Firavun, "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım" dedi.

قَالَ اٰمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْ اِنَّهُ لَكَبِيرُكُمُ الَّذِي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ لَاُقَطِّعَنَّ اَيْدِيَكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْ اَجْمَعِينَ

ḳāle āmentum lehu ḳable en āƶene lekum innehu le kebīrukumu elleƶī ǎllemekumu s-siHra fe le sevfe teǎ'lemūne le uḳaTTiǎnne eydiyekum ve erculekum min ḣilāfin ve le uSallibennekum ecmeǐyne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Fir'avn) dedi
2اٰمَنْتُمْāmentumا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandınız mı?
3لَهُlehuona
4قَبْلَḳableق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönce
5اَنْen
6اٰذَنَāƶeneا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretben izin vermeden
7لَكُمْlekumsize
8اِنَّهُinnehuşüphesiz O
9لَكَبِيرُكُمُle kebīrukumuك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüğünüzdür
10الَّذِيelleƶī
11عَلَّمَكُمُǎllemekumuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamesize öğreten
12السِّحْرَs-siHraس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktibüyüyü
13فَلَسَوْفَfe le sevfeöyleyse yakında
14تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebileceksiniz
15لَاُقَطِّعَنَّle uḳaTTiǎnneق ط عkesmek, ayırmak, bölmek, ayrılmak, ayırmak, devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek, yıkmak, çürümek, son vermek, durdurmak, bitirmek, devam etmemek, başaramamak, durmak, durdurulmak, engellenmiş, bir son vermek, parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım Türkçe'ye girmiş türevler: kıta, kat, ikta, inkıta, kati, maktu, mukataa, maktuen, kat´a, katiyen, katiyet, katiyetlemutlaka keseceğim
16اَيْدِيَكُمْeydiyekumي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitellerinizi
17وَاَرْجُلَكُمْve erculekumر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.ve ayaklarınızı
18مِنْmin
19خِلَافٍḣilāfinخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekçapraz olarak
20وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْve le uSallibennekumص ل بÇarmıha germek suretiyle öldürmek, kemiklerden ilik çıkarmak. Salb - iyi bilinen bir öldürme şekli, çarmıha germe. Salabahuu - onu belli ve bilinen bir şekilde öldürdü, onu çarmıha gerdi. Aslaab (sulbun'un çoğulu) - omurgalar, beller. Masluub - çarmıha gerilmiş. Saliibun - belli ve bilinen bir şekilde öldürülmüş.ve asacağım
21اَجْمَعِينَecmeǐyneج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.hepinizi

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Firavun, size izin vermeden inandınız ha dedi, şüphe yok ki o, sizin büyüğünüz, büyüyü o öğretti size; şimdi anlarsınız siz, mutlaka ellerinizi, ayaklarınızı çaprazvari kestireceğim ve hepinizi de astıracağım.

Abdulkadir Gölpınarlı

Firavun, size izin vermeden inandınız ha dedi, şüphe yok ki o, sizin büyüğünüz, büyüyü o öğretti size; şimdi anlarsınız siz, mutlaka ellerinizi, ayaklarınızı çaprazvari kestireceğim ve hepinizi de astıracağım.

Adem Uğur

Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!

Ahmed Hulusi

(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden mi Ona iman ettiniz? Kesinlikle O, size sihri öğreten büyüğünüzdür. . . Yakında bileceksiniz. . . Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestirip, kesinlikle hepinizi toptan astıracağım. "

Ahmet Tekin

Firavun: 'Ben size izin vermeden mi, ona boyun eğip güvendiniz? Anlaşıldı ki, size sihri öğreten büyüğünüzmüş o. Şimdi size yapacaklarımı göreceksiniz. Ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Hepinizi astıracağım.' dedi.

Ahmet Varol

(Firavun) dedi ki: 'Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? O size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Yakında muhakkak bileceksiniz. Sizin ellerinizi ve bacaklarınızı çaprazlama kesecek sonra hepinizi asacağım.'

Ali Bulaç

(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp sallandıracağım."

Ali Fikri Yavuz

(Firavun onlara şöyle) dedi: “- Ben size izin vermeden ona (Mûsa’ya) iman ettiniz, anlaşıldı ki o size büyü öğreten büyüğünüzmüş! O halde mutlaka yakında bileceksiniz: Muhakkak surette ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve gerçekten hepinizi asacağım.”

Ali Rıza Safa

"Size izin vermeden Ona inandınız; öyle mi?" dedi; "Aslında, O, büyücülüğü size öğreten ustanız olmalı. Madem öyle, yakında görürsünüz; ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve hepinizi kesinlikle astıracağım!"

Bayraktar Bayraklı

Firavun, "Ben size izin vermeden ona inanıyorsunuz, öyle mi?" diye çıkıştı. "Doğrusu o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Andolsun, yakında bileceksiniz, bana karşı gelip döneklikyapmanız yüzünden ellerinizi ve ayaklarınızı doğrayacağım, hepinizi asacağım" dedi.

Bekir Sadak

Firavun: «Ben size izin vermeden ona iman mi ettiniz? Muhakkak ki o, size sihri ogreten buyugunuzdur. simdi bileceksiniz; ellerinizi ayaklarinizi, and olsun, caprazlama kestirecegim, hepinizi astiracagim» dedi.

Celal Yıldırım

Fir'avn, «ben size izin vermeden ona imân ettiniz (öyle mi ?) Elbette o size sihir öğreten büyüğünüzdür. Yakında (neler yapacağımı) bileceksiniz. Yemin ederim ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve elbette hepinizi asacağım» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Firavun dedi ki: “Benim size izin vermemi beklemeden ona iman ediyorsunuz, öyle mi? Anlaşılan o, size sihri öğreten üstadınızmış! Ama şimdi göreceksiniz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!”

Diyanet İşleri

Firavun, "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Firavun: 'Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi bileceksiniz; ellerinizi ayaklarınızı, and olsun, çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım' dedi.

Diyanet Vakfi

Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Firavun (kızgınlık içinde) dedi ki: «Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz! Anlaşıldı ki, o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! O halde kesinlikle yakında anlayacaksınız; çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi muhakkak çarmıha gerdireceğim!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ona, dedi: ben size izin vermeden iyman ettiniz, anlaşıldı ki o size sihri ta'lim eden büyüğünüzmüş, o halde mutlak yakında bileceksiniz, çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazına kestireceğim, hem muhakkak hepinizi çarmıha gerdireceğim.

Erhan Aktaş

Firavun, "Ben izin vermeden O'na iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Şunu kesin olarak bilin ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve kesinlikle hepinizi astıracağım!" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun, "Ben izin vermeden ona iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Şunu kesin olarak bilin ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve kesinlikle hepinizi astıracağım!" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Benden izinsiz ona iman ettiniz. Kesinlikle o size sihir öğreten büyüğünüzdür! Şunu kesin olarak bilin ki yakında ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve kesinlikle hepinizi astıracağım!" dedi.

Fizilal-il Kuran

Firavun, «ben izin vermeden O'na inandınız, öyle mi? Hiç kuşkusuz O size büyücülüğü öğreten elebaşınızdı. Ama yakında başınıza neler geleceğini öğreneceksiniz. Andolsun ki, sağlı sollu birer el ve ayağınızı kesecek ve arkasından hepinizi asacağım» dedi.

Gültekin Onan

(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp sallandıracağım."

Hamdi Döndüren

Firavun dedi: “Ben size izin vermeden, ona inandınız, öyle mi? Meğer o, size büyüyü öğreten büyüğünüzmüş! Ama (ne yapacağımı) yakında anlayacaksınız. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak kestireceğim ve hepinizi astıracağım!”

Hasan Basri Çantay

(Fir'avn) dedi ki: "Ben size izin vermeden siz ona iman etdiniz ha! Hakıykat size büyüyü öğreten büyüğünüzmüş o! O halde yakında bileceksiniz. Herhalde sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesdireceğim, sizin topunuzu behemehal çarmıha gerdireceğim"!

Hasib Asutay

Firavun dedi ki: 'Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Mutlaka o size sihir öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz. Andolsun ki sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve hepinizi astıracağım. '

Hayrat Neşriyat

(Fir'avun:) '(Ben) size izin vermeden ona îmân ettiniz, öyle mi? Şübhesiz ki o, gerçekten size sihri öğreten büyüğünüzmüş. Ama ileride elbette göreceksiniz. Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi kesinlikle asacağım!' dedi.

İbni Kesir

Ben size izin vermezden önce mi ona inandınız? Şüphesiz size büyü öğreten büyüğünüzdür. Şimdi bileceksiniz; elbette ben, ellerinizi ve ayaklarınızı andolsun ki çaprazlama kestireceğim ve hepinizi astıracağım, dedi.

Mehmet Okuyan

(Firavun) şöyle demişti: “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz, (öyle mi)! Şüphesiz ki o (Musa), size büyü öğreten büyüğünüzdür (akıl hocanızdır). İleride (size neler yapacağımı) elbette bileceksiniz. Dönekliğ(iniz)den dolayı kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı elbette kestireceğim ve hepinizi astıracağım!”

Muhammed Esed

(Firavun:) "Ben size izin vermeden ona inanıyorsunuz, öyle mi?" diye çıkıştı, "Size büyüyü öğreten ustanız bu olmalı mutlaka! Fakat yakında (benim intikamımı) göreceksiniz: içinizden çoğunun ellerini ayaklarını kestireceğim, hepinizi astıracağım!"

Mustafa İslamoğlu

(Firavun) dedi ki: "Demek siz ben izin vermeden ona inandınız, öyle mi? Anlaşıldı ki o size büyüyü öğreten üstadınızdır; fakat pek yakında gününüzü göreceksiniz: dönekliğinizden dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı mutlaka keseceğim ve topunuzu asacağım!"

Ömer Nasuhi Bilmen

(Fir'avun) Dedi ki: «Ben size izin vermeden evvel siz ona imân ettiniz, şüphesiz ki, o size sihri öğretmiş olan büyüğünüzdür. Artık yakında bileceksiniz, elbette ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlamasına kestireceğim ve muhakkak ki sizi toplu bir halde astıracağım.»

Ömer Öngüt

(Firavun) dedi ki: “Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Size sihiri öğreten büyüğünüz odur. Fakat siz göreceksiniz! Andolsun ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım!”

Suat Yıldırım

Firavun: "Demek ben size izin vermeden ona inandınız ha! Anlaşıldı. Size büyüyü öğreten ustanız oymuş! Size yapacağımı da yakında öğreneceksiniz. Farklı yönlerden olmak üzere el ve ayaklarınızı kesecek ve hepinizi asacağım!"

Süleyman Ateş

(Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım!"

Süleymaniye Vakfı

(Firavun:) "Ben size izin vermeden ona inandınız öyle mi! Demek ki size sihri öğreten büyüğünüz oymuş. Yakında öğreneceksiniz; kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi mutlaka asacağım!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Ben izin vermeden ona inadınız öyle mi? Demek ki, o sizin büyüğünüz, size büyüyü öğreten adam. Göreceksiniz; kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlamasına kesecek ve hepinizi asacağım" dedi.

Şaban Piriş

-Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Anlaşıldı ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireyim ve sizi çarmıha gerdireyim de görün siz! dedi.

Tefhim-ul Kuran

(Firavun) Dedi ki: «Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Hiç tartışmasız, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp sallandıracağım.»

Ümit Şimşek

Firavun 'Fakat ben size izin vermeden iman ettiniz,' dedi. 'Demek, bu size büyücülüğü öğreten büyüğünüzmüş. Siz görürsünüz; ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlamasına kesip hepinizi asacağım.'

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun haykırdı: "Ben size izin vermeden ona inandınız ha! Anlaşıldı, o sizin hepinize sihirbazlığı öğreten büyüğünüz. Yakında bileceksiniz. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlamasına keseceğim ve yemin olsun sizi toptan asacağım."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Firon dedi: “Mən sizə izin verməmişdən əvvəl siz ona imanmı gətirdiniz? Şübhəsiz ki, o sizə sehr öyrədən böyüyünüzdür. Tezliklə biləcəksiniz! Mən sizin əllərinizi və ayaqlarınızı çarpaz kəsdirib hamınızı çarmıxa çəkdirəcəyəm”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Firʼon) dedi: ″Mən sizə izin verməmişdən əvvəl siz ona iman gətirdiniz, çünki o, həqiqətdə sizə sehr öyrətmiş olan böyüyünüzdür. (Heç eybi yoxdur. Əzabımın nə olduğunu) sözsüz ki, biləcəksiniz. Mütləq əl-ayağınızı çarpaz kəsdirib hamınızı çarmıxa çəkdirəcəyəm!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Da sprach Pharao: ʺGlaubt ihr an ihn, bevor ich es euch erlaube? Er ist euer Meister, der euch die Zauberei gelehrt hat. Ihr werdet erfahren, wie ich euch bestrafe. Ich werde euch Hände und Füße wechselseitig abhacken und euch alle kreuzigen lassen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er (Firʹaun) sagte: ʺIhr glaubt ihm, bevor ich es euch erlaube? Er ist wahrlich euer Ältester, der euch die Zauberei gelehrt hat. Ihr werdet (es) wahrlich erfahren. Ganz gewiß werde ich eure Hände und eure Füße wechselseitig abhacken und euch al lesamt ganz gewiß kreuzigen (lassen).ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er (Pharao) sagte: ʺGlaubt ihr an ihn, bevor ich es euch erlaube? Er ist sicher euer Meister, der euch die Zauberei gelehrt hat. Aber bald sollt ihr es erfahren. Wahrhaftig, ich werde euch die Hände und Füße wech selweise abhauen (lassen), und wahrhaftig, ich will euch alle kreuzigen (lassen)ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er (Pharao) sagte: ʺBekundet ihr etwa den Iman ihm gegenüber, bevor ich euch die Erlaubnis gab?! Gewiß, er ist doch euer Meister, der euch die Magie lehrte, und ihr werdet es doch noch wissen. Ich werde zweifelsohne eure Füße und eure Hände wechselseitig abtrennen und werde euch gewiß noch allesamt kreuzigen!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And here said Pharaoh to them: "Have you yielded to his claims and surrendered yourselves to his Ilah without my permission!" "This is indeed, " he added, a deceitful plan designed by your master who taught you magic and you shall bear the consequences and soon come to know how heavily you shall pay for this!" "I will amputate your hands and your feet on opposite sides and I will have you all crucified. "

Abdul Haleem

Pharaoh said, ‘How dare you believe in him before I have given you permission? He must be the master who taught you sorcery! Soon you will see: I will cut off your alternate hands and feet and then crucify the lot of you!’

Abdullah Yusuf Ali

Said (Pharaoh): "Believe ye in Him before I give you permission? surely he is your leader, who has taught you sorcery! but soon shall ye know! Be sure I will cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will cause you all to die on the cross!"

Abul A'la Maududi

Pharaoh said: "You accepted the word of Moses even before I granted you the leave to do so. Surely he is your chief who has taught you magic. Soon shall you come to know. I shall cut off your hands and feet on opposite sides and shall crucify all of you."

Aisha Bewley

He said, ‘Have you had iman in him before I authorised you? He is your chief who taught you magic. But you will soon know! I will cut off your alternate hands and feet and I will crucify every one of you.’

Al-Hilali & Khan

[Fir‘aun (Pharaoh)] said: "You have believed in him before I give you leave. Surely, he indeed is your chief, who has taught you magic! So verily, you shall come to know. Verily, I will cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will crucify you all."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Do you profess faith in Him before I permit you? He is indeed your chief who has taught you magic! Soon you will surely know! Surely I will cut off your hands and feet from opposite sides, and I will surely crucify you all. ’

Amatul Rahman Omar

(Pharaoh) said, `Have you believed in him before I gave you leave? Indeed he is your chief, the same who taught you sorcery. So you will soon know (your horrible end). I will most surely cut off your hands and your feet on alternate sides for (your this) opposition (to me); and I will crucify you to death one and all.'

Arthur John Arberry

Said Pharaoh, 'You have believed him before I gave you leave. Why, he is the chief of you, the same that taught you sorcery; now you shall know! I shall assuredly cut off alternately your hands and feet, then I shall crucify you all together.'

Bijan Moeinian

Pharaoh said: "How dare you to believe in Moses before getting permission from me? Now I see; he is your master and has taught you the art of magic. You will surely find out when I cut your hands and feet on alternate sides. I will crucify you all."

E. Henry Palmer

Said he, 'Do ye believe in Him ere I give you leave? Verily, he is your chief who has taught you sorcery, but soon ye shall know. I will surely cut off your hands and your feet from opposite sides, and I will crucify you all together!'

Edip-Layth

He said, "Have you acknowledged him before I permitted you? He is surely your great one who has taught you magic. So you shall come to know. I will cut off your hands and feet from alternate sides, and I will crucify you all."

George Sale

Pharaoh said unto them, have ye believed on him, before I have given you permission? Verily he is your chief, who hath taught you magic: But hereafter ye shall surely know my power. I will cut off your hands and your feet, on the opposite sides, and I will crucify you all.

Hamid S. Aziz

"The Lord of Moses and Aaron. "

Mahmoud Ghali

He (Firaawn) said, "You have believed him before I give you permission. Surely he is indeed your great (master) who taught you sorcery. Yet indeed you will eventually know! Indeed I will definitely cut off (The form of the verb implies something done repeatedly, or to a high degree or great extent. (cf. sûrat yûsuf 3 1) your hands and legs alternately, and indeed I will definitely crucify you all together."

Marmaduke Pickthall

(Pharaoh) said: Ye put your faith in him before I give you leave. Lo! he doubtless is your chief who taught you magic! But verily ye shall come to know. Verily I will cut off your hands and your feet alternately, and verily I will crucify you every one.

Mohamed Ahmed - Samira

Said (the Pharaoh): "You have come to believe in him before I gave you leave. He is surely your chief, who taught you magic. You will soon come to know: I will have your hands and feet cut off on alternate sides, and have every one of you crucified."

Muhammad Asad

Said [Pharaoh]: "Have you come to believe in him ere I have given you permission? Verily, he must be your master who has taught you magic! But in time you shall come to know [my revenge]: most certainly shall I cut off your hands and your feet in great numbers, because of [your] perverseness, and shall most certainly crucify you in great numbers, all together!"

Mustafa Khattab

Pharaoh threatened, "How dare you believe in him before I give you permission? He must be your master who taught you magic, but soon you will see. I will certainly cut off your hands and feet on opposite sides, then crucify you all."

Progressive Muslims

He said: "Have you believed to him before I permitted you He is surely your great one who has taught you magic. So you shall come to know. I will cut-off your hands and feet from alternate sides, and I will crucify you all."

Sahih International

[Pharaoh] said, "You believed Moses before I gave you permission. Indeed, he is your leader who has taught you magic, but you are going to know. I will surely cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will surely crucify you all."

Sam Gerrans

Said he: “You have believed him before I gave you leave. He is your chief who taught you sorcery. And you will come to know! I will cut off your hands and your feet on opposite sides, and crucify you all together.”

Shabbir Ahmed

Pharaoh said, "You believe in him before I grant my permission? He is surely your chief who has taught you spellbinding eloquence. You shall find out soon. I will cut off your hands and feet alternately and verily I will crucify you everyone."

Syed Vickar Ahamed

Said (Firon): "Will you believe in Him (Allah) before I give you permission? Surely, he (Musa) is your chief, who has taught you magic! But you will know soon! Be sure I will cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will cause you all to die on the cross!"

Taqi Usmani

He (Pharaoh) said, "You have believed in him before I permit you. Surely, he (Mūsā) is the chief of you all, who has taught you sorcery. So you will soon know (your fate). I will cut off your hands and feet from different sides, and will crucify you all together.

The Monotheist Group

He said: "Have you believed unto him before I permitted you? He is surely your great one who has taught you magic. So you shall come to know, I will cut off your hands and feet from alternate sides, and I will crucify you all."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Pharaon) dit: ʺAvez-vous cru en lui avant que je ne vous le permette? En vérité, cʹest lui votre chef, qui vous a enseigné la magie! Eh bien, vous saurez bientôt! Je vous couperai, sûrement, mains et jambes opposées, et vous crucifierai tousʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Firewn got: Beriya ez destûrê bidim we, we çawa bawerî bi Mûsa anî! Bêguman her ew e mezinê we yê ku sêr fêrî we kiriye! Vêca hûn ê bizanin (ka ez ê çi bînim serê we). Sond be, ez ê dest û piyên we çep û rast jêkim û ez ê we tevan daleqînim.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺJullie geloven aan hem voordat ik jullie toestemming gegeven heb. Hij is zeker jullie meester die jullie heeft leren toveren. Dan zullen jullie het weten; Ik zal jullie de handen en voeten aan tegenovergestelde kanten afhouwen en jullie allen tezamen kruisigen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Pharao zeide tot hen: Hebt gij in hem geloofd, voor ik u verlof heb gegeven? Waarlijk hij is uw hoofd, die u de tooverij heeft geleerd; maar later zult gij zeker mijne kracht kennen. Ik zal uwe handen en uwe voeten aan de tegenovergestelde zijden afsnijden, en ik zal u allen doen kruisigen.

Hollandaca — Siregar

Hij (Firʹaun) zei: ʺGeloven jullie hem voordat ik jullie toestemming geef? Voorwaar, hij is zeker jullie meerdere die jullie de tovenarij onderwees. En spoedig zullen jullie het weten: ik zal jullie handen en jullie voeten aan tegenovergestelde kanten afhakken en ik zal jullie allen kruisigen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Фараон) сказал (колдунам): «Неужели вы поверили ему [Мусе], прежде чем я позволил вам (это)? Поистине, он [Муса], однозначно, ваш старший, который научил вас колдовству. И вскоре вы (о, колдуны) узнаете (какое наказание постигнет вас за это от меня)! Я непременно отрублю вам (о, колдуны) руки и ноги накрест, потом однозначно распну вас всех (на стволах пальм)!»

Rusça — Osmanov

[Фирʹаун] спросил: ʺТак вы уверовали в Него, прежде чем я разрешил вам? Он (т. е. Муса), несомненно, - ваш предводитель, который обучил вас колдовству! Но скоро вы узнаете [последствия вашего своеволия]: я велю четвертовать и распять вас всех!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Farao) sade: ʺTror ni på honom innan jag har gett er tillåtelse? Han måste vara den mästare som har undervisat er i trolldom! Men ni skall få pröva på (min vrede)! Jag svär att jag skall hugga av er motsatt hand och fot till sista man; ja, jag skall korsfästa er utan förskoning!ʺ