Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.

قَالُوا اطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَنْ مَعَكَ قَالَ طَائِرُكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ تُفْتَنُونَ

ḳālū TTayyernā bike ve bi men meǎke ḳāle Tāirukum ǐnde (a)llahi bel entum ḳavmun tuftenūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2اطَّيَّرْنَاTTayyernāط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şansuğursuzluğa uğradık
3بِكَbikesenin yüzünden
4وَبِمَنْve bi menve bulunanların yüzünden
5مَعَكَmeǎkeseninle beraber
6قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
7طَائِرُكُمْTāirukumط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şansuğursuzluğunuz
8عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katındadır
9اللّٰهِ(a)llahiAllah
10بَلْbeldoğrusu
11اَنْتُمْentumsiz
12قَوْمٌḳavmunق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir toplumsunuz
13تُفْتَنُونَtuftenūneف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.sınanan

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz dediler, seninle ve yanında bulunanlarla uğursuzluğa uğramadayız. O, uğradığınız uğursuzluk, Allah katından gelmede; hattâ siz, sınanmakta olan bir topluluksunuz dedi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz dediler, seninle ve yanında bulunanlarla uğursuzluğa uğramadayız. O, uğradığınız uğursuzluk, Allah katından gelmede; hattâ siz, sınanmakta olan bir topluluksunuz dedi.

Adem Uğur

Şöyle dediler: Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık. Sâlih: Size çöken uğursuzluk (sebebi), Allah katında (yazılı)dır. Hayır, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Sen ve sana tabi olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık. " (Salih) dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz Allah indindedir. . . Hayır, siz imtihan edilen bir toplumsunuz. "

Ahmet Tekin

Onlar: 'Senin ve beraberinde olan kimselerin yüzünden, başımızdan uğursuzluk, kıtlık eksik olmuyor' dediler. Sâlih: 'Uğurlarınız ve uğursuzluklarınız, hayır ve şerden paylarınız Allah katında yazılıdır. Belki siz, hayır ihsan edilerek, şerre maruz bırakılarak imtihana tâbi tutulan bir kavimsiniz.' dedi.

Ahmet Varol

Dediler ki: 'Biz senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık'. (Salih de): 'Sizin uğursuzluğunuz Allah katındadır. [2] Hayır siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz' dedi.

Ali Bulaç

Dediler ki: "Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık." Dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Allah katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz."

Ali Fikri Yavuz

(Onlar peygambere) dediler ki: “- Biz, sen ve beraberindekilerle (müminlerle) uğursuzluğa uğradık, (başımıza çeşitli musibetler geldi)”. Salih onlara şöyle dedi: “- Size gelen uğursuzluk, Allah katında takdir edilmiştir. Doğrusu siz, imtihana çekilen bir kavimsiniz.”

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Sen ve seninle birlikte olanlar, bize uğursuzluk getirdiniz!" Dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz, Allah'ın katındandır!" "Hayır! Siz, sınanmakta olan bir toplumsunuz!"

Bayraktar Bayraklı

Şöyle dediler: "Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih, "Size çöken uğursuzluğun sebebi Allah katındandır. Hayır, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz" dedi.

Bekir Sadak

«Ben ve beraberindekiler yuzunden ugursuzluga ugradik» dediler. Salih: «Ugursuzlugunuz Allah katindandir; belki imtihana cekilen bir milletsiniz» dedi.

Celal Yıldırım

Kavmi ona: «Biz seninle ve beraberinde bulunanlar sebebiyle uğursuzluğa uğradık» dediler. O da. «sizin uğursuzluğunuz Allah yanında (kötü amelinizden dolayı)dır. Hayır, siz ciddi bir imtihandan geçiriliyorsunuz!» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şöyle cevap verdiler: “Sen ve beraberindekiler bize uğursuz geldiniz.” Sâlih, “Başınıza gelenler Allah katındandır. Doğrusu siz imtihana çekilen bir topluluksunuz” dedi.

Diyanet İşleri

Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında (yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

'Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık' dediler. Salih: 'Uğursuzluğunuz Allah katındandır; belki imtihana çekilen bir milletsiniz' dedi.

Diyanet Vakfi

Şöyle dediler: Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık. Sâlih: Size çöken uğursuzluk (sebebi), Allah katında (yazılı)dır. Hayır, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Cevap verdiler: «Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık.» Salih: «Size çöken uğursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı)dır. Belki siz imtihana çekilen bir kavimsiniz» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Biz, senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." dediler. O da: "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah tarafından biliniyor. Doğrusu siz imtihana çekilen bir kavimsiniz." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz, sen ve maıyyetindekiler ile teşe'üm ettik dediler, sizin dedi: şeametinizin sebebi Allaha ma'lum doğrusu siz öyle bir kavmsiniz ki imtihan olunuyorsunuz

Erhan Aktaş

"Sen ve seninle beraber olanlar bize uğursuzluk getirdiniz." dediler. Salih: "Sizin uğursuzluğunuz Allah'ın takdirindedir. Belki sınav olunmakta olan bir toplumsunuz!" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Sen ve seninle beraber olanlar bize uğursuzluk getirdiniz." dediler. Salih: "Sizin uğursuzluğunuz Allah'ın takdirindedir. Belki sınav olunmakta olan bir toplumsunuz!" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Sen ve seninle beraber olanlar bize uğursuzluk getirdiniz." dediler. Salih: "Sizin uğursuzluğunuz Allah'ın takdirindedir. Belki sınav olunmakta olan bir toplumsunuz!" dedi.

Fizilal-il Kuran

Semudoğulları, Salih'e «Sen ve yanındakiler bize uğursuzluk getirdiniz» dediler. Salih dedi ki; «Sizin kısmetiniz Allah katında belirlenmiştir. Aslında siz toplum olarak sınavdan geçiriliyorsunuz.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık." Dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Tanrı katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz."

Hamdi Döndüren

Onlar dediler: “Senin ve seninle birlikte bulunanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık.” Salih dedi: “Size gelen uğursuzluk Allah katındandır. Doğrusu siz, sınanan bir toplumsunuz.”

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Senin yüzünden ve maiyyetinde bulunan kimseler (mü'minler) yüzünden uğursuzluğa uğradık". (Saalih de:) "Sizin (bütün) amel (ve hareketler) iniz Allah nezdinde (gizli değildir, yazılı) dır. Belki siz imtihaana çekilmekde olan bir kavmsiniz" dedi.

Hasib Asutay

Dediler: 'Biz, senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık.' (Salih) dedi: 'Uğursuzluğunuz (un sebebi) Allah katında (yazılı) dır. Hayır, siz sınanan bir toplumsunuz.'

Hayrat Neşriyat

(Onlar:) 'Senin ve berâberinde bulunanların yüzünden uğursuzluğa uğradık' dediler. (Sâlih:) 'Sizin uğursuzluğunuz(un sebebi) Allah katındadır (O takdîr etmiştir); hayır, siz imtihâna çekilen bir kavimsiniz' dedi.

İbni Kesir

Dediler ki: Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık: O da: Uğursuzluğunuz Allah katındandır. Belki siz, imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi.

Mehmet Okuyan

(Kavmi) şöyle demişti: “Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık.” (Salih ise) “Size gelen uğursuzluk (yapıp ettikleriniz nedeniyle) Allah katında(n gelmiş)tir. Aslında siz deneniyorsunuz.” demişti.

Muhammed Esed

"Biz sende ve seninle beraber olanlarda uğursuzluk görüyoruz!" diye karşılık verdiler. (Salih:) "Uğurumuz ya da uğursuzluğumuz Allah'ın elindedir!" dedi, "İşin gerçeği, sizler sınanan bir toplumsunuz!"

Mustafa İslamoğlu

Onlar "Biz, senin ve seninle beraber olanların uğursuzluk getirdiğine inanıyoruz" dediler.(Salih): "Uğurunuz Allah'ın takdirindedir; kaldı ki siz (besbelli ki) sınanan bir toplumsunuz" dedi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Biz seninle ve seninle beraber olanlar ile teşe'üm ettik. (Hazreti Sâlih de) Dedi ki: «Sizin şeametiniz, Allah indinde (malûm)dur. Hayır. Siz imtihana tutulur bir tâifesinizdir.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık. ” Sâlih dedi ki: “Uğursuzluğunuz Allah katındadır. Doğrusu siz imtihana çekilen bir kavimsiniz. ”

Suat Yıldırım

"Biz" dediler, "senin ve sana bağlı olanların yüzünden uğursuzluğa uğradık."Salih: "Uğursuzluk dediğiniz şey Allah katında takdir edilmiştir. Doğrusu siz imtihana tutulan bir toplumsunuz." diye cevap verdi.

Süleyman Ateş

Dediler: "Senin ve seninle beraber bulunanların yüzünden uğursuzluğa uğradık." Dedi: "Uğursuzluğunuz(un sebebi), Allah'ın yanındadır (herşey O'nun takdiriyle olur). Doğrusu siz (bu olaylarla) sınanan bir toplumsunuz."

Süleymaniye Vakfı

(Halkı:) "Sen ve yanındakiler yüzünden uğursuzluğa uğradık." dediler. Salih dedi ki: "Sizi uğursuzluğa uğratan şey, Allah katındandır. Aksine siz, imtihan edilen bir topluluksunuz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Sen ve taraftarların yüzünden huzurumuz kaçtı" dediler. Salih dedi ki; "Huzurunuzu kaçıran şey, Allah katındandır. Aslında siz, imtihandan geçirilen bir toplumsunuz."

Şaban Piriş

-Sen ve beraberindeki kimseler, bize uğursuzluk getirdiniz dediler. -Uğursuzluğunuz Allah katındandır. Esasında imtihan oluyorsunuz, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık.» Dedi ki: «Sizin uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Allah katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz.»

Ümit Şimşek

Onlar 'Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık' dediler. Salih ise 'Sizin uğursuzluğunuz Allah katında yazılıdır,' dedi. 'Aslında siz sınanmakta olan bir topluluksunuz.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Sen ve beraberindekiler yüzünden başımıza uğursuzluk geldi/sen ve beraberindekileri uğursuzluk belirtisi sayıyoruz." Dedi: "Uğursuzluk kuşunuz Allah katındadır. Daha doğrusu siz, imtihana çekilen bir topluluksunuz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Biz sənin və səninlə birlikdə olanların ucbatından uğursuzluğa uğradıq”. Saleh dedi: “Sizin uğursuzluğunuz Allah yanındadır. Siz sınağa çəkilən bir qövmsünüz”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar dedilər: ″Bizə sənin və yanında olanların ucbatından uğursuzluq üz verdi. (Ayağınız bizə düşmədiyi üçüb pis günə qaldıq, cürbəcür müsibətlərə düçar olduq). (Saleh) dedi: ″Sizin uğursuzluğunuz Allahdandır. Bəlkə də, (itaət edib-etməyəcəyinizi bilmək üçün Allah tərəfindən) imtahan olunursunuz.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺWir sehen ein böses Vorzeichen in dir und in denjenigen, die mit dir sind.ʺ Er sagte: ʺEuer Vorzeichen ist bei Allah. Nein! Vielmehr seid ihr Leute, die der Versuchung ausgesetzt werden.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺWir ahnen Böses von dir und von denen, die mit dir sind.ʺ Er sagte: ʺEuer Unheil ist bereits bei Allah. Nein, ihr seid ein Volk, das geprüft wird.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺWir prophezeien etwas Unheilvolles mit dir und mit allen, die mit dir sind.ʺ Er sagte: ʺDas von euch (prophezeite) Unheilvolle kommt von ALLAH. Nein, sondern ihr seid Leute, die geprüft werden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But they wickedly said: "We esteem you and those with you as birds of evil omen presaging some direful events. " "Indeed, " he said, "events portending good or evil and all that is destined to happen rest at the hands of Allah; the fact is that you are people put to the test".

Abdul Haleem

They said, ‘We see you and your fol-lowers as an evil omen.’ He replied, ‘God will decide on any omen you may see: you people are being put to the test.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Ill omen do we augur from thee and those that are with thee". He said: "Your ill omen is with Allah; yea, ye are a people under trial."

Abul A'la Maududi

They said: "We augur ill of you and those who are with you." Salih replied: "Your augury is with Allah. The truth is that you are a people who are being tried."

Aisha Bewley

They said, ‘We see you, and those with you, as an evil omen. ’ He said, ‘No, your evil omen is with Allah; you are merely a people undergoing a trial.’

Al-Hilali & Khan

They said: "We augur ill omen from you and those with you." He said: "Your ill omen is with Allâh; nay, but you are a people that are being tested."

Ali Quli Qarai

They said, ‘We take for a bad omen you and those who are with you. ’ He said, ‘Your bad omens are with Allah. Rather you are a people being tested.’

Amatul Rahman Omar

They said, `We have suffered due to you and your companions. ' (Sâlih) said, `Your deeds and true cause of your sufferings is with Allâh (Who is punishing you for your evil deeds). Nay, you are a people who are being tried (to distinguish the good of you from the bad).

Arthur John Arberry

They said, 'We augur ill of thee and of those that are with thee. ' He said, 'Your augury is with God; nay, but you are a people being proved.'

Bijan Moeinian

They said: "You are a bad omen [for the simple reason that we were one nation at “peace" before you. ] Saleh replied: “This [bad or good] omen [that you are talking about] is a mean by which God has put you in trial.

E. Henry Palmer

They said, 'We have taken an augury concerning thee and those who are with thee. ' Said he, 'Your augury is in God's hands; nay, but ye are a people who are tried!'

Edip-Layth

They said, "You have an ill omen with you and those with you." He said, "Your ill omen is with God, but you are a people that are being tested."

George Sale

They answered, we presage evil from thee, and from those who are with thee. Saleh replied, the evil which ye presage is with God: But ye are a people who are proved by a vicissitude of prosperity and adversity.

Hamid S. Aziz

Said he, "O my people! Why do you hasten on evil rather than good? Why do you not ask forgiveness of Allah that you may obtain mercy. "

Mahmoud Ghali

They said, "We augur ill of you and of (the ones) who are with you. " He said, "Your bird (of) augury is in the Providence of Allah. No indeed, (but) you are a people being tempted."

Marmaduke Pickthall

They said: We augur evil of thee and those with thee. He said: Your evil augury is with Allah. Nay, but ye are folk that are being tested.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "You betoken evil, and those with you. " (Saleh) replied: "The evil you presage can only come from God. In reality you are a people under trial (for your own inauspiciousness)."

Muhammad Asad

They answered: "We augur evil from thee and those that follow thee!" Said he: “Your destiny, good or evil, rests with God yea, you are people undergoing a test!”

Mustafa Khattab

They replied, "You and your followers are a bad omen for us."[1] He responded, “Your omens are destined by Allah. In fact, you are ˹only˺ a people being tested.”

Progressive Muslims

They said: "You have an ill omen with you and those with you. " He said: "Your ill omen is with God, but you are a people that are being tested."

Sahih International

They said, "We consider you a bad omen, you and those with you. " He said, "Your omen is with Allah. Rather, you are a people being tested."

Sam Gerrans

They said: “We think thee and those with thee an evil omen.” He said: “Your evil omen is with God. The truth is, you are a people subjected to means of denial.”

Shabbir Ahmed

They answered, "We consider you, and your companions a bad omen for us. " He said, "Your omen is determined by Allah's Laws. Nay, you are but a folk who are being tested."

Syed Vickar Ahamed

They said: "We foresee bad sign from you, and from those who are with you. " He said: "Your bad sign is with Allah; Yes, you are a people under trial."

Taqi Usmani

They said, "We regard you and those with you as a sign of bad omen." He said, “Your omen is with Allah, but you are a people put to a test.”

The Monotheist Group

They said: "You have an ill omen with you and those with you." He said: "Your ill omen is with God, but you are a people who are being tested."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Qewmê wî got: Di rûyê te û yên digel te de bêqudoşî (bêoxirî) li me bariyaye. Salih ji wan re got: Tiştê ji başî û nebaşiyê were serê we ew ji cem Xwedê ye. Belkî hûn miletekî wisan e ku hûn têne ceribandin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺWij zien in jou en wie met jou zijn een slecht voorteken.ʺ Hij zei: ʺJullie slechte voorteken is bij God. Ja zeker, jullie zijn mensen die in verzoeking gebracht worden.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij antwoordden: Wij voorzien kwaad van u en die met u zijn. Saleh hernam: Het kwaad dat gij voorspelt, hangt van God af, maar gij zijt een volk, dat beproefd wordt, door eene wisseling van voor- en tegenspoed.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺWij verwachtten van jou en degenen die met jou zijn een slecht lot.ʺ Hij zei: ʺJullie lot is bij Allah. Jullie zijn beslist een volk dat op de proef gesteld wordt.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказали они [люди] [пророку Салиху]: «Мы связываем (некоторые события, что происходят) с тобой (о, Салих) и с теми, кто с тобой». (Пророк Салих) сказал: «Ваше связывание событий у Аллаха. [Все, что случается, происходит по предопределению и дозволению Аллаха] Но, вы являетесь испытываемыми людьми (которых Аллах испытывает добром и злом, радостью и бедой)!»

Rusça — Osmanov

[Самудиты] ответили: ʺМы видим дурное предзнаменование в тебе и в тех, кто с тобоюʺ. [Салих] сказал: ʺВаше дурное предзнаменование [зависит] от Аллаха. Да, вас подвергают испытаниюʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De svarade: ʺVi ser i din och dina anhängares (ankomst) ett varsel om kommande olyckor!ʺ Han sade: ʺErt öde (lyckligt eller olyckligt) ligger helt i Guds hand. Nej, vad som nu sker är att ni sätts på prov.ʺ