Al-i İmran Suresi 187. Ayet — Elfaz
Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!
1وَاِذْve iƶhaniİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2اَخَذَeḣaƶealmıştıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
3اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
5الَّذِينَ(e)lleƶīnekendilerineİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6اُو۫تُواūtūverilenlerdenMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
7الْكِتَابَl-kitābeKitapMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
8لَتُبَيِّنُنَّهُle tubeyyinunnehuonu mutlaka açıklayacaksınızLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kid+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
9لِلنَّاسِli n-nāsiinsanlaraHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
10وَلَاve lāBağlaç+Harf-i Nefi
11تَكْتُمُونَهُtektumūnehugizlemeyeceksinizMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabك ت مSaklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmak
12فَنَبَذُوهُfe nebeƶūhufakat onlar (verdikleri sözü) attılarİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibن ب ذAtmak, fırlatmak, vazgeçmek, çıkarmak, reddetmek, bir şeyi değersiz olduğu için veya dikkate almadığı için atmak
15وَاشْتَرَوْاve şteravve aldılarBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıش ر يsatın almak/satmak/değiş tokuş etmek/satın almak, satışı sonuçlandırmak, herhangi bir şeyi vermek veya karşılığında almak, reddetmek, seçmek, tercih etmek, herhangi bir şeyi terk etmek ve başka bir şey almak, başka bir şeye el koymak
16بِهِbihikarşılığındaHarf-i Cer+Zamir
17ثَمَنًاṧemenenbir paraİsimث م نHerhangi birinin mallarının sekizde birini almak, sekize bölmek, sekiz, on sekiz, seksen.
19فَبِئْسَfe bi'sene kötüİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlık
20مَاmāşeyİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
21يَشْتَرُونَyeşterūnesatın alıyorlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıش ر يsatın almak/satmak/değiş tokuş etmek/satın almak, satışı sonuçlandırmak, herhangi bir şeyi vermek veya karşılığında almak, reddetmek, seçmek, tercih etmek, herhangi bir şeyi terk etmek ve başka bir şey almak, başka bir şeye el koymak