Ahzab Suresi 39. Ayet — Elfaz
Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap görücü olarak yeter.
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīneonlar kiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
2يُبَلِّغُونَyubelliğūneduyururlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak
3رِسَالَاتِrisālātielçiliğiniİsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
4اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
5وَيَخْشَوْنَهُve yeḣşevnehuve O'ndan korkarlarBağlaç+Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibخ ش يKorkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak.
6وَلَاve lāveBağlaç+Harf-i Nefi
7يَخْشَوْنَyeḣşevnekorkmazlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibخ ش يKorkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak.
9اِلَّاillābaşkaHasr Edatı
10اللّٰهَ(a)llaheAllah'danLafza-i Celal
11وَكَفٰىve kefāve yeterBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك ف يYeterli olmak, yetmek.
12بِاللّٰهِbi(a)llahiAllahHarf-i Cer+Lafza-i Celal
13حَسِيبًاHasībenhesap görücü olarakSıfatح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.