Nur Suresi 6. Ayet — Elfaz
(6-7) Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.
1وَالَّذِينَve(e)lleƶīnekimselerBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
2يَرْمُونَyermūnezina ile suçlayanMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibر م يatmak, fırlatmak, atarak vurmak, suçlamak, yüklemek, suç atmak
3اَزْوَاجَهُمْezvācehumeşleriniİsim+Zamirز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/koca
4وَلَمْve lemveHaliye Edatı+Harf-i Nefi
5يَكُنْyekunbulunmayanlarMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
6لَهُمْlehumonlarınHarf-i Cer+Zamir
8اِلَّٓاillābaşkaHasr Edatı
9اَنْفُسُهُمْenfusuhumkendilerindenİsim+Zamirن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan
10فَشَهَادَةُfe şehādetu(o halde) şahidliğiİsti'nafiye Edatı+İsimش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.
11اَحَدِهِمْeHadihimonlardan her birininİsim+Zamirا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.
14بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'ıHarf-i Cer+Lafza-i Celal
15اِنَّهُinnehukendisinin mutlakaHarf-i Nasb+Zamir
16لَمِنَle mine-den olduğunaLam-ı Te'kid+Harf-i Cer
17الصَّادِقِينَS-Sādiḳīnedoğru söyleyenler-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.