(İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.
فَتَقَطَّعُوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
fe teḳaTTaǔ emrahum beynehum zuburan kullu Hizbin bimā ledeyhim feriHūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Fakat din husûsunda ayrıldılar ve ayrılanlar, kendi kitaplarından başka kitapları inkâr ettiler ve her bölük, kendi elindekine râzı oldu, onunla övünmiye koyuldu.
Adem Uğur
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.
Ahmed Hulusi
(Din - sistem tek iken) onlar muhtelif yorumlar halinde aralarında işlerini parçaladılar. . . Her grup kendi kabul ettikleriyle hoşnuttur.
Ahmet Tekin
İnsanlar, geçmiş mülga kitapları sahiplenerek, ideolojik cereyanlara kapılarak, aralarındaki düzenlerini, işlerini, birliklerini, güçlerini, yönetimlerini, ekonomilerini ve dinlerini parçaladılar. Her grup, kendisinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
Ahmet Varol
Ancak onlar aralarında işlerini (değişik) kitaplara ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.
Ali Bulaç
Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.
Ali Fikri Yavuz
Nihayet milletler, dinleri hususunda, aralarında parçalara bölündüler. Her fırka kendi din ve mezhebine güveniyor, hak olduğuna inanıyor.
Ali Rıza Safa
Ardından, işlerini aralarında parçalayıp kitaplara ayırdılar. Her mezhep, kendisinde olanlarla seviniyor.
Bayraktar Bayraklı
Ama insanlar,aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Her grup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedirler.
Bekir Sadak
Ama insanlar din konusunda aralarinda boluk boluk oldular. Her boluk kendi tuttugu yoldan memnundur.
Celal Yıldırım
Ama ne var ki (gerçek bu olmakla beraber) ümmetler kendi aralarında bölünüp parça parça oldular, her biri sahip bulunduğu (din ve mezhep) ile kendi halinden memnun ve mutludur.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ama insanlar, aralarındaki inanç bağlarını keserek gruplara ayrıldılar. Her kesim kendi inancını beğenmektedir.
Diyanet İşleri
(İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.
Diyanet İşleri (eski)
Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur.
Diyanet Vakfi
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Derken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Derken kumandalarını aralarında kitap kitap parçalaştılar, her grup kendilerininkine güveniyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken kumandalarını aralarında kitab kitab parçalaştılar, her hızib kendilerininkine güveniyor
Erhan Aktaş
Sonra işlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sonra işlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sonra emirlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.
Fizilal-il Kuran
Fakat insanlar bu inanç birliğini yıkarak çeşitli gruplara ayrıldılar. Her grup kendi inanç sistemi ile övündü.
Gültekin Onan
Ancak onlar, buyruklarını kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.
Hamdi Döndüren
Fakat onlar, işlerini aralarında parçalayıp çeşitli kitaplara ayırdılar. Her parti kendi yanındaki ile sevinmektedir.
Hasan Basri Çantay
Fakat (o kavmler) dinlerde (muhtelif) fırkalara ayrılmak, her fırka kendi ellerindeki (nezdlerindeki din) ile böbürlenmek suretiyle parça parça oldular.
Hasib Asutay
Ne var ki (insanlar) kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinmektedir.
Hayrat Neşriyat
Fakat (insanlar din husûsunda) işlerini kendi aralarında parça parça böldüler. Her kısım kendi yanında bulunan (din) ile memnundurlar.
İbni Kesir
Ama onlar işlerini kendi aralarında bölük bölük ayırdılar. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur.
Mehmet Okuyan
(Ne var ki) insanlar, kendi aralarında işlerini parça parça edip kitaplara ayrıldılar (farklı kitaplara dönüştürdüler). Her grup kendi yanında bulunanla (kendi elindekiyle) sevinmektedir.
Muhammed Esed
Ama (sizi izlediklerini söyleyen toplumlar) aralarındaki bu birliği bozup parça parça oldular; her hizip (ancak) kendi benimsediği (öğretinin dar ve katı kalıpları) içinde rahat soluk alır oldu.
Mustafa İslamoğlu
Bu (emre) karşın, onlar aralarındaki birliği darmadağın edip (hakikati) parçaladılar: her hizip başladı elindeki (parçayla) övünmeye.
Ömer Nasuhi Bilmen
Fakat ümmetler, fırka fırka olarak aralarında dinlerini parçaladılar. Her fırka kendi yanlarında olan ile mesrurlardır.
Ömer Öngüt
Amma ne var ki, insanlar din hususunda kendi aralarında parçalara bölündüler, çeşitli kitaplara ayrıldılar. Her bölük her parti kendi tuttuğu yoldan memnundur, yanında bulunan (din veya kitapla) sevinmektedir.
Suat Yıldırım
Ama peygamberleri izlediklerini iddia eden ümmetler fırkalara ayrılıp bölük bölük oldular. Her grup, kendilerine ait görüşten ötürü memnun ve mutludur.
Süleyman Ateş
Fakat işlerini aralarında parçalayıp, çeşitli kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
Süleymaniye Vakfı
Fakat onlar, dinleri konusunda kendi aralarında bölünüp fırka fırka oldular. Her hizip kendinde olanla mutludur..
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sonra kitaplar yazarak din işlerini aralarında parçaladılar. Her bir cemaatin taraftarı kendinde olanla övünmektedir.
Şaban Piriş
İşlerini aralarında bölük bölük ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla ferahlıyor.
Tefhim-ul Kuran
Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde parçalayıp bölündüler; her bir grup, kendi ellerindeki olanla yetinip sevinmektedir.
Ümit Şimşek
Fakat onlar işlerini parça parça ettiler; her topluluk kendisininkiyle övünüp durur.
Yaşar Nuri Öztürk
Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.
Azerice (1)
Azerice — Alihan Musayev
Lakin ümmətlər öz dinini aralarında parçalayıb firqələrə bölündülər. Hər firqə özündə olana sevinir.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Aber sie wurden uneins untereinander und teilten sich in Gruppen. Jede Gruppe betrachtet freudig das, was sie hat, als das einzig Richtige.
Almanca — Der Edle Quran
Aber sie spalteten sich in ihrer Angelegenheit untereinander nach (verschiedenen) Büchernʹ; und jede Gruppierung ist froh über das, was sie bei sich hat.
Almanca — M. A. Rassoul
Aber sie wurden untereinander uneinig und spalteten sich in Parteien, und jede Partei freute sich über das, was sie selbst hatte.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Yet they -the people- were divided among themselves and set at variance and the ties among them were severed. Instead of unity in feeling, action and purpose, they set their actual sectarian practice, each rejoicing with his own views.
Abdul Haleem
but they have split their community into sects, each rejoicing in their own.
Abdullah Yusuf Ali
But people have cut off their affair (of unity), between them, into sects: each party rejoices in that which is with itself.
Abul A'la Maududi
But people later cut up their religion into bits, each group rejoicing in what they have.
Aisha Bewley
But they disagreed and split up, dividing into sects, each party exulting in what it had.
Al-Hilali & Khan
But they (men) have broken their religion among them into sects,[1] each group rejoicing in what is with it (as its beliefs).
Ali Quli Qarai
But they fragmented their religion among themselves, each party exulting in what it had.
Amatul Rahman Omar
But the people, (rather than preserve their unity) split up their affair among themselves (forming themselves into factions) considering (each portion thus split up) as (the real) Scripture, every faction rejoicing in that which was with them.
Arthur John Arberry
But they split in their affair between them into sects, each party rejoicing in what is with them.
Bijan Moeinian
What a shame that people have divided themselves into different nations each happy with what they have (proud of their "cultural roots!")
E. Henry Palmer
And they have become divided as to their affair amongst themselves into sects, each party rejoicing in what they have themselves.
Edip-Layth
But the affair was disputed between them into segments. Every group happy with what it had.
George Sale
But men have rent the affair of their religion into various sects: Every party rejoiceth in that which they follow.
Hamid S. Aziz
And, verily, this your religion (or brotherhood) is one religion (or brotherhood), and I am your Lord; so keep your duty unto Me.
Mahmoud Ghali
Then they cut up their Command among themselves into denominations, (i. e., differed about the command of Allah) each party exulting with whatever they had close to them. (i.e., their tenets)
Marmaduke Pickthall
But they (mankind) have broken their religion among them into sects, each group rejoicing in its tenets.
Mohamed Ahmed - Samira
But then they divided up their order into different creeds, each section rejoicing in what it had come to have.
Muhammad Asad
But they (who claim to follow you) have torn their unity wide asunder, piece by piece, each group delighting in [but] what they themselves possess [by way of tenets].
Mustafa Khattab
Yet the people have divided it into different sects, each rejoicing in what they have.
Progressive Muslims
But the affair was disputed between them into segments. Every group happy with what it had.
Sahih International
But the people divided their religion among them into sects - each faction, in what it has, rejoicing.
Sam Gerrans
But they divided their command among them into writings, each party exulting at what it has,
Shabbir Ahmed
But they (who claim to follow you O Messengers) have torn their unity wide asunder, piece by piece into disputing factions, each faction rejoicing in its beliefs. (30:32).
Syed Vickar Ahamed
But people have broken their feelings (for Unity), between them, into (different) groups: Each group rejoices in what is with itself.
Taqi Usmani
But they split up ways from one another (dividing themselves) into factions, each faction happy with what lies before it.
The Monotheist Group
Butthe affair was disputed between them into segments. Every group happy with what it had.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Mais ils se sont divisés en sectes, chaque secte exultant de ce quʹelle détenait.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Êdî ew (umetên pêxemberan) di karê dînê xwe de parçe parçe bûne. Her civat bi ya li cem xwe dilxweş in.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar zij splitsten zich onderling op in groepen; elke partij was blij over wat zij hadden.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Maar de menschen hebben den godsdienst in verschillende secten verdeeld; ieder gedeelte verheugt zich in hetgeen zij volgen.
Hollandaca — Siregar
Toen raakten zij onderling verdeeld in verschilende groepen over hun zaak (van hun godsdienst). Elke groep was blij met wat zij hadden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
А разделили они [люди] свое дело [единую веру] между собой на части [разделились в вероубеждениях]; каждая партия радуется тому, что у нее (думая, что только они на истине, а другие заблуждаются).
Rusça — Osmanov
Но [люди] разорвали свою [единую] религию на различные части (т. е. толки), и каждая группа ликует от того, что досталось ей.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men (människorna) har slagit sönder denna enhet och splittrats i sekter, där medlemmarna i varje sekt (framhäver) och gläds åt sina (särdrag).