Ahzab Suresi 38. Ayet — Elfaz
Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür.
1مَاmāyokturHarf-i Nefi
2كَانَkāneMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3عَلَىǎlāüzerineHarf-i Cer
4النَّبِيِّn-nebiyyikastedilen/bilinen nebiMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber
5مِنْminherhangiHarf-i Cer
6حَرَجٍHaracinbir güçlükİsimح ر جDaralmak (kalp), sıkışmak, dar/kapalı/sıkışık hale gelmek, akıl karışıklığı yaşamak, bir araya toplanmak, göğüste huzursuzluk ve daralma hissetmek, şüphe etmek veya şüphede olmak, günah veya suç işlemek veya itaatsizlik yapmak, korku ve öfke nedeniyle hareket edememek, zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmak, yasaklanmak veya engellenmek, birinin sıkıntı veya zorluğa düşmesine neden olmak, günahı veya suçu kendinden uzaklaştırmak, günahtan veya suçtan kaçınmak veya uzak durmak.
7فِيمَاfīmābir şeydeHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
8فَرَضَferaDetakdir ettiğiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibف ر ضYasa uygulamak, emretmek, buyurmak, yürürlüğe koymak, yerleştirmek, sabitlemek, onaylamak, atamak, uyulmasını ve itaat edilmesini emretmek, yaptırım uygulamak, tayin etmek, yaşında olmak. Faridzun - yaşlı inek. Faridzatun - kararname, yerleşim, belirlenmiş pay, mehir şartı. Mafrudz - atanmış, belirlenmiş, yerleşmiş kişi, tahsis edilmiş.
9اللّٰهُ(a)llahuAllah'ınLafza-i Celal
10لَهُlehukendisineHarf-i Cer+Zamir
11سُنَّةَsunneteyasasıdırİsimس ن نYol, metot, kural, davranış biçimi, adet, tarz, gelenek, görenek, kalıp, gidişat, alışkanlık
12اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
13فِيfīarasındaHarf-i Cer
14الَّذِينَ(e)lleƶīneİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
15خَلَوْاḣalevgeçenlerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsiz
16مِنْminHarf-i Cer
18وَكَانَve kāneveBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
20اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal