Al-i İmran Suresi 44. Ayet — Elfaz
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.
1ذٰلِكَƶālikebunlarİşaret Zamiri
2مِنْmin-ndendirHarf-i Cer
4الْغَيْبِl-ğaybigörünmez aleminMarife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi
5نُوحِيهِnūHīhivahyettiğimizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.
6اِلَيْكَileykesanaHarf-i Cer+Zamir
7وَمَاve māİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
8كُنْتَkuntesen değildinMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9لَدَيْهِمْledeyhimonların yanındaMekan Zarfı+Zamir
10اِذْiƶzamanZaman Zarfı
11يُلْقُونَyulḳūneattıklarıMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
12اَقْلَامَهُمْeḳlāmehum(kur'a) oklarınıİsim+Zamirق ل مKesmek, delmek. Kalem, kura çekmede kullanılan başsız ok.
13اَيُّهُمْeyyuhumhangisiSoru Eki+Zamir
14يَكْفُلُyekfulukefil olacak (diye)Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibك ف لBaşka biri için bakmak, beslemek, büyütmek, vasi olmak, sorumlu olmak, emanet etmek, teminat ya da kefil olmak.
15مَرْيَمَmeryemeMeryem'eÖzel İsim
16وَمَاve māBağlaç+Harf-i Nefi
17كُنْتَkuntesen değildinMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
18لَدَيْهِمْledeyhimyanlarındaMekan Zarfı+Zamir
19اِذْiƶzamanZaman Zarfı
20يَخْتَصِمُونَyeḣteSimūnebirbirleriyle çekiştikleriMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıخ ص مBir tartışmada mücadele etmek, sağlam/geçerli bir şekilde dava açmak/itiraz etmek, dinleyicinin iddiasından/talebinden vazgeçmesine neden olabilecek bir şey söylemek, bir tartışmada birini yenmek, karşı çıkmak, bir şeyi başka bir şeyin kenarına/yanına veya köşesine koymak.