(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.

وَاِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ اَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِنَ الْاَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ اَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِاٰيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ

ve iƶā veḳaǎ l-ḳavlu ǎleyhim eḣracnā lehum dābbeten mine l-erDi tukellimuhum enne n-nāse kānū bi āyātinā lā yūḳinūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2وَقَعَveḳaǎو ق عDüşmek, başına gelmek, meydana gelmek, uygun olmak, olmak, gerçekleşmek, tespit etmek.geldiği
3الْقَوْلُl-ḳavluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesöz
4عَلَيْهِمْǎleyhimbaşlarına
5اَخْرَجْنَاeḣracnāخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkarırız
6لَهُمْlehumonlara
7دَابَّةًdābbetenد ب بyavaşça gitmek, sürünmek/emeklemek/yürümek, vurmak, sona ermek, akmak, atmakbir Dabbe (canlı)
8مِنَmine-den
9الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyer-
10تُكَلِّمُهُمْtukellimuhumك ل مKonuşmak, ifade etmek.o onlara söyler
11اَنَّenneelbetteki
12النَّاسَn-nāseن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanların
13كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduklarını
14بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimize
15لَا
16يُوقِنُونَyūḳinūneي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişiinanmıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sözün, onlar hakkında yerine geleceği, tahakkuk edeceği zaman gelip çatınca yeryüzünden, onlara bir mahlûk çıkarırız ki o, konuşur onlarla ve gerçekten de insanlar, delillerimize adamakıllı inanmazlar der.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sözün, onlar hakkında yerine geleceği, tahakkuk edeceği zaman gelip çatınca yeryüzünden, onlara bir mahlûk çıkarırız ki o, konuşur onlarla ve gerçekten de insanlar, delillerimize adamakıllı inanmazlar der.

Adem Uğur

O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.

Ahmed Hulusi

O hüküm (kıyametleri veya genel kıyamet öncesi) onlara eriştiğinde, onlar için Dabbet-ül Arz'dan (arzın {beden} bir tür konuşanı - bedenden ayrılık saati olan ölümün tadılma sürecinde) çıkarırız ki; onlara, insanların varlıklarındaki işaretlerimize (hakikatlerine) ikan sahibi olmadıklarını söyler!

Ahmet Tekin

İlâhî kelâmdaki tehdidin, kesinlikle gerçekleşeceği vakit, Kıyamet koparken onlara yerden bir canlı mahlûk çıkarırız. Bu, insanların âyetlerimize, Kur’ân’ımıza, kâinattaki kudretimizin delillerine, ilme, gerekçeye itibar etmediklerini, kesinlikle inanmadıklarını söyleyerek onları yaralar.

Ahmet Varol

(Kendilerine söylenmiş olan) söz başlarına geldiği zaman yerden bir canlı çıkarırız ki o onlara, insanların ayetlerimize kesin bir inançla inanmadıklarını söyler.

Ali Bulaç

O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.

Ali Fikri Yavuz

(Kıyametin kopacağına dair), o sözün, üzerlerine vukuu yaklaştığı zaman, onlar için yerden bir Dabbe (kıyamet âlâmetlerinden olup, mümin ile kâfiri işaretliyerek birbirinden ayıracak olan bir hayvan) çıkarırız da, insanların âyetlerimize yakînen iman etmemiş olduklarını kendilerine söyler.

Ali Rıza Safa

Ve sözü verilen başlarına geldiğinde, onlara, yeryüzünden bir yaratık çıkarırız; insanların ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.

Bayraktar Bayraklı

O söz, tepelerine indiğinde, yerden onlar için canlı bir yaratık çıkarırız da, o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.

Bekir Sadak

Kendilerine soylenmis olan baslarina geldigi zaman, yerden bir cesit hayvan cikaririz ki o, onlara, insanlarin ayetlerimize kesin olarak inanmadiklarin soyler. *

Celal Yıldırım

Söylenen (tehdîd edildikleri şey) başlarına gelince, onlara yerden bir DÂBBE çıkarırız da, o, insanların âyetlerimize kesin kesin inanmadıklarını kendilerine bildirir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Söylenen (kıyamet) başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir yaratık çıkarırız da insanların âyetlerimize kesin bir şekilde iman etmedikleri konusunda onlarla konuşur.

Diyanet İşleri

(Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince, onlar için yerden kendilerine bir dabbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. O, onlara insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.

Diyanet İşleri (eski)

Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan çıkarırız ki o, onlara, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıkların söyler.

Diyanet Vakfi

O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir «dâbbe» (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Söylenen söz başlarına geleceği zaman, onlar için yerden bir dabbe çıkarırız, insanların ayetlerimize kesin inanmadıklarını kendilerine söyler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Söylenen başlarına geleceği vakıt da onlar için Arzdan bir dabbe çıkarırız, nasın ayetlerimize yakin ile inanmaz idiklerini kendilerine söyler

Erhan Aktaş

Üzerlerine söz gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, İnsanların ayetlerimize inanmadıklarını söyler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Üzerlerine söz gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, insanların ayetlerimize inanmadıklarını söyler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Üzerlerine söz gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, insanların ayetlerimize inanmadıklarını söyler.

Fizilal-il Kuran

insanlara yönelttiğimiz o tehdidin gerçekleşme günü yaklaşınca karşılarına yerden bitme bir hayvan çıkarırız. Bu hayvan dile gelerek insanların ayetlerimize inanmadıklarını açıklar.

Gültekin Onan

O söz başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.

Hamdi Döndüren

O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir yaratık (dâbbe) çıkarırız; o onlara, insanların âyetlerimize inanmadıklarını söyler.

Hasan Basri Çantay

O söz (ün ma'nası) kendilerinin aleyhinde (tahakkuk edib) vukuu (ve zuhuur) a geldiği zaman yerden bunlar için bir dabbe çıkarırız ki bu, onlara insanların ayetlerimize kat'i bir kanaat beslemezler idiğini (başlarına kakarak) söyler.

Hasib Asutay

O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dabbe (26) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. (26. Yeryüzünde yürüyen ve kıyamet alameti sayılan canlı yaratık.)

Hayrat Neşriyat

O (azab) söz(ü) başlarına geldiği (kıyâmet yaklaştığı) zaman ise, onlara yerden bir dâbbe (hareketli bir canlı) çıkarırız; (o,) gerçekten insanların âyetlerimize kat'î olarak inanmıyor olduklarını kendilerine söyler.

İbni Kesir

Kendilerine söylenmiş olan, başlarına geldiği zaman; yerden bir canlı çıkarılır ki insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyleyerek konuşur.

Mehmet Okuyan

Onlar hakkında o (azap) sözü gerçekleştiği zaman, onlar için yerden bir canlı çıkarmış olacağız ve bu (inkârcı) insanların ayetlerimize kesin bir şekilde inanmamış olduklarını kendilerine söyleyecektir.

Muhammed Esed

Ve (o kalben sağır ve kör olanlara gelince: Haktan yana kendilerine söylenen) söz bütün açıklığıyla gerçekleştiği zaman, onların karşısına yerden, kendilerine insanlığın mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını söyleyen bir yaratık çıkaracağız.

Mustafa İslamoğlu

Ve (o vahyi işitmeyen ölüler ve sağırlar) aleyhindeki söz gerçekleştiği zaman, onlar için yerden bir canlı çıkarırız; o onları mesajlarımıza öteden beri insanların yürekten inanmamış olduklarını söyler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Söylenen söz, başlarına geldiği zaman, onlar için yerden bir dâbbe çıkarırız da Bizim âyetlerimize nâsın kat'i sûrette inanmaz olduklarını onlara söyler.

Ömer Öngüt

(Kıyametin kopacağına dair) o sözün tahakkuk zamanı yaklaşınca onlara yerden bir dabbe çıkarırız da insanların âyetlerimize yakînen iman etmemiş olduklarını söyler.

Suat Yıldırım

Kıyamet hakkındaki sözün gerçekleşme zamanı yaklaşınca onlara yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız. O da insanların bizim ayetlerimize, (özellikle kıyamete dair ayetlerimize) inanmadıklarını söyler.

Süleyman Ateş

O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe (canlı) çıkarırız; o, onlara insanların, ayetlerimize inanmadıklarını söyler.

Süleymaniye Vakfı

Haklarındaki karar kesinleşince bulundukları yerden onlar için bir dabbe çıkarırız; onlara, insanların ayetlerimize tam olarak inanmadıklarını söyler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu insanların haklarındaki karar kesinleşince onlar için yerden (kabirlerinden) bir dabbe çıkarırız. Dabbe, o insanlara, Allah'ın ayetlerine kesin bir inançla inanmadıklarını söyler.

Şaban Piriş

Onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların gerçekten ayetlerimize inanmadıklarını söyler.

Tefhim-ul Kuran

O söz, kendi başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.

Ümit Şimşek

Söz verilen zaman gelip çattığında, onlara yerden bir dâbbe çıkarırız ki, kendileriyle konuşur da insanların âyetlerimize kesin bir şekilde inanmadıklarını söyler.

Yaşar Nuri Öztürk

O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar için bir dabbe/debelenir gibi yürüyen bir canlı çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O söz (Qiyamət) onların başlarının üstünü aldığı zaman onlar üçün yerdən elə bir heyvan çıxardarıq ki, onlarla danışıb insanların ayələrimizə yəqinliklə inanmadıqlarını söyləyər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlara deyilən söz yerinə yetdiyi (qiyamət yaxınlaşdığı) zaman onlar üçün yerdən (möʼminlərlə kafirləri xüsusi nişanla bir-birlərindən ayıran) bir heyvan çıxardarıq ki, onlarla danışıb (Bizim adımızdan): ″İnsanlar ayələrimizə inanmırdılar!″ – deyər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn das Urteil über sie fällt, lassen Wir zahlreiche gläubige Menschen auf die Erde strömen, die ihnen sagen: ʺDie Ungläubigen wollten an Unsere Zeichen nicht zuversichtlich glauben.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn das Wort über sie fällig wird, bringen Wir ihnen ein Tier aus der Erde hervor, das zu ihnen spricht; (dies), weil die Menschen von Unseren Zeichen nicht überzeugt sind.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn der Befehl gegen sie ergeht, dann werden Wir für sie ein Tier aus der Erde hervorbringen, das zu ihnen spricht, daß die Menschen nicht an Unsere Zeichen glaubten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn die Bestimmung gegen sie ergeht, werden WIR ihnen ein sich bewegendes Lebewesen aus der Erde hervorbringen, das zu ihnen spricht, daß die Menschen über Unsere Ayat keine Gewißheit zu verinnerlichen pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when time is propitious for Allah's predetermined special occasion to come to pass and they-the infidels - come to meet with their destiny, We introduce to them a beast from the earth to discourse with them and say to them: "The infidels had always denied Allah's revelations and authoritative signs. What do you think of the signs now!"

Abdul Haleem

When the verdict is given against them, We shall bring a creature out of the earth, which will tell them that people had no faith in Our revelations.

Abdullah Yusuf Ali

And when the Word is fulfilled against them (the unjust), we shall produce from the earth a beast to (face) them: He will speak to them, for that mankind did not believe with assurance in Our Signs.

Abul A'la Maududi

And when the time for the fulfilment of Our Word against them will come, We shall bring forth for them a beast from the earth who will speak to them because people did not believe in Our Signs.

Aisha Bewley

When the Word is justly carried out against them, We will produce a Beast from the earth which will speak to them. Truly mankind had no certainty about Our Signs.

Al-Hilali & Khan

And when the Word (of torment) is fulfilled against them, We shall bring out from the earth a beast[1] for them, to speak to them because mankind believed not with certainty in Our Ayât (Verses of the Qur’ân and Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم).

Ali Quli Qarai

And when the word [of judgement] falls upon them, We shall bring out for them an Animal from the earth who shall speak to them that the people had no faith in Our signs.

Amatul Rahman Omar

And when the judgment becomes due against them (-the unjust) We shall bring forth for them a (grossly) materialistic person which will rule over them (and also an insect which shall wound them to cause plague). That is because the people did not have firm faith in Our Messages.

Arthur John Arberry

When the Word falls on them, We shall bring forth for them out of the earth a beast that shall speak unto them: 'Mankind had no faith in Our signs. '

Bijan Moeinian

When the time comes, I (God) will order an earthly beast to give them a speech about their disbelief.

E. Henry Palmer

And when the sentence falls upon them we will bring forth a beast out of the earth that shall speak to them, (and say) that, 'Men of our signs would not be sure. '

Edip-Layth

When the punishment has been deserved by them, We will bring out for them a creature made of earthly material, it will speak to them that the people have been unaware regarding Our signs.

George Sale

When the sentence shall be ready to fall upon them, We will cause a beast to come forth unto them from out of the earth, which shall speak unto them: Verily men do not firmly believe in our signs.

Hamid S. Aziz

Nor can you guide the blind out of their error. You can make none to hear, save those who believe Our revelations and have Surrendered.

Mahmoud Ghali

And when the Saying befalls them, We will bring out for them from the earth a beast that will speak to them that mankind had no certitude in Our signs.

Marmaduke Pickthall

And when the word is fulfilled concerning them, We shall bring forth a beast of the earth to speak unto them because mankind had not faith in Our revelations.

Mohamed Ahmed - Samira

When the sentence will have been passed against them, We shall bring forth beastly brutes from the earth who will torment them, for men certainly do not believe Our signs.

Muhammad Asad

Now, [as for the deaf and blind of heart –] when the word [of truth] stands revealed against them, We shall bring forth unto them out of the earth a creature, which will tell them that mankind had no real faith in Our messages.

Mustafa Khattab

And when the decree ˹of the Hour˺ comes to pass against them, We will bring forth for them a beast from the earth,[1] telling them that the people had no sure faith in Our revelations.

Progressive Muslims

And when the punishment has been deserved by them, We will bring out for them a creature made of Earthly material, it will speak to them that the people have been uncertain regarding Our revelations.

Sahih International

And when the word befalls them, We will bring forth for them a creature from the earth speaking to them, [saying] that the people were, of Our verses, not certain [in faith].

Sam Gerrans

And when the word befalls them, We will bring forth for them a creature from the earth telling them that men were of Our proofs not certain.

Shabbir Ahmed

Now, when the Word stands fulfilled against them (humanity paying no heed) We bring forth from among the humbled ones who tell them (by way of rebellion) that mankind has not had conviction in Our Laws. ((6:65). 'Dabbatam-min-

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when the Word is made true against them, We shall bring out from the earth a beast to (face) them: To speak to them, because mankind did not believe in Our Signs with (due) certainty.

Taqi Usmani

When the word will come to fall upon them, We will bring forth for them a beast from the earth who will speak to them that the human beings (i.e the infidels) did not believe in Our signs.

The Monotheist Group

And when the punishment has been deserved by them, We will bring out for them a creature from the earth, it will speak to them that the people have been unaware regarding Our revelations.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand la Parole tombera sur eux, Nous leur ferons sortir de terre une bête qui leur parlera; les gens nʹétaient nullement convaincus de la vérité de Nos signes (ou versets).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema hatina qiyametê nêzîkî wan bû. Em ê ji bo wan ji erdê debeyekî (rêveherekî) derînin ku ew ê bi wan re biaxive; ji ber ku însanan bi ayetên me bawerî nedianîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer de uitspraak over hen komt laten Wij voor hen een beest uit de aarde tevoorschijn komen dat tot hen spreekt, omdat de mensen van Onze tekenen niet overtuigd waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als bet oordeel gereed zal zijn om op hen neder te komen, zullen wij een dier uit de aarde doen voortkomen dat tot hen zal spreken: Waarlijk, de menschen gelooven niet vast in onze teekenen.

Hollandaca — Siregar

En wanneer het woord hen treft, dan brengen Wij voor hen een levend wezen uit de aarde tevoorschijn om tot hen te spreken: voorwaar, de mensheid was niet van Onze Tekenen overtuigd.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда (перед наступлением Дня Суда) падет на них слово [станет обязательным для них наказание из-за распространения грехов и отклонения их от закона и суда Аллаха, когда они станут худшими людьми], Мы выведем им (некое) животное из земли, которое заговорит с ними и (скажет), что люди (которые не веруют в воскрешение) не были убеждены в Наших знамениях [в Коране, в Исламе и в Мухаммаде].

Rusça — Osmanov

Когда же настигнет их [Наш] приговор, Мы выведем к ним из земли некое животное, которое провозгласит, что они (т. е. не обратившиеся) не верили в Наши знамения.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När Ordet slår dem (med sin fulla klarhet) skall Vi låta en varelse inifrån jorden stiga fram till dem och säga dem att människorna inte ville (låta sig) övertygas av Våra tecken.