Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.

فَاِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ

fe iƶā rakibū fī l-fulki deǎvu (a)llahe muḣliSīne lehu d-dīne fe lemmā neccāhum ilā l-berri iƶā hum yuşrikūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِذَاfe iƶāzaman
2رَكِبُواrakibūر ك بBinmek, gemiye binmek, üzerine çıkmak, taşınmak, gemiye binmek, denizde seyahat etmek, yolda yürümek, (bir hata) yapmak. Rakbun - kervan. Rukban (rakib'in çoğulu) - binen kişi, binmiş olan. Rikab - develer. Rakub - bir hayvanın binmek için kullanılması. Mutarakibun - yığın halinde, birbiri üzerine binmiş, sık büyüyen, küme üstüne küme, katman katman. Tarkabunna - geçmek, yükselmek, yukarı çıkmak.bindikleri
3فِي
4الْفُلْكِl-fulkiف ل كYuvarlak olmak, dairesel olan herhangi bir şey, ısrar etmek/sebat etmek, gemi, gemi, yıldızların dönme yeri, gök küresi, gökyüzü kubbesi, gökyüzü, çevreleyen küreler, gökyüzü, dönme, dönme, devre, gidip gelme, çalkalanma durumunda, iğin dönüşü, etrafında dönen kişigemiye
5دَعَوُاdeǎvuد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekyalvarırlar
6اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
7مُخْلِصِينَmuḣliSīneخ ل صSaf/hakiki/karışımsız/berrak olmak, güvende/emniyette/utanç veya zorluk ya da yıkımdan uzak olmak, insanların yanından çekilmek/ayrılmak, gelmek/yaklaşmak/ulaşmak, bir şeyi berrak veya saf yapmak, açıklamak/izah etmek/yorumlamak, birisiyle karşılıklı saflıkla davranmak, saf ve samimi olmak, bir şeyi veya kişiyi tamamen kendine mal etmek, saf ve samimi şekilde inanmak (ikiyüzlülükten uzak).halis kılarak
8لَهُlehuyalnız O'na
9الدِّينَd-dīneد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.dini
10فَلَمَّاfe lemmāfakat
11نَجّٰيهُمْneccāhumن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.onları salimen çıkarınca
12اِلَىilā
13الْبَرِّl-berriب ر رİyilik yapmak, ihsan etmek, doğru olmak, sadık olmak, gerçek olmak, yemin etmek, haklı çıkmak, yerine getirmek, sözünde durmakkaraya
14اِذَاiƶāhemen
15هُمْhumonlar
16يُشْرِكُونَyuşrikūneش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortak koşarlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gemiye bindiler mi din husûsunda yalnız onu tanıyarak ihlâsla Allah'ı çağırırlar, fakat onları karaya çıkarıp da kurtardık mı o zaman derhal şirk koşarlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gemiye bindiler mi din husûsunda yalnız onu tanıyarak ihlâsla Allahʼı çağırırlar, fakat onları karaya çıkarıp da kurtardık mı o zaman derhal şirk koşarlar.

Adem Uğur

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak (ihlâsla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları sâlimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar.

Ahmed Hulusi

Gemiye bindikleri vakit, inançlarını sırf O'na yönlendirerek Allah'a dua ederler. . . Onları karaya (çıkarıp) kurtarınca, bir de bakarsın onlar şirk koşuyorlar!

Ahmet Tekin

Gemilere bindikleri zaman, Allah’ın dinini ve düzenini içtenlikle benimseyerek, samimi davranıp Allah’a dua ederler. Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir de bakarsın ki, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşuyorlar.

Ahmet Varol

Gemiye bindiklerinde dini yalnız Allah'a has kılarak yalnız O'na dua ederler. Sonuçta onları karaya çıkarıp kurtarınca hemen ortak koşarlar.

Ali Bulaç

Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak, Allah'a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen şirk koşarlar.

Ali Fikri Yavuz

(Onlar öyle bir küfür ve inad içindedirler ki) gemiye bindikleri zaman, (denizde boğulma korkusu ile) dini Allah’a halis kılarak (ihlâs sahibi müminler gibi) O’na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıb (Allah) kurtardı mı, hemen Allah’a ortak koşarlar (eski küfür hallerine dönerler).

Ali Rıza Safa

Gemiye bindiklerinde, dini yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na yakarışlarda bulunurlar. Fakat onları kurtarıp karaya çıkarınca, hemen ortaklar koşarlar.

Bayraktar Bayraklı

Gemiye bindikleri zaman, içten inanarak Allah'a yalvarırlar. Ama Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca bir de bakarsın ortak koşarlar.

Bekir Sadak

(65-66) Gemiye bindikleri zaman,dini yalniz Allah'a haskilarak O'na yalvarirlar; ama Allah onlari karaya cikararak kurtarinca, kendilerine verdigi nimete nankorluk ederek O'na hemen es kosarlar. Zevklensinler bakalim, yakinda bileceklerdir.

Celal Yıldırım

Gemiye bindikleri zaman, dini dindarlığı Allah'a has kılarak samimiyetle O'na duâ edip yalvarırlar. Kendilerini kurtarıp karaya çıkarınca bir de bakarsın onlar (Allah'a) ortak koşarlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar bir gemiye bindikleri zaman (fırtına korkusuyla), kendisine içten bir inanç ve bağlılıkla Allah’a yakarırlar; fakat onları sağ salim karaya çıkardığında bakarsın ki yine Allah’a ortak koşuyorlar.

Diyanet İşleri

Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.

Diyanet İşleri (eski)

(65-66) Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.

Diyanet Vakfi

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak (ihlâsla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları sâlimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak (ihlasla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Baksana gemiye bindiklerinde dini Allah'a has kılarak O'na ihlasla dua ederler. Derken kendilerini karaya çıkardı mı derhal (Allah'a) ortak koşmaya koyulurlar;

Elmalılı Hamdi Yazır

Baksan a gemiye bindiklerinde dini Allaha halis kılarak ona muhlisane dua ederler de derken kendilerini karaya çıkardı mı derhal şirke koyulurlar

Erhan Aktaş

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a özgü kılarak O'na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman, hemen şirk koşarlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a özgü kılarak O'na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman, hemen şirk koşarlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a özgü kılarak O'na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman, hemen şirk koşarlar.

Fizilal-il Kuran

Onlar gemiye bindikleri zaman sırf Allah'a yönelik bir inançla O'na yalvarırlar. Fakat Allah onları denizin tehlikelerinden kurtararak karaya çıkarınca hemen eski puta tapan inançlarına dönerler.

Gültekin Onan

Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak, Tanrı'ya yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen şirk koşarlar.

Hamdi Döndüren

Onlar, gemiye bindiklerinde, dini yalnız O’na has kılarak, Allah’a yalvarırlar. Onları karaya çıkarıp kurtardığında ise, hemen Allah’a ortak koşarlar.

Hasan Basri Çantay

(Baksan a) gemiye bindikleri zaman — din (i) yalınız Kendisine (ya'ni Allaha) tahsıys etmek suretiyle ve (haalis ve) muhlis (insan) lar olarak — Allahı (nasıl) çağırırlar! Fakat biz onları selametle karaya çıkarınca da hemen Allaha eş katanlar onlardır.

Hasib Asutay

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız ona has kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat (Allah) onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen (O'na) ortak koşmaktadırlar.

Hayrat Neşriyat

Bununla berâber, gemiye bindikleri zaman, dinde O’na (karşı) ihlaslı (samîmî)kimseler olarak Allah’a yalvarırlar. Fakat (Allah) onları karaya (çıkararak) kurtarınca, bir de bakarsın ki onlar (yine O’na) ortak koşuyorlar!

İbni Kesir

Gemiye bindiklerinde; dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na yalvarırlar. Ama onları karaya çıkararak kurtarınca, hemen Allah'a şirk koşarlar.

Mehmet Okuyan

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O’na özgü kılarak Allah’a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah’a) ortak koşmaktadırlar. (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler!

Muhammed Esed

Bir gemiye bindikleri zaman (ve kendilerini tehlikede gördükleri sırada) (işte o anda) içten bir inançla yalnız Allah'a yalvarıp yakarırlar; sağ salim karaya çıkar çıkmaz da bazı hayali güçleri (tekrar) O'na ortak koş(maya başl)arlar:

Mustafa İslamoğlu

Fakat gemiye binip de (tehlike hissettikleri) zaman, inancı batıldan arındırıp dini yalnız O'na has kılarak başlarlar Allah'a yalvarıp yakarmaya; ne ki O kendilerini sağ salim karaya çıkarır çıkarmaz, aynı kimseler başlarlar O'na ortak koşmaya.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki onlar gemiye binmiş olurlar, dini Allah'a tahsis etmek sûretiyle muhlisane duada bulunurlar. Vaktâ ki, onları selâmetle karaya çıkardı mı, o vakit hemen şirke düşerler.

Ömer Öngüt

Gemiye bindikleri zaman dini yalnız O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat kendilerini karaya çıkararak kurtarınca, bir bakarsın ki hemen şirk koşarlar.

Suat Yıldırım

Gemide yolculuk yaparken boğulma tehlikesine düşünce bütün kalpleriyle yalnız Allah’a yalvarırlar. O da onları kurtarıp karaya çıkarınca bir de bakarsanız ki yine müşrik oluvermişler!

Süleyman Ateş

Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na yalvarırlar. Fakat (Allah) onları salimen karaya çıkarınca hemen (O'na) ortak koşarlar.

Süleymaniye Vakfı

Gemiye bindiklerinde (bir tehlike hissederlerse) Allah'ın dinine bir şey katmadan sadece ona yalvarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca bir de bakarsınız ki yine şirk / ortak koşuyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gemiye bindiklerinde Allah'a boyun eğer, yalnız ona yalvarırlar. Allah onları karaya çıkardı mı, bakarsın ki, şirk koşuyorlar.

Şaban Piriş

Gemiye bindikleri zaman, dini kendisine has kılarak Allah'a dua ederler. Onları kurtarıp, karaya çıkardığı zaman hemen şirk koşarlar.

Tefhim-ul Kuran

Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak, Allah'a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca da, hemen şirk koşarlar.

Ümit Şimşek

Onlar gemiye bindiklerinde, katıksız bir inançla Allah'a yönelir ve yalnız Ona yakarırlar. Onları sağ salim karaya çıkardığımızda ise, ortak koşmaya başlamışlardır bile.

Yaşar Nuri Öztürk

Gemiye bindiklerinde, dini Allah'a özgüleyerek yalvarıp yakarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkardığında, bir bakmışsın ortak koşuyorlar;

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar gəmiyə mindikləri zaman, dini yalnız Allaha məxsus edərək, Ona yalvarırlar. Allah onları xilas edib quruya çıxaran kimi, yenə də Ona şərik qoşurlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Müşriklər) gəmiyə mindikləri zaman (dəryada batacaqlarından qorxub) dini (ibadəti) yalnız Ona məxsus edərək (ixlasla) Allaha dua edərlər. Allah onları sağ-salamat quruya çıxaran kimi, yenə də (Ona) şərik qoşarlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie ein Schiff besteigen, beten sie Gott aufrichtig an. Hat Er sie aber heil an Land gebracht, gesellen sie Ihm Gefährten bei.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie ein Schiff besteigen, rufen sie Allah an, (wobei sie) Ihm gegenüber aufrichtig in der Religion (sind). Wenn Er sie nun ans Land errettet, gesellen sie sogleich (Ihm wieder andere) bei,

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn sie ein Schiff besteigen, dann rufen sie Allah reinen Glaubens an. Bringt Er sie dann aber heil ans Land, siehe, dann stellen sie (ihm) Götter zur Seite

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als sie das Schiff bestiegen haben, richteten sie Bittgebete an ALLAH aufrichtig im Din Ihm gegenüber, und nachdem ER sie auf das Land gerettet hatte, da betreiben sie Schirk.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when at sea on board ship and the wind is rising and the sea roughening they invoke Allah and Him exclusively. And when He extends mercy to them and delivers them to safety they simply incorporate with Him other deities.

Abdul Haleem

Whenever they go on board a ship they call on God, and dedicate their faith to Him alone, but once He has delivered them safely back to land, see how they ascribe partners to Him!

Abdullah Yusuf Ali

Now, if they embark on a boat, they call on Allah, making their devotion sincerely (and exclusively) to Him; but when He has delivered them safely to (dry) land, behold, they give a share (of their worship to others)!-

Abul A'la Maududi

When they embark in the ships they call upon Allah, consecrating their faith to Him. But when He rescues them and brings them to land, they suddenly begin to associate others with Allah in His Divinity

Aisha Bewley

When they embark in ships, they call on Allah, making their deen sincerely His, but then when He delivers them safely to the land, they associate others with Him.

Al-Hilali & Khan

And when they embark on a ship, they invoke Allâh, making their Faith pure for Him only: but when He brings them safely to land, behold, they give a share of their worship to others[1].

Ali Quli Qarai

When they board the ship, they invoke Allah putting exclusive faith in Him, but when He delivers them to land, behold, they ascribe partners [to Him],

Amatul Rahman Omar

And when they board a ship (and find themselves in danger they pray to Allâh with sincere and single-minded faith in Him; but as soon as He lands them safe they begin to associate partners (with Him again),

Arthur John Arberry

When they embark in the ships, they call on God, making their religion sincerely His; but when He has delivered them to the land, they associate others with Him,

Bijan Moeinian

When they are overwhelmed by fear in their ship [or any other vehicle in danger], they pray to God wholehearted. when God brings them safe to land, they return to their practice of worshipping others beside God!

E. Henry Palmer

And when they ride in the ship they call upon God, making their religion seem sincere to Him; but when He saves them to the shore, behold, they associate others with Him;

Edip-Layth

When they ride on a ship, they call on God, devoting the system to Him. But as soon as He saves them to the shore, they set up partners.

George Sale

When they sail in a ship, they call upon God, sincerely exhibiting unto Him the true religion: But when He bringeth them safe to land, behold, they return to their idolatry;

Hamid S. Aziz

This life of the world is nothing but a pastime and game (or a sport and a play); but, verily, the abode of the Hereafter, that is life, if they did but knew!

Mahmoud Ghali

So when they embark in the ships, they invoke Allah, making the religion His faithfully; then, as soon as He delivers them safe on the dry land, only then do they associate others (with Him).

Marmaduke Pickthall

And when they mount upon the ships they pray to Allah, making their faith pure for Him only, but when He bringeth them safe to land, behold! they ascribe partners (unto Him),

Mohamed Ahmed - Samira

When they board a ship they call on God, placing their faith wholly in Him. But when He brings them safely back to shore, they begin to associate others with Him,

Muhammad Asad

And so, when they embark on a ship [and find themselves in danger], they call unto God, [at that moment] sincere in their faith in Him alone; but as soon as He has brought them safe ashore, they [begin to] ascribe to imaginary powers a share in His divinity:

Mustafa Khattab

If they happen to be aboard a ship ˹caught in a storm˺, they cry out to Allah ˹alone˺ in sincere devotion. But as soon as He delivers them ˹safely˺ to shore, they associate ˹others with Him once again˺.

Progressive Muslims

When they ride on a ship, they call on God, devoting the system to Him. But as soon as He saves them to the shore, they set up partners.

Sahih International

And when they board a ship, they supplicate Allah, sincere to Him in religion. But when He delivers them to the land, at once they associate others with Him

Sam Gerrans

Then when they embark on the ship, they call to God, sincere to Him in doctrine; but when He delivers them to the land, then they ascribe a partnership,

Shabbir Ahmed

And so (are they lost in this passing delight that), when they embark on a boat, they call unto God, sincere in their faith in the Divine Laws. But as soon as He has brought them safe ashore, behold, they resume their idolatry in various forms.

Syed Vickar Ahamed

And when they climb onto a boat, they invoke (to worship) Allah, making their prayers only to Him; Only when He has brought them safely to land, look! They give a share (of their worship with others)!

Taqi Usmani

So when they embark on a ship, they invoke Allah, having their faith purely in Him. But when He saves them (and brings them) to the land, in no time they start committing shirk (ascribing partners to Allah),

The Monotheist Group

When they ride on a ship, they call on God,devoting the system to Him. But as soon as He saves them to the shore, they set up partners.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quand ils montent en bateau, ils invoquent Allah Lui vouant exclusivement leur culte. Une fois quʹIl les a sauvés (des dangers de la mer en les ramenant) sur la terre ferme, voilà quʹils (Lui) donnent des associés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca dema ku ew li keştiyê siwar dibin, bi dilekî safî ew hawara xwe digihînin Xwedê. Vêca dema Xwedê bi selametî wan derdixe bejê, ha tu dibînî ku wa ye ji Xwedê re şerîkan çêdikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer zij aan boord van een schip gaan roepen zij God aan terwijl zij de godsdienst geheel aan Hem wijden, maar wanneer Hij hen dan gered en aan land gebracht heeft, dan bedrijven zij veelgodendienst

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als zij in een schip zeilen, roepen zij God aan, en belijden hem oprechtelijk den waren godsdienst; maar als hij hen veilig aan land brengt, keeren zij tot hunnen afgodendienst terug;

Hollandaca — Siregar

En als zij op de schepen varen, dan roepen zij Allah aan. Hem zuiver aanbiddend. Maar zodra Hij hen dan heeft gered (en) aan land heeft gebracht, dan kennen zij deelgenoten (aan Allah) toe.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда они [неверующие] едут [плывут] на судне (по морю), то обращаются (с мольбой) к Аллаху (боясь утонуть), делая исключительным к Нему веру [обращаясь с мольбой только к Аллаху, забывая о своих идолах]. А после того, как (Аллах) спасает их на сушу [дарует благополучное возвращение], тогда они (перестают чувствовать нужду в помощи Аллаха и) придают Ему сотоварищей [обращаются с мольбой и к другим, кроме Аллаха],

Rusça — Osmanov

Когда они садятся на корабль, то взывают к Аллаху, искренне веруя в Него. Когда же они по Его воле благополучно пристают к суше, то начинают поклоняться другим богам,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När de (skall företa en sjöresa och) går ombord, ber de om Guds (beskydd) med ren och uppriktig tro; men när Han har låtit dem (oskadda) stiga i land, sätter de gudar vid Hans sida