Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاءً فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

fe eḣaƶethumu S-SayHatu bi l-Haḳḳi fe ceǎlnāhum ğuṧā'en fe buǎ'den li l-ḳavmi Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَخَذَتْهُمُfe eḣaƶethumuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekderken onları yakaladı
2الصَّيْحَةُS-SayHatuص ي حBağırmak/haykırmak, gürültü yapmak. Sayhatun - yıldırım, çığlık, patlama, korkunç ve güçlü gürültü.o korkunç ses
3بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçekten
4فَجَعَلْنَاهُمْfe ceǎlnāhumج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve onları getirdik
5غُثَاءًğuṧā'enغ ث وYüzeyde köpük oluşturmak, üste çıkmak, suyun yüzeyinde köpük birikmek, sel suyunun taşıdığı çer çöp, köpüksel süprüntüsü haline
6فَبُعْدًاfe buǎ'denب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeuzak olsun
7لِلْقَوْمِli l-ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavim
8الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmako zalim

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helâk ediverdik de selle sürüklenip gelen çer çöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helâk ediverdik de selle sürüklenip gelen çer çöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.

Adem Uğur

Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Ahmed Hulusi

Korkunç ses dalgası onları Hak olarak yakaladı da, onları süprüntüye çevirdik! Zulmedenler kalabalığına, uzaklığın sonuçları yaşatılır!

Ahmet Tekin

Haklı bir gerekçe ile şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe, onların işini bitirdi. Kendilerini bir sel süprüntüsüne çevirdik. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavim rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!

Ahmet Varol

Derken onları hak üzere o korkunç çığlık yakaladı. Böylece onları sel süpürüntüsü haline getirdik. Zâlimler topluluğu uzak olsun!

Ali Bulaç

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.

Ali Fikri Yavuz

Derken onları korkunç bir azab gürültüsü, Allah’dan adalet olarak, yakalayıverdi. Böylece onları bir sel süpürüntüsü yaptık. Artık helâk olsun öyle zalimler!...

Ali Rıza Safa

Ardından, hak ettikleri bir gürleme onları yakaladı. Sonunda, onları süprüntü durumuna getirdik. "Artık, uzak olsun; haksızlık yapanlar toplumu!"

Bayraktar Bayraklı

Nitekim, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Bekir Sadak

Gercekten, onlari bir ciglik yakaladi ve onlari supruntu yigini haline getirdik. Haksizlik eden millet, rahmetden irak olsun!

Celal Yıldırım

Derken korkunç bir ses gerçekten onları yakaladı da bu yüzden onları (kıyılara atılıp itilmiş) çerçöp haline getirdik. Zâlim kavme (rahmet ve yardımdan) uzaklık!.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nitekim kaçınılmaz bir âkıbet olarak onları o korkunç ses yakalayıverdi; böylece sel süprüntüsüne çevirdik onları! Zalimlerin canı cehenneme!

Diyanet İşleri

Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

Diyanet İşleri (eski)

Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!

Diyanet Vakfi

Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken, onları gerçekten korkunç bir ses alıverdi de kendilerini bir sel süpürüntüsü yapıverdik. Artık öyle bir defolmuş oldu ki o topluluk, o zalimler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onları sayha, bihakkın alıverdi de kendilerini bir seyl süpürüntüsü yapıverdik, artık öyle bir defolmuş oldu ki o kavm, o zalimler!

Erhan Aktaş

Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.

Fizilal-il Kuran

Derken ansızın hakettikleri müthiş bir gürültüye tutuluverdiler de kendilerini sel süprüntüsüne dönüştürdük. Kahrolsun zalimler güruhu!

Gültekin Onan

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.

Hamdi Döndüren

Nitekim o korkunç ses onları yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zâlim kavim!

Hasan Basri Çantay

İşte onları o müdhiş (azab) sayha (sı), (Allahın bir) adalet (i) olmak üzere, hemen yakalayıverdi de bir çörçöp haaline getirdik onları. Artık uzak olsun zaalimler güruhu!

Hasib Asutay

Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da, onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim!

Hayrat Neşriyat

Nihâyet, o (korkunç) ses onları hak ile yakaladı da onları bir sel süprüntüsü hâline getirdik. Artık o zâlimler topluluğu helâk olsun!

İbni Kesir

Gerçekten onları müthiş bir çığlık yakaladı. Ve onları bir süprüntü yığını haline getirdik. Zulmeden kavim uzak olsun.

Mehmet Okuyan

(Nitekim) onları bir amaç için korkunç bir ses yakalamış ve kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirmiştik. O zalimler topluluğuna “(Merhametten) uzak olun!” (denmişti).

Muhammed Esed

Ve ani bir darbe şeklinde gelen (cezamız) tam yerinde ve kaçınılmaz olarak onları kıskıvrak yakalayıverir; ve böylece onları sel önünde sürüklenen çerçöp ve köpüğe çeviririz: uzak olsun, böyle bir zalimler toplumu!

Mustafa İslamoğlu

Derken mutlak hakikatin üstün gücü, onları sarsıcı bir bela çığlığı halinde kuşattı. Sonuçta onları selin sürüklediği çer çöpe çevirdik: evet, uzak olsun bu zalimler güruhu!

Ömer Nasuhi Bilmen

Derken onları bihakkın bir sayha yakaladı da Biz onları bir sel süprüntüsü kıldık. Artık zalimler olan kavim için bir uzaklık olsun.

Ömer Öngüt

Nitekim onları vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi. Biz onları bir süprüntü yığını hâline getirdik. Uzak olsun zâlim kavim!

Suat Yıldırım

Derken korkunç bir ses onları bastırıverdi. Adalet yerini buldu. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler güruhunun canı cehenneme!

Süleyman Ateş

Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim!.

Süleymaniye Vakfı

Bunun üzerine hak ettikleri o yüksek ses onları yakaladı ve hepsini çer çöpe çevirdik. Yok olsun yanlışlar içindeki toplumlar!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun üzerine onları gerçek anlamda yüksek bir ses yakaladı, hepsini çere çöpe çevirdik. Zalimler topluluğu uzak olsunlar

Şaban Piriş

Derken onları müthiş bir çığlık yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!

Tefhim-ul Kuran

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun!

Ümit Şimşek

Derken o korkunç ses onları hak ettikleri şekilde yakalayıverdi de hepsini sel süprüntüsüne çevirdik. Yok olsun o zalimler güruhu!

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, o korkunç titreşimli ses onları tam bir biçimde yakaladı da hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Dönmeze gitsin o zalimler topluluğu!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onları qaçılması mümkün olmayan qorxunc bir səs yaxaladı. Biz onları daşqının apardığı çör-çöpə döndərdik. Məhv olsun zalım adamlar!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Bir az sonra) həqiqətən, qorxunc (tükürpədici) bir səs onları bürüdü. Biz onları (sel üstündəki) saman çöpünə döndərdik. Zalım (kafir) tayfa məhv (Allahın rəhmətindən uzaq) olsun!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ein vernichtender Schrei überkam sie zu recht, und Wir vernichteten sie wie Abfall. Verflucht sei das Volk der Frevler!

Almanca — Der Edle Quran

Da ergriff sie zu Recht der Schrei, und so machten Wir sie zu Abschaum. Weg darum mit dem ungerechten Volk!

Almanca — M. A. Rassoul

Da erfaßte sie der Schrei nach Gerechtigkeit, und Wir machten sie zu Spreu. Verflucht sei denn das Volk, das Frevel begeht!

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann richtete der Schrei sie in gerechter Weise zugrunde. Dann machten WIR sie als Überrest. Also nieder mit den unrecht-begehenden Leuten!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there, in due time were they justly overtaken by a direful cry from heaven's realm stirring up a merciless blast reducing them to an assemblage of scum, and so away with the wrongful of actions.

Abdul Haleem

The blast justly struck them and We swept them away like scum. Away with the evildoers!

Abdullah Yusuf Ali

Then the Blast overtook them with justice, and We made them as rubbish of dead leaves (floating on the stream of Time)! So away with the people who do wrong!

Abul A'la Maududi

Then a mighty blast quite justly overtook them, and We reduced them to a rubble. So away with the wrong-doing folk!

Aisha Bewley

The Great Blast seized hold of them inexorably and We turned them into dirty scum. Away with the people of the wrongdoers!

Al-Hilali & Khan

So As-Saihah (torment - awful cry) overtook them in truth (with justice), and We made them as rubbish of dead plants. So away with the people who are Zâlimûn (polytheists, wrong-doers, disbelievers in the Oneness of Allâh, disobedient to His Messengers).

Ali Quli Qarai

So the Cry seized them justifiably and We turned them into a scum. So away with the wrongdoing lot!

Amatul Rahman Omar

Then the punishment overtook them justly and rightfully and We made them as scum (of the flood), so the people who do wrong are far removed (from the mercy of God).

Arthur John Arberry

And the Cry seized them justly, and We made them as scum; so away with the people of the evildoers!

Bijan Moeinian

They deserved the punishment that struck them. I turned them into ruins. The unjust people disappeared.

E. Henry Palmer

And the noise seized them deservedly; and we made them as rubbish borne by a torrent; so, away with the unjust people!

Edip-Layth

So the scream took them with justice, and We made them as dead plants. So away with the wicked people.

George Sale

Wherefore a severe punishment was justly inflicted on them, and We rendered them like the refuse which is carried down by a stream. Away therefore with the ungodly people!

Hamid S. Aziz

He said, "Within a little while they will surely be sorry!"

Mahmoud Ghali

So the Shout took them (away) with the truth, then We made them (as) stubble; so far away (are gone) the unjust people!

Marmaduke Pickthall

So the (Awful) Cry overtook them rightfully, and We made them like as wreckage (that a torrent hurleth). A far removal for wrongdoing folk!

Mohamed Ahmed - Samira

So they were rightly seized by a mighty blast; and We turned them into mouldy rubbish: A good riddance of the wicked people!

Muhammad Asad

And then the blast [of Our punishment] over­took them, justly and unavoidably, and We caused them to become as the flotsam of dead leaves and the scum borne on the surface of a torrent: and so - away with those evildoing folk!

Mustafa Khattab

Then the ˹mighty˺ blast overtook them with justice, and We reduced them to rubble. So away with the wrongdoing people!

Progressive Muslims

So the scream took them with justice, and We made them as dead plants. So away with the wicked people.

Sahih International

So the shriek seized them in truth, and We made them as [plant] stubble. Then away with the wrongdoing people.

Sam Gerrans

Then the Blast seized them with justice, and We made them as decaying herbage: — “Then away with the wrongdoing people!”

Shabbir Ahmed

And then the Blast of (Our Requital) overtook them, justly and inevitably, and We made them as rubbish of dead leaves. (11:68). And so - away with people who wronged their own "Self"!

Syed Vickar Ahamed

Then the blast (an awful cry) came to them with justice, and We made them like rubbish of dead leaves so, away with the wrongdoers!

Taqi Usmani

So the Cry seized them according to the true (promise), and We turned them in to scum. So, away with the wrongdoing people.

The Monotheist Group

So the scream took them with justice, and We made them as dead plants. So away with the wicked people.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca wê qîrîna cansoj bi rastî ew girtin (û helak kirin). Îcar Me ew kirin wekî qafokên ser avê. Dûrbûna ji rehma Xwedê her ji bereka zalim re be!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen greep de schreeuw hen met recht en Wij maakten hen tot rommel. Weg dus met de mensen die onrecht plegen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom werd hun, rechtvaardig, eene gestrenge straf opgelegd, en wij deden hen gelijken op het bezinksel, dat door den stroom wordt medegevoerd. Weg dus met de goddeloozen!

Hollandaca — Siregar

Terecht trof de bliksemslag hen toen, en Wij maakten hen als schuim. Ten onder gaat het onrechtvaardige volk!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И постиг их [неверующих ‘адитов] (поражающий насмерть) шум по праву [за их неверие] (и все они погибли). И сделали Мы их (подобными) (растительному) сору (который несет поток) [их тела высохли]. И да будут же далеки (от милосердия) несправедливые [неверующие] люди!

Rusça — Osmanov

И настиг их трубный глас по справедливости, и Мы обратили их [в нечто подобное] сору [на гребне волны]. Да сгинут нечестивцы!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och en dag genljöd över dem dånet (av Vårt straff), rättvist och nödvändigt, och Vi (sopade bort) dem som torra agnar. Och så var det ute med dessa orättfärdiga människor!