Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.

وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَعِينَ

ve neSarnāhu mine l-ḳavmi (e)lleƶīne keƶƶebū bi āyātinā innehum kānū ḳavme sev'in fe eğraḳnāhum ecmeǐyne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَنَصَرْنَاهُve neSarnāhuن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakve onu koruduk
2مِنَmine-nden
3الْقَوْمِl-ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi-
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
5كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayan
6بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
7اِنَّهُمْinnehumçünkü onlar
8كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmuşlardı
9قَوْمَḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir kavim
10سَوْءٍsev'inس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötü
11فَاَغْرَقْنَاهُمْfe eğraḳnāhumغ ر قBattı, boğuldu, aşağı doğru inip kayboldu, ihtiyacı kalmadı, yayı sonuna kadar çekti, geçti/geride bıraktı, meşgul etti, sıkıntılarla bunalmış adam, tek yudum, süslendi, zorunlu, aniden/şiddetli bir şekilde, birine yaklaşmakbiz de onları boğmuştuk
12اَجْمَعِينَecmeǐyneج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.hepsini

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve delillerimizi yalanlayan bir topluluğa karşı yardım etmiştik ona; gerçekten de kötü bir topluluktu onlar ve bu yüzden hepsini de sulara boğmuştuk.

Adem Uğur

Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.

Ahmed Hulusi

Ona, kendilerindeki işaretlerimizi yalanlayan halka (karşı) yardım etmiştik. . . Muhakkak ki onlar kötü bir topluluk idi. . . Biz de onların hepsini birden suda boğduk.

Ahmet Tekin

Âyetlerimizi, mûcizelerimizi yalanlayan kavimden onu koruduk. Onlar bilinçli olarak serâpâ suça, günaha batmış bir kavimdi. Onların hepsini tufanda boğduk.

Ahmet Varol

Ayetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım ettik. Onlar kötü bir kavimdiler, biz de onların tümünü suda boğduk.

Ali Bulaç

Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yardım edip öcünü aldık'. Şüphesiz onlar, kötü bir kavimdi, biz de onların tümünü suya batırıp boğduk.

Ali Fikri Yavuz

Bir de âyetlerimizi tekzip eden o kavimden Nûh’u kurtarıp öcünü aldık. Gerçekten onlar, kötü bir kavim idiler. Biz de hepsini birden boğduk.

Ali Rıza Safa

Ve ayetlerimizi yalanlayan bir toplumdan, Onu koruduk. Aslında, onlar, kötü bir toplumdu; sonunda tümünü boğduk.

Bayraktar Bayraklı

Nuh'u, ayetlerimizi inkar eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavimdi. Bu yüzden hepsini suya gömdük.

Bekir Sadak

Ayetlerimizi yalanlayan millete karsi ona yardim ettik. Dogrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda bogduk.

Celal Yıldırım

Ve âyetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım edip intikam aldık. Şüphesiz ki onlar kötü bir kavim idi; biz de hepsini olduğu gibi (tufanda) boğduk.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden korumuştuk. Gerçekten onlar, kötü insanlardı; bu yüzden hepsini suda boğduk.

Diyanet İşleri

Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.

Diyanet İşleri (eski)

Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda boğduk.

Diyanet Vakfi

Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Âyetlerimizi yalanlayan kavminden onun öcünü aldık. Şüphesiz onlar kötü bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) boğduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ayetlerimize yalan diyen kavimden öcünü aldık. Gerçekten onlar kötü bir kavimdiler, Biz de hepsini birden boğuverdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ayetlerimizi tekzib eden kavmden öcünü aldık, hakikat onlar kötü bir kavm idiler, biz de hepsini birden gargettik

Erhan Aktaş

Ayetlerimizi yalanlayan bir halka karşı ona yardım ettik. Onlar kötü bir halktı. Bundan dolayı Biz de hepsini boğduk.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Âyetlerimizi yalanlayan bir halka karşı ona yardım ettik. Onlar kötü bir halktı. Bundan dolayı Biz de hepsini boğduk.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ayetlerimizi yalanlayan bir halka karşı ona yardım ettik. Onlar kötü bir toplumdu. Bundan dolayı Biz de hepsini suda boğduk.

Fizilal-il Kuran

Onu ayetlerimizi yalanlayan soydaşlarının şerrinden kurtardık. Onlar gerçekten kötü bir toplumdu. Bu yüzden hepsini sularda boğduk.

Gültekin Onan

Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yardım edip öcünü aldık.' Şüphesiz onlar kötü bir kavimdi, biz de onların tümünü suya batırıp boğduk.

Hamdi Döndüren

Onu, âyetlerimizi yalanlayan kavminden koruduk. Gerçekten onlar, kötü bir toplum idiler. Bu yüzden onların hepsini suda boğduk.

Hasan Basri Çantay

Onun, ayetlerimizi yalanlayan kavminden, biz öcünü aldık. Hakıykat onlar kötü bir kavmdiler. Biz de işte topunu birden (suda) boğduk.

Hasib Asutay

Âyetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım etmiştik. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler. Biz de onların hepsini (suda) boğduk.

Hayrat Neşriyat

Âyetlerimizi yalanlayan o kavme karşı ona yardım ettik. Gerçekten onlar, kötü bir kavim idiler de onları hep birlikte suda boğduk.

İbni Kesir

Ayetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar; kötü bir kavim idiler. Biz de hepsini birden suda boğduk.

Mehmet Okuyan

Onu, delillerimizi inkâr eden o toplumdan korumuştuk. Şüphesiz ki onlar, kötü bir toplumdu; hepsini (suda) boğmuştuk.

Muhammed Esed

Onu, ayetlerimizi yalanlayan bir topluma karşı korumuştuk; gerçekten de günaha gömülüp gitmiş bir toplumdu onlar ve bu yüzden Biz de onların hepsini boğuverdik.

Mustafa İslamoğlu

Yine onu, ayetlerimizi yalanlamakta ısrar eden bir topluma karşı desteklemiştik: zira onlar da ahlaken yozlaşmış bir toplumdu; bu yüzden Biz de tümünü boğulmaya terk ettik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Bizim âyetlerimizi tekzîp eden bir kavimden O'nu muaf ettik, şüphe yok ki, onlar kötülük yapan bir kavim idiler. Artık onları cümleten gark ediverdik.

Ömer Öngüt

Âyetlerimizi yalanlayan bir kavme karşı ona yardım ettik. Gerçekten onlar fenâ bir kavimdi. Bu yüzden hepsini birden suda boğduk.

Suat Yıldırım

Âyetlerimizi yalan sayan halka karşı da ona destek olup onlardaki haklarını aldık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idi. Bu yüzden Biz de onların hepsini suda boğduk.

Süleyman Ateş

Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden onun öcünü almıştık. Onlar, kötü bir kavim olmuşlardı, biz de onların hepsini boğmuştuk.

Süleymaniye Vakfı

Ayetlerimiz karşısında yalana sarılan o topluluğa karşı Nuh'a yardım etmiştik. Onlar kötü bir topluluktu. Sonunda hepsini suda boğduk .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan o topluluktan dolayı Nuh'a yardım etmiştik. Onlar kötü bir topluluğa dönüşmüşlerdi. Biz de hepsini boğduk.

Şaban Piriş

Ayetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım etmiştik. Çünkü onlar kötü bir toplum idi, bu sebeple onların hepsini suda boğmuştuk.

Tefhim-ul Kuran

Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yardım edip öcünü aldık.' Şüphesiz onlar, kötü bir kavimdi, biz de onların tümünü suya batırıp boğduk.

Ümit Şimşek

Böylece, âyetlerimizi yalanlayan kavimden onu koruduk. Onlar gerçekten de çok kötü bir kavimdi; Biz de onların hepsini birden boğduk.

Yaşar Nuri Öztürk

Ona, ayetlerimizi yalanlayan topluluğa karşı yardım ettik. Kötülüğün toplumuydu onlar. Hepsini birden batırıp boğduk.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onu ayələrimizi yalan hesab edən adamlardan müdafiə etdik. Doğrudan da onlar pis adamlar idilər. Odur ki, Biz onların hamısını suya batırdıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz ayələrimizi yalan hesab edən bir qövmə qarşı ona yardım göstərmişdik. Onlar, həqiqətən, pis bir camaat idilər. Buna görə də Biz onların hamısını (suya) qərq etdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir standen ihm gegen die Menschen bei, die Unsere Zeichen verleugneten. Sie waren Übeltäter, so ließen Wir sie allesamt ertrinken.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir halfen ihm vor den Leuten, die Unsere Zeichen für Lüge erklärten. Sie waren ja böse Leute, und so ließen Wir sie allesamt ertrinken.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir halfen ihm gegen das Volk, das Unsere Zeichen verwarf. Sie waren wahrlich ein ruchloses Volk; so ertränkten Wir sie alle.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR schützten ihn vor den Leuten, die Unsere Ayat ableugneten. Gewiß, sie waren Leute der Schlechtigkeit, dann ertränkten WIR sie allesamt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We rescued him from the people who rejected Our divine signs and denied Our Omnipotence and Authority; they were people who bode ill and were given to evil, and in consequence We drowned them all

Abdul Haleem

and We helped him against the people who rejected Our signs- they were evil people, so We drowned them all.

Abdullah Yusuf Ali

We helped him against people who rejected Our Signs: truly they were a people given to Evil: so We drowned them (in the Flood) all together.

Abul A'la Maududi

and We helped him against a people who rejected Our signs as false. They were indeed an evil people and so We drowned them all.

Aisha Bewley

We helped him against the people who rejected Our Signs. They were an evil people and We drowned them, every one.

Al-Hilali & Khan

We helped him against the people who denied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.). Verily, they were a people given to evil. So We drowned them all.

Ali Quli Qarai

And We helped him against the people who denied Our signs. They were indeed an evil lot; so We drowned them all.

Amatul Rahman Omar

And We helped him against the people who cried lies to Our Messages. They were surely people given to evil, so We drowned them all.

Arthur John Arberry

and We helped him against the people who cried lies to Our signs; surely they were an evil people, so We drowned them all together.

Bijan Moeinian

I gave him victory over those who were denying My Revelations. They were indeed evil people. This is why I drowned them all.

E. Henry Palmer

and we helped him against the people who said our signs were lies; verily, they were a bad people, so we drowned them all together.

Edip-Layth

We granted him victory against the people that denied Our signs. They were a people of evil, so We drowned them all.

George Sale

And We protected him from the people who accused our signs of falsehood; for they were a wicked people, wherefore We drowned them all.

Hamid S. Aziz

And Noah, of old times, when he called We answered him and saved him and his people from the great affliction,

Mahmoud Ghali

And We vindicated him against the people who cried lies to Our signs; surely they were woeful people, so We drowned them all together.

Marmaduke Pickthall

And delivered him from the people who denied Our revelations. Lo! they were folk of evil, therefor did We drown them all.

Mohamed Ahmed - Samira

And We helped him against the people who rejected Our signs as lies. They were a wicked people indeed, so We drowned them one and all.

Muhammad Asad

and [how] We succoured him against the people who had given the lie to Our messages: verily, they were people lost in evil - and [so] We caused them all to drown.

Mustafa Khattab

And We made him prevail over those who had rejected Our signs. They were truly an evil people, so We drowned them all.

Progressive Muslims

And We granted him victory against the people that denied Our revelations. They were a people of evil, so We drowned them all.

Sahih International

And We saved him from the people who denied Our signs. Indeed, they were a people of evil, so We drowned them, all together.

Sam Gerrans

And We helped him against the people who denied Our proofs; they were a people of evil, so We drowned them all together.

Shabbir Ahmed

We delivered him from the people who rejected Our Commands. They were a people given to inequities and oppressing the weak and We caused all of them to drown.

Syed Vickar Ahamed

We helped him against people who rejected Our Signs: Truly, they were a people given to evil: So We drowned them all (in the Flood).

Taqi Usmani

and helped him against the people who gave the lie to Our verses. Indeed, they were the people of evil, therefore, We drowned them all.

The Monotheist Group

AndWe granted him victory against the people who denied Our revelations. They were a people of evil, so We drowned them all.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et Nous le secourûmes contre le peuple qui traitait Nos prodiges de mensonges. Ils furent vraiment des gens du Mal. Nous les noyâmes donc tous.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ew ji (şerê) wî gelê ku bawerî bi ayetên me nedianîn parast. Bêguman ew xelkekî neqenc bû; ji ber vê yekê me ew tev binav û xerq kirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hielpen hem ook tegen de mensen die Onze tekenen loochenden. Dat waren slechte mensen. Dus lieten Wij hen allen tezamen verdrinken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij beschermden hem tegen het volk dat onze teekens van valschheid beschuldigde; want zij waren zondaren, weshalve wij hen allen verdronken.

Hollandaca — Siregar

En Wij hielpen hem tegen het volk dat Onze Tekorten loochende. Voorwaar, zij waren een slecht volk. Toen deden Wij hen allen verdrinken.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Мы поддержали его против людей, которые отвергали Наши знамения, ибо они были злодеями, и Мы потопили их всех.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi gav honom styrka att stå emot folket, som avvisade Våra budskap som lögn; dessa människor var i sanning fördärvade och Vi dränkte dem alla.