Al-i İmran Suresi 8. Ayet — Elfaz
(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."
1رَبَّنَاrabbenāRabbimizİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
2لَاlāNehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
3تُزِغْtuziğeğriltmeMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıز ي غGeri çekilmek/sapmak/yoldan çıkmak, kenara çekilmiş, şüphe duyan.
5بَعْدَbeǎ'desonraZaman Zarfıب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme
6اِذْiƶZaman Zarfı
7هَدَيْتَنَاhedeytenābizi doğru yola ilettiktenMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
8وَهَبْve hebve verBağlaç+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabو ه بvermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak.
9لَنَاlenābizeHarf-i Cer+Zamir
10مِنْminHarf-i Cer
11لَدُنْكَledunkekatındanİsim+Zamirل د نYanında; yakınında; ile; -den; huzur; huzurunda; için. Ladun: Bir yer parçacığı veya edat.
13اِنَّكَinnekekuşkusuz senHarf-i Nasb+Zamir
14اَنْتَenteyalnız senZamir
15الْوَهَّابُl-vehhābuçok bağış yapansınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimو ه بvermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak.