(Melekler) derler ki: "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu."

قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ

ḳālū subHāneke ente veliyyunā min dūnihim bel kānū yeǎ'budūne l-cinne ekṧeruhum bihim mu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler ki
2سُبْحَانَكَsubHānekeس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmeksen yücesin
3اَنْتَentesensin
4وَلِيُّنَاveliyyunāو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakbizim velimiz
5مِنْmin
6دُونِهِمْdūnihimد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındaonlar değil
7بَلْbelhayır
8كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonlar
9يَعْبُدُونَyeǎ'budūneع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmektapıyorlardı
10الْجِنَّl-cinneج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcinlere
11اَكْثَرُهُمْekṧeruhumك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çokları
12بِهِمْbihimonlara
13مُؤْمِنُونَmu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanıyorlardı

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Melekler, tenzîh ederiz seni derler, sensin bizim sâhibimiz ve yardımcımız, onlar değil. Hayır, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı, çoğu, onlara inanıyordu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Melekler, tenzîh ederiz seni derler, sensin bizim sâhibimiz ve yardımcımız, onlar değil. Hayır, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı, çoğu, onlara inanıyordu.

Adem Uğur

(Melekler de:) Sen yücesin, bizim dostumuz onlar değil, sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı; diyecekler.

Ahmed Hulusi

(Melekler) dedi ki: "Subhansın sen. Sensin Veliyy'miz, onlar değil. . . Bilakis onlar cinne tapıyorlardı; çoğunluğu onlara iman etmişti (tanrı olarak). "

Ahmet Tekin

Melekler de, 'Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz, koruyucumuz, işlerimizi havale edeceğimiz hâmimiz, emirlerini dinlediğimiz otorite sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.' diyecekler.

Ahmet Varol

Derler ki: 'Seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz onlar değil sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.'

Ali Bulaç

(Melekler) Derler ki: "Sen yücesin, bizim velimiz sensin, onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapıyordu ve çoğu onlara iman etmişlerdi."

Ali Fikri Yavuz

(Melekler şöyle) diyecekler: “-(Senden başkasına ibadet edilmekten) seni tenzih ederiz. Bizim sığınacak velimiz onlar değil, sensin. Doğrusu onlar cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı, çoğu onlara inanmışlardı.”

Ali Rıza Safa

Derler ki: "Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. Bizim dostumuz onlar değil; Sensin!" "Hayır! Onlar, cinlere hizmet ediyorlardı; çoğu onlara inanmıştı!"

Bayraktar Bayraklı

Melekler, "Haşa! Seni tenzih ederiz. Sen bizim velimizsin, onlar değil. Tam aksine, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu onlara inanıyorlardı" diyecekler.

Bekir Sadak

Melekler: «Hasa, bizim dostumuz onlar degil, Sensin. Hayir; onlar bize degil cinlere tapiyorlardi, cogu onlara inaniyorlardi» derler.

Celal Yıldırım

Melekler, «seni tesbîh ve tenzîh ederiz; onlar değil, sen bizim yegâne sahibimizsin. Hayır, onlar, cinlere tapıyorlardı; çoğu onlara inanmışlardı,» diyecekler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Melekler şöyle cevap verecekler: “Hâşâ! Sen yüceler yücesisin. Bizim velîmiz onlar değil sensin. Gerçekte onlar cinlere tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı.”

Diyanet İşleri

(Melekler) derler ki: "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu."

Diyanet İşleri (eski)

Melekler: 'Haşa, bizim dostumuz onlar değil, Sensin. Hayır; onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanıyorlardı' derler.

Diyanet Vakfi

(Melekler de:) Sen yücesin, bizim dostumuz onlar değil, sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı; diyecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar da: «Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmışlardı.» diyecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

"Seni tenzih ederiz. Sensin onlara karşı bizim sahibimiz! Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanmıştı!" diyeceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Demişlerdir: Zati sübhanına arzı tenzih ederiz, sensin onlara karşı bizim sığınacak veliymiz, hayır onlar cinlere tapıyorlardı, ekserisi onlara inanmışlardı.

Erhan Aktaş

Onlar: "Seni tenzih ederiz. Bizim velimiz onlar değil, Sen'sin. Bilakis, onlar, cinnlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyorlardı." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar: "Seni tenzih ederiz. Bizim velimiz onlar değil, Sen'sin. Bilakis, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyorlardı." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar: "Seni tenzih ederiz. Bizim velimiz onlar değil, Sen'sin. Bilakis, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyorlardı." dediler.

Fizilal-il Kuran

Melekler derler ki; «Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Bizim dayanağımız, koruyucumuz onlar değil sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanıyorlardı.»

Gültekin Onan

(Melekler) Derler ki: "Sen yücesin, bizim velimiz sensin, onlar değil. Hayır onlar cinlere tapıyordu ve çoğu onlara inançlılardı."

Hamdi Döndüren

Melekler der ki:: “Biz seni tenzih ederiz! Onlara karşı bizim koruyucumuz Sensin. Hayır onlar cinlere tapıyorlardı. Çokları onlara inanıyorlardı.”

Hasan Basri Çantay

(Melekler de): "Seni (ortakdan) tenzih ederiz. Bizim yarimiz onlar değil, Sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı ve çoğu onlara iman edicilerdi" diyecekler.

Hasib Asutay

(Melekler de) derler ki: 'Seni tenzih ederiz. Bizim velimiz (yardımcımız) onlar değil, sensin. Belki onlar cinlere (17) tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmışlardı.' (17. Şeytanlara.)

Hayrat Neşriyat

(Melekler:) 'Seni tenzîh ederiz; bizim velîmiz onlar değil, sensin! Hayır! (Onlar,)cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı. Onların çoğu, onlara inanan kimselerdi' derler.

İbni Kesir

Melekler: Tenzih ederiz Seni, bizim dostumuz onlar değil Sensin. Hayır, onlar cinnlere tapıyorlardı ve çoğu da onlara iman etmişlerdi, derler.

Mehmet Okuyan

(Melekler de) “Sen yücesin; bizim dostumuz onlar değil, sensin. Aslında onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.” diyeceklerdir.

Muhammed Esed

Melekler: "Sen, kudret ve egemenliğinde eksiksiz ve kusursuzsun!" derler, "Bize yakın olan (yalnız) Sensin, onlar değil! Hayır, onlar (bize ibadet ettiklerini zannettikleri zaman, aslında) duyuları ile kavrayamadıkları güçlere (körcesine) tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı".

Mustafa İslamoğlu

(Melekler) "Aşkın olan zatını tenzih ederiz ki onlar değil, Sensin bizim velimiz! Hayır, onlar öteden beri cinlere tapıyorlardı; bunların çoğu onlara iman etmişti!" diyecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Melekler de (diyeceklerdir ki, Yarabbi!) «Seni tenzih ederiz. Bizim velîmiz, onlar değil Sen'sin. Hayır. Onlar cinlere tapar olmuşlardı. Onların birçokları onlara imân ediciler idi.»

Ömer Öngüt

Melekler: "Seni tesbih ederiz, bizim dostumuz onlar değil sensin. Onlar aslında cinlere tapıyorlardı ve çoğu onlara inanmıştı. " derler.

Suat Yıldırım

Onlar: "Müşriklerin iddialarından Seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz, koruyucumuz onlar değil, sadece Sensin! Hayır, onlar bize değil, cinlere tapıyor ve ekserisi onlara inanıyorlardı." diye cevap verirler.

Süleyman Ateş

(Melekler) derler ki: "Sen yücesin, bizim velimiz (koruyucumuz) onlar değil, sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çokları onlara inanıyorlardı."

Süleymaniye Vakfı

Melekler şöyle diyecekler: "Haşa! Biz sana içten boyun eğeriz. Bizim velimiz /en yakınımız onlar değil, sensin. Onlar bize değil, görmedikleri varlıklara kulluk ediyor, çoğu onlara inanıyordu."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Melekler: "Biz sana içten boyun eğeriz, bize en yakınımız (velimiz) onlar değil, sensin. Aslında onlar, görmedikleri varlıklara kulluk ediyor, çoğu onlara inanıyordu" diyeceklerdir.

Şaban Piriş

-Seni tenzih ederiz, Bizim velimiz sensin. Onlar değil. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyordu, derler.

Tefhim-ul Kuran

(Melekler) Derler ki: «Sen yücesin, bizim velimiz sensin, onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapmaktaydı ve çoğu onlara iman etmişlerdi.»

Ümit Şimşek

Melekler 'Seni tenzih ederiz,' derler. 'Onlarla bizim hiçbir ilgimiz yok; bizim velimiz Sensin. Onlar bize değil, cinlere tapıyordu; çoğu onlara inanıyordu.'

Yaşar Nuri Öztürk

Melekler derler ki: "Tespih ederiz seni! Bizim Veli'miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi."

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Mələklər:) ″Sən paksan, müqəddəssən. Bizin ixtiyar sahibimiz onlar deyil, Sənsən! Xeyr, onlar (bizə yox) cinlərə (şeytanlara) ibadət edirdilər. (Müşriklərin, kafirlərin) əksəriyyəti onlara (cinlərə) iman gətirmişdi″, - deyə cavab verəcəklər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden antworten: ʺGepriesen bist Du. Wir stehen zu Dir, nicht zu ihnen. Sie beteten die Dschinn an, denn die meisten glaubten an sie.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

werden sie sagen: ʺPreis sei Dir! Du bist unser Schutzherr, nicht sie. Nein! Vielmehr dienten sie den Ginn; die meisten von ihnen glauben an sie.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

werden sie sagen: ʺPreis (sei) Dir! Dich haben Wir zum Beschützer, nicht sie. Nein, sie dienten den Ginn; an sie haben die meisten von ihnen geglaubt.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sagen sie: ʺGepriesen-erhaben bist DU! DU bist unser Wali anstelle von ihnen. Nein, sondern sie pflegten den Dschinn zu dienen. Die meisten von ihnen verinnerlichen den Iman an sie.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Glory be to You O Allah", they shall say, "and extolled are Your glorious attributes. You are our tutelary Guardian, but it was the Jinn they worshipped and regarded as truthful and had faith in their rights and their powers".

Abdul Haleem

They will reply, ‘May You be exalted! You are our supporter against them! Really, they worshipped the jinn- most of them believed in them.’

Abdullah Yusuf Ali

They will say, "Glory to Thee! our (tie) is with Thee - as Protector - not with them. Nay, but they worshipped the Jinns: most of them believed in them."

Abul A'la Maududi

They will reply: "Glory to You! You are our Protector, not they. Nay, they rather used to worship the jinn. Most of them believe in them."

Aisha Bewley

they will say, ‘Glory be to You! You are our Protector, not them. No, they were worshipping the jinn. They mostly had faith in them.’

Al-Hilali & Khan

They (the angels) will say: "Glorified be You! You are our Walî (Lord) instead of them. Nay, but they used to worship the jinn; most of them were believers in them."

Ali Quli Qarai

They will say, ‘Immaculate are You! You are our intimate, not they! Rather they used to worship the jinn; most of them had faith in them. ’

Amatul Rahman Omar

They will say, `Holy is Your name. It is You Who are our Protector against them, not they. It was not us but the jinns that they worshipped. It was in them that most of them believed (and not in Us).

Arthur John Arberry

They shall say, 'Glory be to Thee'! Thou art our Protector, apart from them; nay rather, they were serving the jinn; most of them believed in them. '

Bijan Moeinian

The angels will reply: "Glory is with you; You are our Master not them. [Although apparently they were worshipping us, ] In reality they were worshipping the Jinns [led by Satan, who seduced them and misled them in worshipping others beside God] whom they took as their Lord.

E. Henry Palmer

They shall say, 'Celebrated be thy praises! thou art our patron instead of them. Nay, they used to worship the ginns, most of them believe in them.

Edip-Layth

They will say, "Be You glorified. You are our Lord, not them. No, most of them were serving the Jinn; most were those who acknowledge them."

George Sale

And the angels shall answer, God forbid! Thou art our friend, and not these: But they worshipped devils; the greater part of them believed in them.

Hamid S. Aziz

And on the Day when He will gather them all together, then will He say to the angels, "Did these people worship you?"

Mahmoud Ghali

They will say, All Extolment be to You! You are our Ever-Patronizing Patron, apart from them. No indeed, (but) they were worshiping the jinn; most of them were believers in them.

Marmaduke Pickthall

They will say: Be Thou Glorified. Thou (alone) art our Guardian, not them! Nay, but they worshipped the jinn; most of them were believers in them.

Mohamed Ahmed - Samira

"God forbid!" (they will answer). "You are our protector not they. In fact, they worshipped the devils. Most of them believed in them."

Muhammad Asad

They will answer: "Limitless art Thou in Thy glory! Thou [alone] art close unto us, not they! Nay, [when they thought that they were worshipping us,] they were but [blindly] worshipping forces concealed from their senses; most of them believed in them. "

Mustafa Khattab

They will say, "Glory be to You! Our loyalty is to You, not them. In fact, they ˹only˺ followed the ˹temptations of evil˺ jinn,[1] in whom most of them had faith."

Progressive Muslims

They will Say: "Be You glorified. You are our Lord, not them. No, most of them were worshiping the Jinn; most were believers to them."

Sahih International

They will say, "Exalted are You! You, [O Allah ], are our benefactor not them. Rather, they used to worship the jinn; most of them were believers in them."

Sam Gerrans

They will say: “Glory be to Thee! Thou art our ally, not them!” The truth is, they served the domini; most of them were believers in them.

Shabbir Ahmed

They will answer, "Glory is Yours! You are our Master, not them. Nay, they used to worship the invisible guises of their selfish desire. Most of them were believers therein." (Jinns = Hidden from sight. Generally this term in the Qur'an applies to nomads rarely appearing in townships. It is also used to describe rebellious desire, emotions and fiery temperament like Satan (6:101), (18:50), (37:158), (55:15).

Syed Vickar Ahamed

They (the angels) will say: "Glory to You! — You are (our) Protector (Wali), not them. No! But they worshipped the jinns': Most of them (even) believed in them (jinns')."

Taqi Usmani

They will say, "Pure are You! You are our mentor, not these. Rather, they used to worship the Jinns. Most of these believed in them."

The Monotheist Group

They will say: "Be You glorified. You are our Lord, not them. No, most of them were serving the Jinn; most were believers to them."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils diront: ʺGloire à Toi! Tu es notre Allié en dehors dʹeux. Ils adoraient plutôt les djinns, en qui la plupart dʹentre eux croyaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Firîşte dê bibêjin: Tu pak û bilind î, dost û piştevanê me bes Tu yî; ne ew in. (Wan perestina me nedikir), belkî perestina cinan dikirin. Pirên wan bi cinan bawerî anîbû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeggen dan: ʺU zij geprezen! U bent ons tot vriend en zij niet. Integendeel, zij dienden de djinn; de meesten van hen geloven in hen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de engelen zullen antwoorden: God behoede! Gij zijt onze vriend, en niet deze. Zij baden geniussen (duivels) aan; het grootste deel hunner gelooft in hen.

Hollandaca — Siregar

Zij zullen zeggen: ʺHeilig bent U, U bent onze Beschermer, niet zij. Zij plachten zelfs de Djinnʹs (de Satan) te aanbidden, de meesten van hen geloofden hem.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[Ангелы] ответят: ʺПречист Ты! Ты - наш покровитель, а не они. Они поклонялись джиннам, и большая их часть веровала в нихʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Och) de skall svara: ʺStor är Du i Din härlighet! Du är vår Beskyddare och vi tar helt avstånd från dem. Nej, de dyrkade de osynliga väsendena som de flesta av dem trodde på.ʺ