Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.

وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِهِ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهَادِ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ

ve li yeǎ'leme (e)lleƶīne ūtū l-ǐlme ennehu l-Haḳḳu min rabbike fe yu'minū bihi fe tuḣbite lehu ḳulūbuhum ve inne (a)llahe le hādi (e)lleƶīne āmenū ilā SirāTin musteḳīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلِيَعْلَمَve li yeǎ'lemeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve bilsinler diye
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekendilerine
3اُو۫تُواūtūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilenler
4الْعِلْمَl-ǐlmeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameilim
5اَنَّهُennehuonun (Kur'an'ın)
6الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekbir hak (gerçek) olduğunu
7مِنْmin-nden
8رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi-
9فَيُؤْمِنُواfe yu'minūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve inansınlar diye
10بِهِbihiona
11فَتُخْبِتَfe tuḣbiteخ ب تGizlenmek/belirsiz olmak veya itibarını kaybetmek, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar/söz dinleyen olmak, kendini alçaltmak, kendini aşağılamak, hareketsiz/sakin olmakböylece saygı duysun
12لَهُlehuona
13قُلُوبُهُمْḳulūbuhumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbleri
14وَاِنَّve inneve şüphesiz
15اللّٰهَ(a)llaheAllah
16لَهَادِle hādiه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.mutlaka iletir
17الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
18اٰمَنُٓواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(ları)
19اِلٰىilā
20صِرَاطٍSirāTinص ر طDüz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç.yola
21مُسْتَقِيمٍmusteḳīminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhdoğru

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir de bu sûretle kendilerine bilgi verilenler, bilirler ki Kur'ân, Rabbinden gelen bir gerçektir ve artık inanırlar ona, gönülleri, onunla tevâzuya erişir ve şüphe yok ki Allah, inananları elbette doğru yola sevk eder.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir de bu sûretle kendilerine bilgi verilenler, bilirler ki Kurʼân, Rabbinden gelen bir gerçektir ve artık inanırlar ona, gönülleri, onunla tevâzuya erişir ve şüphe yok ki Allah, inananları elbette doğru yola sevk eder.

Adem Uğur

Bir de, kendilerine ilim verilenler, onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.

Ahmed Hulusi

Ayrıca da kendilerine ilim verilenler, onun (şuurlarına yansıyanın) Rabbinden hak olduğunu bilsinler de Ona iman etsinler ve Ona şuurları huşu duysunlar. . . Muhakkak ki Allah iman etmiş kimseleri hakikate yönlendirendir.

Ahmet Tekin

Kendilerine ilim verilen, sorumluluk sahibi âlimler ise, Kur’ân’ın, senin Rabbinden gelen gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak bir kitap olduğunu bilip ona iman ederler, akılları yatar, kalpleri huzura kavuşur, ona saygı duyarlar. Allah iman edenleri doğru, muhkem, güvenli yola, İslâmi hayata iletir.

Ahmet Varol

Bir de kendilerine ilim verilenlerin onun Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilip de ona iman etmeleri ve kalplerinin ona saygı duyması içindir. Şüphesiz Allah iman edenleri doğru yola iletir.

Ali Bulaç

(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir.

Ali Fikri Yavuz

Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur’an’ın muhakkak Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalbleri ona saygı duysun. Çünkü Allah, iman edenleri, doğru bir yola (islâm dinine) iletir.

Ali Rıza Safa

Kendilerine bilgi verilmiş olanlar da Onun Efendinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler. Böylece, Ona inansınlar ve yürekleri Ona saygı duysun. Çünkü kuşkusuz, Allah, inananları, kesinlikle dosdoğru yola eriştirir.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine ilim verilmiş olanlar da Kur'an'ın, senin Rabbinden gelenin hak olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalpleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah, inananları doğru yola iletir.

Bekir Sadak

Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kuran'in, senin Rabbin'den bir gercek oldugunu bilip de ona inanmalari ve gonullerini baglamalari icindir. Allah inananlari suphesiz dogru yola eristirir.

Celal Yıldırım

Ve bir de kendilerine ilim verilenlerin, onun (Kur'ân'ın) senin Rabbından hakk olarak (indirildiğini) bilmeleri ve böylece ona inanıp kalbleri de ona saygı duyarak bağlanması içindir. Hem şüphesiz ki Allah, imân edenleri doğru yola iletendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunu bir de, kendilerine ilim verilenlerin, onun rabbin tarafından gelmiş kesin gerçek olduğunu anlamaları, ona iman etmeleri ve böylece bütün kalpleriyle ona bağlanmaları için yapar. Muhakkak ki Allah iman edenleri dosdoğru bir yola iletir.

Diyanet İşleri

Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.

Diyanet İşleri (eski)

Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kuran'ın, senin Rabbin'den bir gerçek olduğunu bilip de ona inanmaları ve gönüllerini bağlamaları içindir. Allah inananları şüphesiz doğru yola eriştirir.

Diyanet Vakfi

Bir de, kendilerine ilim verilenler, onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'ân'ın şüphesiz Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri ona saygı duysun. Çünkü Allah, iman edenleri doğru yola eriştirir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'an'ın şüphesiz Rabbından gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri O'na saygı duysun. Çünkü Allah iman edenleri doğru bir caddeye çıkarır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de kendilerine ılim verilmiş olanlar muhakkak rabbından gelen hakk olduğunu bilsinler ve ona iyman etsinler de kalbleri ona saygı duysun ve çünkü Allah, iyman edenleri doğru bir caddeye çıkarır

Erhan Aktaş

İlim verilen kimselerin, onun Rabb'inden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalplerinin tatmin olması içindir. Allah, İman Edenler'e dosdoğru yolu gösterendir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İlim verilen kimselerin, onun Rabb'inden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalplerinin tatmin olması içindir. Allah, inananlara dosdoğru yolu gösterendir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İlim verilen kimselerin, onun Rabb'inden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalplerinin tatmin olması içindir. Allah, inananlara dosdoğru yolu gösterendir.

Fizilal-il Kuran

Diğer bir amaç, kendilerine bilgi verilenlerin, Kur'anın Rabb'inin gönderdiği bir gerçek olduğunu anlayarak ona inanmaları, ona karşı yürekten saygı duymalarıdır. Hiç kuşkusuz Allah, mü'minleri doğru yola iletir.

Gültekin Onan

(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kuran'ın) hiç tartışmasız rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona, inansınlar ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Tanrı inananları dosdoğru yola yöneltir.

Hamdi Döndüren

Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, o Kur’an’ın, Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalpleri ona saygıyla bağlansın. Gerçekten Allah, iman edenleri doğru yola ulaştırandır.

Hasan Basri Çantay

Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun (Kur'anın) muhakkak Rabbinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilib de ona (tam) iman etmeleri ve kalblerinden tam bir itmi'nan haasıl olması içindir. Şübhesiz ki Allah, (o suretle) iman edenleri doğru bir yola iletir.

Hasib Asutay

Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da, onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından (gelen) bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalpleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah iman edenleri dosdoğru yola iletir.

Hayrat Neşriyat

Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar, gerçekten onun (bu Kur’ân’ın), Rabbinden(gelen) hak olduğunu bilsin de ona îmân etsinler, derken kalbleri ona gönülden bağlansın! Şübhesiz ki Allah, îmân edenleri dosdoğru bir yola elbette hidâyet edendir.

İbni Kesir

Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun, Rabbından gelme bir gerçek olduğunu bilip inanmaları ve gönüllerini ona bağlamaları içindir. Muhakkak ki Allah; iman edenleri dosdoğru yola iletir.

Mehmet Okuyan

Bir de kendilerine ilim verilenler, onun (Kur’an’ın) Rabbin tarafından (gelmiş) gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar ve kalpleri saygıyla boyun eğsin. Şüphesiz ki Allah iman edenleri doğru yola ulaştırır.

Muhammed Esed

Ve (yine, Allah'ın Şeytan'ın bu çabalarını boşa çıkarması,) doğru bilgiden nasibi olanların bu ilahi mesajın senin Rabbinden ulaşan katıksız gerçek olduğunu kavramaları, O'na inanmaları ve bütün kalpleriyle O'na bağlanıp boyun eğmeleri içindir. Çünkü gerçekten de, Allah imana erişenleri dosdoğru bir yola yöneltir.

Mustafa İslamoğlu

Yine (bunun bir nedeni) de, bilgi ve bilginin amacını kavrayanlar bu (mesajın) Rabbinden gelen hakikatin ta kendisi olduğunu anlasınlar diyedir. Bu sayede ona inanacaklar, nihayet kalpleri ona tam bir teslimiyetle yatışacaktır. Şu bir gerçek ki, Allah inanıp güvenen kimseleri dosdoğru bir yola yöneltir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bir de kendilerine ilim verilmiş olanların bilmesi içindir ki, şüphesiz o, (Kur'an) Rabbin tarafından (gelmiş) bir hakikattır. Artık ona imân etsinler de onun için kalplerine bir itminan husûle gelmiş olsun. Ve şüphe yok ki Allah, imân edenleri elbette müstakim bir yola hidâyet edicidir.

Ömer Öngüt

Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilip ona inanmaları ve bu sayede kalplerinin huzur ve itminana kavuşması içindir. Şüphesiz ki Allah iman edenleri mutlaka dosdoğru bir yola iletir.

Suat Yıldırım

Ve yine, ilimden nasibi olanların bu Kur’ân’ın senin Rabbin tarafından gönderilen gerçeğin ta kendisi olduğunu iyice anlayıp da onu bütün kalpleriyle tasdik edip gönülden tazim ederek bağlanmaları içindir. Elbette Allah iman edenleri dosdoğru yola, isabetli tutuma yöneltir.

Süleyman Ateş

Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da o(Kur'a)nın, Rabbinden (gelen) gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalbleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah, inananları mutlaka doğru yola iletir.

Süleymaniye Vakfı

Ayrıca kendilerine bilgi verilmiş olanların, onun /Kur'an'ın Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilip inanmaları ve kalplerinin ona yatışması içindir. Allah inanıp güvenenleri elbette doğru yola yönlendirir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun (Allah'ın şeytanların karıştırdığına izin vermesinin) bir sebebi de kendilerine o bilginin ulaştığı kimselerin, onun (ayetlerin) senin Sahibinden gelen bir gerçek olduğunu bilmelerini, ona inanmalarını ve kalplerinin ona yatışmasını sağlamaktır. Allah inanıp güvenenleri elbette doğru bir yola yönlendirir.

Şaban Piriş

Kendilerine ilim verilenlerin, onun, Rabbinden gelen gerçek bir vahiy olduğunu bilip, ona inanmaları ve onunla gönüllerini bağlamaları içindir. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola iletir.

Tefhim-ul Kuran

(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Hiç şüphe yok Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltip iletmektedir.

Ümit Şimşek

Bir de, kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'ân'ın sana Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler, kalpleri de ona karşı saygıyla dolsun diye Allah buna müsaade eder. Hiç şüphe yok ki, Allah, iman edenleri dosdoğru bir yola iletecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine ilim verilenler onun, senin Rabbinden bir hak olduğunu bilsinler, ona inansınlar da kalpleri ona saygı duysun diye böyle yapılmıştır. Şu bir gerçek ki Allah Hadi'dir, iman edenleri dosdoğru yola mutlaka ulaştıracaktır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qoy elm verilən kəslər, bu Kitabın Rəbbin tərəfindən göndərilmiş həqiqət olduğunu bilsinlər ki, ona inansınlar və qəlbləri ona bağlansın. Şübhəsiz ki, Allah iman gətirənləri doğru yola yönəldər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və elm verilən kəslər də bilsinlər ki, haqq (Qurʼan) sənin Rəbbindəndir. Artıq ona inansınlar və ürəkləri ondan arxayın olsun. Şübhəsiz ki, Allah iman gətirənləri doğru yola yönəldər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Und auch damit diejenigen, denen Wissen zuteil geworden ist, erkennen, daß es sich gewiß um die von deinem Herrn offenbarte Wahrheit handelt, so daß sie fester daran glauben und ihr ihre Herzen voller Demut zuwenden. Gott leitet die Gläubigen gewiß zum geraden Weg.

Almanca — Der Edle Quran

und damit diejenigen, denen das Wissen gegeben wurde, wissen, daß dies die Wahrheit von deinem Herrn ist, so daß sie daran glauben und ihre Herzen sich dann davor demütigen. Und Allah leitet wahrlich diejenigen, die glauben, zu einem geraden Weg.

Almanca — M. A. Rassoul

Und (Er läßt dies zu,) damit diejenigen, denen das Wissen gegeben wurde, erkennen, daß es die Wahrheit von deinem Herrn ist, auf daß sie daran glauben und ihre Herzen sich Ihm friedvoll unterwerfen mögen. Und siehe, Allah leitet jene, die gläubig sind, auf den geraden Weg.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und damit diejenigen, denen das Wissen zuteil wurde, wissen, daß er (der Quran) doch die Wahrheit von deinem HERRN ist, um den Iman an ihn zu verinnerlichen und ihre Herzen sich ihm gegenüber zu ergeben. Und gewiß, ALLAH ist zweifellos Der Rechtleitende derjenigen, die den Iman verinnerlichten, zu einem geradlinigen Weg.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And those whose hearts are a storehouse of information and imparted knowledge rest assured that this Quran is the truth from Allah, your Creator, and in consequence accept it believe in it and humbly open their hearts' ears thereto. And Allah guides those who acknowledge Him to the path of righteousness.

Abdul Haleem

and He causes those given knowledge to realize that this Revelation is your Lord’s Truth, so that they may believe in it and humble their hearts to Him: God guides the faithful to the straight path.

Abdullah Yusuf Ali

And that those on whom knowledge has been bestowed may learn that the (Qur'an) is the Truth from thy Lord, and that they may believe therein, and their hearts may be made humbly (open) to it: for verily Allah is the Guide of those who believe, to the Straight Way.

Abul A'la Maududi

(He also does this) in order that those endowed with knowledge may know that it is the Truth from your Lord and that they may have faith in it and their hearts may humble themselves before Him. Verily Allah always directs those that believe to the Right Way.

Aisha Bewley

and so that those who have been given knowledge will know it is the truth from their Lord and have iman in it and their hearts will be humbled to Him. Allah guides those who have iman to a straight path.

Al-Hilali & Khan

And that those who have been given knowledge may know that it (this Qur’ân) is the truth from your Lord, so that they may believe therein, and their hearts may submit to it with humility. And verily, Allâh is the Guide of those who believe, to the Straight Path.

Ali Quli Qarai

That those who have been given knowledge may know that it is the truth from your Lord, and so they may have faith in it, and their hearts may be humbled before Him. Indeed Allah guides those who have faith to a straight path.

Amatul Rahman Omar

And (He permits this) so that those who have been given knowledge may know that this (Qur'ân) is the truth from your Lord and may believe in it and humble themselves before Him from their very hearts. And Allâh will indeed be the Guide of those who believe, to the straight and right path.

Arthur John Arberry

and that they who have been given knowledge may know that it is the truth from thy Lord and believe in it, and so their hearts be humble unto Him; and assuredly God ever guides those who believe to a straight path.

Bijan Moeinian

Such trial, also, gives the opportunity to those who have earned the knowledge to realize that this Qur’an is the Truth sent by the Lord and that they may choose to believe in it (knowing and choosing are two different things. ) God will make such people sensitive to His Revelations and guide those who have chosen to believe to the right path.

E. Henry Palmer

and that those who have been given 'the knowledge' may know that it is the truth from thy Lord, and may believe therein, and that their hearts may be lowly; for, verily, God surely will guide those who believe into a right way.

Edip-Layth

To let those who have been given knowledge know that it is the truth from your Lord, and they will acknowledge it, and their hearts will soften to it. God will guide those who acknowledge to a straight path.

George Sale

And that they on whom knowledge hath been bestowed, may know that this book is the truth from thy Lord, and may believe therein; and that their hearts may acquiesce in the same: For God is surely the director of those who believe, into the right way.

Hamid S. Aziz

That He may make that which Satan introduces a trial unto those in whose heart is a disease, and those whose heart are hardened - verily, the wrongdoers are in a wide schism -

Mahmoud Ghali

And that the ones who were brought knowledge may know that it is the Truth from your Lord, (and) so they believe in it; then their hearts be venerating to Him; and surely Allah indeed guides the ones who have believed to a straight Path.

Marmaduke Pickthall

And that those who have been given knowledge may know that it is the truth from thy Lord, so that they may believe therein and their hearts may submit humbly unto Him. Lo! Allah verily is guiding those who believe unto a right path.

Mohamed Ahmed - Samira

At the same time those who have been given knowledge may know that this is the truth from your Lord, and come to believe in it, and their hearts become submissive to Him. Verily God guides those who believe, to the even path.

Muhammad Asad

And [God renders Satan’s aspersions null and void] so that they who are endowed with [innate] knowledge might know that this [divine writ] is the truth from thy Sustainer, and that they aught believe in it, and that their hearts might humbly submit unto Him. For, behold, God does guide onto a straight way those who have attained to faith –

Mustafa Khattab

˹This is˺ also so that those gifted with knowledge would know that this ˹revelation˺ is the truth from your Lord, so they have faith in it, and so their hearts would submit humbly to it. And Allah surely guides the believers to the Straight Path.

Progressive Muslims

And to let those who have been given knowledge know that it is the truth from your Lord, and they will believe in it, and their hearts will soften to it. And God will guide those who believe to a straight path.

Sahih International

And so those who were given knowledge may know that it is the truth from your Lord and [therefore] believe in it, and their hearts humbly submit to it. And indeed is Allah the Guide of those who have believed to a straight path.

Sam Gerrans

And that those given knowledge might know that it is the truth from thy Lord, and believe in it, and their hearts might humble themselves to Him; and God guides those who heed warning to a straight path.

Shabbir Ahmed

Those who are blessed with true knowledge, will recognize your Lord's Truth, accept it, and then settle it in their hearts and humbly submit to Him. Surely, Allah alone is the Guide of those who truly believe, to the Straight Path. (5:48), (15:19).

Syed Vickar Ahamed

And that those to whom knowledge has been granted may learn that (the Quran) is the Truth from your Lord, and that they may believe in it, and their hearts may be made humbly (open) to it: For surely Allah is the Guide to the Straight Path, for those who believe.

Taqi Usmani

and so that those who have been given knowledge may know that it (i.e. the revelation recited by the prophet) is the truth from your Lord, and they may believe in it and their hearts may become humble towards it. Allah is the Guide of the believers to the straight path.

The Monotheist Group

Andto let those who have been given knowledge knowthat it is the truth from your Lord, and they will believe in it, and their hearts will soften to it. And God will guide those who believe to a straight path.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et afin que ceux à qui le savoir a été donné sachent que (le Coran) est en effet, la Vérité venant de ton Seigneur, quʹils y croient alors, et que leurs cœurs sʹy soumettent en toute humilité. Allah guide certes vers le droit chemin ceux qui croient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Û da ku ew kesên ku zanîn (Quran) ji wan re hatiye dayîn, bizanin ku ev (Quran) heq e û ji cem Xwedayê te hatiye hinartin. Vêca da ku bawerî pê bînin û dilên wan pê aram bibe. Bêguman Xwedê berê wan ên ku bawerî aniye dide bal riya rast û durist ve.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en opdat zij aan wie de kennis is gegeven weten dat het de waarheid is van jouw Heer zodat zij erin geloven, en opdat hun harten nederig op Hem vertrouwen. God leidt hen die geloven op een juiste weg.

Hollandaca — Siregar

En zodat degenen die kennis gegeven is, zullen weten dat het de Waarheid van jouw Heer is, zodat zij erin geloven en zij hun harten aan Hem onderwerpen. En voorwaar, Allah zal de gelovigen zeker leiden op een recht Pad.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И это происходит для того,) чтобы знали те, кому даровано знание [верующие, которые отличают истину от лжи], что это [то, что Аллах стирает то, что бросает сатана] – истина от твоего Господа, чтобы они уверовали в него [в то, что Аллах стер брошенное сатаной], и чтобы их сердца смиренно покорились Ему. И, поистине, Аллах, непременно, ведет верующих к прямому пути. [Эта вера и эта покорность происходит только по милости и содействию Аллаха.]

Rusça — Osmanov

[Аллах являет знамения], дабы те, кому даровано знание, ведали, что Коран - это истина от твоего Господа; чтобы они уверовали в Него и смирились сердцами пред Ним. Воистину, Аллах наставляет уверовавших на прямой путь.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och (det sker) för att de som har fått del av kunskap skall veta att denna (heliga Skrift) är sanningen från din Herre och tro på den och för att deras hjärtan skall ta emot den med ödmjukhet. Gud leder helt visst dem som har tro till en rak väg;