Şuara Suresi 206. Ayet — Elfaz
Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (halleri nice olurdu?)
1ثُمَّṧummesonra, ayrıcaBağlaç
2جَاءَهُمْcā'ehumkendilerine gelseMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
3مَاmāşeyİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4كَانُواkānūolduklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
5يُوعَدُونَyūǎdūnetehdid ediliyorMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)