Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

حَتّٰٓى اِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ اِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

Hattā iƶā feteHnā ǎleyhim bāben ƶā ǎƶābin şedīdin iƶā hum fīhi mublisūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1حَتّٰٓىHattānihayet
2اِذَاiƶāzaman
3فَتَحْنَاfeteHnāف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.açtığımız
4عَلَيْهِمْǎleyhimüzerlerine
5بَابًاbābenب و بkapı, giriş yeri, tarz/şekilkapısı
6ذَاƶā
7عَذَابٍǎƶābinع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
8شَدِيدٍşedīdinش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.şiddetli
9اِذَاiƶāderhal
10هُمْhumonlar
11فِيهِfīhiO'nun içinde
12مُبْلِسُونَmublisūneب ل سUmutsuzluğa kapılmak, umudunu kaybetmek, (ruhen) yıkılmak, yaslı olmak, doğru yolu veya gidişatı görememekten dolayı sessiz/kafası karışık/şaşkın olmak, pişman olmak/üzülmekşaşkın ve umutsuz kalırlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonunda, onlara çetin bir azap kapısı açmıştık da o zaman her şeyden ümitlerini kesmişlerdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonunda, onlara çetin bir azap kapısı açmıştık da o zaman her şeyden ümitlerini kesmişlerdi.

Adem Uğur

En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

Ahmed Hulusi

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap sahibi bir kapı açtığımızda, birdenbire o azabın içinde ümitsiz kalıverirler.

Ahmet Tekin

Nihayet, üzerlerine, dehşetli bir azap kapısı açtığımızda, ânında şaşkına dönerler, ümitsizliğe düşerler.

Ahmet Varol

Sonunda üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda onun içinde ümitsiz kalırlar.

Ali Bulaç

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet üzerlerine çok şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman da, onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

Ali Rıza Safa

Sonunda, yaman bir cezanın kapısını onların üzerine açtığımızda; işte o zaman, tüm umutlarını yitirecekler.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, ümitsiz kalıverdiler.

Bekir Sadak

Sonunda onlara siddetli bir azap kapisi actigimiz zaman umitsiz kaliverdiler.*

Celal Yıldırım

Sonunda üzerlerine şiddetli bir azâb kapısı açtığımızda, ansızın şaşırıverdiler de ümitsizliğe kapıldılar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

En sonunda üzerlerine çok şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de görürsün ki onlar bu durumda tam bir şaşkınlık ve ümitsizlik içine düşmüşlerdir.

Diyanet İşleri

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.

Diyanet Vakfi

En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonunda üzerlerine çetin azaplı bir kapı açtığımızda birden onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet üzerlerine şedid azablı bir kapı açtığımız vakıt da onun içinde ye'se düşüvereceklerdir

Erhan Aktaş

Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.

Fizilal-il Kuran

Ama ağır bir azabın kapısını yüzlerine açtığımızda kurtuluş ümitlerini yitirerek ne yapacaklarını şaşırırlar.

Gültekin Onan

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.

Hamdi Döndüren

Ama sonunda önlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, derhal onun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar!

Hasan Basri Çantay

Nihayet üzerlerine azabı çetin bir kapı açdığımız vakit (görürsün ki) onlar bunun içinde ümidsizlikle dönüb kalmışlardır.

Hasib Asutay

Sonunda üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman (görürsün ki) onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet onlara şiddetli bir azab kapısı açtığımızda, bir de bakarsın ki onlar bunun içinde ümidsizliğe düşmüş kimselerdir.

İbni Kesir

Sonunda onlara şiddetli bir azab kapısı açtığımızda şaşkına dönüp ümitsiz kalıverdiler

Mehmet Okuyan

Sonunda üzerlerine azabı şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada ümitsiz kalmışlardır!

Muhammed Esed

ta ki, Biz onların önünde (ceza gününe has) zorlu bir azabın kapısını açıncaya kadar; işte ancak o zaman bütün ümitlerini kaybediverirler.

Mustafa İslamoğlu

Ta ki vakti gelip de onlar aleyhine bir azap kapısı açıncaya dek: o zaman da onlar, orada, umutlarının tamamını yitiriverecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Nihâyet onların üzerine bir şiddetli azapkarîn kapı açtığımız vakit de onlar onun içinde ye'se düşmüş mütehayyir kimselerdir.

Ömer Öngüt

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımızda, birden ümitsizliğe kapıldılar.

Suat Yıldırım

Ama ne zaman onların önüne ceza gününe mahsus zorlu bir azap kapısını açarsak, işte o zaman birden bütün ümitlerini yitiriverirler.

Süleyman Ateş

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman, derhal O'nun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlara çetin bir azabın kapısını açıncaya kadar böyle devam eder; o anda birden ümitsizliğe düşerler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara şiddetli bir azabın kapısını açıncaya kadar böyle gitti; o anda birden ümitsizliğe düştüler

Şaban Piriş

Onların üzerine şiddetli bir azap kapısı açana kadar... İşte o zaman ümitsizliğe düşüverirler.

Tefhim-ul Kuran

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.

Ümit Şimşek

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açarız; işte o zaman bütün ümitlerini yitirmiş halde kalıverirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açtığımızda hemencecik ümitsizliğe düşüverecekler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nəhayət, şiddətli əzab qapısını onların üzünə açdığımız zaman dərhal ümidsizliyə qapılacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nəhayət, onların üzünə bir əzab qapısı açdığımız (Bədr vuruşunun müsibətinə düçar etdiyimiz) zaman dərhal ümidsizliyə qapıldılar (dilləri-ağızları quruyub, mat-məəttəl qaldılar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn Wir das Tor der schweren Strafe öffnen, sind sie verzweifelt.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn Wir ihnen dann ein Tor zu strenger Strafe öffnen, sind sie darüber sogleich ganz verzweifelt.

Almanca — M. A. Rassoul

- bis daß Wir ihnen ein Tor zu strenger Strafe öffnen. Siehe, da werden sie hierüber in Verzweiflung stürzen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Als WIR dann für sie eine Tür mit harter Peinigung öffneten, da waren sie darüber verzweifelt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They persisted in wrong -doing until We closed the gate of mercy in their faces and opened the gate of torture and put them to torment (that they may be brought back to their senses) But to the contrary. they only nursed despair which led to recklessness and to heedlessness arising from despair.

Abdul Haleem

until We open a gate to severe torment for them- then they will be plunged into utter despair.

Abdullah Yusuf Ali

Until We open on them a gate leading to a severe Punishment: then Lo! they will be plunged in despair therein!

Abul A'la Maududi

until We opened upon them the door of a severe chastisement. Then lo, in this state they become utterly despaired of any good.

Aisha Bewley

until We open to them a gate to a harsh punishment in which they will at once be crushed by despair.

Al-Hilali & Khan

Until, when We open for them the gate of severe punishment, then lo! they will be plunged into destruction with deep regrets, sorrows and in despair.

Ali Quli Qarai

When We opened on them the door of a severe punishment, behold, they are despondent in it.

Amatul Rahman Omar

Behold! no sooner did We let loose on them a severe punishment than they are utterly despaired (of God's mercy) thereat.

Arthur John Arberry

until, when We open against them a door of terrible chastisement, lo, they are sore confounded at it.

Bijan Moeinian

But when I sentence them to a sever punishment, they will implore in desperation.

E. Henry Palmer

until we opened for them a door with grievous torment, then lo! they are in despair.

Edip-Layth

Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.

George Sale

until, when We have opened upon them a door, from which a severe punishment hath issued, behold, they are driven to despair thereat.

Hamid S. Aziz

And We caught them with the punishment, but they humble not themselves before their Lord, nor do they pray,

Mahmoud Ghali

Until, when We open upon them a gate of (Literally: owning, comprising) strict torment, only then are they dumbfounded at it.

Marmaduke Pickthall

Until, when We open for them the gate of extreme punishment, behold! they are aghast thereat.

Mohamed Ahmed - Samira

So that when at last We open up the gate of severe punishment on them they will be overwhelmed with despair.

Muhammad Asad

until We open before them a gate of [truly] severe suffering [in the life to come]: and then, lo! they will be broken in spirit.

Mustafa Khattab

But as soon as We open for them a gate of severe punishment, they will be utterly desperate.

Progressive Muslims

Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.

Sahih International

Until when We have opened before them a door of severe punishment, immediately they will be therein in despair.

Sam Gerrans

When We have opened against them a gate of severe punishment, then are they therein in despair.)

Shabbir Ahmed

Until when We open for them the gate of severe retribution, behold, they will be then completely demoralized.

Syed Vickar Ahamed

Till We open on them a gate of a harsh Punishment: Then listen! They will be drowned in pain (and sorrow) in there!

Taqi Usmani

until when We will open against them the door of a severe punishment, they will be taken aback in despair.

The Monotheist Group

Until We open for them a door of immense retribution, then they become in sorrow and despair.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

jusquʹau jour où Nous ouvrirons sur eux une porte au dur châtiment, et voilà quʹils en seront désespérés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Heyanî dema em deriyê ezabekî dijwar li ser wan vekin, tu dê binêrî ku va ye wan li wir hêviya xwe winda kiriye, şaş mane!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wanneer Wij dan voor hen een deur tot een strenge bestraffing openen, dan zijn zij opeens in wanhoop terneergeslagen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Tot wij voor hen eene deur openden, waaruit eene gestrenge straf voortkwam, waarna zij tot wanhoop vervielen.

Hollandaca — Siregar

Totdat, wanneer Wij voor hen de deur van een zware bestraffing openden, zij in wanhoop verkeerden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

пока Мы не открыли пред ними [многобожниками] врата жестокого наказания (в Вечной жизни), вот – они [многобожники] там (пребывают) в (полном) отчаянии (от того, что их ничто благое не ждет).

Rusça — Osmanov

Когда же Мы распахнули перед ними врата тяжкого наказания, они пришли в отчаяние.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

förrän Vi öppnar porten för dem till det stränga, eviga straff (som väntar) och de grips av förtvivlan.