(Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?

وَقَالُوا اٰمَنَّا بِهِ وَاَنّٰى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِنْ مَكَانٍ بَعِيدٍ

ve ḳālū āmennā bihi ve ennā lehumu t-tenāvuşu min mekānin beǐydin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve demektedirler
2اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
3بِهِbihiona
4وَاَنّٰىve ennāا ن يZamanı geldi; veya öyleydi, veya oldu, veya yaklaştı; O (bir şey) zamanının gerisinde veya sonrasındaydı; o veya o (bir insan) geride, geriye doğru veya geç kaldı; o gecikti veya geri durdu. Onu erteledi, öteledi, geciktirdi, yavaşlattı, alıkoydu, engelledi; Bir saat veya kısa bir süre, veya bir zaman, veya belirsiz bir zaman; herhangi bir zaman dilimi; en uç nokta, erişim veya derece; Zamanı gelmiş veya yaklaşmış olan ve zamanına, tam veya son zamanına veya durumuna; olgunluğa veya olgunlaşmaya ulaşmış bir şey; Nereden? (bir şeyin yönü veya kaynağı hakkında sorgulayıcı) ve nereden (bir durumu belirtmek için kullanılır); Nerede? ve nerede (bir durumu belirtmek ve bir durumu belirtmek için kullanılan zarfsal isimlerden biri olarak), nereden olursa olsun; her nerede (hangi yön veya kaynaktan olursa olsun): ne zaman; nasıl; her nasıl olursa olsun.ama nasıl olur?
5لَهُمُlehumuonlar için
6التَّنَاوُشُt-tenāvuşuن و شAlmak, kabul etmek, ele geçirmek, ulaşmakelde etmeleri
7مِنْmin-den
8مَكَانٍmekāninك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinyer-
9بَعِيدٍbeǐydinب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeuzak

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve diyecekler ki: İnandık ona, fakat bu uzak bir yerde nereden îmana kavuşacaklar, ondan faydalanacaklar?

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve diyecekler ki: İnandık ona, fakat bu uzak bir yerde nereden îmana kavuşacaklar, ondan faydalanacaklar?

Adem Uğur

(İş işten geçtikten sonra:) "Ona inandık" demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?

Ahmed Hulusi

"O'na (hakikatimizde olarak) iman ettik" dediler. . . (Öyle olsaydı) bu uzaklık nasıl oluşurdu ki!

Ahmet Tekin

İş işten geçtikten sonra: 'Ona iman ettik' demişlerdir. Uzak bir yerden, ulaşılması mümkün olmayan bir yerden imana el uzatmak, ona kavuşmak, onlar için ne mümkün!

Ahmet Varol

'Ona inandık' derler. Ama onlar için, uzak bir yerden [3] (imana) ulaşmak nerede?

Ali Bulaç

"Biz O'na iman ettik" derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?

Ali Fikri Yavuz

(Ve azabı gördükleri zaman): “-Biz O’na= Hz. Muhammed’e (s.a.v.) iman ettik.” demektedirler; fakat uzak bir yerden (ahiretten) tevbe etmek nerede?

Ali Rıza Safa

"Ona inandık!" derler. Oysa uzak bir yerden nasıl erişebilirler?

Bayraktar Bayraklı

Onlar o zaman, "Gerçeğe inandık" derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşacaklar?

Bekir Sadak

(51-52) Onlari korktuklari zaman bir gorsen; artik kurtulus yoktur; cehenneme yakin bir yerde yakalanmislardir. O zaman, «Allah'a inandik» derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasil kolayca ulasirlar?

Celal Yıldırım

«Biz O'na imân ettik» derler. Ama uzak bir yerden (Âhiret'ten imâna) el sunmak (Dünya'ya yeniden döndürülmek) onlara nereden?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Artık ona inandık” diyecekler; ama (dünyaya) bu kadar uzak bir yerden (kurtarıcı bir imana) kavuşmak ne mümkün!

Diyanet İşleri

(Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?

Diyanet İşleri (eski)

(51-52) Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, 'Allah'a inandık' derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?

Diyanet Vakfi

(İş işten geçtikten sonra:) «Ona inandık» demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve: «O'na iman ettik» demektedirler. Fakat onlar için (âhiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulaşabilmek) nerede?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve: "O'na iman ettik!" demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve "iyman ettik ona" demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?

Erhan Aktaş

"O'na iman ettik." dediler. Bunu uzak bir yerden nasıl elde edebilirler?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"O'na iman ettik." dediler. Bunu uzak bir yerden nasıl elde edebilirler?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"O'na iman ettik." dediler. Bunu uzak bir yerden nasıl elde edebilirler?

Fizilal-il Kuran

O'na inandık derler, ama artık iyice uzağında kaldıkları imanı nasıl yakalayacaklardır?

Gültekin Onan

"Biz O'na inandık" derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?

Hamdi Döndüren

O zaman, “Şimdi O’na inanıyoruz!” derler. Ama uzak bir yerden onu (imanı) nasıl alabilsinler?

Hasan Basri Çantay

"Ona iman etdik" demişlerdir. Fakat onlar için (dünyaye) uzak (kalmış) bir yerden (tevbeye) el sunmak nerede?.

Hasib Asutay

'O'na inandık' derler; ancak onlara uzak bir yerden ulaşmak nerede. (20) (20. İnanmak artık dünyada kalmıştır)

Hayrat Neşriyat

Artık (iş işten geçtikten sonra): 'Ona (Muhammed’e) îmân ettik' demişlerdir. Fakat uzak bir yerden (âhiret âleminden, dünyada olması gereken îmânı) elde etmek, onlar için nasıl (mümkün) olur?

İbni Kesir

O'na inandık demişlerdir. Ama uzak bir yerden nasıl kolayca imana ulaşılır?

Mehmet Okuyan

“Ona inandık!” demiş (olacaklar)dır. Ama uzak bir yerden (imana) ulaşmak onlar için nasıl mümkün olur ki!

Muhammed Esed

ve (görsen, nasıl) "Biz (şimdi) ona inandık!" diye yalvarırlar fakat nasıl bu kadar uzaktan (kurtuluşa) ere(ceklerini ümit ede)bilirler?

Mustafa İslamoğlu

İşte onlar (o zaman) "Biz ona inandık!" diye haykırırlar. Ama bunca uzak mesafeden (kurtuluşa) zahmetsizce ulaşmak nasıl ve nereden mümkün olacak?

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve demiş olurlar ki, ona imân ettik. Fakat onlara uzak bir yerden el sunmak nerede?

Ömer Öngüt

"Ona inandık!" demektedirler. Amma uzak yerden el sunmak (dünyaya yeniden döndürülmek) nasıl mümkün olur?

Suat Yıldırım

İş işten geçtikten sonra "Peygambere inandık." demektedirler; ama uzak yerden, ta dünyadan imanı nasıl alabilsinler?

Süleyman Ateş

"Ona inandık" demektedirler, ama uzak yerden (ta dünyadan imanı) nasıl alabilsinler?

Süleymaniye Vakfı

O zaman "Ona (Kur'an'a) iman ettik!" derler ama onlara göre çok uzak bir yerde kalan imana ulaşmaları nasıl mümkün olur!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Tamam biz ona inandık" derler ama, o kadar uzaklaşmışken ona nereden ulaşacaklar?

Şaban Piriş

-Ona inandık, derler. Bu kadar uzak yerden ona nasıl ulaşılır? (İnanmak neye yarar?)

Tefhim-ul Kuran

«Biz O'na iman ettik» derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?

Ümit Şimşek

'Ona iman ettik' demektedirler. Ama o kadar uzaktan imana el atmak ne mümkün?

Yaşar Nuri Öztürk

"Ona inandık!" dediler. Ama nasıl mümkün olur onlar için imana ulaşmak o uzak yerden!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar: “Biz ona inandıq!”– deyəcəklər. Amma uzaq bir yerdə (Axirətdə) imana necə nail ola bilərlər?!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar: ″Ona (Qurʼana və ya Muhəmməd əleyhissəlama) inandıq!″ – deyirlər. Amma (axirət kimi) uzaq bir yerdən əlləri (imana, tövbəyə) necə çata bilər?! (Axirət aləminə getdikdən sonra heç kəsin əli imana, tövbəyə yetişməz, çünki axirətdən qayıdıb bir də dünyaya gəlmək mümkün deyildir. İman və tövbə yeri yalnız yaşadığınız dünyadır!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden sagen: ʺWir glauben jetzt an die Wahrheit.ʺ Doch wie können sie im Jenseits vom Glauben sprechen, der zum fernen, längst untergegangenen, Leben auf Erden gehört?

Almanca — Der Edle Quran

Und sie sagen: ʺWir glauben daran.ʺ Aber wie könnten sie (den Glauben) von einem fernen Ort aus erlangen,

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie werden sagen: ʺ(Nun) glauben wir daran.ʺ Allein, wie kann das Erlangen (des Glaubens) ihnen an einem (so) fernen Orte möglich sein

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie sagten: ʺWir verinnerlichten den Iman an ihn!ʺ Und wie sollte ihnen das Nahekommen daran aus einem fernen Ort möglich sein,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And now they say: "We believe", but how can they attain faith Hereafter which is so far away from Here below where they had the opportunity to attain it but they did not.

Abdul Haleem

they will say, ‘Now we believe in it,’ but how can they reach it from such a distant place-

Abdullah Yusuf Ali

And they will say, "We do believe (now) in the (Truth)"; but how could they receive (Faith) from a position (so far off,-

Abul A'la Maududi

They will then say: "We believe in it"; but whence can they attain it from so far-off a place?

Aisha Bewley

They will say, ‘We have iman in it,’ but how can they reach out for it from a distant place -

Al-Hilali & Khan

And they will say (in the Hereafter): "We do believe (now):" but how could they receive (Faith and the acceptance of their repentance by Allâh) from a place so far off (i.e. to return to the worldly life again).

Ali Quli Qarai

They will say, ‘We believe in it [now]. ’ But how can they reach it from a far-off place,

Amatul Rahman Omar

Then they will say, `We (now) believe in this (- Qur'ân). But how can the attainment (of faith) be possible from a position (of disbelief) so far off,

Arthur John Arberry

and they say, 'We believe in it'; but how can they reach from a place far away,

Bijan Moeinian

They will say: "We believe in God’s revelations. " But [they should have believed when they lived on earth.] it will be far too late.

E. Henry Palmer

And they say, 'We believe in it. ' But how can they partake of it from a distant place?

Edip-Layth

They will say, "We acknowledge it," but it will be far too late.

George Sale

and shall say, we believe in him! But how shall they receive the faith from a distant place:

Hamid S. Aziz

Could you but see when they are terrified with no escape and are seized upon from near at hand.

Mahmoud Ghali

And they say, "We (now) believe in it. " And however can they succeed in the effort to achieve (belief) from a place far (away)?

Marmaduke Pickthall

And say: We (now) believe therein. But how can they reach (faith) from afar off,

Mohamed Ahmed - Samira

They will say: "We believe in it. " How could they reach it from a place of no return?

Muhammad Asad

and will cry, "We do [now] believe in it!" But how can they [hope to] attain [to salvation] from so far away,

Mustafa Khattab

They will ˹then˺ cry, "We do ˹now˺ believe in it ˹all˺." But how could they ˹possibly˺ attain faith from a place so far-off ˹from the world˺,[1]

Progressive Muslims

And they will Say: "We believe in it, " but it will be far too late.

Sahih International

And they will [then] say, "We believe in it!" But how for them will be the taking [of faith] from a place far away?

Sam Gerrans

And they say: “We believe in it!” But how will they have the reaching from a place far away

Shabbir Ahmed

And will cry, "We now attain faith. "

Syed Vickar Ahamed

And they will say: "We believe (now) in the (Truth);" But how can they receive (Faith) from a place (so) far away—

Taqi Usmani

And they will say, "We believe in Him." And how can they grasp at it (the faith) from a place (so) far off,

The Monotheist Group

And they will say: "We believe in it!" But it will be far too late.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils diront alors: ʺNous croyons en luiʺ. - Mais comment atteindront-ils la foi de si loin?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Piştî ezabê xwe dîtin) gotin: Me bawerî pê anî. Erê ma ew ê li cihekî dûr wê çawa îmanê bi dest bixin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en zeggen: ʺWij geloven erinʺ, maar hoe zouden zij dat vanuit een verafgelegen plaats nog kunnen bereiken?

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zeggen zullen: Wij gelooven in hem. Maar hoe zullen zij het geloof van zulk eene afgelegen plaats ontvangen?

Hollandaca — Siregar

En zij zeggen: ʺWij geloven (nu) in hem,ʺ maar hoe zouden zij (het gelooft) nog kunnen bereiken, vanaf een verafgelegen plaats?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они [неверующие] (когда в Вечной жизни увидят наказание) скажут: «Мы уверовали в Него [в Аллаха]!» Но как им добраться (до Веры) из далекого места [в таком положении]? [Как им стать верующими в Вечной жизни?]

Rusça — Osmanov

Они воскликнут: ʺМы уверовали в это!ʺ Но достижение [покаяния и веры] окажется далеким!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och de ropar: ʺVi tror på (budskapet)!ʺ Men hur skulle de kunna leta sig fram till (trons) rena vatten - (tron hör ju hemma i det jordiska liv) som nu ligger långt bakom dem?