Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür.

مَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ فِيمَا فَرَضَ اللّٰهُ لَهُ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذِينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَرًا مَقْدُورًا

mā kāne ǎlā n-nebiyyi min Haracin fīmā feraDe (a)llahu lehu sunnete (a)llahi fī (e)lleƶīne ḣalev min ḳablu ve kāne emru (a)llahi ḳaderan meḳdūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَاyoktur
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3عَلَىǎlāüzerine
4النَّبِيِّn-nebiyyiن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberkastedilen/bilinen nebi
5مِنْminherhangi
6حَرَجٍHaracinح ر جDaralmak (kalp), sıkışmak, dar/kapalı/sıkışık hale gelmek, akıl karışıklığı yaşamak, bir araya toplanmak, göğüste huzursuzluk ve daralma hissetmek, şüphe etmek veya şüphede olmak, günah veya suç işlemek veya itaatsizlik yapmak, korku ve öfke nedeniyle hareket edememek, zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmak, yasaklanmak veya engellenmek, birinin sıkıntı veya zorluğa düşmesine neden olmak, günahı veya suçu kendinden uzaklaştırmak, günahtan veya suçtan kaçınmak veya uzak durmak.bir güçlük
7فِيمَاfīmābir şeyde
8فَرَضَferaDeف ر ضYasa uygulamak, emretmek, buyurmak, yürürlüğe koymak, yerleştirmek, sabitlemek, onaylamak, atamak, uyulmasını ve itaat edilmesini emretmek, yaptırım uygulamak, tayin etmek, yaşında olmak. Faridzun - yaşlı inek. Faridzatun - kararname, yerleşim, belirlenmiş pay, mehir şartı. Mafrudz - atanmış, belirlenmiş, yerleşmiş kişi, tahsis edilmiş.takdir ettiği
9اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
10لَهُlehukendisine
11سُنَّةَsunneteس ن نYol, metot, kural, davranış biçimi, adet, tarz, gelenek, görenek, kalıp, gidişat, alışkanlıkyasasıdır
12اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
13فِيarasında
14الَّذِينَ(e)lleƶīne
15خَلَوْاḣalevخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsizgeçenler
16مِنْmin
17قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmeksizden önce
18وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve
19اَمْرُemruا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemri
20اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
21قَدَرًاḳaderanق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışbir kaderdir
22مَقْدُورًاmeḳdūranق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmıştakdir edilmiş

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah'ın, ona farzettiğini yapmasında hiçbir vebal yok Peygambere; daha önce gelip geçenler hakkında da Allah'ın koyduğu yol yordam buydu ve Allah'ın emri, takdîr edilmiş ve yerine gelmiştir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allahʼın, ona farzettiğini yapmasında hiçbir vebal yok Peygambere; daha önce gelip geçenler hakkında da Allahʼın koyduğu yol yordam buydu ve Allahʼın emri, takdîr edilmiş ve yerine gelmiştir.

Adem Uğur

Allah'ın, kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın âdeti böyle idi. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.

Ahmed Hulusi

Allah'ın kendisine zorunlu kıldıklarında O Nebi'ye sorumluluk yoktur! Bu, önceden geçmişler içinde de Sünnetullah'tır. . . Allah'ın hükmü, planlanmış (yerine gelmesi kesin) bir kaderdir!

Ahmet Tekin

Allah’ın, kendisine meşrûiyet tanıdığı hususlarda, peygambere herhangi bir vebal, bir güçlük yoktur. Evvelce vazifelerini ifa ederek geçip giden bütün peygamberler hakkında Allah’ın sünneti, koyduğu kurallar böyledir. Allah’ın planı ise, mutlaka gerçekleşecek, başa gelecek, kaçınılamayan bir kaderdir.

Ahmet Varol

Allah'ın kendine takdir ettiği şeyde Peygamberin üzerine hiçbir güçlük yoktur. Bundan önce geçenler hakkında da Allah'ın kanunu böyleydi. Allah'ın emri, yerine getirilen bir kaderdir.

Ali Bulaç

Allah'ın kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getirme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) daha önce gelip geçen (ümmet)lerde Allah'ın bir sünnetidir. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

Ali Fikri Yavuz

Allah’ın Peygamber için taksim ve takdir ettiği şeyde (Zeyneb’i kendisine halâl kılmakta) Peygambere hiç bir vebal yoktur. Bundan önce geçen peygamberler hakkında da Allah’ın sünneti (kanunu) böyledir (Allah’ın peygamberlere mubah kıldığı şeyde, peygamberlere hiç bir vebal olamaz.) Allah’ın emri gerçekleşmiş bir hüküm bulunuyor.

Ali Rıza Safa

Allah'ın, Onun için uygun gördüğünde, peygambere hiçbir engel yoktur. Allah'ın Yasası, öteden beri böyle gelip geçmiştir. Çünkü Allah'ın buyruğu, kaçınılmaz bir yazgıdır.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın emrettiği bir şeyde peygamberine hiçbir sıkıntı yoktur. Bu, Allah'ın daha önce gelip geçmişlere uyguladığı bir yasasıdır. Allah'ın emri, mutlaka yerini bulur.

Bekir Sadak

Allah'in Peygamber'e farz kildigi seylerde ona bir gucluk yoktur. Bu, Allah'in otedenberi, gelmis gecmislere uyguladigi yasasidir. Allah'in emri suphesiz geregi gibi yerine gelecektir.

Celal Yıldırım

Peygamber üzerinde, Allah'ın onun için takdîr edip gerekli kıldığı şeyde bir vebal ve sakınca yoktur. Bu daha önce gelip geçenler hakkında da Allah'ın câri bir sünnetidir (ki uygulanır). Allah'ın emri elbette yerini bulan bir kaderdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(38-39) Allah’ın, kendisi için takdir ve emrettiği bir şeyi yerine getirme hususunda peygamber için bir sıkıntı ve sakınca olamaz. Allah’ın hükmü değişmez kaderdir. Daha önce gelip geçen, Allah’ın vahyini insanlara ulaştıran, O’ndan çekinen, Allah’tan başka hiçbir kimseden çekinmeyen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Hesap sorucu olarak Allah kâfidir.

Diyanet İşleri

Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın Peygamber'e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah'ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah'ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.

Diyanet Vakfi

Allah'ın, kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın âdeti böyle idi. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Peygambere Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın sünneti böyledir. Allah'ın emri ise biçilmiş bir kaderdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Peygambere, Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın adeti öyledir. Allah'ın emri biçilmiş bir kaderdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Peygambere Allahın takdir ettiği, mubah kıldığı şeyde bir darlık yoktur, bundan evvel geçen bütün Peygamberler hakkında Allahın sünneti böyle ve Allahın emri biçilmiş bir kader bulunuyor

Erhan Aktaş

Nebi, Allah'ın farz kılması gereği olarak bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nebi, Allah'ın farz kılması gereği olarak bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir yazgıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nebi, Allah'ın emri gereği bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir yazgıdır.

Fizilal-il Kuran

Allah'ın, Peygambere takdir ettiği bir şeyde O'na bir güçlük yoktur. Bu Allah'ın sizden öncekilere de uyguladığı yasadır. Allah'ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.

Gültekin Onan

Tanrı'nın kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getrrme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) daha önce gelip geçen (ümmet)lerde Tanrı'nın bir sünnetidir. Tanrı'nın buyruğu takdir edilmiş bir kaderdir.

Hamdi Döndüren

O halde Allah’ın, kendisine emrettiği bir şeyden dolayı, Peygamber’e herhangi bir kınama yoktur. Çünkü daha önce gelip geçenler arasında da, Allah’ın yasası böyle idi. Allah’ın buyruğu, olup bitmiş bir şeydir.

Hasan Basri Çantay

Peygamberlerin üstüne Allahın, farz etdiği herhangi bir şey (i ifa etmesin) de hiçbir vebal olmaz. (Nitekim) daha evvel geçmiş (peygamber) lerde de Allah bu aadeti (bir kanun yapmışdır). Allahın emri, behemehal yerini bulan bir kaderdir.

Hasib Asutay

Allah'ın, kendisine helâl kıldığı şeyde, peygambere herhangi bir vebal yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın âdeti böyleydi. Allah'ın emri takdir edilmiş bir kaderdir.

Hayrat Neşriyat

Allah’ın, kendisi için takdîr ettiği bir şey(i yerine getirmek)te Peygambere herhangi bir zorluk yoktur. Bundan önce gelip geçen (peygamber)ler içinde Allah’ın kanûnu (böyle)dir. Allah’ın emri ise, mutlaka yerini bulan bir kaderdir.

İbni Kesir

Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeylerde peygamberine herhangi bir güçlük yoktur. Allah'ın önceden geçmişler hakkındaki sünnetidir. Ve Allah'ın emri, gereği gibi yerine gelmiştir.

Mehmet Okuyan

Allah’ın, kendisine farz kıldığı (bu) şeyde Peygamber’e herhangi bir vebal yoktur. Daha önce geçenler arasında da Allah’ın kanunu (buydu). Allah’ın emri belirlenmiş bir ölçüdür.

Muhammed Esed

(O halde,) Allah'ın kendisi için takdir ettiği şeyi (yapmasından dolayı) Peygamber'e hiçbir suç isnad edilemez. (Gerçekte, bu) sizden önce gelip geçenler için de Allah'ın bir uygulamasıydı; ve (şunu unutma ki) Allah'ın iradesi mutlaka tecelli eder.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın kendisini mecbur tuttuğu suç isnat edilemez. Allah'ın bu sünneti, daha önce gelip geçmiş olan (peygamberler) için de geçerliydi: sonuçta Allah'ın emri ölçülüp biçildiği gibi gerçekleşmiş oldu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Allah'ın kendisi için mukadder kıldığı bir şeyde peygamber üzerine bir güçlük yoktur. Evvelce gelip geçmiş olanların haklarındaki sünnet-i ilâhiye gibi . Ve Allah'ın emri yerine getirilmiş bir kader bulunmaktadır.

Ömer Öngüt

Allah'ın kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber'e bir güçlük (herhangi bir vebâl) yoktur. Ondan önce gelip geçen (peygamberler) arasında da Allah'ın sünneti (âdeti) böyle idi. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek yazılmış bir kaderdir.

Suat Yıldırım

Allah’ın, kendisine takdir edip helâl kıldığı bir hususu yerine getirmekte Peygambere herhangi bir güçlük yoktur. Sizden önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyle cari olmuştur. Allah’ın emri, mutlaka yerini bulan bir kaderdir.

Süleyman Ateş

Allah'n kendisine takdir ettiği bir şeyi yerine getirmekte, Peygambere herhangi bir güçlük yoktur. Sizden önce geçenler arasında da Allah'ın yasası böyle idi. Allah'ın emri, olup bitmiş bir şeydir.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın, nebisine farz kıldıklarında ona sıkıntı verecek bir şey olmaz. Allah'ın, öncekilere uyguladığı sünneti böyledir. Allah'ın işi ölçülü biçilidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın, Nebisi için farz kıldıklarında sıkıntı doğuracak bir şey yoktur. Bu, Allah'ın bundan öncekilere de uyguladığı yasasıdır. Allah'ın emri ölçülü biçilidir.

Şaban Piriş

Allah'ın kendisine uygun gördüğü şeyde peygambere bir günah yoktur. Daha önce geçenler için Allah'ın kanunu budur. Allah'ın emri yerine gelecek bir hükümdür.

Tefhim-ul Kuran

Allah'ın kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getirme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) daha önce gelip geçen (ümmet)lerde de olan Allah'ın sünnetidir. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

Ümit Şimşek

Allah'ın kendisi için takdir ettiği birşeyi yerine getirmesinde bir peygamber için vebal yoktur. Bu, Allah'ın, daha önceki peygamberler hakkında da geçerli olan bir yasasıdır. Allah'ın emri ise, mutlaka gerçekleşmek üzere yazılmış bir kaderdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın kendisine farz kıldığı şeyde peygambere hiçbir vebal yoktur. Daha önce gelip geçmişlerde de Allah'ın yolu, yöntemi buydu. Allah'ın emri, belirlenmiş bir kaderdir/ölçüdür.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allahın Peyğəmbərə halal buyurduğu bir şeydə ona heç bir günah gəlməz. Öncə gəlib-gedənlər haqqında da Allahın qayda-qanunu belə idi. Allahın əmri əzəldən müəyyən edilmiş bir hökmdür.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Allahın Peyğəmbərə vacib (halal) buyurduğu bir şeydə (Zeynəblə evlənməkdə) ona heç bir günah yoxdur. Daha öncə gəlib-getmiş (Davud, Süleyman və başqaları kimi) peyğəmbərlər barəsində də Allahın qayda-qanunu (sünnəsi) belədir. Allahın əmri əzəli hökmdür! (O, mütləq yerinə yetməlidir!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Der Prophet soll keine Bedenken haben wegen der Befehle Gottes, die ihn betreffen. Das ist Gottes Vorgehen bei den früheren Propheten. Was Gott befiehlt ist eine endgültige Entscheidung.

Almanca — Der Edle Quran

Es besteht für den Propheten kein Grund zur Bedrängnis in dem, was Allah für ihn verpflichtend gemacht hat. (So war) Allahs Gesetzmäßigkeit mit denjenigen, die zuvor dahingegangen sind - und Allahs Anordnung ist ein fest gefaßter Beschluß

Almanca — M. A. Rassoul

Es bringt den Propheten in keine Verlegenheit, was Allah für ihn angeordnet hat. Das war Allahs Vorgehen gegen jene, die vordem dahingingen, und Allahs Befehl ist ein unabänderlicher Beschluß

Almanca — Muhammad Zaidan

Keineswegs ist es für den Propheten eine Unannehmlichkeit in dem, was ALLAH ihm auferlegte. Dies ist ALLAHs Handlungsweise mit denjenigen, die vorher vergingen. Und ALLAHs Bestimmung ist eine festgelegte Bestimmung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The Prophet incurs no blame nor does he stand at the mark of criticism when he carries into effect an edict issued by Allah; a mode of action Allah had pursued with the prophets of old. And Allah's edict has always been determinable, authoritatively decided and definitely ascertained.

Abdul Haleem

the Prophet is not at fault for what God has ordained for him. This was God’s practice with those who went before- God’s command must be fulfilled-

Abdullah Yusuf Ali

There can be no difficulty to the Prophet in what Allah has indicated to him as a duty. It was the practice (approved) of Allah amongst those of old that have passed away. And the command of Allah is a decree determined.

Abul A'la Maududi

There could be no hindrance to the Prophet regarding what Allah ordained for him. Such has been Allah's Way (with the Prophets) who went before. Allah's command is a decree firmly determined.

Aisha Bewley

There is no restriction on the Prophet regarding anything Allah allots to him. This was Allah’s pattern with those who passed away before – and Allah’s command is a pre-ordained decree –

Al-Hilali & Khan

There is no blame on the Prophet (صلى الله عليه وسلم) in that which Allâh has made legal for him. That has been Allâh’s Way with those who have passed away of (the Prophets of) old. And the Command of Allâh is a decree determined.

Ali Quli Qarai

There is no blame on the Prophet in respect of that which Allah has made lawful for him: Allah’s precedent with those who passed away earlier —and Allah’s commands are ordained by a precise ordaining—

Amatul Rahman Omar

No blame shall lie on the Prophet for (doing) that which Allâh has made incumbent upon him. (Such indeed has been) the law of Allâh with regard to those (Prophets) who have passed away. Indeed, the command of Allâh is a decree that is made absolute;

Arthur John Arberry

There is no fault in the Prophet, touching what God has ordained for him -- God's wont with those who passed away before; and God's commandment is doom decreed;

Bijan Moeinian

There is nothing wrong with the Prophet’s following the order of God [this indicates that the Prophet’s marriage with his adopted son’s Ex-wife was an order]. The previous Prophets also had to obey the Lord’s orders; God’s command is a settled decree.

E. Henry Palmer

There is no hindrance to the prophet about what God has ordained for him;-(such was) the course of God with those who have passed away before, - and God's bidding is a decreed decree!

Edip-Layth

There is no blame on the prophet in doing anything that God has decreed upon him. Such was God's sunna with the people of old. God's command is a determined duty.

George Sale

No crime is to be charged on the prophet, as to what God hath allowed him, conformable to the ordinance of God with regard to those who preceded him, -- for the command of God is a determinate decree, --

Hamid S. Aziz

And when you said to him to whom Allah had shown favour and to whom you had shown a favour, "Keep your wife to yourself and be careful of (your duty to) Allah"; and you concealed in your soul what Allah would bring to light, and you feared men, whereas Allah had a greater right that you should fear Him. But when Zaid had accomplished the necessary formalities (of divorce) from her, We gave her to you (Muhammad) as a wife, so that there should be no difficulty for the believers in respect of the wives of their adopted sons, when they have accomplished the formalities of divorce from them. The commands of Allah shall be performed (fulfiled).

Mahmoud Ghali

In no way is there any restriction on the Prophet concerning what Allah has ordained for him. (This is) the Enactment of Allah with the ones who passed away earlier- and the Command of Allah has (always) been a perfectly determined determination-

Marmaduke Pickthall

There is no reproach for the Prophet in that which Allah maketh his due. That was Allah's way with those who passed away of old - and the commandment of Allah is certain destiny -

Mohamed Ahmed - Samira

There is no constraint on the Prophet in what God has decreed for him. This has been the way of God with (apostles) who have gone before you, and God's command is a determined act.

Muhammad Asad

[Hence, ] no blame whatever attaches to the Prophet for [having done] what God has ordained for him. [Indeed, such was] God’s way with those that have passed away aforetime and [remember that] God’s will is always destiny absolute-;

Mustafa Khattab

There is no blame on the Prophet for doing what Allah has ordained for him. That has been the way of Allah with those ˹prophets˺ who had gone before. And Allah’s command has been firmly decreed.

Progressive Muslims

There is no blame on the prophet in doing anything that God has decreed upon him. Such was God's way with the people of old. And God's command is a determined duty.

Sahih International

There is not to be upon the Prophet any discomfort concerning that which Allah has imposed upon him. [This is] the established way of Allah with those [prophets] who have passed on before. And ever is the command of Allah a destiny decreed.

Sam Gerrans

There is no blame upon the Prophet concerning what God ordained for him. The practice of God among those who passed away before — and the command of God is a destiny decreed —

Shabbir Ahmed

There can be no difficulty to the Prophet in what Allah has assigned unto him as a duty. That was Allah's Law for those who passed on before (the previous prophets). And the Command of Allah is a well-determined Decree.

Syed Vickar Ahamed

There can be no blame for the Prophet in what Allah has made legal for him. It was done by those in the old and past days (and approved) by Allah; And the Command of Allah is a decision made.

Taqi Usmani

There is no problem for the prophet in (doing) what Allah has prescribed for him, a customary practice of Allah in the case of those who have gone before - and Allah’s command is pre-determined by destiny -

The Monotheist Group

There is no blame on the prophet in doing anything that God has decreed upon him. Such was the way of God with the people of old. And the command of God is a determined duty.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nul grief à faire au Prophète en ce quʹAllah lui a imposé, conformément aux lois établies pour ceux qui vécurent antérieurement. Le commandement dʹAllah est un décret inéluctable.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li ser Pêxember tu guneh nîn e ku ya Xwedê jê re teqdîr kiriye wê bîne cih. Ev qanûna Xwedê ye der barê pêxemberan de, ew ên ku berê derbas bûne. Fermana Xwedê misoger dê were cih, (ev) qedereke nivîsandî ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Voor de profeet is er niets hinderlijks in wat God voor hem als verplichting heeft vastgesteld, volgens Gods gebruikelijke behandeling van hen die voor jullie tijd zijn heengegaan -- en Gods beschikking is een vaststaand besluit --,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Er wordt geene misdaad op den profeet geladen, door te doen hetgeen God hem heeft veroorloofd overeenkomstig het Godsbevel, met betrekking tot hen die hem voorafgingen (want het bevel van God is een bepaald besluit).

Hollandaca — Siregar

Er is voor de Profeet geen probleem in wat Allah hem verplicht heeft. Dat is de handelwijze van Allah zoals die reeds gold voor de voorafgaanden (Profeten). En het bevel van Allah is een vaststaande beschikking.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Нет на Пророке никакого греха в том, что предписал Аллах для него [в том, что он женился на бывшей жене усыновленного им человека], (согласно) установлению Аллаха, относительно тех (пророков), которые были раньше [это было дозволено и прежним пророкам]. И веление Аллаха является решением предрешенным [оно обязательно произойдет].

Rusça — Osmanov

Не в ответе Пророк за то, что установил Аллах для него согласно предписанию Аллаха для прежних [пророков]. Веление Аллаха предопределено [к исполнению]

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ingen skuld vilar på Profeten som här handlade så som Gud befallde honom. Så gick Gud till väga mot föregångarna - ja, allas öden formas av Guds beslut -