Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
حَتّٰٓى اِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ اِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ
Hattā iƶā feteHnā ǎleyhim bāben ƶā ǎƶābin şedīdin iƶā hum fīhi mublisūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonunda, onlara çetin bir azap kapısı açmıştık da o zaman her şeyden ümitlerini kesmişlerdi.
Abdulkadir Gölpınarlı
Sonunda, onlara çetin bir azap kapısı açmıştık da o zaman her şeyden ümitlerini kesmişlerdi.
Adem Uğur
En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!
Ahmed Hulusi
Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap sahibi bir kapı açtığımızda, birdenbire o azabın içinde ümitsiz kalıverirler.
Ahmet Tekin
Nihayet, üzerlerine, dehşetli bir azap kapısı açtığımızda, ânında şaşkına dönerler, ümitsizliğe düşerler.
Ahmet Varol
Sonunda üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda onun içinde ümitsiz kalırlar.
Ali Bulaç
Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.
Ali Fikri Yavuz
Nihayet üzerlerine çok şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman da, onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
Ali Rıza Safa
Sonunda, yaman bir cezanın kapısını onların üzerine açtığımızda; işte o zaman, tüm umutlarını yitirecekler.
Bayraktar Bayraklı
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, ümitsiz kalıverdiler.
Bekir Sadak
Sonunda onlara siddetli bir azap kapisi actigimiz zaman umitsiz kaliverdiler.*
Celal Yıldırım
Sonunda üzerlerine şiddetli bir azâb kapısı açtığımızda, ansızın şaşırıverdiler de ümitsizliğe kapıldılar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
En sonunda üzerlerine çok şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de görürsün ki onlar bu durumda tam bir şaşkınlık ve ümitsizlik içine düşmüşlerdir.
Diyanet İşleri
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
Diyanet İşleri (eski)
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.
Diyanet Vakfi
En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonunda üzerlerine çetin azaplı bir kapı açtığımızda birden onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nihayet üzerlerine şedid azablı bir kapı açtığımız vakıt da onun içinde ye'se düşüvereceklerdir
Erhan Aktaş
Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.
Fizilal-il Kuran
Ama ağır bir azabın kapısını yüzlerine açtığımızda kurtuluş ümitlerini yitirerek ne yapacaklarını şaşırırlar.
Gültekin Onan
Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.
Hamdi Döndüren
Ama sonunda önlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, derhal onun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar!
Hasan Basri Çantay
Nihayet üzerlerine azabı çetin bir kapı açdığımız vakit (görürsün ki) onlar bunun içinde ümidsizlikle dönüb kalmışlardır.
Hasib Asutay
Sonunda üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman (görürsün ki) onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır.
Hayrat Neşriyat
Nihâyet onlara şiddetli bir azab kapısı açtığımızda, bir de bakarsın ki onlar bunun içinde ümidsizliğe düşmüş kimselerdir.
İbni Kesir
Sonunda onlara şiddetli bir azab kapısı açtığımızda şaşkına dönüp ümitsiz kalıverdiler
Mehmet Okuyan
Sonunda üzerlerine azabı şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada ümitsiz kalmışlardır!
Muhammed Esed
ta ki, Biz onların önünde (ceza gününe has) zorlu bir azabın kapısını açıncaya kadar; işte ancak o zaman bütün ümitlerini kaybediverirler.
Mustafa İslamoğlu
Ta ki vakti gelip de onlar aleyhine bir azap kapısı açıncaya dek: o zaman da onlar, orada, umutlarının tamamını yitiriverecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Nihâyet onların üzerine bir şiddetli azapkarîn kapı açtığımız vakit de onlar onun içinde ye'se düşmüş mütehayyir kimselerdir.
Ömer Öngüt
Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımızda, birden ümitsizliğe kapıldılar.
Suat Yıldırım
Ama ne zaman onların önüne ceza gününe mahsus zorlu bir azap kapısını açarsak, işte o zaman birden bütün ümitlerini yitiriverirler.
Süleyman Ateş
Nihayet üzerlerine şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman, derhal O'nun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar.
Süleymaniye Vakfı
Onlara çetin bir azabın kapısını açıncaya kadar böyle devam eder; o anda birden ümitsizliğe düşerler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onlara şiddetli bir azabın kapısını açıncaya kadar böyle gitti; o anda birden ümitsizliğe düştüler
Şaban Piriş
Onların üzerine şiddetli bir azap kapısı açana kadar... İşte o zaman ümitsizliğe düşüverirler.
Tefhim-ul Kuran
Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.
Ümit Şimşek
Nihayet üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açarız; işte o zaman bütün ümitlerini yitirmiş halde kalıverirler.
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet, üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açtığımızda hemencecik ümitsizliğe düşüverecekler.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Nəhayət, şiddətli əzab qapısını onların üzünə açdığımız zaman dərhal ümidsizliyə qapılacaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Nəhayət, onların üzünə bir əzab qapısı açdığımız (Bədr vuruşunun müsibətinə düçar etdiyimiz) zaman dərhal ümidsizliyə qapıldılar (dilləri-ağızları quruyub, mat-məəttəl qaldılar).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wenn Wir das Tor der schweren Strafe öffnen, sind sie verzweifelt.
Almanca — Der Edle Quran
Wenn Wir ihnen dann ein Tor zu strenger Strafe öffnen, sind sie darüber sogleich ganz verzweifelt.
Almanca — M. A. Rassoul
- bis daß Wir ihnen ein Tor zu strenger Strafe öffnen. Siehe, da werden sie hierüber in Verzweiflung stürzen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Als WIR dann für sie eine Tür mit harter Peinigung öffneten, da waren sie darüber verzweifelt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
They persisted in wrong -doing until We closed the gate of mercy in their faces and opened the gate of torture and put them to torment (that they may be brought back to their senses) But to the contrary. they only nursed despair which led to recklessness and to heedlessness arising from despair.
Abdul Haleem
until We open a gate to severe torment for them- then they will be plunged into utter despair.
Abdullah Yusuf Ali
Until We open on them a gate leading to a severe Punishment: then Lo! they will be plunged in despair therein!
Abul A'la Maududi
until We opened upon them the door of a severe chastisement. Then lo, in this state they become utterly despaired of any good.
Aisha Bewley
until We open to them a gate to a harsh punishment in which they will at once be crushed by despair.
Al-Hilali & Khan
Until, when We open for them the gate of severe punishment, then lo! they will be plunged into destruction with deep regrets, sorrows and in despair.
Ali Quli Qarai
When We opened on them the door of a severe punishment, behold, they are despondent in it.
Amatul Rahman Omar
Behold! no sooner did We let loose on them a severe punishment than they are utterly despaired (of God's mercy) thereat.
Arthur John Arberry
until, when We open against them a door of terrible chastisement, lo, they are sore confounded at it.
Bijan Moeinian
But when I sentence them to a sever punishment, they will implore in desperation.
E. Henry Palmer
until we opened for them a door with grievous torment, then lo! they are in despair.
Edip-Layth
Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.
George Sale
until, when We have opened upon them a door, from which a severe punishment hath issued, behold, they are driven to despair thereat.
Hamid S. Aziz
And We caught them with the punishment, but they humble not themselves before their Lord, nor do they pray,
Mahmoud Ghali
Until, when We open upon them a gate of (Literally: owning, comprising) strict torment, only then are they dumbfounded at it.
Marmaduke Pickthall
Until, when We open for them the gate of extreme punishment, behold! they are aghast thereat.
Mohamed Ahmed - Samira
So that when at last We open up the gate of severe punishment on them they will be overwhelmed with despair.
Muhammad Asad
until We open before them a gate of [truly] severe suffering [in the life to come]: and then, lo! they will be broken in spirit.
Mustafa Khattab
But as soon as We open for them a gate of severe punishment, they will be utterly desperate.
Progressive Muslims
Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.
Sahih International
Until when We have opened before them a door of severe punishment, immediately they will be therein in despair.
Sam Gerrans
When We have opened against them a gate of severe punishment, then are they therein in despair.)
Shabbir Ahmed
Until when We open for them the gate of severe retribution, behold, they will be then completely demoralized.
Syed Vickar Ahamed
Till We open on them a gate of a harsh Punishment: Then listen! They will be drowned in pain (and sorrow) in there!
Taqi Usmani
until when We will open against them the door of a severe punishment, they will be taken aback in despair.
The Monotheist Group
Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
jusquʹau jour où Nous ouvrirons sur eux une porte au dur châtiment, et voilà quʹils en seront désespérés.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Heyanî dema em deriyê ezabekî dijwar li ser wan vekin, tu dê binêrî ku va ye wan li wir hêviya xwe winda kiriye, şaş mane!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wanneer Wij dan voor hen een deur tot een strenge bestraffing openen, dan zijn zij opeens in wanhoop terneergeslagen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Tot wij voor hen eene deur openden, waaruit eene gestrenge straf voortkwam, waarna zij tot wanhoop vervielen.
Hollandaca — Siregar
Totdat, wanneer Wij voor hen de deur van een zware bestraffing openden, zij in wanhoop verkeerden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
пока Мы не открыли пред ними [многобожниками] врата жестокого наказания (в Вечной жизни), вот – они [многобожники] там (пребывают) в (полном) отчаянии (от того, что их ничто благое не ждет).
Rusça — Osmanov
Когда же Мы распахнули перед ними врата тяжкого наказания, они пришли в отчаяние.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
förrän Vi öppnar porten för dem till det stränga, eviga straff (som väntar) och de grips av förtvivlan.