(75-76) İbrahim, şöyle dedi: "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?"

قَالَ اَفَرَاَيْتُمْ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَ اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمُ الْاَقْدَمُونَ

ḳāle e fe raeytum mā kuntum teǎ'budūne / entum ve ābā'ukumu l-eḳdemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2اَفَرَاَيْتُمْe fe raeytumر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördünüz mü?
3مَاneye
4كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
5تَعْبُدُونَteǎ'budūneع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmektapıyorsunuz
1اَنْتُمْentumsiz
2وَاٰبَٓاؤُ۬كُمُve ābā'ukumuا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekve atalarınız
3الْاَقْدَمُونَl-eḳdemūneق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.eski

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şimdi gördünüz mü dedi, neye kulluk ediyorsunuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şimdi gördünüz mü dedi, neye kulluk ediyorsunuz.

Adem Uğur

İbrahim dedi ki: İyi ama, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?

Ahmed Hulusi

(İbrahim) dedi ki: "Bir düşünün! Neye kulluk ediyorsunuz. . . "

Ahmet Tekin

İbrâhim: 'Neye taptığınızı biraz olsun düşündünüz mü?' dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'Şimdi neye taptığınızı gördünüz mü?

Ali Bulaç

(İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?"

Ali Fikri Yavuz

(75-76) İbrahim şöyle dedi: “- Şimdi gördünüz mü, o sizin ve geçen atalarınızın taptıklarını?

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Madem öyle, hizmet ettiğiniz şeylere hiç bakmadınız mı?"

Bayraktar Bayraklı

- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"

Bekir Sadak

(75-83) Ibrahim: «Eski atalarinizin ve sizin nelere taptiklarinizi goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanimdir. Dostum ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O'dur. Beni yediren de, iciren de O'dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni ldurecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gununde yanilmalarimi bana bagislamasini umdugum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasina kat.

Celal Yıldırım

(75-76) İbrâhim : «Sizin ve önceki atalarınızın nelere taptıklarını (üzerinde düşünüp onların neler olduklarını iyice) görüp anladınız mı ?

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(75-76) İbrâhim dedi ki: “İyi de sizin ve önceki atalarınızın neye taptığınızı hiç düşündünüz mü?

Diyanet İşleri

(75-76) İbrahim, şöyle dedi: "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?"

Diyanet İşleri (eski)

(75-83) İbrahim: 'Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Diyanet Vakfi

(75-76) İbrahim dedi ki: İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın; neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(75-76) İbrahim dedi ki: «İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(75-76) (İbrahim) dedi ki: "Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi, dedi: gördünüz a o sizin ve eski atalarınızın taptıklarınızı

Erhan Aktaş

İbrahim: "Peki neye kulluk ettiğinizi hiç düşünüyor musunuz?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İbrahim: "Peki neye kulluk ettiğinizi hiç düşünüyor musunuz?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İbrahim: "Peki neye kulluk ettiğinizi hiç düşünüyor musunuz?" dedi.

Fizilal-il Kuran

İbrahim dedi ki, «Nelere taptığınızı görüyor musunuz?»

Gültekin Onan

(İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?"

Hamdi Döndüren

İbrahim, “Hiç düşündünüz mü, neye tapıyorsunuz? dedi.”

Hasan Basri Çantay

(75-76) (İbrahim): "Şimdi gördünüz mü, dedi, gerek sizin, gerek daha evvelki atalarınızın neye tapmakda olduğunuzu"?

Hasib Asutay

(İbrahim) dedi: 'İşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz?

Hayrat Neşriyat

(75-76) (İbrâhîm) dedi ki: 'Siz ve önceki atalarınız, artık nelere tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?'

İbni Kesir

O da demişti ki: Neye tapmış olduğunuzu görüyor musunuz?

Mehmet Okuyan

(İbrahim) şöyle demişti: “Siz ve önceki atalarınız neye taptığınızı hiç düşündünüz mü?

Muhammed Esed

(İbrahim:) "Peki" dedi, "(bu) taptığınız şeylere (başınızı kaldırıp da) hiç bakmadınız mı?

Mustafa İslamoğlu

(İbrahim) "Ne yani" dedi, "taptığınız şeylerin ne olduğuna (bir kez olsun) dönüp bakmadınız mı;

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Şimdi neye ibadet eder olduğunuzu görmüş oldunuz mu?»

Ömer Öngüt

Dedi ki: “Nelere taptıklarınızı görüyor musunuz?”

Suat Yıldırım

(75-76) İbrahim dedi ki: "Peki, gerek sizin taptığınız, gerek gelip geçmiş babalarınızın taptığı şeyler hakkında biraz olsun düşünmediniz mi?

Süleyman Ateş

"İşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz?" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Dedi ki: "Peki hiç düşündünüz mü? Neye kulluk ediyorsunuz,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Peki, neye kulluk ettiğinizin fakında mısınız?" dedi.

Şaban Piriş

-Şimdi gördünüz mü nelere kulluk ettiğinizi? dedi.

Tefhim-ul Kuran

(İbrahim) Dedi ki: «Şimdi, neye tapmakta olduklarınızı gördünüz mü?»

Ümit Şimşek

İbrahim dedi ki: 'Gördünüz mü taptıklarınızı?

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi: "Gördünüz mü neye ibadet ediyormuşsunuz!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O dedi: “Siz nəyə ibadət etdiyinizi görürsünüzmü –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(İbrahim) demişdi: ″İndi nəyə ibadət etdiyinizi görürsünüzmü?-

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sagte: ʺHabt ihr über das nachgedacht, was ihr anbetet,

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺWas meint ihr wohl zu dem, was ihr zu verehren pflegt,

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺSeht ihr denn nicht, was ihr da angebetet habt

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺHabt ihr etwa gesehen, wem ihr zu dienen pflegtet,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Do you see", Ibrahim said, "all those you adored and revered as objects of worship!"

Abdul Haleem

Abraham said, ‘Those idols you have worshipped,

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Do ye then see whom ye have been worshipping,-

Abul A'la Maududi

Thereupon, Abraham said: "Have you seen (with your eyes) those whom you have been worshipping,

Aisha Bewley

He said, ‘Have you really thought about what you worship,

Al-Hilali & Khan

He said: "Do you observe that which you have been worshipping -

Ali Quli Qarai

He said, ‘Have you regarded what you have been worshipping,

Amatul Rahman Omar

(Abraham) said, `But have you (ever) considered what you have been worshipping,

Arthur John Arberry

He said, 'And have you considered what you have been serving,

Bijan Moeinian

Abraham asked: "Have you ever opened your eyes to see the absurdity of what you worship?"

E. Henry Palmer

He said, 'Have ye considered what ye have been serving,

Edip-Layth

He said, "Do you see what you have been serving."

George Sale

He said, what think ye? The gods which ye worship,

Hamid S. Aziz

They said, "No; but we found our fathers doing thus. "

Mahmoud Ghali

He said, "Have you then seen what you have been worshiping,.

Marmaduke Pickthall

He said: See now that which ye worship,

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "Have you considered what you have been worshipping,

Muhammad Asad

Said [Abraham]: "Have you, then, ever con­sidered what it is that you have been worshipping

Mustafa Khattab

Abraham responded, "Have you ˹really˺ considered what you have been worshipping—

Progressive Muslims

He said: "Do you see that which you have been worshipping. "

Sahih International

He said, "Then do you see what you have been worshipping,

Sam Gerrans

He said: “Have you considered what you have been serving,

Shabbir Ahmed

He said, "Have you, then ever considered what it is that you have been worshiping,

Syed Vickar Ahamed

He said: "Then do you see what you have been worshipping—

Taqi Usmani

He said, "Have you then ever considered what you have been worshipping,

The Monotheist Group

He said: "Do you see that which you have been worshipping."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il dit: ʺQue dites-vous de ce que vous adoriez...?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Îbrahîm got: Erê baş e, ma hûn fikirîne ka hûn perestina çi dikin?

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺHebben jullie dan wel gezien wat jullie aan het dienen waren?

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij zeide: Wat denkt gij: De goden die gij aanbidt.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

(Ибрахим) сказал: «А задумывались ли вы о том, чему вы поклоняетесь,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han sade: ʺHar ni ägnat en tanke åt vad det är ni dyrkar,