Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

لَيْسَ لَكَ مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ اَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ اَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَاِنَّهُمْ ظَالِمُونَ

leyse leke mine l-emri şey'un ev yetūbe ǎleyhim ev yuǎƶƶibehum fe innehum Zālimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَيْسَleyseل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildiryoktur
2لَكَlekesenin
3مِنَmine
4الْاَمْرِl-emriا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmako konuda
5شَيْءٌşey'unش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş(yapacağın) bir şey
6اَوْevya
7يَتُوبَyetūbeت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.(Allah) tevbelerini kabul eder
8عَلَيْهِمْǎleyhimonların
9اَوْevya da
10يُعَذِّبَهُمْyuǎƶƶibehumع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12onlara azab eder
11فَاِنَّهُمْfe innehumşüphesiz onlar (diye)
12ظَالِمُونَZālimūneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerdir

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Senin bu işle ilgin yok bile; o, dilerse tövbelerini kabul eder, dilerse zâlim olduklarından dolayı onları azaplandırır.

Adem Uğur

Ki bu işte senin yapacağın bir şey yoktur yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, ya da (ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardım etti). Çünkü onlar zalimdirler.

Ahmed Hulusi

Hüküm vermek sana ait değil; dilerse tövbelerini kabul eder veya azap verir. Gerçekten onlar zalimlerdir.

Ahmet Tekin

Onlara yapılacak muameleden dolayı seni ilgilendiren bir konu yok. Allah ya onların tevbelerini, günah işlemekten vazgeçerek kendisine itaate yönelişlerini kabul eder, yahut onlara azap eder. Çünkü onlar zâlimdirler.

Ahmet Varol

Senin elinde bir şey yoktur. Allah dilerse onların tevbelerini kabul eder dilerse de zalim olmalarından dolayı kendilerine azab eder.

Ali Bulaç

(Allah'ın) Onların tevbelerini kabul etmesi veya zalim olduklarından dolayı azablandırması işinden sana bir şey (sorumluluk ve görev) yoktur.

Ali Fikri Yavuz

Senin elinde (onları cezalandırmak veya affetmek hususunda) bir şey yok. Allahı, ya onların tevbesini kabul eder, yahut onları zâlim bulundukları için azâblandırır.

Ali Rıza Safa

Senin yapacağın bir şey yoktur; pişmanlıklarını kabul edecek veya cezalandıracaktır. Aslında, onlar, haksızlık yapanlar arasındadır.

Bayraktar Bayraklı

Senin bu hususta yapacağın bir şey yok. Allah onları ya bağışlayacak, yahut cezalandıracaktır; çünkü onlar gerçekten zalimlerdir.

Bekir Sadak

Allah'in, onlarin tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi isiyle senin bir ilisigin yoktur; cunku onlar zalimlerdir.

Celal Yıldırım

Senin elinde emirden bir şey yoktur; Allah ya onların tevbesini kabul eder, ya da onlara azâb eder. Çünkü onlar zâlimlerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Resulüm!) Bu işte senin yapacağın bir şey yok. Allah ya onların tövbelerini kabul eder veya onları cezalandırır. Çünkü onlar zalimlerdir.

Diyanet İşleri

Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın, onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur; çünkü onlar zalimlerdir.

Diyanet Vakfi

(127-128) Allah, kâfirlerden bir kısmının kökünü kessin veya onları perişan etsin, böylece bozulmuş bir halde dönüp gitsinler -ki bu işte senin yapacağın bir şey yoktur- yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, ya da (ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardım etti). Çünkü onlar zalimdirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bu işten sana hiçbir şey düşmez. (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Senin elinde yapacak bir şey yok. Allah ya onların tevbesini kabul eder ya da onlara azap eder. Çünkü onlar, zalimlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Senin elinde emirden bir şey yok, yahud onlara tevbe ettirsin ve yahud azab etsin çünkü onlar zalimdirler

Erhan Aktaş

Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O, ya onların tevbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O ya onların tevbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O, ya onların tövbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir.

Fizilal-il Kuran

Bu konuda senin yapabileceğin birşey yok. Allah ya onların tevbelerini kabul eder ya da zalimlikleri yüzünden onları azaba çarptırır.

Gültekin Onan

(Tanrı'nın) Onların tevbelerini kabul etmesi veya zalim olduklarından dolayı azablandırması buyruğundan sana bir şey (sorumluluk ve görev) yoktur.

Hamdi Döndüren

Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah ya onların tevbesini kabul eder ya da onlara, kendileri zâlim kimseler oldukları için, azap eder.

Hasan Basri Çantay

(Kullarımın) iş (in) den hiç bir şey sana aid değildir. (Allah) ya onların tevbesini kabul eder, yahud onları, kendileri zalim (kimse) ler oldukları için, azablandırır.

Hasib Asutay

Bu konuda, senin elinde bir yetki yoktur. Allah ya onların tevbelerini kabul eder veya onları azap eder. Çünkü onlar zalimlerdir.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Bu işte (îman veya inkârlarında) sana düşen bir şey yoktur; ya(îmâna gelirler de Allah) onların tevbelerini kabûl eder veya (küfürde ısrarlarından dolayı)onlara azâb eder; çünki doğrusu onlar zâlimlerdir.

İbni Kesir

Senin elinde emirden bir şey yok. Allah, ya onların tevbesini kabul eder, yahut da zalim oldukları için azablandırır.

Mehmet Okuyan

O konuda senin yapacağın herhangi bir şey yoktur. (Allah) ya tevbelerini kabul edip (onları affeder) ya da onlara azap eder. Şüphesiz ki onlar, zalimlerdir.

Muhammed Esed

Allah'ın onların tevbelerini kabul etmesine yahut onları cezalandırmasına karar vermek senin işin değildir (ey Peygamber,) çünkü onlar zalimlerin ta kendileridir,

Mustafa İslamoğlu

İlahi emrin gerçekleşmesine dair senin elinde hiçbir yetki yoktur; dolayısıyla onların tevbelerini kabule ya da onları cezalandırmaya karar vermek de (sana düşmez); çünkü onlar zalimlerin ta kendileridir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Senin için emirden bir şey yoktur, ya onları tevbe ettirsin veya onları muazzeb kılsın, çünkü onlar zalim kimselerdir.

Ömer Öngüt

Bu işten dolayı senin yapacağın hiçbir şey yoktur. Allah ya onların tevbelerini kabul eder, ya da onlara azap eder. Çünkü onlar zâlimdirler.

Suat Yıldırım

Bu hususta sana ait bir iş yoktur: Allah ister onlara tövbe nasib edip bağışlar, ister nefislerine zulmettikleri için onları cezalandırır.

Süleyman Ateş

O konuda senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azab eder.

Süleymaniye Vakfı

(Sizden dağılmaya yüz tutan o iki bölükle ilgili olarak) senin yapacağın bir şey yoktur. Ya Allah onların tövbelerini /dönüşlerini kabul eder ya da yanlışlar içinde olmalarından dolayı onlara azap eder.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu konuda senin elinde bir şey yoktur; (kafirler ya dönüş yapar) Allah tevbelerini kabul eder veya yanlışlar içinde kaldıklarından dolayı onlara azap eder.

Şaban Piriş

Senin bu hususta yapacak bir şeyin yoktur. Allah, ya onların tevbesini kabul eder veya onları cezalandırır. Çünkü onlar zalimlerdir.

Tefhim-ul Kuran

(Allah'ın) Onların tevbelerini kabul etmesi veya zalimler olduklarından dolayı azablandırması işinden sana bir şey (sorumluluk ve görev) yoktur.

Ümit Şimşek

Onların tevbelerini kabul etmek veya zulümleri yüzünden onlara azap vermek konusunda sana birşey düşmez.

Yaşar Nuri Öztürk

İş ve hüküm konusunda sana düşen bir şey yoktur. Allah ya tövbelerini kabul ederek onları bağışlar yahut da zalim oldukları için onlara azap eder.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu işin sənə aidiyyəti yoxdur. Allah ya onların tövbəsini qəbul edər, ya da onlara əzab verər. Çünki onlar zalımdırlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Bu işdə sənə dəxli olan bir şey yoxdur. (Allah) ya onların tövbələrini qəbul edər, ya da onlara əzab verər, çünki onlar, həqiqətən, zalım kimsələrdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dir obliegt nicht die Entscheidung über sie. Er kann ihnen verzeihen und Er kann sie bestrafen, weil sie unrecht getan haben.

Almanca — Der Edle Quran

Es ist gar nicht deine Angelegenheit, ob Er ihre Reue annimmt oder sie straft, denn sie sind ja Ungerechte.

Almanca — M. A. Rassoul

Von dir ist es gar nicht abhängig, ob Er Sich ihnen wieder verzeihend zuwendet oder ob Er sie straft; denn sie sind ja Frevler.

Almanca — Muhammad Zaidan

dir unterliegt von der Angelegenheit nichts - oder ihnen vergibt oder sie peinigt. Denn sie sind gewiß Unrecht-Begehende.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

It is none of your concern nor is it the concern of your people O Muhammad whether Allah reduces your enemy's number and their land or the extent of their power and wealth or whether He effects their defeat or relents and pardons their offence or requites them with retributive punishment. They are a wrongful people.

Abdul Haleem

Whether God relents towards them or punishes them is not for you [Prophet] to decide: they are wrongdoers.

Abdullah Yusuf Ali

Not for thee, (but for Allah), is the decision: Whether He turn in mercy to them, or punish them; for they are indeed wrong-doers.

Abul A'la Maududi

(O Messenger!) It is not for you to decide whether He will accept their repentance or chastise them, for they surely are wrongdoers.

Aisha Bewley

You have no part in the affair. Either He will turn towards them or He will punish them, for they are wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

Not for you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم, but for Allâh) is the decision; whether He turns in mercy to (pardons) them or punishes them; verily, they are the Zâlimûn (polytheists, disobedients, and wrong-doers).

Ali Quli Qarai

You have no hand in the matter, whether He accepts their repentance or punishes them, for they are indeed wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

(O Prophet!) You have no say whatsoever in the matter, (it is upto Him alone) whether He turns towards them with mercy or punishes them because they are certainly wrongdoers.

Arthur John Arberry

No part of the matter is thine, whether He turns towards them again, or chastises them; for they are evildoers.

Bijan Moeinian

You (Mohammad) are not in charge of anything. It is up to God alone to decide to either forgive them or punish them for them so unjust.

E. Henry Palmer

Thou hast nothing to do with the affair at all, whether He turn towards them again or punish them; for, verily, they are unjust.

Edip-Layth

You will have no say in the matter, for He may pardon them, or punish them for their wickedness.

George Sale

It is no business of thine; whether God be turned unto them, or whether he punish them; they are surely unjust doers.

Hamid S. Aziz

It (the concern, responsibility or decision) is not for you whether He turns towards them again or punish them; for, verily, they are evil-doers.

Mahmoud Ghali

You have nothing to do concerning the Command, (i. e. My Command) whether He relents towards them or torments them, as surely they are unjust.

Marmaduke Pickthall

It is no concern at all of thee (Muhammad) whether He relent toward them or punish them; for they are evil-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

You have no say in the matter if He pardon them or punish them, for they are unjust.

Muhammad Asad

[And] it is in no wise for thee [O Prophet] to decide whether He shall accept their repentance or chastise them - for, behold, they are but wrongdoers,

Mustafa Khattab

You ˹O Prophet˺ have no say in the matter.[1] It is up to Allah to turn to them in mercy or punish them, for indeed they are wrongdoers.

Progressive Muslims

You will have no say in the matter, for He may pardon them, or punish them; for they are wicked.

Sahih International

Not for you, [O Muúammad, but for Allah ], is the decision whether He should [cut them down] or forgive them or punish them, for indeed, they are wrongdoers.

Sam Gerrans

No part of the matter is thine, whether He turns towards them or punishes them, for they are wrongdoers,

Shabbir Ahmed

It is not your concern (O Messenger), whether He forgives them or punishes them, for they are wrongdoers.

Syed Vickar Ahamed

Not for you, (but for Allah), is the decision: Whether He turns in mercy to them, or punishes them; For they are indeed wrongdoers.

Taqi Usmani

You have no authority in the matter, unless Allah forgives them or punishes them, as they are unjust.

The Monotheist Group

You will have no say in the matter, for He may pardon them, or punish them; for they are wicked.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

- Tu nʹas (Muhammad) aucune part dans lʹordre (divin) - quʹIl (Allah) accepte leur repentir (en embrassant lʹIslam) ou quʹIl les châtie, car ils sont bien des injustes.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Tiştek di destê te de tune ye. An dê tobeya wan qebûl bike an jî dê wan bide ezabê. Lewra ew stemkar in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

? jij hebt daarin geen zeggenschap --, of opdat Hij zich genadig tot hen wendt of hen bestraft, want zij zijn onrechtplegers.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het gaat u niet aan, of God hen bestraft of hun vergeeft; het zijn zondaren.

Hollandaca — Siregar

Het het is jouw zaak niet aan of Hij hun berouw aanvaardt of Hij hen bestraft, want voorwaar: zij zijn de onrechtplegers.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Нет у тебя (о, Посланник) никакого отношения к делу (о прощении Аллахом Его рабов): примет ли Он их покаяние (даруя им Веру и приведя их Полной Покорности Себе) или же накажет их (за их злодеяние), ведь они, поистине – творящие зло.

Rusça — Osmanov

Тебя [, Мухаммад,] вовсе не касается, простит ли Аллах твоих противников или же накажет. Воистину, они - нечестивцы.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Det ankommer inte på dig (Muhammad) att bestämma om (Gud) skall ta emot deras ånger eller straffa dem - de är orättfärdiga människor.