O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَظَنُّوا اَنَّهُمْ اِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ

ve stekbera huve ve cunūduhu fī l-erDi bi ğayri l-Haḳḳi ve Zennū ennehum ileynā lā yurceǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاسْتَكْبَرَve stekberaك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük tasladılar
2هُوَhuveO (Fir'avn)
3وَجُنُودُهُve cunūduhuج ن دOrduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler].ve askerleri
4فِي
5الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
6بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.olmaksızın
7الْحَقِّl-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkı
8وَظَنُّواve Zennūظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.ve sandılar
9اَنَّهُمْennehumkendilerinin
10اِلَيْنَاileynābize
11لَا
12يُرْجَعُونَyurceǔneر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.döndürülmeyeceklerini

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O da, askerleri de yeryüzünde haksız yere ululanmaya kalkıştılar ve şüphe yok ki dönüp tapımıza gelmeyecekler sandılar kendilerini.

Adem Uğur

O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Ahmed Hulusi

O ve onun orduları, Hak'sız olarak yeryüzünde büyüklenmek istediler ve sandılar ki bize döndürülmeyecekler!

Ahmet Tekin

O ve kurmayları, ülkelerinde hak etmedikleri halde büyüklük taslayıp serkeşlik, zorbalık ve diktatörlük ederek iktidarda kaldılar. Bizim huzurumuza getirilerek hesaba çekilmeyeceklerini zannettiler.

Ahmet Varol

O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Ali Bulaç

O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Ali Fikri Yavuz

O Firavun ve askerleri, yeryüzünde (Mısır’da) hakları olmıyarak büyüklük tasladılar ve zannettiler ki, bize döndürülmiyecekler.

Ali Rıza Safa

O ve orduları, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar. Aslında, Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Bayraktar Bayraklı

Firavun ve askerleri, ülkede haksız yere büyüklük tasladılar. Gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Bekir Sadak

O ve askerleri, memlekette, haksiz yere buyukluk tasladilar. Gercekten Bize dondurulmeyeceklerini sandilar.

Celal Yıldırım

O ve askerleri yeryüzünde haksız olarak gurura kapılıp büyüklük tasladılar ve zannettiler ki bize hiç döndürülmeyecekler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Firavun ve askerleri, bize döndürülmeyeceklerini sanarak yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar.

Diyanet İşleri

O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Diyanet İşleri (eski)

O ve askerleri, memlekette, haksız yere büyüklük tasladılar. Gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Diyanet Vakfi

O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O ve askerleri, yeryüzünde haksızlıkla kibirlenmek istediler ve Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem de o ve askerleri yeryüzünde haksızlıkla kibirlenmek istediler ve zannettiler ki onlar bize iade olunmıyacaklar

Erhan Aktaş

O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Biz'e döndürülmeyeceklerini sandılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Bize döndürülmeyeceklerine inandılar.

Fizilal-il Kuran

Firavun ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekte Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Gültekin Onan

O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Hamdi Döndüren

Firavun ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Hasan Basri Çantay

Kendisi de, askerleri de o yerde haksız yere büyüklük tasladılar) ve hakıykaten bize döndürülemeyeceklerini sandılar.

Hasib Asutay

O ve askerleri, yeryüzünde (19) haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. (19. Mısır'da.)

Hayrat Neşriyat

Böylece o (Fir'avun) ve askerleri o memlekette haksız yere büyüklük tasladı ve gerçekten kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

İbni Kesir

O da, askerleri de memlekette haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Mehmet Okuyan

O (Firavun) ve askerleri, yeryüzünde haksız olarak kibirlenmiş ve bize döndürülmeyeceklerine inanmışlardı.

Muhammed Esed

İşte böylece, o ve onun buyruğunda olanlar, hiçbir haklılık kaygısı taşımaksızın (yargı için) Bize dönmeyeceklerinden eminmişçesine yeryüzünde büyüklük tasladılar!

Mustafa İslamoğlu

İşte o ve onun askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler; ve sandılar ki kendileri Bizim huzurumuza hiç çıkmayacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o da (Fir'avun da) askerleri de yeryüzünde haksız yere kibirlendiler ve sandılar ki, onlar Bize döndürülmeyeceklerdir.

Ömer Öngüt

O da, askerleri de memlekette haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Suat Yıldırım

Böylece o ve orduları, haksız yere ülkede büyüklük tasladılar ve huzurumuza dönüp hesap vermeyeceklerini zannettiler.

Süleyman Ateş

O (Fir'avn) ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Süleymaniye Vakfı

Firavun ve emrinde olanlar, o topraklarda haksız yere büyüklendiler; çünkü huzurumuza çıkarılmayacaklarını sanıyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hem Firavun, hem de orduları, hak etmedikleri halde o topraklarda büyüklük taslıyor, huzurumuza döneceklerini asla beklemiyorlardı.

Şaban Piriş

O ve orduları, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş ve bize döndürülmeyeceklerini sanmışlardı.

Tefhim-ul Kuran

O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Ümit Şimşek

O da, askerleri de memlekette haksız yere büyüklük taslıyor ve bir daha huzurumuza dönmeyeceklerini sanıyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

O ve orduları yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve sandılar ki, bize döndürülmeyecekler.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Firʼon) və əsgərləri yer üzündə nahaq yerə təkəbbür göstərdilər və elə güman etdilər ki, (öləndən sonra bir də dirlib) hüzurumuza qaytarılmaycaqlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er war, wie auch seine Streiter, überheblich. Sie waren ohne Recht Gewalttäter auf Erden und meinten, sie würden nicht zu Uns zurückgebracht werden.

Almanca — Der Edle Quran

Er und seine Heerscharen verhielten sich ohne Recht hochmütig auf der Erde und glaubten, daß sie (dereinst) nicht zu Uns zurückgebracht würden.

Almanca — M. A. Rassoul

Und er und seine Heerscharen verhielten sich hochmütig im Lande, ohne die Rechtfertigung dazu. Und sie meinten, nie zu Uns zurückgebracht zu werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und er erhob sich mit seinen Soldaten in Arroganz im Lande zu Unrecht, und sie dachten, daß sie zu Uns keineswegs zurückgebracht werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there did Pharaoh and his hosts turn indignant and unjustly displayed in the land inordinate self-esteem and extravagance in their accounts of themselves and had a notion in their minds that never shall they be brought back to Us.

Abdul Haleem

Pharaoh and his armies behaved arrogantly in the land with no right- they thought they would not be brought back to Us-

Abdullah Yusuf Ali

And he was arrogant and insolent in the land, beyond reason,- He and his hosts: they thought that they would not have to return to Us!

Abul A'la Maududi

And he and his hosts waxed arrogant in the land without any right, believing that they will never have to return to Us!

Aisha Bewley

He and his troops were arrogant in the land without any right. They thought that they would not return to Us.

Al-Hilali & Khan

And he and his hosts were arrogant in the land, without right, and they thought that they would never return to Us.

Ali Quli Qarai

He and his hosts acted arrogantly in the land unduly, and thought they would not be brought back to Us.

Amatul Rahman Omar

And he (- Pharaoh) and his hosts behaved arrogantly in the land without any justification and as if they thought that they would never be brought back to Us.

Arthur John Arberry

And he waxed proud in the land, he and his hosts, wrongfully; and they thought they should not be returned to Us.

Bijan Moeinian

Thus Pharaoh and his troops continued to be arrogant without any right or justification; they never dreamt to stand up in front of Me for Judgment.

E. Henry Palmer

And he grew big with pride, he and his armies in the land, without right; and they thought that they to us should not return.

Edip-Layth

He and his soldiers were arrogant in the land without any right, and they thought that they would not be returned to Us.

George Sale

And both he and his forces behaved themselves insolently and unjustly in the earth; and imagined that they should not be brought before Us to be judged.

Hamid S. Aziz

And Pharaoh said, "O you chiefs! I know of no God for you except me; then set me a Fire, O Haman! To bake some clay and make for me a tower, so that I may mount up to the God of Moses; for, verily, I think he is of those who lie!"

Mahmoud Ghali

And he, always he, and his hosts waxed proud in the land, untruthfully (Literally: with other than the truth) and they surmised that they would not be returned to Us.

Marmaduke Pickthall

And he and his hosts were haughty in the land without right, and deemed that they would never be brought back to Us.

Mohamed Ahmed - Samira

He and his soldiers had become arrogant in the land for no reason, and did not think that they have to come back to Us in the end.

Muhammad Asad

Thus arrogantly, without the least good sense, did he and his hosts behave on earth - just as if they thought that they would never have to appear before Us [for judgment]!

Mustafa Khattab

And so he and his soldiers behaved arrogantly in the land with no right, thinking they would never be returned to Us.

Progressive Muslims

And he and his soldiers were arrogant in the land without any right, and they thought that they would not be returned to Us.

Sahih International

And he was arrogant, he and his soldiers, in the land, without right, and they thought that they would not be returned to Us.

Sam Gerrans

And he had waxed proud — he and his forces — in the land, without cause; and they thought that they would not be returned to Us.

Shabbir Ahmed

Thus Pharaoh and his forces continued to behave with unjust pride in the land - just as they thought that they would never have to appear before Us.

Syed Vickar Ahamed

And he and his armies were arrogant and rude in the land, beyond limit— without (being) right, they thought that they would not have to come back to Us!

Taqi Usmani

(Thus) he and his hosts showed arrogance in the land with no justification and thought that they would not be returned to Us.

The Monotheist Group

And he and his soldiers were arrogant in the land without any right, and they thought that they would not be returned to Us.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et il sʹenfla dʹorgueil sur terre ainsi que ses soldats, sans aucun droit. Et ils pensèrent quʹils ne seraient pas ramenés vers Nous.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Firewn û leşkerên xwe bi neheqî xwe li ser axa Misrê mezin dêrane û ji wan we ye ku ew ê li me venegerin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En hij en zijn troepen waren onterecht hoogmoedig op de aarde en zij dachten dat zij niet tot Ons teruggebracht zouden worden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij, zoowel als zijn leger, gedroegen zich onbeschaamd en onrechtvaardig op de aarde, en verbeeldden zich, dat zij niet voor ons zouden worden gebracht, om gericht te worden.

Hollandaca — Siregar

En hij en zijn troepen warm hoogmoedig op aarde, zonder het recht te hebben, en zij veronderstelden dat zij niet tot Ons zouden worden teruggekeerd.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

И возгордился Фирʹаун и его войско на земле безо всякого права [на то], полагая, что не предстанут перед Нами.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han och hans män uppträdde med oberättigat högmod på denna jord; de trodde inte att de skulle föras åter till Oss (för räkenskap och dom).