Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.

وَلَقَدْ اَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

ve leḳad eḣaƶnāhum bi l-ǎƶābi fe mā stekānū li rabbihim ve mā yeteDerraǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadandolsun
2اَخَذْنَاهُمْeḣaƶnāhumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbiz onları yakaladık
3بِالْعَذَابِbi l-ǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab ile
4فَمَاfe māama yine
5اسْتَكَانُواstekānūك ي نTeslim olmak, alçakgönüllü olmak, istifa etmek.boyun eğmediler
6لِرَبِّهِمْli rabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabblerine
7وَمَاve māve
8يَتَضَرَّعُونَyeteDerraǔneض ر عAşağılamak, küçük düşürmek, itiraz etmek, alçakgönüllü olmak, kendini alçaltmak, tevazu/itaatkarlık. Kuru, acı, dikenli bitki örtüsü.O'na yalvarmıyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki biz onları azaplandırmıştık da gene Rablerine baş eğmemişlerdi ve yalvarmamışlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki biz onları azaplandırmıştık da gene Rablerine baş eğmemişlerdi ve yalvarmamışlardı.

Adem Uğur

Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki onları azap ile yakaladık. . . Rablerine boyun eğmediler ve yakarmadılar!

Ahmet Tekin

Andolsun ki, biz onları azâba duçar ettik de, yine Rablerine boyun eğmediler, yalvarıp yakarmadılar.

Ahmet Varol

Biz onları azapla yakaladık ancak onlar yine de Rabblerine boyun eğmediler ve (hâlâ O'na) yalvarmıyorlar.

Ali Bulaç

Andolsun, biz onları azabla yakalayıverdik, fakat yine de Rablerine boyun eğmediler ve yakarıp yalvarmadılar.

Ali Fikri Yavuz

Doğrusu biz onları azaba (açlık ve kıtlığa) tuttuk da, yine Rablerine karşı boyun eğmediler. Onlar yalvarmıyorlar, (imana gelmiyorlar).

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, onları cezayla da yakaladık. Yine de Efendilerine boyun eğmediler ve yakarışlarda bulunmadılar.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler ve niyazda bulunmadılar.

Bekir Sadak

And olsun ki, Biz onlari azabla yakalamistik, yine de Rablerine boyun egmemis ve yakarmamislardi.

Celal Yıldırım

And olsun ki biz onları azâb ile yakalayıvermiştik de (buna rağmen) yine Rablarına boyun eğmemiş, yalvarıp yakarmamışlardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Andolsun biz onları ağır sıkıntılara soktuk da yine rablerine boyun eğmediler, hâlâ da O’na yakarmıyorlar.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O'na yalvarıp yakarmadılar.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.

Diyanet Vakfi

Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekten Biz, onları azaba tuttuk da yine Rablerine karşı uslanmadılar ve yalvarmıyorlar da.

Elmalılı Hamdi Yazır

Filhakika biz, onları azaba tuttuk da yine rablarına karşı uslanmadılar ve yalvarmıyorlar

Erhan Aktaş

Ant olsun, onları azap ile yakaladık. Ancak Rabbleri için uslanmadılar ve tedarruda bulunmadılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun, onları azap ile yakaladık. Ancak Rabbleri için uslanmadılar ve tezarruda bulunmadılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun, onları azap ile yakaladık. Ancak Rabb'leri için uslanmadılar ve boyun eğip yakarmadılar.

Fizilal-il Kuran

Biz onların yakalarına azapla yapıştık. Fakat ne Rabb'lerine boyun eğdiler ve ne de O'na yalvardılar.

Gültekin Onan

Andolsun, biz onları azabla yakalayıverdik, fakat yine de rablerine boyun eğmediler ve yakarıp yalvarmadılar.

Hamdi Döndüren

Andolsun, biz onları azapla da yakaladık; ama onlar yine de Rablerine boyun eğmediler ve yalvarmadılar.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz onları (evvelce de açlık) azab (ı) ile yakaladık da yine Rablerine baş eğmediler. Onlar yalvarıb yakarmazlar.

Hasib Asutay

Andolsun, onları azap ile yakaladık. Yine Rabbine boyun eğmediler ve yalvarmıyorlar da.

Hayrat Neşriyat

And olsun ki, onları (Bedir’de) azâb ile yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve (O’na) yalvarmıyorlar(dı).

İbni Kesir

Andolsun ki Biz, onları azabla yakaladık. Ama yine de Rabblarına boyun eğmediler. Onlar yalvarıp yakarmazlar.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz onları azapla yakalamış (cezalandırmış)tık da Rablerine yine boyun eğmemişler, yalvarıp yakarmamışlardı.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, Biz onları azapla da sınadık, ama onlar yine de Rablerine boyun eğmediler; (bundan sonra da bağışlanma için) yalvarıp yakaracak değiller;

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz onları azab ile kuşatmıştık da, yine de Rablerine boyun eğmemişlerdi. Nitekim bundan böyle de acziyetlerini itiraf edecek değiller.

Ömer Nasuhi Bilmen

Andolsun ki, Biz onları azap ile yakaladık, onlar yine Rableri için tevazuda bulunmadılar ve yalvarışta bulunmadılar.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz onları azapla yakaladık. Yine de Rablerine boyun eğmediler, yalvarıp yakarmadılar.

Suat Yıldırım

Biz onları çeşitli azaplara da uğrattık. Buna rağmen yine de Rab’lerine boyun eğip O’na yalvarıp yakarmadılar.

Süleyman Ateş

Andolsun biz onları azab ile yakaladık, ama yine Rabblerine boyun eğmediler, O'na yalvarmıyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Onları azap ile yakaladığımızda da ne Rablerine boyun eğer ne de yalvarıp yakarırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hepsini çeşit çeşit azaba uğrattık ama Rablerine karşı yumuşamadılar, yalvarıp yakarmadılar da.

Şaban Piriş

Gerçekten biz onları azaba tuttuk da yine Rab'lerine karşı uslanmadılar. Yalvarıp yakarmazlar da.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz onları azabla yakalayıverdik, fakat yine de Rablerine boyun eğmediler ve yakarıp yalvarmadılar.

Ümit Şimşek

Nitekim Bizim onları azapla yakaladığımız da oldu; fakat onlar Rablerine boyun eğmediler. Yine de yalvarıp yakarmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz onları azapla yakaladık. Ama yine de Rablerine boyun eğmediler. Sığınıp yakarmıyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onları əzabla yaxaladıq, onlar yenə öz Rəbbinə boyun əymədilər, Ona yalvarıb-yaxarmadılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz həqiqətən, onları əzabla yaxaladıq, lakin onlar yenə öz Rəbbinə itaət etmədilər, (Ona) yalvarıb-yaxarmadılar (iman gətirmədilər ki, gətirmədilər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben sie im irdischen Leben mit einer peinvollen Strafe heimgesucht, doch sie ergaben sich Gott nicht und beteten Ihn nicht unterwürfig an.

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben sie ja mit der Strafe ergriffen. Aber weder unterwarfen sie sich ihrem Herrn noch flehten sie demütig.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wahrlich, Wir haben sie mit Strafe erfaßt, doch sie haben sich ihrem Herrn weder unterworfen, noch haben sie sich gedemütigt

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits richteten WIR sie mit der Peinigung zugrunde, dann weder gaben sie sich ihrem HERRN hin, noch baten sie unterwürfig um Hilfe.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In fact, We formerly inflicted them with punishment and penalized them for disobedience and transgression that they may hopefully repent. But they never submitted nor humbled themselves to Allah, their Creator, nor did they entreat Him for mercy nor did they entreat of Him what He would have mercifully given.

Abdul Haleem

We have already afflicted them, yet they did not submit to their Lord: they will not humble themselves

Abdullah Yusuf Ali

We inflicted Punishment on them, but they humbled not themselves to their Lord, nor do they submissively entreat (Him)!-

Abul A'la Maududi

(They are such) that We seized them with chastisement (and yet) they did not humble themselves before their Lord, nor do they entreat

Aisha Bewley

We seized them with the punishment, but they did not go low before their Lord; nor will they humble themselves

Al-Hilali & Khan

And indeed We seized them with punishment, but they humbled not themselves to their Lord, nor did they invoke (Allâh) with submission to Him.

Ali Quli Qarai

Certainly We have seized them with punishment, yet they neither humbled themselves to their Lord, nor did they entreat [Him for mercy].

Amatul Rahman Omar

And We did seize them with punishment (in the past) but they did not humble themselves before their Lord, nor would they supplicate (to Him for mercy).

Arthur John Arberry

We already seized them with the chastisement, yet they abased not themselves to their Lord nor were they humble;

Bijan Moeinian

Even now that they have a miserable life (which can be translated in our today’s rampant divorces, increasing homosexuality, being infected with AIDS and other "Social Disease", mean job environment, etc. ), they do not return to their Lord and implore for help and forgiveness.

E. Henry Palmer

And we caught them with the torment, but they did not abase themselves before their Lord, nor did they humble themselves;

Edip-Layth

When We seized them with the punishment, they did not humble themselves to their Lord nor did they invoke Him.

George Sale

We formerly chastised them with a punishment: Yet they did not humble themselves before their Lord, neither did they make supplications unto Him;

Hamid S. Aziz

But if We had mercy on them, and relieved their distress, they still would persist in their rebellion, blindly wandering on.

Mahmoud Ghali

And indeed We already took them (to task) with torment, yet in no way did they yield themselves to their Lord, and in no way did they supplicate (Him).

Marmaduke Pickthall

Already have We grasped them with punishment, but they humble not themselves unto their Lord, nor do they pray,

Mohamed Ahmed - Samira

We had seized them with the punishment, but they did not bow before their Lord nor turned to Him in humility,

Muhammad Asad

And, indeed, We tested them through suffer­ing, but they did not abase themselves before their Sustainer; and they will never humble them­selves

Mustafa Khattab

And We have already seized them with torment, but they never humbled themselves to their Lord, nor did they ˹submissively˺ appeal ˹to Him˺.

Progressive Muslims

And when We seized them with the punishment, they did not humble themselves to their Lord nor did they invoke Him.

Sahih International

And We had gripped them with suffering [as a warning], but they did not yield to their Lord, nor did they humbly supplicate, [and will continue thus]

Sam Gerrans

(And We seized them with the punishment[...], but they yielded not to their Lord, nor humbled themselves.

Shabbir Ahmed

And, indeed, We tested them through suffering, but they did not humble themselves before their Lord, nor implored Him.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We seized them with Punishment, still they did not humble themselves to their Lord, and they do not humbly receive (Him)!

Taqi Usmani

We have already seized them with punishment, but they did not turn humble to their Lord, nor do they supplicate in humility,

The Monotheist Group

Andwhen We seized them with the punishment, they did not humble themselves to their Lord nor did they invoke Him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous les avons certes saisis du châtiment, mais ils ne se sont pas soumis à leur Seigneur; de même quʹils ne (Le) supplient point,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be me ew bi ezabê (birçîbûnê) girtin, dîsa jî wan xwe ji Rebbê xwe re nizm nekir û bi zarezar li ber Wî negeriyan.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben hen met de bestraffing gegrepen, maar zij hebben zich niet aan hun Heer overgegeven en zij vernederen zich niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij kastijdden hen vroeger met een strijd, maar zij verootmoedigden zich voor hunnen Heer noch richtten hunne smeekingen tot hem.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben hen met de bestraffing getroffen, toch werden zij niet ootmoedig tegenover hun Heer en zij werden niet nederig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы подвергли их [многобожников] наказанию [засухе и голоду], но они не подчинились своему Господу и не воззвали (с мольбой) к Нему (когда случилась беда),

Rusça — Osmanov

Мы уже подвергли их наказанию, но они не смирились перед своим Господом и не взмолились перед Ним.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har låtit dem utstå prövningar och lidanden, men de ödmjukade sig inte inför sin Herre och de kommer inte att be om nåd,