Furkan Suresi 27. Ayet — Elfaz
O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: "Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!"
2يَعَضُّyeǎDDuısırırMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibع ض ضÜzüntüden elleri ısırmak, ısırmak, dişlerle kavramak.
3الظَّالِمُZ-ZālimuzalimMarife (Belirlilik Takısı)+İsimظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak
4عَلٰىǎlāHarf-i Cer
6يَقُولُyeḳūluderMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
7يَالَيْتَنِيyā leytenīEY/HEY keşke benNida Edatı+Harf-i Nasb+Zamir
8اتَّخَذْتُtteḣaƶtuben edineydimMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Vahde · İfti'âl Bâbıا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
9مَعَmeǎberaberMekan Zarfı
10الرَّسُولِr-rasūlielçiyleMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
11سَبِيلًاsebīlenbir yolİsimس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep