Kasas Suresi 58. Ayet — Elfaz
Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.
1وَكَمْve kemve nicesiniBağlaç+Soru Eki
2اَهْلَكْنَاehleknāhelak ettikMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.
3مِنْmin-denHarf-i Cer
5بَطِرَتْbeTiratşımarmışMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeب ط رKüstah davranmak, pervasız, kibirli, övüngen, nankör/minnetsiz, sersemletilmiş, aklından mahrum edilmiş, gururlu, kendini beğenmiş.
6مَعِيشَتَهَاmeǐyşetehārefah içindeİsim+Zamirع ي شBelirli bir şekilde yaşamak, hayatını sürdürmek, yaşam sahibi olmak, geçim aramak. İşatun - geçim, geçim arama zamanı. Maişetun - varoluş, yaşam tarzı, ritüeller, yaşam gereksinimleri, yaşam ve geçim araçları, yaşamak için gerekli araçları elde etme yolları.
7فَتِلْكَfe tilkeİşte şunlarBağlaç+İşaret Zamiri
8مَسَاكِنُهُمْmesākinuhumonların meskenleriİsim+Zamirس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek
9لَمْlemHarf-i Nefi
10تُسْكَنْtuskenoralarda oturulmadıMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek
11مِنْminHarf-i Cer
12بَعْدِهِمْbeǎ'dihimonlardan sonraİsim+Zamirب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme
13اِلَّاillāancakHasr Edatı
15وَكُنَّاve kunnāve biz oldukBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
16نَحْنُneHnubizZamir
17الْوَارِثِينَl-vāriṧīnevarislerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimو ر ثBirine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmak