Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."

وَقَالَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَالْاِيمَانَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ فِي كِتَابِ اللّٰهِ اِلٰى يَوْمِ الْبَعْثِ فَهٰذَا يَوْمُ الْبَعْثِ وَلٰكِنَّكُمْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

ve ḳāle (e)lleƶīne ūtū l-ǐlme ve l-īmāne le ḳad lebiṧtum fī kitābi (a)llahi ilā yevmi l-beǎ'ṧi fe hāƶā yevmu l-beǎ'ṧi ve lākinnekum kuntum lā teǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi(ler) ki
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اُو۫تُواūtūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilen(ler)
4الْعِلْمَl-ǐlmeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgi
5وَالْاِيمَانَve l-īmāneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve iman
6لَقَدْle ḳadandolsun
7لَبِثْتُمْlebiṧtumل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.siz kaldınız
8فِي
9كِتَابِkitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetyazgısınca
10اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
11اِلٰىilākadar
12يَوْمِyevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigününe
13الْبَعْثِl-beǎ'ṧiب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekyeniden dirilme
14فَهٰذَاfe hāƶāişte bu
15يَوْمُyevmuي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünüdür
16الْبَعْثِl-beǎ'ṧiب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekdirilme
17وَلٰكِنَّكُمْve lākinnekumfakat siz
18كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiniz
19لَا
20تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmiyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (65 / 65 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulkadir Gölpınarlı

Kendilerine bilgi ve inanç verilenlerse derler ki: Andolsun ki siz, Allahʼın takdîri ne kadarsa, tâ tekrar dirileceğiniz güne dek yatıp eğlendiniz, gerçekten de budur tekrar dirileceğiniz gün ve fakat siz bilmiyorsunuz.

Ahmed Hulusi

Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise dedi ki: "Andolsun ki, Allah'ın Kitabında ("OKU"nası Kitap veya Kitab-ı Mubiyn olarak tanımlanan yaşam boyutunda) ba's sürecine (yeni bir yapıyla yaşamınıza devam edeceğiniz sürece) kadar kaldınız. . . İşte bu ba's (yeni bir yapı ile yaşamınıza devam edeceğiniz) süreçtir. . . Fakat siz (hakikati) anlamıyordunuz!"

Ali Bulaç

Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: "Andolsun, siz Allah'ın Kitabında (yazılı süre boyunca) diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz."

Ali Rıza Safa

Kendilerine bilgi ve inanç verilenler ise şöyle diyecekler: "Gerçek şu ki, Allah'ın Kitabı'ndaki Diriliş Günü'ne dek kaldınız. İşte bu, Diriliş Günü'dür! Fakat bilemediniz!"

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: "Andolsun ki, siz Allah'ın yazısında yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bugün dirilme günüdür. Fakat siz onu bilmiyordunuz."

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerine bilgi ve iman verilenler ise şöyle derler: “Andolsun ki siz, Allah’ın yazısına uygun olarak yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu diriliş günüdür; fakat siz onu tanımıyordunuz.”

Diyanet İşleri

Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendilerine ilim ve iman verilenler de derler ki: "Andolsun ki, Allah'ın kitabınca dirilme gününe kadar kaldınız, işte bu dirilme günüdür; fakat siz bilmezler grubuydunuz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Kendilerine ılm-ü iyman verilenler de demektedir ki alimallah, Allahın kitabınca ba's gününe kadar durdunuz. İşte bu, ba's günü velakin siz bilmezler güruhu idiniz

Erhan Aktaş

Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu ölümden sonra dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.

Gültekin Onan

Kendilerine ilim ve inanç verilenler ise dediler ki: "Andolsun, siz Tanrı'nın Kitabında [yazılı süre boyunca] diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz."

Hamdi Döndüren

Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: “Andolsun siz, Allah’ın kitabına göre, yeniden diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bugün, yeniden dirilme günüdür. Ama siz (dünyada iken onu) tanımıyordunuz!”

Hasan Basri Çantay

Kendilerine ilim ve iman verilenler (şöyle) demiş (ler) dir (diyeceklerdir); "Andolsun ki Allahın kitabında (ilm-i sabıkında yazdığı) o tekrar diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, ha's günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz".

Hasib Asutay

Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar (15) derler ki: 'Andolsun siz, Allah'ın kitabında (yazılış süre boyunca) diriliş gününe kadar yaşadınız. İşte bu, dirilme günüdür; fakat siz (onu) bilmiyordunuz. ' (16) (15. Peygamberler, melekler, müminler.) (16. Onu inkâr ediyordunuz.)

İbni Kesir

Kendilerine bilgi ve iman verilenler: Andolsun ki; Allah'ın kitabında yazılan o yeniden diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu; yeniden diriliş günüdür. Ama siz, bilmiyordunuz, derler.

Mehmet Okuyan

Kendilerine ilim ve iman verilenler (inkârcılara) şöyle diyeceklerdir: “Şüphesiz ki siz Allah’ın yazısında (hükmedildiği gibi) diriltilme gününe kadar kaldınız. İşte bugün, diriltilme günüdür fakat siz onu tanımıyor (reddediyor)dunuz.”

Muhammed Esed

Fakat (hayattayken) kendilerini bilgi ve inanç ile donattıklarımız: "Siz, gerçekte, Allah'ın vahyettiğin(i doğru kabul etme)de geciktiniz (ve) Kıyamet Günü'ne kadar (beklediniz): işte bugün Kıyamet Günü'dür: ama siz bunu anlamamakta direndiniz!" diyeceklerdir.

Mustafa İslamoğlu

(Hayattayken) bilgi ve imanla donatılanlarsa: "Doğrusu siz, Allah'ın kitabı hususunda diriliş gününe kadar yerinizde sayıp direttiniz; işte artık diriliş günü de gelip çattı, fakat siz bunu bilmezden gelmiştiniz!" diyecekler.

Süleyman Ateş

Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: "Andolsun siz, Allah'ın yazgısınca ta yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu da dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine ilim ve iman verilenler derler ki: "Allah'ın Kitabına göre siz, diriliş gününe kadar (kabirlerinizde) kaldınız. İşte bu, dirilme günüdür ama siz olup biteni bilmez bir haldeydiniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine bilgi ve güven verilenler derler ki; "Allah'ın Kitabına göre siz, diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, dirilme günüdür; ama siz bunu bilmez bir haldeydiniz.

Şaban Piriş

Kendilerine bilgi ve iman verilmiş olanlar: -Siz, Allah'ın kitabında yazılı olan diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu diriliş günüdür. Fakat siz, bilmiyordunuz, derler.

Yaşar Nuri Öztürk

İlim ve iman verilenler ise şöyle dediler: "Yemin olsun, siz, Allah'ın Kitabı gereğince yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, yeniden dirilme günüdür. Fakat siz daha önceden bilmiyordunuz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bilik və iman nəsib edilmiş kimsələr isə deyəcəklər: “Siz orada Allahın yazısı ilə Dirilmə gününə qədər qaldınız. Bu gün, məhz Dirilmə günüdür, lakin siz bunu bilmirdiniz”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Elm və iman sahibləri isə belə deyərlər: ″Siz (qəbirlərinizdə) Allahın Kitabında (əzəli elmində yazılmış) olan qiyamət gününə qədər qaldınız. Bu, (hamının dirildiyi) qiyamət günüdür, lakin siz (onun haqq olduğunu) bilmirdiniz!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen, denen Wissen und Glaube gegeben wurde, werden sagen: ʺLaut Gottes Buch seid ihr bis zum Auferstehungstag dageblieben, doch ihr habt euch des Wissens um die Wahrheit stets erwehrt.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, denen Wissen und Glauben gegeben worden ist, sagen: ʺNach Allahs Buch habt ihr bis zum Tag der Auferweckung verweilt. Das ist nun der Tag der Auferweckung, aber ihr wußtet (es) nicht.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Doch die, denen Kenntnis und Glauben verliehen wurden, sagen: ʺlhr habt wahrlich gemäß dem Buche Allahs bis zum Tage der Auferstehung (im Grabe) geweilt. Und das ist der Tag der Auferstehung, allein ihr wolltet es nicht wissen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, denen das Wissen und der Iman zuteil wurde, sagen: ʺGewiß, bereits seid ihr nach ALLAHs Schrift bis zum Tag des Erweckens geblieben. Also, dieser ist der Tag des Erweckens. Doch ihr pflegtet nicht zu wissen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But those to whose minds was imparted divine and spiritual knowledge and in whose bosoms was implanted faith as a conviction operative on their character and will, shall express the true estimate of time, thus: "But," they say to the infidels, "you were reposed in the grave as is registered in the archetypal Book of Allah till the Day of Resurrection and this is it, the promised Day which you did not realize was the truth personified "

Abdul Haleem

but those endowed with knowledge and faith will say, ‘In accordance with God’s decree, you actually lingered till the Day of Resurrection: this is the Day of Resurrection, yet you did not know.’

Abdullah Yusuf Ali

But those endued with knowledge and faith will say: "Indeed ye did tarry, within Allah's Decree, to the Day of Resurrection, and this is the Day of Resurrection: but ye - ye were not aware!"

Abul A'la Maududi

But those who had been endowed with knowledge and faith shall say: "According to Allah's Record you have stayed till the Day of Resurrection. Now, this is the Day of Resurrection. But you did not know."

Aisha Bewley

Those who have been given knowledge and iman will say, ‘You tarried in accordance with Allah’s Decree until the Day of Rising. And this is the Day of Rising, but you did not know it.’

Al-Hilali & Khan

And those who have been bestowed with knowledge and faith will say: "Indeed you have stayed according to the Decree of Allâh, until the Day of Resurrection: so this is the Day of Resurrection, but you knew not."

Ali Quli Qarai

But those who were given knowledge and faith will say, ‘Certainly you remained in Allah’s Book until the Day of Resurrection. This is the Day of Resurrection, but you did not know.’

Amatul Rahman Omar

And those who (in their present life) have been given (true) knowledge and the faith will say, `You have indeed stayed (behind) according to the Record of Allâh till the Day of being raised up (to life of the Hereafter). This then is the Day of being raised up (to life) but you did not (care to) know.

Arthur John Arberry

But those who have been given knowledge and faith shall say, 'You have tarried in God's Book till the Day of the Upraising, This is the Day of the Upraising, but you did not know. '

Bijan Moeinian

The response of those who chose the belief and [in consequence] got the knowledge will be: "According to the book of God [and unlike your relative impression of the passage of time] you lived a full life till this Day of your resurrection. However, you did not realize it [and missed your opportunity.]"

E. Henry Palmer

But those who are given knowledge and faith will say, 'We have tarried according to the Book of God, until the day of resurrection;' and this is the day of resurrection, but ye - ye do not know.

Edip-Layth

Those who were given knowledge and acknowledgement said, "You have remained according to God's decree until the day of Resurrection; so this is the day of Resurrection, but you did not know."

George Sale

But those on whom knowledge hath been bestowed, and faith, will say, ye have tarried, according to the book of God, until the day of resurrection: For this is the day of resurrection; but ye knew it not.

Hamid S. Aziz

And on the day when the Hour shall come, the guilty shall swear that they did not tarry but an hour - thus are they ever deceived.

Mahmoud Ghali

And the ones who have been brought knowledge and belief will say, "Indeed you have already lingered in the Book of Allah to the Day of the Rising up. So this is the Day of the Rising up, but you did not know (Literally: you used not to know).

Marmaduke Pickthall

But those to whom knowledge and faith are given will say: The truth is, ye have tarried, by Allah's decree, until the Day of Resurrection. This is the Day of Resurrection, but ye used not to know.

Mohamed Ahmed - Samira

But those who were given the knowledge and belief will say: "You have tarried, according to the Book of God, as long as the Day of Resurrection, and this is the Day of Resurrection, but 'you do not know. "

Muhammad Asad

But those who [in their lifetime] were endowed with knowledge and faith will say: "Indeed, you have been tardy in [accepting as true] what God has revealed, [and you have waited] until the Day of Resurrection: this, then, is the Day of Resurrection: but you - you were determined not to know it!

Mustafa Khattab

But those gifted with knowledge and faith will say ˹to them˺, "You did actually stay—as destined by Allah—until the Day of Resurrection. So here is the Day of Resurrection ˹which you denied˺! But you did not know ˹it was true˺."

Progressive Muslims

And those who were given knowledge and faith said: "You have remained according to God's decree until the Day of Resurrection; so this is the Day of Resurrection, but you did not know. "

Sahih International

But those who were given knowledge and faith will say, "You remained the extent of Allah 's decree until the Day of Resurrection, and this is the Day of Resurrection, but you did not used to know. "

Sam Gerrans

But those given knowledge and faith will say: “You have tarried concerning the Writ of God until the Day of Resurrection — so this is the Day of Resurrection, but you knew not.”

Shabbir Ahmed

But those who have been endowed with knowledge and conviction will say, "Indeed you did last within Allah's decree, until the Resurrection Day. (Your "Self" never died). Now, this is the Resurrection Day that you never acknowledged."

Syed Vickar Ahamed

And those who are blessed with knowledge and faith will say: "Indeed you remained within Allah’s Decree, to the Day for being raised (again), and this is the Day for being raised but you—you were not aware!"

Taqi Usmani

As for those who were given knowledge and belief, they will say, "You remained, according to the destiny written by Allah, up to the Day of Resurrection. So this is the Day of Resurrection, but you had no belief."

The Monotheist Group

And those who were given knowledge and faith said: "You have remained according to the decree of God until the Day of Resurrection; so this is now the Day of Resurrection, but you did not know."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

tandis que ceux à qui le savoir et la foi furent donnés diront: ʺVous avez demeuré dʹaprès le Décret dʹAllah, jusquʹau Jour de la Résurrection, voici le Jour de la Résurrection, - mais vous ne saviez pointʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku zanîn û îman ji wan re hatiye dayîn (ji wan munkiran re) gotin: Sond be; li gorî nivîsa Xwedê hûn heta roja vejînê man. Vêca ha ev roj roja qiyametê ye, lê belê we nedizanî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij aan wie de kennis en het geloof gegeven is zeggen: ʺHet heeft voor jullie volgens Gods boek tot de dag van de opwekking geduurd. Dit is dus de dag van de opwekking! Maar jullie wisten het niet.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar zij aan wie kennis en geloof werd geschonken, zullen zeggen: Gij zijt gebleven, overeenkomstig Gods boek, tot den dag der opstanding; maar gij wist het niet.

Hollandaca — Siregar

En degenen aan wie de kennis en het geloof zijn gegeven, zullen zeggen: ʺVoorzeker, jullie verbleven er zoals is vastgelegd door Allah, tot de Dag der Opstanding. Dit is dan de Dag der Opkwekking, maar jullie wisten het niet.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И скажут [ответят] (им) те, кому было даровано знание и вера [ангелы, пророки и верующие]: «Пробыли вы (в своих могилах) в (соответствии) с предписанием Аллаха (которое Он знал еще до сотворения всего) до Дня Воскресения. Вот – это День Воскресения, но однако вы не знали (в земной жизни) (о том, что он наступит)».

Rusça — Osmanov

Те, кому дарованы знание и вера, скажут: ʺВы пробыли [в могилах] по предписанию Аллаха до Дня воскресения. И вот День воскресения настал, однако вы не знали этогоʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de som har fått kunskap och tro skall säga: ʺNi har dröjt till Uppståndelsens dag (med att bejaka) Guds uppenbarelse. Detta är Uppståndelsens dag, men (om den) ville ni ingenting veta.ʺ