(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."

اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ رَبَّ هٰذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَاَنْ اَتْلُوَ۬ا الْقُرْاٰنَۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَدِي لِنَفْسِهِ وَمَنْ ضَلَّ فَقُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُنْذِرِينَ

innemā umirtu en eǎ'bude rabbe hāƶihi l-beldeti elleƶī Harramehā ve le hu kullu şey'in ve umirtu en ekūne mine l-muslimīne / ve en etluve l-ḳurāne fe meni htedā fe innemā yehtedī li nefsihi ve men Delle fe ḳul innemā enā mine l-munƶirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّمَٓاinnemāelbette
2اُمِرْتُumirtuا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakben emrolundum
3اَنْen
4اَعْبُدَeǎ'budeع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmeksadece kulluk etmekle
5رَبَّrabbeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbine
6هٰذِهِhāƶihibu
7الْبَلْدَةِl-beldetiب ل دŞehir, kent, ülke, memleket, yurt, toprak, bölge, diyar, yöre, kasaba, vilayetkentin
8الَّذِيelleƶīO
9حَرَّمَهَاHarramehāح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.burayı saygıdeğer kıldı
10وَلَهُve le huve onlar
11كُلُّkulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
12شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey
13وَاُمِرْتُve umirtuا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakve bana emredildi
14اَنْen
15اَكُونَekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmam
16مِنَmine-dan
17الْمُسْلِمِينَl-muslimīneس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakmüslümanlar-
1وَاَنْve enve (emredildi)
2اَتْلُوَ۬اetluveت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okumam
3الْقُرْاٰنَۚl-ḳurāneق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneKur'an
4فَمَنِfe menişimdi kim
5اهْتَدٰىhtedāه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yola gelirse
6فَاِنَّمَاfe innemāelbette
7يَهْتَدِيyehtedīه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yola gelmiş olur
8لِنَفْسِهِli nefsihiن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendi yararına
9وَمَنْve menve kim
10ضَلَّDelleض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.saparsa
11فَقُلْfe ḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
12اِنَّمَٓاinnemāelbette
13اَنَا۬enāben
14مِنَmine
15الْمُنْذِرِينَl-munƶirīneن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ancak uyarıcılardanım

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bana, ancak orasını emin bir harem olarak halkeden bu şehrin Rabbine ibâdet etmem emredildi ve onundur her şey ve Müslümanlardan olmam emredildi bana.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bana, ancak orasını emin bir harem olarak halkeden bu şehrin Rabbine ibâdet etmem emredildi ve onundur her şey ve Müslümanlardan olmam emredildi bana.

Adem Uğur

(De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine -ki O burayı dokunulmaz kılmıştır- kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Bana müslümanlardan olmam " emredildi.

Ahmed Hulusi

"Ben yalnızca şu beldenin Rabbine kulluk yapmakla emrolundum. . . Ki O (beldenin Rabbi) onu saygıdeğer kılmıştır ve her şey O'nun içindir! Ben teslim olmuşlardan (olduğumun farkındalığını yaşamakla) hükmolundum!"

Ahmet Tekin

'Ben ancak, burayı kutsal ve güvenli kılan, bu beldenin, Mekke’nin Rabbini ilâh tanımakla, candan müslüman olarak O’na bağlanmakla, saygıyla O’na kulluk ve ibadet etmekle emrolundum. Her şey O’nundur. Bana, İslâm’ı yaşayan müslümanlardan olmam emrolundu.'

Ahmet Varol

(De ki): 'Ben ancak bu beldenin Rabbine kulluk etmekle emrolundum ki O burayı saygıdeğer (haram belde) kılmıştır ve her şey O'nundur. Ve ben Müslümanlardan olmakla emrolundum.

Ali Bulaç

(De ki:) "Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve müslümanlardan olmakla emrolundum."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm) de ki: “- Ben ancak bu şehrin (Mekke’nin) Rabbine ibadet etmemle emrolundum; öyle bir şehir ki, Allah onu, hürmet edilmesi gereken emîn bir koru yapmıştır. Her şey O’nundur. Ben İslâmda sebat gösterenlerden olmamla emr edildim.

Ali Rıza Safa

"Yalnızca, Bu Yörenin Efendisine hizmet etmem, bana buyruk verildi. O, burasını saygıdeğer yapmıştır. Her şey, O'nun malıdır. Ve teslim olmam, bana buyruk verildi!"

Bayraktar Bayraklı

- De ki: "Ben, yalnızca her şeyin sahibi olan bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmak ve Kur'an okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur; kim sapıtırsa, ona de ki: "Ben, sadece uyaranlardan biriyim."

Bekir Sadak

(91-92) De ki: «Ben, yalniz her seyin sahibi olan ve bu kutlu kilinmis sehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Muslumanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum.» Kim dogru yolu bulmussa, yalniz kendisi icin bulmus olur, kim sapitmissa kendine etmis olur. De ki: «Ben sadece, uyaranlardan biriyim.»

Celal Yıldırım

Ben ancak hürmete lâyık gördüğü bu şehrin (Mekke'nin) Rabbına ibâdetle emrolundum. Her şey O'na aittir ve ben Müslümanlardan olmakla, Kur'ân okumakla da emrolundum. Artık kim doğru yolu bulup seçerse, o ancak kendi lehine bulmuş olur; kim de sapıtırsa, de ki: Ben ancak (kötü ve tehlikeli sonucu haber veren) uyarıcılardanım.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(91-92) De ki: “Bana, dokunulmaz kıldığı bu şehrin rabbine, yalnız O’na kulluk etmem emredildi; zaten her şey O’na aittir. Bir de bana müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola gelirse yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: “Ben sadece uyarıcılardanım.”

Diyanet İşleri

(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."

Diyanet İşleri (eski)

(91-92) De ki: 'Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum.' Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur, kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. De ki: 'Ben sadece, uyaranlardan biriyim.'

Diyanet Vakfi

(91-92) (De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine -ki O burayı dokunulmaz kılmıştır- kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Bana müslümanlardan olmam ve Kur'an okumam emredildi. Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyarıcılardanım.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(De ki): «Ben ancak her şeyin sahibi olan ve burayı kutlu kılan bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Yine bana müslümanlardan olmam emredildi.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ben, yalnızca bu beldenin, onu saygın kılan ve herşey de kendilerinin olan Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Ve yine halis müslümanlardan olmamla emrolundum.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ben sade emrolundum ki şu beldenin şanına hurmet veren, her şey de kendisinin olan rabbına ıbadet edeyim, hem emrolundum ki halis müsliminden olayım

Erhan Aktaş

Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb'e kul olmakla emrolundum! Her şey O'nundur. Ve ben Müslim olmakla emrolundum!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb'e kul olmakla emrolundum! Her şey O'nundur. Ve ben Müslimin olmakla emrolundum!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb'e kul olmakla emrolundum! Her şey O'nundur. Ve ben teslim olanlardan olmakla emrolundum!

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed de ki; «Bana sırf bu şehrin Rabb'ine kulluk etmem emredildi. O bu şehri dokunulmaz kıldı. Her şey O'nundur. Bana O'nun buyruğuna boyun eğenlerin ilki olmam emredildi.

Gültekin Onan

(De ki:) "Bana, ancak bu şehrin rabbine kulluk etmem buyruldu ki O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve müslümanlardan olmam buyruldu."

Hamdi Döndüren

(De ki): “Ben sadece bu kentin Rabbine ibadet etmekle emrolundum. O burayı saygı değer kıldı ve her şey O’nundur. Ve bana müslümanlardan olmam emredildi.”

Hasan Basri Çantay

(De ki:) "Ben ancak bu şehrin Rabbine — ki O, bunu hürmetli kılmışdır — ibadet etmemle emr olundum. Her şey Onundur. Ben müslümanlardan olmamla emr olundum".

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Ben ancak bu kentin (29) Rabbine kulluk etmekle emr olundum. O, burayı dokunulmaz kıldı. Her şey O'nundur. Ve bana Müslümanlardan olmam emr edildi. (29. Mekke'nin.)

Hayrat Neşriyat

(91-92) (Ey Resûlüm! De ki:) '(Ben) ancak, (Allah’ın) haram (ve emîn) kıldığı bu şehrin (Mekke’nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum; herşey ise O’nundur. Ve (ben)Müslümanlardan olmakla, hem (size) Kur’ân okumakla emrolundum.' O hâlde kim hidâyete gelirse, artık ancak kendisi için hidâyete gelmiş olur. Kim de dalâlete düşerse, o takdirde (onlara) de ki: 'Ben ancak (Allah’ın azâbını haber vermekle) korkutucu olanlardanım.'

İbni Kesir

Ben; ancak bu şehrin Rabbına kulluk etmekle emrolundum. O, burayı harem kılmıştır ve her şey O'nundur. Ben, müslümanlardan olmakla emrolundum.

Mehmet Okuyan

(De ki:) “Ben her şey sadece kendisine ait olan ve saygın kıldığı bu şehrin (Mekke’nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Ben müslümanlardan olmakla emrolundum.

Muhammed Esed

(Ey Muhammed, de ki:) "Ben, yalnızca, kutlu kıldığı bu şehrin ve var olan her şeyin Rabbine kulluk etmekle emrolundum; yani, O'na yürekten boyun eğen kimselerden olmakla emrolundum;

Mustafa İslamoğlu

(Ey Peygamber! De ki): "Ben yalnızca O'nun mübarek kıldığı şu şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum: zira her bir şey O'na aittir. Yine ben O'na gönülden teslim olanlardan biri olmakla emrolundum!

Ömer Nasuhi Bilmen

(De ki:) «Ben muhakkak emrolundum ki bu beldenin Rabbine ibadet edeyim ki, buna bir hürmet vermiştir ve her şey O'nun içindir ve emrolundum ki, müslümanlardan olayım.»

Ömer Öngüt

(Resulüm! De ki:) “Ben bizzat kendisinin haram kıldığı bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Her şey O'na âittir ve ben müslümanlardan olmakla emrolundum. ”

Suat Yıldırım

(91-92) De ki: Bana bu beldeyi muhterem ve mukaddes kılan ve her şey Kendisine ait olan Allah’a, yalnız O’na ibadet etmem emredildi. Keza bana Allah’a teslim olanların ilki olmam ve Kur’ân okumam da emredildi. Artık kim doğru yolu bulursa sırf kendisi için bulmuş olur. Kim de yoldan saparsa de ki: "Ben sadece uyarmakla görevli elçilerden biriyim."

Süleyman Ateş

(De ki): "Ben sadece bu kentin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. O, burayı saygıdeğer kıldı ve her şey O'nundur. Ve bana müslümanlardan olmam emredildi."

Süleymaniye Vakfı

(De ki:) "Bana sadece bu şehrin /Mekke'nin Rabbine kulluk etme emri verildi. Burayı dokunulmaz bölge (harem bölgesi) yapan odur; her şey onundur. Ben, Müslümanlardan /Allah'a tam teslim olanlardan olma emri de aldım.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki; "ben bu şehrin Sahibine kulluk etme emri aldım. Burayı harem bölgesi yapan odur; her şey onundur. Bana, müslümanlardan olmam emredilmiştir."

Şaban Piriş

(De ki:) -Ben ancak, hürmetli kılınan bu şehrin Rabbi'ne kulluk etmekle emrolundum. Her şey O'nundur. Müslümanlardan olmakla emrolundum.

Tefhim-ul Kuran

(De ki:) «Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve müslümanlardan olmakla emrolundum.»

Ümit Şimşek

Ben ancak bu beldenin Rabbine kulluk etmekle emrolundum ki, O bu beldeyi hürmetli kılmıştır. Herşey Onundur; ben de Ona teslim olmakla emrolundum.

Yaşar Nuri Öztürk

"Ben sadece, bu beldenin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Orayı saygıya layık kılmıştır O. Her şey O'nundur. Ben, müslümanlardan/Allah'a teslim olanlardan olmakla emrolundum."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Mənə ancaq bu şəhərin (Məkkənin) Rəbbinə ibadət etmək əmr edilmişdir. O şəhər ki, Rəbbim onu haram buyurmuşdur. Hər şey yalnız Onundur. Mənə əmr olunub ki, müsəlman olum

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum! De:) ″Mənə ancaq bu şəhərin (Məkkənin) Rəbbinə ibadət etmək əmr olumuşdur. Elə bir şəhər ki, (Rəbbim) onu müqəddəs tutmuşdur. (Orada qan tökmək, bir kəsə zülm etmək qadağan olunmuşdur. Başqa yerdə halal olan şeylər orada haram buyurulmuşdur). Hər şey yalnız Onundur. Mənə müsəlman (Allaha təslim) olmaq əmr edilmişdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺMir wurde nur befohlen, Dem Herrn dieser Stadt (Mekka), Der sie heiligte und Dem alles gehört, zu dienen. Auch wurde mir befohlen, einer der Gott Ergebenen zu sein

Almanca — Der Edle Quran

Mir ist nur befohlen worden, dem Herrn dieser Ortschaft zu dienen, Der sie geschützt hat und Dem alles gehört. Und mir ist befohlen worden, einer der (Ihm) Ergebenen zu sein

Almanca — M. A. Rassoul

ʺWahrlich, mir ist nur befohlen worden, dem Herrn dieser Stadt zu dienen, die Er geheiligt hat, und Sein sind alle Dinge; und mir ist befohlen worden, einer der Gottergebenen zu sein

Almanca — Muhammad Zaidan

Ich wurde nur angewiesen, daß ich Dem HERRN dieser Ortschaft diene, die ER für haram erklärte, und Ihm gehört alles. Und ich wurde angewiesen, von den Muslimen zu sein,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them O Muhammad: "I have been commanded to worship and serve Allah, The Creator and the Supreme Master of this town -Macca- which He rendered sacrosanct and to Whom belong the whole and all in all, and I have been commanded to be one of those who have conformed to Islam,"

Abdul Haleem

[Say Prophet], ‘What I am commanded to do is to serve the Sustainer of this town, which He has made inviolable. Everything belongs to Him; I am commanded to be one of those devoted to Him;

Abdullah Yusuf Ali

For me, I have been commanded to serve the Lord of this city, Him Who has sanctified it and to Whom (belong) all things: and I am commanded to be of those who bow in Islam to Allah's Will,-

Abul A'la Maududi

(Tell them, O Muhammad): "I have been commanded only to serve the Lord of this city that He has made inviolable, to serve Him to Whom all things belong. I have been commanded to be of those that submit to Allah,

Aisha Bewley

‘I have simply been ordered to worship the Lord of this land which He has declared sacred – everything belongs to Him – and I have been ordered to be one of the Muslims

Al-Hilali & Khan

I (Muhammad صلى الله عليه وسلم) have been commanded only to worship the Lord of this city (Makkah), Who has sanctified it and to Whom belongs everything. And I am commanded to be from among the Muslims (those who submit to Allâh in Islâm).[1]

Ali Quli Qarai

‘Indeed I have been commanded to worship the Lord of this city who has made it inviolable and to whom all things belong, and I have been commanded to be among those who submit [to Allah],

Amatul Rahman Omar

Say, `In fact I am commanded to worship only the Lord of this city (- Makkah) which He has declared sacred. Everything belongs to Him. And I have also been commanded to be (one) of those who submit (to His will),

Arthur John Arberry

I have only been commanded to serve the Lord of this territory which He has made sacred; to Him belongs everything. And I have been commanded to be of those that surrender,

Bijan Moeinian

[O’ Mohammad, say:] "I am commanded to worship the Lord of this City (Mecca) which the One Who owns everything has made a sanctuary. I am commanded to submit to Him (to be a Muslim) and to recite Qur’an."…

E. Henry Palmer

I am bidden to serve the Lord of this country who has made it sacred, and whose are all things; and I am bidden to be of those who are resigned,

Edip-Layth

"I have been ordered to serve the Lord of this town that He has made restricted, and to Him are all things, and I have been ordered to be of those who peacefully surrender."

George Sale

Verily I am commanded to worship the Lord of this territory of Mecca, Who hath sanctified the same: Unto Him belong all things. And I am commanded to be a Moslem,

Hamid S. Aziz

But those who bring an evil deed shall be thrown down upon their faces in the Fire. Shall you be rewarded save for what you did?

Mahmoud Ghali

Surely I have been commanded only to worship The Lord of this township (Makkah), which He has prohibited; (Prohibited it for disbelievers) and to Him belongs everything; and I have been commanded to be of the Muslims (Those who surrender to Allah).

Marmaduke Pickthall

(Say): I (Muhammad) am commanded only to serve the Lord of this land which He hath hallowed, and unto Whom all things belong. And I am commanded to be of those who surrender (unto Him),

Mohamed Ahmed - Samira

(Say): "I am commanded to worship the Lord of this land He has blessed, to whom all things belong; and I am commanded to be one of those who submit,

Muhammad Asad

[SAY, O Muhammad:] "I have been bidden to worship the Sustainer of this City – Him who has made it sacred, and unto whom all things belong: and I have been bidden to be of those who surrender themselves to Him,

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "I have only been commanded to worship the Lord of this city ˹of Mecca˺, Who has made it sacred, and to Him belongs everything. And I am commanded to be one of those who ˹fully˺ submit ˹to Him˺,

Progressive Muslims

"I have been ordered to serve the Lord of this town that He has made restricted, and to Him are all things, and I have been ordered to be of those who surrender. "

Sahih International

[Say, O Muúammad], "I have only been commanded to worship the Lord of this city, who made it sacred and to whom [belongs] all things. And I am commanded to be of the Muslims [those who submit to Allah ]

Sam Gerrans

“I have but been commanded to serve the Lord of this land who made it inviolable; and to Him all things belong. And I am commanded to be of those submitting,

Shabbir Ahmed

Say (O Prophet), "I am commanded to serve the Lord of this town (Makkah) - Him Who has made it sacred, and unto Whom all things belong. And I am commanded to be of those who surrender to Him.

Syed Vickar Ahamed

For me, I have been ordered to worship (and serve) the Lord of this City (Makkah), He Who has cleansed it (as pure and holy) and (He) to Whom belong all things: And I am ordered to be of those who bow in Islam to Allah’s Will—

Taqi Usmani

I am but ordered to worship the Lord of this city, which is sanctified by Him. And to Him belongs every thing, and I am ordered to be one of the Muslims (who submit themselves to Allah),

The Monotheist Group

"I have been ordered to serve the Lord of this land that He has made restricted, and to Him are all things, and I have been ordered to be of those who submit."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ʺIl mʹa été seulement commandé dʹadorer le Seigneur de cette Ville (la Mecque) quʹIl a sanctifiée, - et à Lui toute chose - et il mʹa été commandé dʹêtre du nombre des Musulmans,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed! Bibêje:) Ferman li min hatiye kirin ku ez bes ji Perwerdegarê vî bajarî re (ku Mekke ye) îbadet bikim. Ew Xwedayê ku siyanet dayê (û ew hemandiye), her tişt bes yê wî ye û ferman li min hatiye kirin ku ez misliman bijîm û misliman bimirim.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar mij is bevolen de Heer van deze plaats te dienen die haar heilig verklaard heeft en aan wie alles behoort. En mij is bevolen tot hen die zich (aan God) overgeven te behoren

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, mij is bevolen den Heer van dit grondgebied (van Mekka) te vereeren, die het heeft geheiligd. Aan hem behooren alle dingen, en mij is bevolen een Moslem te zijn.

Hollandaca — Siregar

(Zeg, O Moehammad:) ʺVoorwaar, het is mij bevolen om de Heer van deze stad (Mekkah) te aanbidden, die Hij wijdde. En aan Hem behoren alle zaken, en het is mij bevolen om tot de Moslims te behoren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Скажи) (о, Пророк) (людям): «Мне лишь повелено поклоняться Господу этого города [Мекки], который Он сделал запретным (для своих рабов) (чтобы не проливали на ней кровь и не причиняли кому-либо зло, чтобы не охотились там и не ломали деревья). И Ему принадлежит все, и мне повелено быть (полностью) предавшимся (Ему)

Rusça — Osmanov

[Скажи, Мухаммад]: ʺМне велено только поклоняться Господу этого города (т. е. Мекки), который он провозгласил запретным. Все сущее принадлежит Ему, мне же велено предаться [Аллаху]

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(SÄG, Muhammad:) ʺJag har blivit befalld att dyrka Herren över denna stad - (det är Han) som har förklarat den okränkbar och allt tillhör Honom, - och jag har blivit befalld att vara en av dem som underkastar sig Hans vilja