Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!
فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتّٰى حِينٍ
fe ƶerhum fī ğamratihim Hattā Hīnin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Artık bir zamâna dek sapıklıkları içinde bırak onları.
Abdulkadir Gölpınarlı
Artık bir zamâna dek sapıklıkları içinde bırak onları.
Adem Uğur
Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
Ahmed Hulusi
Bir süre onları kozaları içinde bırak!
Ahmet Tekin
Şimdi sen, helâk olacakları vakit gelinceye kadar, onları gafletleri, cehaletleri, şaşkınlıkları ile baş başa bırak.
Ahmet Varol
Sen onları bir süreye kadar gafletleri içinde bırak.
Ali Bulaç
Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
Ali Fikri Yavuz
Şimdi (Ey Rasûlüm), o Mekke kâfirlerini bir vakte kadar dalgınlıkları içinde bırak.
Ali Rıza Safa
Artık, kendi aymazlıkları içinde onları bırak; belirlenmiş bir süreye dek.
Bayraktar Bayraklı
Onları bir süreye kadar, gaflet ve sapıklıkları ile baş başa bırak!
Bekir Sadak
Onlari bir sureye kadar sapikliklariyla basbasa birak.
Celal Yıldırım
Artık sen onları (ilâhî emir ve hüküm ininceye kadar) bir süre şaşkınlıkları içinde (bocalar halde) bırak.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Şimdi sen onları bir süre için gaflet ve dalâletleri içinde kendi hallerine bırak!
Diyanet İşleri
Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!
Diyanet İşleri (eski)
Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
Diyanet Vakfi
Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
Erhan Aktaş
Artık onları belli bir süreye kadar aymazlıkları ile baş başa bırak!
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Artık onları belli bir süreye kadar aymazlıkları ile baş başa bırak!
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Artık onları belli bir süreye kadar aymazlıkları ile baş başa bırak!
Fizilal-il Kuran
Bir süre için onları gafletleri ve sapıklıkları ile başbaşa bırak.
Gültekin Onan
Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
Hamdi Döndüren
Onları bir süreye kadar gaflet ve sapıklıkları ile baş başa bırak!
Hasan Basri Çantay
Şimdi sen onları bir vakta kadar sapıklıkları içinde bırak.
Hasib Asutay
(Resulüm!) 'Şimdi sen onları (Mekke müşriklerini) bir süreye kadar gafletleri içinde bırak.'
Hayrat Neşriyat
Artık onları bir zamâna kadar dalâletleriyle (baş başa) bırak!
İbni Kesir
Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
Mehmet Okuyan
Şimdi sen onları bir zamana kadar şaşkınlıkları içinde bırak!
Muhammed Esed
Fakat onları bir vakte kadar, kendi cehaletlerine gömülmüş olarak, kendi hallerine bırak.
Mustafa İslamoğlu
Artık onları bir vakte kadar, gömüldükleri gafletleriyle baş başa bırak da işine bak;
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık sen onları kendi dalâletleri içinde bir zamana kadar terket.
Ömer Öngüt
Şimdi sen onları bir süreye kadar kendi sapıklıkları ile başbaşa bırak.
Suat Yıldırım
Sen onları, bir süreye kadar daldıkları gaflet içinde kendi hallerine bırak!
Süleyman Ateş
Bir süreye kadar onları, (daldıkları) gafletleri içinde bırak.
Süleymaniye Vakfı
Onları, bir süreye kadar daldıkları şey içinde bırak!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Artık onları bir süreye kadar kendi cemaatleri ile baş başa bırak.
Şaban Piriş
Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla baş başa bırak.
Tefhim-ul Kuran
Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
Ümit Şimşek
Sen onları bir süre gafletleriyle baş başa bırak.
Yaşar Nuri Öztürk
Artık sen onları bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sən onları bir müddət öz cəhaləti içində burax!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Rəsulum!) Sən onları bir müddət (əcəlləri çatana qədər) öz şaşqınlıqları içində burax!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Laß darum die Ungläubigen bis zum festgesetzten Zeitpunkt in ihrer (in den Abgrund führenden) Verblendung!
Almanca — Der Edle Quran
So lasse sie in ihrer Verwirrung für eine gewisse Zeit
Almanca — M. A. Rassoul
Darum überlaß sie eine Zeitlang ihrer Unwissenheit.
Almanca — Muhammad Zaidan
So laß sie in ihrer Achtlosigkeit bis zu einer Frist.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Therefore, leave them O Muhammad for the time swimming in the depth of error and ignorance which have reached up unto heaven, there is a fitting point of time for every event.
Abdul Haleem
So [Muhammad] leave them for a while steeped [in their ignorance].
Abdullah Yusuf Ali
But leave them in their confused ignorance for a time.
Abul A'la Maududi
So leave them immersed in their heedlessness till an appointed time.
Aisha Bewley
So leave them in their glut of ignorance for a while.
Al-Hilali & Khan
So leave them in their error for a time.
Ali Quli Qarai
So leave them in their stupor for a while.
Amatul Rahman Omar
So leave them in their utter confusion (due to their ignorance) for a time.
Arthur John Arberry
So leave thou them in their perplexity for a time.
Bijan Moeinian
Let them enjoy it for a while.
E. Henry Palmer
So leave them in their flood (of error) for a time.
Edip-Layth
So leave them in their error until a time.
George Sale
Wherefore leave them in their confusion, until a certain time.
Hamid S. Aziz
But they (mankind) have broken their religion (or affair) between them into sects, each sect rejoicing in its own tenets.
Mahmoud Ghali
So leave them out in their perplexity for a while (of time).
Marmaduke Pickthall
So leave them in their error till a time.
Mohamed Ahmed - Samira
So leave them to their ignorance for a time.
Muhammad Asad
But leave them alone, lost in their ignorance, until a [future] time.
Mustafa Khattab
So leave them ˹O Prophet˺ in their heedlessness for a while.
Progressive Muslims
So leave them in their error until a time.
Sahih International
So leave them in their confusion for a time.
Sam Gerrans
So leave thou them in their flood of ignorance for a time.
Shabbir Ahmed
But leave them alone, lost in their ignorance until a time. (And the Truth will ultimately prevail (22:17), (22:55-57)).
Syed Vickar Ahamed
So, leave them in their error (unclear and uninformed condition) for a while.
Taqi Usmani
So leave them in their negligence for some time.
The Monotheist Group
So leave them in their error until a time.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Laisse-les dans leur égarement pour un certain temps.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca tu heyanî demekê wan di nav rêşaşiya wan de bihêle!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Laat hen nog maar enige tijd in hun waan.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Laat hen dus in hunne verwarring tot een zekeren tijd.
Hollandaca — Siregar
Laat ben daarom in hun dwaling tot een bepaald tijdstip.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Оставь же (о, Посланник) их в их пучине [в их заблуждении] до времени (когда на них падет наказание).
Rusça — Osmanov
Так оставь же их на некоторое время в пучине [заблуждения].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men lämna dem nu (Muhammad) under en tid åt deras förvirrade föreställningar (och åt deras okunnighet, dessa avgudadyrkare).