Al-i İmran Suresi 128. Ayet — Elfaz
Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.
1لَيْسَleyseyokturMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir
2لَكَlekeseninHarf-i Cer+Zamir
3مِنَmineHarf-i Cer
4الْاَمْرِl-emrio konudaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak
5شَيْءٌşey'un(yapacağın) bir şeyİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
6اَوْevyaBağlaç
7يَتُوبَyetūbe(Allah) tevbelerini kabul ederMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.
8عَلَيْهِمْǎleyhimonlarınHarf-i Cer+Zamir
9اَوْevya daBağlaç
10يُعَذِّبَهُمْyuǎƶƶibehumonlara azab ederMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12
11فَاِنَّهُمْfe innehumşüphesiz onlar (diye)İsti'nafiye Edatı+Harf-i Nasb+Zamir
12ظَالِمُونَZālimūnezalimlerdirİsimظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak