Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

وَاِذْ غَدَوْتَ مِنْ اَهْلِكَ تُبَوِّئُ الْمُؤْمِنِينَ مَقَاعِدَ لِلْقِتَالِ وَاللّٰهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

ve iƶ ğadevte min ehlike tubevviu l-mu'minīne meḳāǐde li l-ḳitāli ve(a)llahu semīǔn ǎlīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶhani
2غَدَوْتَğadevteغ د وSabahın erken vakti, yarın, sabah, sabah namazı ile güneşin doğuşu arasındaki zaman, günün ilk bölümüsen erkenden
3مِنْmin-den
4اَهْلِكَehlikeا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarailen-
5تُبَوِّئُtubevviuب و اGeri döndü, geri geldi/gitti, üzerine aldı/taşıdı, yüklendi/yük altına girdi, bunun ikamet yeri oldu, sorumlu/hesap verebilir/mesul oldu, eşit/benzer, denk/eş, dinlendi/kaldı, onu bir konuta yerleştirdi, mubawwa: bir konut, kalacak yer, yerleşim yeri, tabawwa: bir yeri konut edinmek veya yapmak.ayrılmıştın
6الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minleri
7مَقَاعِدَmeḳāǐdeق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yeriyerleştiriyordun
8لِلْقِتَالِli l-ḳitāliق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmaksavaş için
9وَاللّٰهُve(a)llahuAllah da
10سَمِيعٌsemīǔnس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitendi
11عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilendi

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

An o zamanı, hani insanları savaş yerlerine yerleştirmek için sabahleyin erkenden âilenden ayrılmıştın ve Allah duyuyordu, biliyordu bunu.

Abdulkadir Gölpınarlı

An o zamanı, hani insanları savaş yerlerine yerleştirmek için sabahleyin erkenden âilenden ayrılmıştın ve Allah duyuyordu, biliyordu bunu.

Adem Uğur

Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın...-Allah, hakkıyle işiten ve bilendir.-

Ahmed Hulusi

Hani sen sabah erkenden ailenden ayrılıp iman edenleri savaşmaları için uygun mevzilere yerleştiriyordun. Allah Semi'dir, Aliym'dir.

Ahmet Tekin

Hani sen, sabah erkenden mü’minleri savaş mevzilerine yerleştirip savaş düzenine koymak için ailenden ayrılmıştın. Allah konuştuklarınızı işitiyor, yaptıklarınızı biliyordu.

Ahmet Varol

Hani sen, mü'minleri çarpışma yerlerine yerleştirmek üzere erkenden ailenin yanından ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendir.

Ali Bulaç

Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), bir vakit erkenden Medîne’deki ailenden çıkmış, savaş için müminleri elverişli yerlere yerleştiriyordun. Allah, sözlerinizi işitir ve niyyetlerinizi bilir.

Ali Rıza Safa

İnananları savaş düzenine sokmak için, sabah erken ailenden ayrılmıştın. Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Hatırla o günü, ey Peygamber, inananları savaş düzenine sokmak için sabah erkenden evinden çıkmıştın. Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.

Bekir Sadak

Sen inananlari savas icin duracaklari yerlere yerlestirmek uzere, erkenden evinden ayrilmistin. Allah istir ve bilir.

Celal Yıldırım

Hani sen erkenden ailen arasından çıkıp mü'minleri savaş için uygun yerlere yerleştiriyordun ; Allah (her şeyi) işiten ve bilendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hani sen sabah erkenden savaşmak için müminleri mevzilere yerleştirmek üzere ailenden ayrılmıştın. Allah her şeyi hakkıyla işitendir, bilendir.

Diyanet İşleri

Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri (eski)

Sen inananları savaş için duracakları yerlere yerleştirmek üzere, erkenden evinden ayrılmıştın. Allah işitir ve bilir.

Diyanet Vakfi

Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın...-Allah, hakkıyle işiten ve bilendir.-

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işiten ve bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hani bir vakit erkenden, müminleri savaş için elverişli mevkilere yerleştirmek üzere, ailenden ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hani bir vakit erkenden ehlinden çıkmıştın mü'minleri muharebe için elverişli mevki'lere yerleştiriyordun ve Allah idi bir işiden, bilen

Erhan Aktaş

Hani! Sen, Mü'minleri savaş düzenine sokmak için, sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani! Sen, Mü'minleri savaş düzenine sokmak için, sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani! Sen, mü'minleri savaş düzenine sokmak için, sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Fizilal-il Kuran

Hani sen müminleri (Uhud'da) savaşacakları elverişli yerlere mevzilendirmek üzere evinden sabahleyin erken çıkmıştın. Hiç kuşkusuz Allah herşeyi işiten ve bilendir.

Gültekin Onan

Hani sen, inançlıları savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için ehlinden (ailenden) erkenden ayrılmıştın. Tanrı işitendir, bilendir.

Hamdi Döndüren

Hani sen, sabah erkenden, mü’minleri savaş mevzilerine yerleştirmek için evinden çıkmıştın. Allah çok iyi işiten, çok iyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

Hani sen, mü'minleri muhaarebeye elverişli yerlerde ta'biye etmek üzere erkenden ailenden (Medineden) ayrılmışdın, Allah hakkıyle işidendi, (her şey'i) kemaliyle bilendi.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Hani sen (Uhud'da) müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden erkenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işiten ve bilendir.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Hani, mü’minleri (Uhud’da) savaş için mevzi'lere yerleştirmek üzere âilenden erkenden ayrılmıştın. Allah ise, Semî' (neler söylediğinizi işiten)dir, Alîm (ne düşündüğünüzü bilen)dir.

İbni Kesir

Hani sen; mü'minleri savaş için duracakları yere yerleştirmek üzere erkenden ayrılmıştın. Allah, Semi'dir, Alim'dir.

Mehmet Okuyan

Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah duyandır, bilendir.

Muhammed Esed

Ve (hatırla o günü ey Peygamber), inananları savaş düzenine sokmak için sabah erkenden evinden çıkmıştın. Allah her şeyi işitiyor, her şeyi biliyordu,

Mustafa İslamoğlu

Hani, sabahleyin mü'minleri savaş düzenine sokmak için evinden çıkmıştın. Allah da tarifsiz bir biçimde her şeyi duyuyordu, her şeyi biliyordu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hani bir vakit erkenden ehlinden ayrılmıştın. Mü'minler için savaşa elverişli mevziler hazırlıyordun. Ve Allah Teâlâ ise hakkıyla işiticidir, hakkıyla bilicidir.

Ömer Öngüt

Resulüm! Hani sen müminleri savaş için duracakları yerlere yerleştirmek üzere erkenden evinden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir.

Suat Yıldırım

Hani bir vakit, ey Resulüm, sen ailenden sabah erken ayrılmış, müminlere savaş mevzileri hazırlamak için yola çıkmıştın. Allah, semî ve alîmdir (hakkıyla işitir ve bilir).

Süleyman Ateş

Hani sen, erkenden ailenden ayrılmıştın, (Uhud'da) mü'minleri savaş üslerine yerleştiriyordun. Allah da işitendi, bilendi.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) Bir sabah erkenden ailenden ayrılmış, (Uhud'da) müminleri savaşacakları yerlere yerleştiriyordun. Allah daima dinleyen ve bilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir sabah evinden çıkmış, müminleri savaşacakları yerlere yerleştiriyordun. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah'tır.

Şaban Piriş

Hani sen, savaş için müminleri elverişli yerlere yerleştirmek üzere evinden ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendir.

Tefhim-ul Kuran

Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir.

Ümit Şimşek

Hani bir sabah erkenden ailenden ayrılmış, mü'minleri savaş mevzilerine yerleştirmek için yola çıkmıştın. Allah ise herşeyi işitiyor, herşeyi biliyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, sen ailenden erkenden ayrılmıştın da müminleri savaş için tutulması gereken noktalara yerleştiriyordun. Allah her şeyi çok iyi duyar, çok iyi bilir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O zaman sən Uhuddakı döyüşdən ötrü möminləri mövqelərə yerləşdirmək üçün səhər tezdən ailəndən ayrılıb getdin. Allah, Eşidəndir, Biləndir!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Sən müharibədən ötrü möʼminlərə (əlverişli) mövqelər hazırlamaq üçün sübh vaxtı öz ailəndən ayrılıb (Mədinədən Ühüdə) getdiyin vaxtı (yadına sal)! Şübhəsiz ki, Allah (hər şeyi) eşidəndir, biləndir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Denke daran, wie du für die Schlacht bei Uhud am frühen Morgen von deinen Angehörigen aufgebrochen bist, um den Gläubigen ihre Kampfpositionen anzuweisen! Gott hört alles und weiß alles genau.

Almanca — Der Edle Quran

Und als du von deinen Angehörigen frühmorgens weggingst, um den Gläubigen Stellungen für den Kampf zuzuweisen. Und Allah ist Allhörend und Allwissend.

Almanca — M. A. Rassoul

Und damals verließest du deine Familie in der Frühe, um die Gläubigen in die Stellungen des Kampfes einzuweisen; und Allah ist Allhörend, Allwissend.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als du dich bei Tagesanbruch von deinen Angehörigen aufgemacht hast, um die Mumin in den Kampfstellungen zu postieren. Und ALLAH ist allhörend, allwissend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Remember O Muhammad that once when you left your household early in the morning resolving to take your station for battle and to command your faithful followers to take post and Allah is Sami’un, and 'Alimun.

Abdul Haleem

[Prophet], remember when you left your home at dawn to assign battle positions to the believers: God hears and knows everything.

Abdullah Yusuf Ali

Remember that morning Thou didst leave Thy household (early) to post the faithful at their stations for battle: And Allah heareth and knoweth all things:

Abul A'la Maududi

(O Messenger! Remind the Muslims of the occasion) when you went forth from your home at early dawn (to the battlefield of Uhud) and placed the believers in battle arrays. Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Aisha Bewley

Remember when you left your family early in the day to instal the muminun in their battle stations. * Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) left your household in the morning to post the believers at their stations for the battle (of Uhud). And Allâh is All-Hearer, All-Knower.

Ali Quli Qarai

When you left your family at dawn to settle the faithful in their positions for battle —and Allah is all-hearing, all-knowing.

Amatul Rahman Omar

And (recall the time) when you (O Prophet!) went forth early in the morning from your family assigning to the believers their battle-posts (in the Battle of Uhud). And Allâh is All- Hearing, All-Knowing.

Arthur John Arberry

When thou wentest forth at dawn from thy people to lodge the believers in their pitches for the battle -- God is All-hearing, All-knowing --

Bijan Moeinian

Recall when you (Mohammad) left your household early in the morning and began to assign to the Muslims their positions on the battlefield. Indeed God hears everything and knows everything.

E. Henry Palmer

When thou didst set forth early from thy people to settle for the believers a camp to fight;- but God both hears and knows;-

Edip-Layth

Recall when you departed from your family to prepare for those who acknowledged, their stations for battle, and God is Hearer, Knowledgeable.

George Sale

Call to mind when thou wentest forth early from thy family, that thou mightest prepare the faithful a camp for war; and God heard and knew it;

Hamid S. Aziz

When you did set forth early from your household to settle for the believers the positions for battle, Allah was Hearer and Knower.

Mahmoud Ghali

And (remember) as you went forth early from your family to locate the believers in their positions (Literally: seats) for fighting; (The reference is to the Battle of' Uhud) and Allah is Ever-Hearing, Ever-Knowing.

Marmaduke Pickthall

And when thou settedst forth at daybreak from thy housefolk to assign to the believers their positions for the battle, Allah was Hearer, Knower.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember when you set forth in the morning from your house assigning the faithful positions for the battle, God heard everything and knew all.

Muhammad Asad

AND [remember, O Prophet, the day] when thou didst set out from thy home at early morn to place the believers in battle array. And God was all-hearing, all-knowing

Mustafa Khattab

˹Remember, O  Prophet,˺ when you left your home in the early morning to position the believers in the battlefield. And Allah is All-Hearing, All-Knowing.

Progressive Muslims

Recall when you departed from your family to prepare for the believers their stations for battle, and God is Hearer, Knowledgeable.

Sahih International

And [remember] when you, [O Muúammad], left your family in the morning to post the believers at their stations for the battle [of Uúud] - and Allah is Hearing and Knowing -

Sam Gerrans

And when thou didst leave thy household early to assign the believers their stations for the battle; and God was hearing and knowing

Shabbir Ahmed

(O Messenger) Recall, on the day of the Battle of Uhud, you left your household early to station the believers to their positions. Allah is Hearer, Knower of all that transpires.

Syed Vickar Ahamed

And (remember) that morning, when you left your household (early) to leave the faithful (ones) at their stations for battle (of Uhud): And Allah hears and knows all things:

Taqi Usmani

Recall the time when you left your house in the morning in order to place the believers in positions for fighting. Allah is All-Hearing, All-Knowing.

The Monotheist Group

And as you departed from your family to prepare for the believers their stations for battle - and God is Hearer, Knowledgeable.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lorsquʹun matin, tu (Muhammad) quittas ta famille, pour assigner aux croyants les postes de combat et Allah est Audient et Omniscient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Hey Muhemmed!) Di bîra xwe bîne, dema sibeha zû, tu ji nav ehlê xwe derketî da ku bawermendan di çeperên cengê de bi cih bikî û wan ji bo cengê amade bikî. Xwedê bihîzer e, zana ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen jij ʹs morgens vroeg jouw huisgenoten verliet om de gelovigen plaatsen voor de strijd aan te wijzen. God is horend en wetend.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Herinner u den dag, toen gij met het aanbreken van den dag uwe familie verliet, om de geloovigen een kamp voor den oorlog te bereiden, God hoorde en wist het.

Hollandaca — Siregar

(Gedenk) toen jij (O Moehammad) jouw familie in de ochtend verliet om voor de gelovigen plaatsen voor de slag voor te bereiden. En Allah is de Alhorende, de Alwetende.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (вспомни, о Пророк) как ты (однажды) утром (а именно на рассвете) ушел от своей семьи (одев воинские доспехи), чтобы расставить верующих для сражения (при горе Ухуд). А (ведь) Аллах – слышащий (ваши речи), (и) знающий (ваши деяния).

Rusça — Osmanov

[Вспомни, Мухаммад,] как ты покинул рано утром семью свою и выстраивал верующих в ряды для сражения. А Аллах - слышащий, знающий.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

MINNS (Muhammad) att du en tidig morgon lämnade ditt hem för att gruppera de troende till strid; Gud hör allt, vet allt.