Al-i İmran Suresi 28. Ayet — Elfaz
Mü'minler, mü'minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah'adır.
1لَاlāNehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
2يَتَّخِذِyetteḣiƶiedinmesinMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
3الْمُؤْمِنُونَl-mu'minūneMü'minlerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
4الْكَافِرِينَl-kāfirīnekafirleriMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
6مِنْminHarf-i Cer
8الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneinananlarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
9وَمَنْve menve kimİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
10يَفْعَلْyef'ǎlyaparsaMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum
11ذٰلِكَƶālikeböyleİşaret Zamiri
12فَلَيْسَfe leysekalmaz (değildir)Sonuç Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir
13مِنَmineHarf-i Cer
14اللّٰهِ(a)llahiAllah ileLafza-i Celal
15فِيfīHarf-i Cer
16شَيْءٍşey'inbir şey (dostluğu)İsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
17اِلَّٓاillāancak başkaHasr Edatı
18اَنْenMasdar Harfi
19تَتَّقُواtetteḳūkorunmanızMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişi
20مِنْهُمْminhumonlardanHarf-i Cer+Zamir
22وَيُحَذِّرُكُمُve yuHaƶƶirukumuve sizi sakındırırİsti'nafiye Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıح ذ رSakınmak, dikkat etmek, ihtiyatlı/tedbirli/uyanık olmak, özen göstermek, üstünde durmak, hazırlıklı olmak, korkmak veya korkuda olmak, öfkelenmek ve kendini zarara hazırlamak, bir araya toplanmak, kudurtulmak.
23اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
24نَفْسَهُnefsehukendisin(in emirlerine karşı gelmek)denİsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
25وَاِلَىve ilāİsti'nafiye Edatı+Harf-i Cer
26اللّٰهِ(a)llahive Allah'adırLafza-i Celal
27الْمَصِيرُl-meSīrudönüşMarife (Belirlilik Takısı)+İsimص ي رGitmek, olmak, yönelmek. Gidiş, yolculuk, ayrılış. Geri çekilmek, sonuçlanmak, neticeye varmak.