Kasas Suresi 26. Ayet — Elfaz
Kızlardan biri, "Babacığım, onu ücretle tut. Herhalde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi.
1قَالَتْḳāletdediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2اِحْدٰيهُمَاiHdāhumāo (kız)lardan biriİsim+Zamirا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.
3يَاأَبَتِyā ebetiEY/HEY/AH babacığımNida Edatı+İsim+Zamirا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek
4اسْتَأْجِرْهُste'cirhubunu (çoban) tutEmir Fiil+ZamirEmir · Müfred Müzekker Muhatab · İstif'âl Bâbıا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, kar
5اِنَّinnemuhakkakHarf-i Nasb
6خَيْرَḣayraen hayırlısıdırİsimخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.
7مَنِmeniİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
8اسْتَأْجَرْتَste'certeücretle tuttuklarınınMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatab · İstif'âl Bâbıا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, kar
9الْقَوِيُّl-ḳaviyyuen güçlüsüdürMarife (Belirlilik Takısı)+İsimق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).
10الْاَمِينُl-emīnuen güveniliridirMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman