De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."

قُلْ لَكُمْ مِيعَادُ يَوْمٍ لَا تَسْتَأْخِرُونَ عَنْهُ سَاعَةً وَلَا تَسْتَقْدِمُونَ

ḳul lekum mīǎādu yevmin lā teste'ḣirūne ǎnhu sāǎten ve lā testeḳdimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2لَكُمْlekumsizin için vardır
3مِيعَادُmīǎāduو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)belirtilmiş
4يَوْمٍyevminي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecibir gün
5لَا
6تَسْتَأْخِرُونَteste'ḣirūneا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımgeri kalmazsınız
7عَنْهُǎnhuondan
8سَاعَةًsāǎtenس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmakbir sa'at
9وَلَاve lāve
10تَسْتَقْدِمُونَtesteḳdimūneق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.ileri geçemezsiniz

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Size vaadedilen gün, öylesine bir gündür ki zamanından bir an bile geriye kalmayacağı gibi ileriye de atılmaz.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Size vaadedilen gün, öylesine bir gündür ki zamanından bir an bile geriye kalmayacağı gibi ileriye de atılmaz.

Adem Uğur

De ki: Size öyle bir gün vâdedilmiştir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.

Ahmed Hulusi

De ki: "Sizin için tespit edilmiş bir süreç vardır ki, onu ne erteleyebilirsiniz ne de öne alabilirsiniz. "

Ahmet Tekin

'Size öyle bir gün va’dedilmiştir ki, ne bir an erteleyebilirsiniz, ne de öne alabilirsiniz.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki ondan ne bir saat geri bırakılırsınız ne de öne alınırsınız.'

Ali Bulaç

De ki: "Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki, ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an) öne alınabilirsiniz."

Ali Fikri Yavuz

(Rasûlüm, onlara) de ki: “- Size vaad olunan öyle bir gündür ki, ondan bir an geri de kalamazsınız, ileri de geçemezsiniz.”

Ali Rıza Safa

De ki: "Sizin için, belirlenmiş bir gün vardır. Ne bir saat geri kalabilirsiniz ne de ileri geçebilirsiniz!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Sizin için belirlenmiş bir gün vardır. Onu ne bir saat geciktirebilirsiniz, ne de öne alabilirsiniz.

Bekir Sadak

De ki: «Size, bir gun tayin edilmistir. Ondan bir saat ne geri kalabilirsiniz ne de one gecebilirsiniz.» *

Celal Yıldırım

De ki: Size belirlenen bir gün vardır ki ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de bir an ileri geçebilirsiniz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Sizin için öyle bir vakit belirlenmiştir ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz ne de ileri geçebilirsiniz.”

Diyanet İşleri

De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Size, bir gün tayin edilmiştir. Ondan bir saat ne geri kalabilirsiniz ne de öne geçebilirsiniz.'

Diyanet Vakfi

De ki: Size öyle bir gün vâdedilmiştir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Size vaad edilen öyle bir gündür ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Size va'd edilen bir gündür ki; ondan bir saat geri de kalamazsınız, ileri de geçemezsiniz."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: size bir gün miadı ki ondan bir saat geri de kalamazsınız, ileri de geçemezsiniz

Erhan Aktaş

De ki: "Size yapılan uyarının bir zamanı vardır. Ondan, bir saat bile geri de kalmazsınız ileri de geçemezsiniz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Size yapılan uyarının bir zamanı vardır. Ondan, bir saat bile geri de kalmazsınız ileri de geçemezsiniz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Size yapılan uyarının bir zamanı vardır. Ondan, bir saat bile geri de kalmazsınız ileri de geçemezsiniz."

Fizilal-il Kuran

Onlara de ki; «Sizin belirlenmiş bir gününüz vardır, ne bir an ertelenir ve ne de önceye alınır.»

Gültekin Onan

De ki: "Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki, ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an) öne alınabilirsiniz."

Hamdi Döndüren

De ki: “Sizin için, belli bir gün belirlenmiştir. Öyle ki ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz!”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Size va'd olunan, öyle bir gündür ki siz ondan bir saat geri de kalamazsınız, (onun) berisine de geçemezsiniz".

Hasib Asutay

De ki: Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de öne geçebilirsiniz.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Sizin için va'd edilen öyle bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de öne geçebilirsiniz.'

İbni Kesir

De ki: Sizin için bir günün miadı vardır. Ondan bir an ne geri kalabilirsiniz, ne de öne geçebilirsiniz.

Mehmet Okuyan

De ki: “Size öyle bir gün vadedilmiştir ki ondan ne bir saat (bir an) geri kalabilirsiniz; ne de ileri geçebilirsiniz.”

Muhammed Esed

De ki: "Sizin için belli bir gün tayin edilmiştir, ondan tek bir an ne geri kalabilirsiniz, ne de onu geçebilirsiniz".

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Sizin için bir gün tesbit edilmiştir: (o gün geldiğinde) ne onu bir an erteleyebilir, ne de atlatabilirsiniz".

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Sizin için bir mev'ud gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz ve ne de ileri geçebilirsiniz.»

Ömer Öngüt

De ki: "Size vaad olunan bir gün vardır ki, siz ondan ne bir saat geri kalırsınız, ne de ileri geçebilirsiniz. "

Suat Yıldırım

(29-30) Bir de: "Eğer doğru söylüyorsanız vâd ettiğiniz kıyamet ne zaman gerçekleşecek?" derler. De ki: "Sizinle öyle bir buluşma günümüz var ki ondan ne bir saat ileri geçebilirsiniz, ne de bir saat geri kalabilirsiniz.!"

Süleyman Ateş

De ki: "Sizin için belirtilmiş bir gün vardır. Ondan ne bir sa'at geri kalırsınız, ne de ileri geçebilirsiniz."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Sizin için vaat edilen bir gün var ki onu bir an erteleyemezsiniz, öne de alamazsınız."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki: "Size söz verilen bir gün var. Onun ne bir saat ertelenmesini ne de öne alınmasını isteyebilirsiniz."

Şaban Piriş

De ki: -Size verilen sözün bir günü vardır. Ondan bir saat geri de bırakılmazsınız, zamanı öne de alamazsınız.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Sizin için belirlenmiş bir gün vardır ki, siz ondan ne bir an ertelenebilirsiniz, ne de (bir an) öne alınabilirsiniz.»

Ümit Şimşek

De ki: Sizin için belirlenmiş bir vakit var ki, onun ne bir saat önüne geçebilir, ne de gerisinde kalabilirsiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Size bir gün vaat edilmiştir; ondan ne bir saat geri kalabirsiniz ne de ileri geçebilirsiniz."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Sizə vəd edilmiş bir gün vardır ki, siz onu nə bircə saat belə yubada, nə də tezləşdirə bilərsiniz”.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Für euch ist eine Verabredung auf einen Tag (festgelegt), von dem ihr (euer Schicksal) weder um eine Stunde hinausschieben noch vorverlegen könnt.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺEuch ist die Frist eines Tages festgesetzt, hinter der ihr weder eine Stunde zurückbleiben noch ihr vorausgehen könnt.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺFür euch ist ein Termin eines Tages bestimmt, den ihr weder um eine Stunde hinauszögern könnt, noch vorverlegen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them "You have a predetermined point in the abysm of time which you cannot alter nor bring into effect one hour earlier nor one hour later".

Abdul Haleem

Say, ‘You have an appointment for a Day which you cannot put off nor bring forward, even by a single moment.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "The appointment to you is for a Day, which ye cannot put back for an hour nor put forward."

Abul A'la Maududi

Say: "Your day is appointed, you can neither hold back its coming by an hour, nor hasten it by an hour."

Aisha Bewley

Say: ‘You have a promised appointment on a Day which you cannot delay or advance a single hour. ’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "The appointment to you is for a Day, which you cannot put back for an hour (or a moment) nor put forward."

Ali Quli Qarai

Say, ‘Your promised hour is a day that you shall neither defer nor advance by an hour. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `For you is the appointment of a day which you cannot delay by a single moment (and thus avoid it), nor shall you be able to go ahead (of it to find an escape from it for a single moment). '

Arthur John Arberry

Say: 'You have the tryst of a day that you shall not put back by a single hour nor put it forward. '

Bijan Moeinian

Say: "The day of Judgment, that you have an appointment in, is predetermined and will not be delayed or advanced even by an hour. "

E. Henry Palmer

say, 'For you is the appointment of a day of which ye shall not keep back an hour nor shall ye bring it on!'

Edip-Layth

Say, "You have an appointed day, which you cannot delay by one moment, nor advance."

George Sale

Answer, a threat is denounced unto you of a day which ye shall not retard one hour, neither shall ye hasten.

Hamid S. Aziz

And they say, "When will this promise be (fulfiled) if you are truthful?"

Mahmoud Ghali

Say, "You have the promised Appointment of a Day that you cannot postpone by a (single) hour, nor can you put it forward. "

Marmaduke Pickthall

Say (O Muhammad): Yours is the promise of a Day which ye cannot postpone nor hasten by an hour.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "Determined is the day of the promise, which you can neither put back nor advance an hour. ''

Muhammad Asad

Say: "There has been appointed for you a Day, which you can neither delay nor advance by a single moment. "

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "A Day has ˹already˺ been appointed for you, which you can neither delay nor advance by a ˹single˺ moment."

Progressive Muslims

Say: "You have an appointed day, which you cannot delay by one hour, nor advance. "

Sahih International

Say, "For you is the appointment of a Day [when] you will not remain thereafter an hour, nor will you precede [it]. "

Sam Gerrans

Say thou: “You have the appointment of a day you cannot defer an hour, nor can you advance.”

Shabbir Ahmed

Say, "The promise of the Day that you can neither postpone nor hasten by an hour, is yours. "

Syed Vickar Ahamed

Say: "The time (fixed) for you is till a Day, which you cannot delay even by an hour nor make it sooner. "

Taqi Usmani

Say, "You hold an appointment for a day that you can neither put back for a while, nor can you put it forward.

The Monotheist Group

Say: "You have an appointed day, which you cannot delay by one hour, nor advance."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺLe rendez-vous est pour un jour que vous ne saurez retarder dʹune heure, ni avancer!ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Xwedê ji bo ezab rojek daniye. Hûn ne saetekê jê li paş dimînin ne jî saetekê hûn didin pêşiya wê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺJullie hebben een afspraak voor een dag waarvoor jullie geen uur te laat ontboden zullen worden, noch te vroeg.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Antwoord: U is eene bedreiging aangekondigd van een dag, dien geen uwer vertragen noch verhaasten zal.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺVoor jullie is er een belofte van een Dag, die jullie geen moment kunnen uitstellen of bespoedigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (им) (о, Пророк): «У вас есть обещание дня [вам обещан один день], (который) вы не отсрочите ни на час (чтобы успеть покаяться) и не приблизитесь (к этому сроку ни на час) [он не наступит раньше того момента, который установил Аллах]».

Rusça — Osmanov

Отвечай: ʺПредопределен вам день, который вы не можете ни приблизить, ни отдалить ни на часʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺEn dag är fastställd för er, och ni kan inte skjuta upp den ens ett ögonblick och inte heller påskynda (dess ankomst).ʺ