِفُونَve yeḳƶifūneve atıyorlardıBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibق ذ فFırlatmak, atmak, ilham vermek, incitmek, ortadan kaldırmak, atmak, daldırmak, birisini (çirkin ve kötü eylemlerle) suçlamak, ateş etmek, (ok gibi) fırlatmak
7بِالْغَيْبِbi l-ğaybigörülmeyeneHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi
8مِنْmin-denHarf-i Cer
9مَكَانٍmekāninyer-İsimك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin